1
2
3
4
5
6

Kadın Cinayetlerine Dair Kadın ve LGBTİ Örgütlerinden Ortak Bildirge

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!

Biz aşağıda imzası olan kadın ve LGBTİ örgütleri, Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nun (EŞİTİZ) 24 Ekim ve 19 Aralık 2015 tarihlerinde, İstanbul’da, düzenlediği iki ayrı toplantıda bir araya gelerek veya süreci takip edip toplantı sonuçlarını aramızda tartışarak, Türkiye’de yaşanan sorunların yasalardan değil, yasaların uygulanmaması ya da cinsiyetçi biçimde uygulanmasından kaynaklandığı saptamasında ve aşağıdaki konularda fikirlerimizi ortaklaştırdık. 

İlk olarak “Kadın Cinayetlerinde Cezaların Ağırlaştırılması, Haksız Tahrik ve İyi hal İndirimlerinin 
Kaldırılması Bizim Ortak Talebimiz mi?” sorusunu tartıştık, şunları belirledik: 



 *
 Türkiye’de kadına karşı şiddet konusundaki güncel devlet politikası, ikili bir yapı taşıyor. Bu politikanın birinci ayağı, kadın erkek eşitliğini kabul etmeyen bir devlet propagandası ile kadına karşı şiddetin kışkırtılması ve bu şiddetin ilk tezahürleri olan kadınlara yönelik aşağılama, ayrımcılık, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, cinsel taciz ve cinsel saldırılar gibi suçların çeşitli mekanizmalar ile cezasız bırakılmasıdır. Güncel devlet politikasının ikinci ayağı ise, konu kadına karşı şiddetin uç noktaları olan tecavüz ve cinayet olduğunda daha da ağır cezaların istenmesi üzerine kuruludur. Oysa gerek tecavüz ve gerekse de kadın cinayetleri için TCK’daki cezalar yeterince ağırdır. Sorun, tecavüzcülerin ve katillerin çoğunun cinsiyetçi ve yasaya aykırı yargı kararlarıyla aklanması ya da daha düşük cezalarla cezalandırılması olarak karşımıza çıkıyor.


* Yargıda özelikle “tahrik” ve “iyi hal” gerekçeleriyle yapılan “erkeklik indirimleri” olarak adlandırılabileceğimiz cinsiyetçi kararlar, bizzat yasanın kendisine aykırıdır. Örneğin Bianet’in medyaya yansıyan haberler üzerinden yaptığı araştırmaya göre, kadın cinayetlerinde, sanıkların sadece % 45’i tahrik ve iyi hal indirimlerinden faydalanmıştır.Sanıkların % 55’inin bu indirimlerden yararlandırılmamış olması, kadın hareketinin başarısıdır ve var olan yasaların cinsiyetçi olmayan bir biçimde uygulanabileceğinin de kanıtıdır. YineBianet’in araştırmasına göre, kadın cinayeti davalarının %65’inde sanıkların %29’u“ağırlaştırılmış müebbet”, % 35’i ise “müebbet hapis” cezasına çarptırılmıştır. Ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezaları zaten yeterince ağır cezalardır. Bunlardan daha ağır cezalar istemek; idam, linç, koğuş infazı, hadım, kısas gibi bireysel ve toplumsal öç alma mekanizmalarını meşrulaştırıcı bir taleptir. Tüm bunlar, yaygınlaşan şiddet kültüründen beslenen ve onu daha da besleyen cezalandırma yöntemleridir. Ağır cezaların hiçbir biçimde caydırıcı olmadığı dünya ve ülke gerçekleri ile ortadadır. Asıl olan, cinsiyetçi ve yasaya aykırı uygulamalarının ortadan kaldırılmasıdır. 


* Kaldı ki, erkek şiddeti salt bireysel bir tutum değildir. Arkasında erkek egemen, cinsiyetçi birsistem ve bu sistemin kadınları baskı altında tutmaya yönelik sistematik çabası yatmaktadır. Bugün Türkiye’de bu sistem, dozu giderek artan ve yaygınlaşan dev bir propaganda mekanizması ile kadınları geleneksel/cinsiyetçi kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlamak; buna itiraz eden kadınları ise, şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırmak üzerine kurgulanmıştır.


* TCK’da “erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” indirimi yoktur. Bu ve benzeri tüm haksız tahrikindirimleri, cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Aynı şekilde, TCK’da “kravat” indirimi de


yoktur.Bu türden “iyi hal” indirimleri de cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Cezaindirimlerinin bu cinsiyetçi uygulanışına itiraz ederken; “tüm ceza indirimleri kaldırılsın”demek, o suçu kışkırtan tüm eril yapıyı ve toplumsal mekanizmaları göz ardı ederek, tümsuçları sadece bireye fatura etmek ve o bireyi “sosyal idama” mahkum etmek anlamınagelmektedir.


