Eşitlik Mücadelesinde
98. Yıl

CEDAW TAVS��YE KARARLARI




1

KADINLARA KARŞI AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ KOMİTESİ

GENEL TAVSİYE KARARLARI

1986 2016

2

CEDAW KOMİTESİ GENEL TAVSİYE KARARLARI LİSTESİ

(1986-2016)

Tarih

Sayı

Başlık/Açıklama

1986

1

Taraf devletlerin rapor sunum tarihleri ve rapor içerikleri

1987

2

Raporların biçim, içerik ve tarihleri

1987

3

Kalıplaşmış yargılarla mücadele

1987

4

Sözleşme’ye konulan çekincelerin gözden geçirilmesi

1988

5

Geçici özel tedbirlerden yararlanılması

1988

6

Politikaların oluşturulması, kadınların durumlarının izlenmesi, Taraf Devletlerin ve Komitenin Raporlarının yaygınlaştırılması

1988

7

Komite hizmetleriyle ilgili eşgüdüm, oturumların yeri, kaynaklara ilişkin tedbirler, raporların BM’nin resmi dillerine çevrilmesi

1988

8

Kadınların uluslararası düzeyde hükümetlerini temsil etmeleri ve uluslararası kuruluşların faaliyetlerine katılmalarına yönelik tedbirler

1989

9

Kadınların durumuna ilişkin istatistiki veriler

1989

10

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin kabulün 10. yıldönümü

1989

11

Rapor hazırlama yükümlülüğüne ilişkin teknik danışmanlık hizmetleri

1989

12

Kadına Yönelik Şiddet

1989

13

Eşit İşe Eşit Ücret İlkesi

1990

14

Kadın sünneti

1990

15

Edinilmiş Bağışık Yetmezliği Sendromunun (AIDS) önlenmesi ve kontrolüne yönelik ulusal stratejilerde kadınlara karşı ayrımcılığın önlemesi

1991

16

Kırsal ve kentsel aile işletmelerinde ücretsiz kadın emeği

1991

17

Kadınların ücretsiz ev içi faaliyetlerinin ölçümü ve niceliğinin belirlenmesi ve gayri safi milli hasılada dikkate alınması

3

Tarih

Sayı

Başlık/Açıklama

1991

18

Engelli kadınlar

1992

19

Kadına Yönelik Şiddet

1992

20

Sözleşmeye konulan çekinceler

1994

21

Evlilik ve aile içi ilişkilerde eşitlik

1995

22

Sözleşmenin 10.Maddesinin değiştirilmesi

1997

23

Madde 7 ve 8 ile ilgili tavsiyeler

1999

24

Madde 12: Kadın ve Sağlık

2004

25

Sözleşmesi’nin 4.Maddesinin 1.Paragrafında Yer Alan Geçici Özel Önlemler

2008

26

Göçmen Kadın İşçiler

2010

27

Yaşlı Kadınların Kendilerinin ve İnsan Haklarının Korunması

2010

28

Sözleşmenin 2.Maddesi uyarınca Taraf Devletlerin En Temel Yükümlülükleri

2013

29

Sözleşmesi’nin 16.Maddesi’ne İlişkin Genel Tavsiyeler-Evlilik ve aile ilişkileri ile bunların bozulmasının ekonomik sonuçları

2013

30

Çatışmanın Önlenmesi, Çatışma ve Çatışma Sonrası Durumlarda Kadın

2014

31

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin 31 Sayılı ve Çocuk Hakları Komitesinin 18 Sayılı Zararlı Uygulamalara İlişkin Ortak Genel Tavsiye Kararı/Genel Yorumu

2014

32

Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin kadınların mülteci, sığınmacı, uyrukluk ve uyruksuzluk statülerinin toplumsal cinsiyetle ilgili boyutlarına ilişkin 32 Sayılı Genel Tavsiye Kararı

2015

33

Kadınların Adalete Erişimleri

2016

34

Kırsal Kesim Kadınlarının Hakları

4

1 Sayılı Tavsiye Kararı (5.Oturum, 1986)

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin (CEDAW) 18.maddesine göre sunulan başlangıç raporları, sunum tarihine kadar olan durumu kapsamalıdır. Daha sonra, ilk raporun sunulması gereken tarihi takiben asgari dört yılda bir rapor sunulmalıdır ve bu raporlar Sözleşmenin bütünüyle uygulanmasında karşılaşılan engelleri ve bu engelleri aşmak için alınan tedbirleri içermelidir.

