1
2
3
4
5
6

30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun.

Bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü, bize armağan edenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz.

BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

 Kadınların adalet arayışını "işyükü" olarak göremezsiniz!


 Kadınlara karşı suçların, suç olmaktan çıkarılması:


“Pazarlık”, “arabuluculuk/uzlaştırma”, “erteleme”, “paraya çevirme”, “ön ödeme” ile geçiştirilmesi kabul edilemez!


 16 Temmuz 2015 günü basında yeralan haberlerden, Adalet Bakanlığı’nın 5 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheliler ile savcılık arasında "pazarlık" ile cezanın 1 yıla indirilmesi, ertelenmesi, para cezasına çevrilmesi ya da kamu hizmeti gibi seçenek yaptırımlar uygulanmasını sağlayacak bir yasa taslağı hazırlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Taslağa göre, pek çok suçun yanı sıra; hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, sarkıntılık, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz gibi kadınları yakından ilgilendiren suçlar da, bu “pazarlık usulü”ne tabi tutulacak. Pazarlık konusunda mağdurun onayı alınmayacak; failin talebi yeterli olacak ve failin mahkeme önüne çıkması bile gerekmeyebilecek. Ayrıca, halen üst sınırı 3 ay olan suçlardaki “önödeme” sınırı 2 yıla çıkartılarak, her gün için 20 TL üzerinden bulunacak miktarı ödeyenlere dava açılmayacak. Böylece suçlulara, parası neyse ödeyip cezadan kurtulma yolu açılacak. Öte yandan, “alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi” bahanesi ile halen Ceza Yargılaması Yasası’nda, şikâyete bağlı olsalar dahi, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların (102, 103, 104 ve 105. maddeler) uzlaşmaya tâbi olmaması kuralı tahrip edilecek. Kamuoyuna hatırlatmak isteriz ki, kadınlar olarak tüm itirazlarımıza rağmen, TCK’da 2014 yılında yapılan değişiklik ile cinsel suçlarda “sarkıntılık” kavramı geri getirilmiş ve kimi cinsel suçlarda 5-10 yıl arası olan ceza; 2-5 yıla indirilmişti. Böylece kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlarda bir “gizli af” getirildi. Şimdi bir yıl sonra, 2015’te bir adım daha ileri gidilmekte ve bu suçlarda uzlaştırma/parasallaştırma ile ikinci bir büyük af ve suç olmaktan çıkarma operasyonu yapılmaktadır! Kadınlara karşı suçlar; adım adım, konu konu suç olmaktan çıkarılmaktadır. Oysa ki, kadına karşı şiddetle ilgili 6284 sayılı yasa ve 1 Ağustos 2014 tarihinde Türkiye’de yürürlüğe giren, Avrupa Konseyi Ev İçi Şiddet ve Kadın Yönelik Her Türlü Şiddetin Önlenmesine Dair Sözleşme’nin (İstanbul Sözleşmesi) 3. maddesi gereğince “Kadınlara yönelik şiddet, ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir ve bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi”dir. Ve İstanbul Sözleşmesi 48/1 maddesinde, psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik, kadına karşı tüm şiddet biçimleriyle ilgili olarak “arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri” alma görevi yüklemektedir. 1 (Ayrıca hatırlatmak gerekir ki, İstanbul Sözleşmesi 48/2 maddesinde, “Taraf Devletlere, suça karşı bir para cezası emredildiği takdirde, failin mağdura karşı mâli yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceğini göz önünde bulundurmak üzere gereken yasal ve diğer tedbirleri alma” görevini de yüklemektedir. Oysa bu taslakta, kadınlara karşı yaralama, cinsel suçlar dahil birçok suçta para cezası getirilirken, İstanbul Sözleşmesi’nin bu gereği de unutulmuştur). Günde en az beş kadının öldürülmekte olduğu bir ülkede, siyasi iktidarların şiddeti daha başladığında, kadınlara karşı ilk hakaret, ilk tehdit, ilk şantaj, ilk yaralama vb. suçlarda daha etkin cezalar getirerek çözmesi gerekirken; bu suçları daha da yaptırımsız hale getirmeye çalışması dehşet verici bir girişimdir. Adalet Bakanlığı, 32 maddeden oluşan bu "Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı"nı, 10.07.2015 tarihinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına göndermiş. Ama bu taslak, ne AKP hükümeti ile müzakere/mücadele ile 2005 TCK reformunu sağlayan “TCK Kadın Platformu”na; ne de 2012 tarihli 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddet Yasası için mücadele eden, Türkiye kadın hareketi temsilcisi 251 kadın örgütünün oluşturduğu “Şiddete Son Kadın Platformu”na gönderilmedi. Demokratik bir ülkede, bu tür yasa tasarıları, ilgili hükümet dışı örgütlerle birlikte hazırlanır; onların görüşleri, onayları alınmadan yasalaştırılması hayallerinin kurulması bile düşünülemez. Sonuç olarak bizler, Türkiye kadın hareketini/LGBTİ hareketi dışlayarak hazırlanan hiçbir yasayı kabul etmeyeceğiz. Çünkü: Kadın-erkek, ülkedeki tüm yurttaşların hayatlarını yakından ilgilendiren konularda siyasi iktidarlar, tek başlarına hiçbir konuyu belirleyememelidirler. 2005 TCK’sı ve devamında getirilen sistem, suç ve ceza adaletinde ciddi sorunlar yaratmıştır. Kadın/erkek bireye karşı işlenen tüm “hafif” sayılan suçlar, hükmün açıklanmasının ertelenmesi, paraya çevrilmesi, olmadı takdir/iyi hal indirimi ile neredeyse “cezasız” bırakılmıştır. Getirilmek istenen bu yeni ceza sistemi ile bir adım daha ilerlemek ve adeta bireylere karşı suçlar, suç olmaktan çıkartılmak istenmektedir. Ayrıca hukuk sistemine sokulan ve adeta iktidarca atanan “arabulucular/uzlaştırmacılar” kategorisi ile yargı daha da “özelleştirilmektedir”. Özetle: Kadın ya da erkek, herhangi bir bireye karşı, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, eziyet, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, çevrenin kirletilmesi, imar kirliliğine neden olma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti gibi suçlar, bir toplum halinde yaşamayı tehdit eden önemli suçlardır. Devlet bu suçları cezasız bıraktığında, daha büyük suçları teşvik ediyor demektir. Kadına tehdit suç olmadığında, ardından gelen “cinayet” de yargı sistemince meşru olmaktadır! 2 Biz kadınlar olarak, bu yeni TCK taslağının, sadece “CEZA YARGISI” yükünü hafifletme, sadece “CEZAEVLERİ”ni boşaltma amaçlı olmadığını biliyoruz. Bu nedenle: - Kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya; - Kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırma girişimlerine; - Kadın/erkek tüm yurttaşların haklarına, güvenliğine ve onuruna karşı suçları, halktan “yeni bir vergi toplama yöntemi” haline getirmeye; - Hukuk sistemini (iktidar atamalı) arabulucular/uzlaştırmacılar olarak parça parça özelleştirmeye; - “Müstehcenlikle mücadele” ve “çocukları koruma” bahanesiyle özgürlüklerimizin daha da kısıtlanmasına; - Yargıç kararı bile olmadan, “terörle mücadele” bahanesiyle, şirket, dernek, parti, vakıf iletişiminin tespiti, dinlenmesi, gizli soruşturmacı (ajan) görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme yapılmasına;   Dair son TCK taslağınızı tümüyle reddediyoruz. Ayrıca, 7 Haziran seçimleri sonrası kullanmakta olduğunuz “geçici hükümet” pozisyonunuzda bile, bu kadar “saldırgan” bir yasa değişikliği düşünebiliyor olmanızı kınıyor; 7 Haziran seçimlerinde % 60 Meclis temsili ile yasama gücü elde etmiş bulunan muhalefetin, en azından bu TCK değişikliği çabasını boşa çıkarmasını diliyoruz. Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ) iletisim@esitiz.com 21 Temmuz 2015