* Bu nedenle şu anda Türkiye’de acil sorun, yasa maddelerinin değiştirilmesinden çok,kadınlara karşı işlenen şiddet suçlarında Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi)gereklerinin yerine getirilmesidir. Acilen İstanbul Sözleşmesi’nde düzenlendiği üzere “kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak kabul edilmemesini” sağlamak ve aynı sözleşme gereği, “mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları”nın gerekçe yapılmasını yasaklamak üzere gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yargıçlara ve savcılara verilecek tek günlük bir eğitimle ve çıkartılacak tek bir içtihadı birleştirme kararı ile bu cinsiyetçi yargı yorumlarına son vermek mümkündür.


* Yaygın medyanın da desteği ile şu anda “Özgecan Aslan Yasası” adı altında yürütülmekte olan “cezalar artırılsın, indirimler kaldırılsın” kampanyası; devletin kadına karşı şiddeti körükleyen politikalarının gözden kaçırılmasına; kamuoyunun dikkati ve baskısını, cezaların yetersizliğine ve yargının verdiği yanlış kararlara odaklamaya çalışmaktadır. Medyanın da desteği ile yürütülen ve temel mesajı sadece "cezalar artsın, indirimler kalksın" olan bu kampanya, sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Çözüm, Özgecan Aslan ve onun gibi katledilen yüzlerce kadının katillerini yaratan ve cezasız bırakan sistemi, bu durumu körükleyen devlet politikalarını ve devletin kadına karşı şiddeti ortadan kaldırma yükümlülüğünü görünmez hale getiren kampanyalar ya da yasalarda yapılacak ufak tefek tadilatlar değil; gerçek bir kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği sağlamak için yaratılacak etkin kurumsal mekanizmalardadır.


İkinci tartışma konumuz, hükümetin “Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” idi. “Kadına Karşı Şiddet Konusunda Arabuluculuk / Uzlaştırma, Basit Yargılama Usulü ve Pazarlık” konusunda, toplantıya katılan tüm kadın platformları, kadın örgütleri ve bağımsız kadınlar olarak aşağıdaki konularda ortaklaştık:


* Bugün Türkiye’de yasal düzeyde en önemli sorun, tecavüz ve cinayete varmayan şiddet suçlarındaki cezaların paraya çevirme ve erteleme gibi nedenlerle; denetimli serbestlik üzerinden çıkartılan gizli aflarla cezasız bırakılmasıdır. Açıktır ki, şiddetle mücadelede asıl etkili olacak yöntem, cinayetlere uzanan şiddet zincirinin ilk halkalarında kadınlar için güçlendirici, erkekler için caydırıcı etkide bir ceza politikasıdır. Siyasi iktidar, bu konuda herhangi bir adım atmayı düşünmediği gibi; tam tersine, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar da dahil olmak üzere cezası beş yıla kadar olan suçlarda, basit yargılama, pazarlık ve uzlaşma getiren bir yasa hazırlığı içindedir. Oysa ki, İstanbul Sözleşmesi 48/1 maddesinde, psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik, kadına karşı tüm şiddet biçimleriyle ilgili olarak“arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm 


süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri” alma görevi yüklemektedir. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin 56/g hükmü, “mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kollukta, mümkün olduğu ölçüde önlenmesini sağlama” gerekliliğini düzenlemekte iken, Hükümet taslağı, mağduru 45 gün sürecek bir pazarlığın içine çekmeye çalışmaktadır. Kadınlarla ilgili davaları “yargıya iş yükü” olarak gören; kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya, kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırmaya çalışan bu taslak derhal geri çekilmelidir.


Kadına karşı şiddetle mücadele için, öncelikle ve acilen;


* Kadın erkek eşitliğinin sağlanması; kalıplaşmış cinsiyet rolleri, örf, adet, din, gelenek, kültür 


vb. hiçbir mazeret ileri sürülmeksizin kadına karşı şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası olarak ilan edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin tüm gerekleri ilgili kadın ve LGBTİ örgütleriyle birlikte yaşama geçirilmelidir.


*Devlet mekanizmaları ve toplumsal yaşamın her alanında kadınların eşit temsili sağlanmalıdır.


* İstanbul Sözleşmesi’nin de devletleri yükümlü tuttuğu üzere, şiddetle mücadele içinsığınaklar, kadın danışma merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri ve alo şiddet hattı ülke çapında ve kadınların ve LGBTİ bireylerin kolaylıkla ulaşabilecekleri yaygın bir ağ olarak devlet kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içinde olacakları bir şekilde kurulmalıdır.


* Derhal, kadın cinayetlerini önleme ve can güvenliği riski bulunan vakaların bizzat takibi görevi bulunan kadın cinayetleri ile ilgili bir birim oluşturulmalıdır. 6284 Sayılı Yasa çalışmaları sırasında, 260’ın üzerinde kadın örgütünün oluşturduğu Şiddete Son Platformu’nun kadın cinayetleri ile ilgili özel bir birim kurulması önerisi iktidar tarafından reddedilmiştir. Aradan geçen süre içinde artmaya devam eden kadın cinayetlerinin, doğrudan doğruya bu konuyla ilgili bir birim kurulmaksızın önlenemeyeceği artık kabul edilmelidir. Aynen Tanık Koruma Kurulu gibi, aynı ve ek yetkiler ve olanaklar ile donatılmış Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma Genel Müdürlükleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları temsilcileri, Adli Tıp temsilcisi ve kadına karşı şiddet alanında çalışan hükümet dışı kadın örgütü temsilcilerinden oluşan bir özel birim kurulmalıdır.