2 Sayılı Tavsiye Kararı (6.Oturum, 1987)

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Taraf devletlerin, Sözleşmenin 18.maddesi altındaki yükümlülükleri uyarınca sundukları başlangıç raporlarının, ilgili taraf Devlete ilişkin mevcut bilgileri kılavuz ilkeler ışığında yeteri kadar yansıtmaması nedeniyle Komitenin çeşitli zorluklarla karşılaşmış olduğunu kaydederek,

(a) Taraf Devletlerin, işbu Sözleşmenin 18.maddesine göre hazırladıkları raporlarda, biçim, içerik ve tarihlere ilişkin olarak, Ağustos 1983 tarihinde kabul edilen genel kılavuz ilkelere (CEDAW/C/7)1 uyması gerektiğini;

(b) Taraf Devletlerin 1986 tarihinde aşağıdaki şartlarla kabul edilen tavsiye kararına uymaları gerektiğini;2

“Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin (CEDAW) 18.maddesine göre sunulan başlangıç raporları, sunum tarihine kadar olan durumu kapsamalıdır. Daha sonra, ilk raporun sunulması gereken tarihi takiben asgari dört yılda bir rapor sunulmalıdır ve bu raporlar Sözleşmenin bütünüyle uygulanmasında karşılaşılan engelleri ve bu engelleri aşmak için alınan tedbirleri içermelidir.”3

(c) Bir taraf devletin raporuna ek olarak sunulan bilgilerin, raporun değerlendirileceği oturumdan en az üç ay önce Sekretaryaya gönderilmesi gerektiğini tavsiye etmektedir.

1 Komitenin 11 Ağustos 1983 tarihli 24.toplantısında kabul edilmiştir.

2 Genel Kurul Resmi Kayıtları, 41.Oturum, Ek No. 45, paragraf 362.

3 1 No’lu Tavsiye Kararı Komitenin 5.oturumunda kabul edilmiştir.

5

3 Sayılı Tavsiye Kararı (6.oturum, 1987)

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin, 1983 yılından bu yana taraf Devletlerce hazırlanmış 34 raporu değerlendirmiş olduğunu dikkate alarak,

Bundan başka, farklı gelişmişlik düzeyindeki Devletlerden gelseler de, raporlarda kadınlarla ilgili sosyo-kültürel etmenlerden kaynaklanan, cinsiyete dayalı ayrımcılığın sürmesine neden olan ve Sözleşmenin 5.Maddesinin uygulanmasını tehlikeye atan kalıplaşmış anlayışların farklı düzeylerde varlığını gösteren unsurlara yer verildiğini dikkate alarak,

Tüm taraf Devletleri, kadınların sosyal eşitliği ilkesinin tam olarak işlerlik kazanmasını engelleyen önyargıların ve mevcut uygulamaların ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak üzere, etkin olarak eğitim ve kamu bilgilendirme programları başlatmaya çağırmaktadır.

4 Sayılı Tavsiye Kararı (6.oturum, 1987)

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Oturumlarında taraf Devletlere ait raporları incelemiş,

Sözleşmenin hedef ve amacına ters düşen çekince sayısının fazlalığından kaygı duyarak,

Taraf Devletlerin koydukları çekinceleri 1988 yılında New York’ta gerçekleşecek bir sonraki toplantıda gözden geçirme kararını memnuniyetle karşılamakta ve bu çerçevede, ilgili tüm Taraf Devletlerin koydukları çekinceleri geri almak üzere yeniden gözden geçirmesini önermektedir.

5 Sayılı Tavsiye Kararı (7.Oturum, 1988)

Geçici Özel Tedbirler

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Taraf Devletlerin sunduğu rapor, başlangıç yorumları ve yanıtların, ayırımcılık içeren yasaların yürürlükten kaldırılması ya da değiştirilmesi konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmekle birlikte, kadın ve erkek eşitliğini fiilen sağlanmasını destekleyen tedbirleri başlatarak

6

Sözleşmenin tam olarak uygulanması için çalışmaların yürütülmesi gerektiğine halen ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğini kaydederek,

Sözleşmenin 4 (1).Maddesini göz önünde bulundurarak,

Taraf Devletlerin kadınların eğitim, ekonomi, siyaset ve işgücü piyasasıyla bütünleşmelerini sağlamak üzere pozitif eylem, tercihli muamele ya da kota sistemi gibi geçici özel tedbirlerden daha çok yararlanmasını tavsiye etmektedir.