Şeker Bayramınız Kutlu Olsun.

Eşitliğin gerçekleştiği, yoksulluk, acının ve savaşların olmadığı bir dünya özlemiyle...

KA.DER'İN BASIN BÜLTENİNDEKİ TÜM TESPİTLERE AYNEN KATILIYOR, BU BASIN BÜLTENİNE BİZ DE İMZAMIZI ATIYORUZ.

TBMM’DE 453 ERKEK 97 KADIN VEKİL VARSA
TÜRKİYE'DE “GERÇEK” DEMOKRASİ YOKTUR!

Siyasette var olmak isteyen kadınların sindirilmeye çalışıldığı bir seçim döneminden geçtik. TBMM’ye girebilen 4 partiden 3’ünde erkek yöneticiler, erkek adayları listelere yerleştirdi, üç partide kadın aday oranı yüzde 20’yi bile bulamadı.

Yoğun kampanyalar, eylemler, lobi çalışmaları ve 1 partinin yüzde 49 kadın aday göstermesi ile TBMM’de kadın temsili yüzde 14’ten yüzde 18’e çıktı! AK Parti’den 41, CHP’den 20, MHP’den 4 ve HDP’den 32 kadın TBMM’ye girdi.

Bu artış, kadınların sevinebileceği, ülkemiz açısından gurur duyulacak, bizi “kadın temsili ve gelişmişlik” açısından uluslararası alanda üst sıralara çıkartacak bir oran değildir. Kadınlar “yüzde 50 temsil oranı” talep etti ama sonuç, kadınların kendileri için karar almasını sağlayacak oran olan “yüzde 30”un çok altında kaldı.