Bizler kadın ve LGBTİ alanında çalışan örgütler olarak, yukarıdaki konularda tartışmış ve anlaşmış bulunuyoruz. 


Herhangi bir örgütün, kadın/erkek milletvekili ve diğerlerinin, bu konularda bizler adına konuşmasını kabul etmiyoruz. Ana akım ya da alternatif olma iddiasındaki hiçbir medya mecrasının da kendi sol ya da sağ, ama son tahlilde cinsiyetçi, muhafazakar, ahlakçı, zihinsel kodlarını bize dayatmasını istemiyoruz. Bu dayatmaların bizim sözümüzü boğmasına, kendi gündemlerini dayatmasına izin  vermeyeceğiz!



Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)


Adıyaman Kadın Yaşam Derneği


Ankara Feminist Kolektif


Antalya Kadın Danışma Merkezi Ve Dayanışma Derneği


Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi 


Bağımsız Kadın Derneği Mersin


Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği


Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)


Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği


Ergani Selis Kadın Derneği


Eşit Yaşam Derneği


Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)


Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu


EVKAD-Adana


Femin Art (tüm şubeleri)


Filmmor Kadın Kooperatifi


Gökkuşağı Kadın Derneği


İstanbul LGBTI Dayanışma Derneği


İzmir Kadın Dayanışma Derneği


Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi


Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER)


Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu


Kadın Çalışmaları Derneği


Kadın Dayanışma Vakfı


Kadın Mühendisler Grubu


Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM)


Kadın Yazarlar Derneği


Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği


Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)


Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)


KAOS GL


Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği


Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği


Kırmız Biber Derneği


Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği


Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği


Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği (MOKİD)


Mersin 7 Renk Derneği


Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı


Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği


Muğla Kadın Dayanışma Grubu


Muş Kadın Çatısı Derneği


Muş Kadın Derneği


Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği


Siyah Pembe Üçgen İzmir


Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD LGBT)


Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği


Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu


Türk Kadınlar Birliği (tüm şubeleri)


Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (22 şubesi)


Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu


Türkiye Yunanistan Kadınları Barış Girişimi (Winpeace) 


Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği


Van Kadın Derneği (VAKAD)


Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP) 


 

Yeni Yılınız Kutlu Olsun.

Yeni yılın tüm ülkemize Eşitlik, Özgürlük, Adalet ve Barışla gelmesini diliyorum. 

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü

Eşitliğin, Özgürlüğün, Adaletin ve barışın bizim için var olduğu gerçek demokrasiye ulaşmak umuduyla İnsan Hakları Günü'nü kutluyoruz.

Ülkemizde Kadının Seçme ve Seçilme Hakkını Kazanmasının 81.Yıl dönümü Kutlu Olsun.

Türk Kadınlar Birliği, siyasi kazanımların en büyüğünün  81. Yıldönümünü, 5 Aralık'ta yurdun dört bir yanından ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden gelen, başkanları ve tüm üyeleriyle birlikte  Söke Şubesinin ev sahipliğinde kutlayacak. 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü

Biz kadınlar, Eşitlik ve Özgürlüğün önündeki şiddet engelini, örgütlü mücadelemizle ortadan kaldıracağız.

24 Kasım 2015
Öğretmenler Günü

Bilimsel ve Laik Eğitimin savunucuları Öğretmenlerimizi, geleceğimizin güvencesi olarak

Saygıyla  Selamlıyoruz. 






TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ CEDAW SEKRETERYASINI SÜRDÜRÜYOR

BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılaması Sözlemeşmesi(CEDAW)'nin Türkiye Sekreteryasını TKB 2005 yılından beri sürdürmektedir.

Kadınlar tetik durun

Devlet tercihini net olarak yapmalı, önceliğin kadının annelik, evinin kadını olduğu argümanlarından öte onun birey olarak haklarının tanınmasında olduğunu kabul etmeli, zorlaştırmaktan öte, kadının boşanma hakkını kullanmasının önündeki engelleri kaldırmalıdır.
Devamını Oku ..>

Proje Çalışmalarımız Devam Ediyor.

Kız çocukları da çocuktur! Projesinin atölye çalışmaları, Konya, Karaman ve Ereğli şubelerimizde başlatıldı.
Devamını Oku ..>
Şubeler / Etkinlikler / Haberler

TKB Beyoğlu Şubemizin Eğitim Alanındaki Etkinliği

Özel Eğitim Sınıfı ve Laboratuvar Açılışı
Devamını Oku ..>

5 Aralık Kadının Seçme ve Seçilme Hakkını Kazanmasının 81. Yıldönümü

Türk Kadınlar Birliği üyeleri Söke'de buluştu.
Devamını Oku ..>
Bu site Türk Kadınlar Birliği resmi sitesidir.
Copyright © 2015