6 Sayılı Tavsiye Kararı (7.oturum, 1988)

Etkin Ulusal Mekanizma ve Tanıtım

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine taraf Devletlerin raporlarını göz önünde tutarak,

30 Kasım 1987 tarihli ve 42/60 Sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurul kararına dikkat çekerek göz önünde bulundurarak,

Taraf Devletlerin,

1. Üst düzey yönetimde ve yeterli kaynak, yetki ve sorumluluğa sahip ve ayrıca:

(a) Hükümet politikalarının kadınlar üzerindeki etkilerine dair tavsiyelerde bulunacak;

(b) Kadınların durumunu kapsamlı bir şekilde izleyecek,

(c) Yeni politikalar oluşturulmasına ve ayrımcılığı önlemeye yönelik strateji ve tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasına yardımcı olacak;

2. Sözleşmenin, taraf Devletlerin Sözleşmenin 18.Maddesi altında hazırladıkları raporların ve Komitenin ilgili Devletin dilinde hazırladıkları raporların yayılmasını sağlamak amacıyla uygun adımlar atmalarını;

7

3. Sözleşmenin ve Komite raporlarının çevirisinde Genel Sekreterin ve Kamu Bilgilendirme Bölümünün yardımını almalarını;

4. Başlangıç ve periyodik raporlarına bu tavsiyeye ilişkin gerçekleştirdikleri eylemlere dair bilgileri dâhil etmelerini tavsiye etmektedir.

7 Sayılı Tavsiye Kararı (7.oturum, 1988)

Kaynaklar

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Komiteyi ve taraf Devletleri, Komitenin gelecekte oturumlarının Viyana’da gerçekleştirilmesi önerisini dikkate almaya çağıran 40/39, 41/108 ve özellikle de 42/60 (14.paragraf) sayılı Genel Kurul kararlarını kaydederek,

Genel Sekreteri insan hakları antlaşmalarının uygulanmasına ve antlaşmaya dayalı yapıların sundukları hizmetlere ilişkin olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Merkezi ile Sekretaryanın Sosyal Kalkınma ve İnsani Sorunlar Merkezi arasındaki eşgüdümü güçlendirmeye çağıran 42/105 sayılı kararı ve özellikle bu kararın 11.paragrafını göz önünde bulundurarak,

Taraf Devletlere:

1. Komitenin hizmetleriyle ilgili olarak, Cenevre’deki İnsan Hakları Merkezi ile Viyana’daki Sosyal Kalkınma ve İnsani Sorunlar Merkezi arasındaki eşgüdümü güçlendirmeye yönelik önerileri desteklemeye devam etmelerini;

2. Komitenin New York ve Viyana’da toplanmasına ilişkin önerileri desteklemelerini;

3. Komitenin, Sözleşme altındaki hizmetlerini gerçekleştirmesi için yeterli kaynak ve hizmetlere ve özellikle de Komitenin oturumlar öncesi ve oturum boyunca hazırlıklı olmasını sağlayacak tam zamanlı personele sahip olmasını sağlayacak tüm gerekli ve uygun tedbirleri almalarını;

8

4. Ek rapor ve diğer materyallerin dağıtımı ve Komisyonun değerlendirmesine sunulması için gecikmeksizin Birleşmiş Milletlerin resmi dillerine çevrilebilmesi amacıyla, gereken zamanda Sekretaryaya sunulmasını sağlamalarını tavsiye etmektedir.

8 Sayılı Tavsiye Kararı (7.oturum, 1988)

Sözleşmenin 8.Maddesinin Uygulanması

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Sözleşmenin 18.Maddesi gereği taraf Devletlerce sunulan raporları değerlendirmiş olarak,

Kadınların hükümetlerini uluslararası düzeyde temsil etme ve uluslararası kuruluşların faaliyetlerine katılmaya yönelik olanaklardan erkeklerle eşit şartlarda ve hiçbir ayırım gözetmeksizin yararlanmaları için gerekli bütün tedbirlerin alınmasını ve Sözleşmenin 8.Maddesinin tam anlamıyla uygulanmasını sağlamak amacıyla, Taraf Devletlerin Sözleşmenin 4.Maddesi ışığında daha fazla sayıda doğrudan tedbir almalarını tavsiye etmektedir.