KA.DER olarak seçim sonuçlarını değerlendirirken, yıllardır kurduğumuz bir cümleyi, bir kez daha, üzülerek ve isyan ederek kuruyoruz: TBMM, yine kadınların iradesi yok sayılarak, Türkiye’nin yarısı “eksik” temsil edilecek şekilde oluştu. Siyasetçiler “bir kez daha” eşitlik ilkesine karşı çıktı, gerçek demokrasi hiçe sayıldı!

KA.DER olarak, tüm kadınlar adına, nüfusun yarısı adına yeni TBMM’den taleplerimiz var:

· Yeni kurulacak hükümette bakanların ve bakan yardımcılarının yarısı kadın olmalıdır.

· Tüm bakanlıklar, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği giderici politikalar üretmelidir.

· Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın adına ve görev tanımına “Kadın” kelimesi ve kadınlarla ilgili politikalar eklenmelidir.

· Başta Anayasa Komisyonu olmak üzere, TBMM’de kurulacak tüm komisyonlarda üyelerin yarısı kadın milletvekillerinden oluşmalıdır.

· Yeni Anayasa yapılırken kadın örgütlerinin görüş ve önerileri alınmalıdır.

· Kadını aileden bağımsız, eşit ve özgür bir birey olarak gören Anayasa yapılmalıdır. Anayasa Komisyonu üyelerinin yarısı kadınlardan oluşturulmalıdır.
· Resmi nikah kıymadan dini nikah yaptıranlara ve evlilik cüzdanını görmeden bu nikahı kıyan din görevlisine verilen cezanın iptali kararı kaldırılmalıdır. Çocuk yaşta evlilikler ve erkek çok eşliliği engellenmelidir.

· Mecliste kadın cinayetleri ile ilgili daimi komisyon ve alanda çalışan kadın örgütlerinin oluşturacağı izleme komisyonu kurulmalıdır.

· Şiddetten korumada kadınlar arasında ayrımcılık yapılmamalıdır.

· Kadına karşı işlenen suçlarda iyi hal durumundan cezai indirimler kaldırılmalıdır (Özgecan Yasası).

Bu taleplerimiz yerine getirilmedikçe, TBMM’de ve kamu görevlerinde kadın oranı yüzde 50 olmadıkça mücadelemizi sürdüreceğiz.

KA.DER Genel Başkanı Gönül Karahanoğlu

Türk Kadınlar Birliği'nin 35.Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Genel Başkanlığa Av.Sema Kendirci Uğurman yeniden seçildi.

Türk Kadınlar Birliği'nin 35. Olağan Genel Kurulu

23 Mayıs 2015 Cumartesi günü Ankara'da gerçekleşecek.

TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ CEDAW SEKRETERYASINI SÜRDÜRÜYOR

BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılaması Sözlemeşmesi(CEDAW)'nin Türkiye Sekreteryasını TKB 2005 yılından beri sürdürmektedir.

Proje Çalışmalarımız Devam Ediyor.

Kız çocukları da çocuktur! Projesinin atölye çalışmaları, Konya, Karaman ve Ereğli şubelerimizde başlatıldı.
Devamını Oku ..>

2015 Genel Seçimleri Yaklaşırken Kadınların Bir Çift Sözü Var!

Yettiniz artık! Kadınsız demokrasi olmaz! Hayatlarımızı bizim dışımızda belirleyen, hayatta kalabilmenin sorumluluğunu ise bize yükleyen bu sistem, devam edemez!...
Devamını Oku ..>

Kadına şiddet saatli bomba mı?

Toplumda infial uyandıran Özgecan Aslan cinayetine duyulan tepkilerin de etkisiyle kadına yönelik şiddet ve cinayetlere ilişkin olarak Türk Ceza Kanunu'nda daha caydırıcı cezalara yer verilmesi artık kaçınılmaz. Mevcut sistemdeki malvarlığına karşı işlenen suçların cezalarının can güvenliği ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara verilen cezalardan yüksek oluşu, kabul edilemez.
Devamını Oku ..>
Şubeler / Etkinlikler / Haberler

Bedia Muvahhid 21.Tiyatro Ödül Törenini Onurlandırmanızı Dileriz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları İle Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi'nin Birlikte Oluşturduğu 31.Gençlik Günleri Kapsamında Düzenlenen
Devamını Oku ..>

91. Kuruluş Yıldönümü Etkinliği

TKB Eskişehir Şubesinin 91.Kuruluş Yıldönümü Etkinliği
Devamını Oku ..>

Karaman Şubesi Proje Çalışmalarına Hız Verdi.

"Kız Çocukları da Çocuktur" projesi çerçevesinde Belediye'de ve Halk Eğitim Merkezinde kursiyer kadınlar için bilgilendirme toplantıları yaptı.
Devamını Oku ..>
Bu site Türk Kadınlar Birliği resmi sitesidir.
Copyright © 2015