9 Sayılı Tavsiye Kararı (8.oturum, 1989)

Kadınların durumuna ilişkin istatistiki veriler

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

İstatistiki verilerin, Sözleşmeye taraf her bir Devletteki kadınların gerçek durumunu anlamak için zaruri olduğunu göz önünde bulundurarak,

Komiteye incelenmesi için rapor sunan pek çok taraf Devletin istatistiki bilgi sağlamadığını gözlemlemiş olarak,

Taraf Devletlerin, genel nüfus sayımı ve diğer sosyal ve ekonomik anketleri planlamakla sorumlu ulusal istatistik kurumlarının soru formlarını, verilerin toplumsal cinsiyete göre, hem rakamsal hem de yüzdesel olarak ayrıştırılabilmesine olanak verecek ve böylelikle ilgili kullanıcıların belirli bir sektördeki kadınların durumuna ilişkin bilgileri kolaylıkla elde etmelerini sağlayacak şekilde biçimlendirmelerini sağlamak için her türlü çabayı göstermelerini tavsiye etmektedir.

9

10 Sayılı Tavsiye Kararı (8.oturum, 1989)

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin kabulün 10. yıldönümü

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

18 Aralık 1989 tarihinin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin kabul edilişinin 10. yılı olmasını göz önünde bulundurarak,

Ve ayrıca, bu 10 yıl içerisinde Sözleşmenin, Birleşmiş Milletlerin üye devletlerin toplumlarında cinsiyetler arası eşitliği sağlamak amacıyla kabul ettiği en etkin araçlardan biri olduğunu kaydederek,

Etkin ulusal mekanizma ve tanıtıma ilişkin 6 No’lu Tavsiye Kararını (7.oturum, 1988) göz önünde bulundurarak,

Sözleşmenin kabul edilişinin 10. yıldönümü olması münasebetiyle, taraf Devletlerin aşağıdaki şu hususları dikkate almasını tavsiye etmektedir:

1. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin, Sözleşmenin ana dillerinde ve Sözleşme hakkında bilgi sağlamaya yönelik olarak kendi ülkelerinde tanıtımı için konferans ve seminer gibi programlar gerçekleştirmek;

2. Ülkelerindeki ulusal kadın örgütlerini, Sözleşme ve uygulanmasına ilişkin tanıtım kampanyaları için işbirliğine çağırmak ve ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeydeki hükümet-dışı örgütleri Sözleşmeyi ve uygulanmasını tanıtma yönünde teşvik etmek;

3. Sözleşmenin ilkelerinin ve özellikle de kadınların Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler sistemin her türlü düzeydeki faaliyetlerine katılımı ile ilgili 8.Maddenin tam olarak hayata geçirilmesini sağlayacak faaliyetleri teşvik etmek;

4. Genel Sekreterin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 10. yıldönümünü kutlamak üzere, uzman kuruluşlarla işbirliği içerisinde ve Sözleşme ve uygulanmasına ilişkin yazılı ve diğer materyalleri Birleşmiş Milletlerin tüm resmi dillerinde yayımlamasını ve dağıtımını yapmasını, Sözleşmeye ilişkin televizyon belgeselleri hazırlamasını

10

ve ilk defa 1985 yılında Nairobi’de yapılan Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı: Eşitlik, Kalkınma ve Barışın Kazanımlarını Gözden Geçirmek ve Değerlendirmek için Düzenlenen Dünya Konferansı için yayımlanan Komite raporunun (A/CONF.116/13) güncelleştirilmesi ve yeniden yayımlanması için taraf Devletlerce sağlanan bilgilerin analizi için Viyana’daki Birleşmiş Milletler Sosyal Kalkınma ve İnsani Sorunlar Merkezi Kadının İlerlemesi Bölümüne gerekli kaynakların sağlamasını talep etmek.

11 Sayılı Tavsiye Kararı (8.oturum, 1989)

Rapor hazırlama yükümlülüğüne ilişkin teknik danışmanlık hizmetleri

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

3 Mart 1989 tarihi itibarı ile, 96 devletin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini onaylamış olduğunu göz önünde bulundurarak,

Bu tarihe kadar 60 adet başlangıç raporunun ve 19 adet ikinci periyodik raporun alınmış olduğunu dikkate alarak,

36 başlangıç raporu ve 36 ikinci periyodik raporun 3 Mart 1989 tarihine kadar gönderilmiş olması gerektiği halde henüz alınmamış olduğunu kaydederek,

43/115 No’lu Genel Kurul kararının 9.paragrafında, Genel Sekreterin uluslararası insan hakları araçları altında rapor hazırlama yükümlülüklerini yerine getirilmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan ülkeler için, mevcut kaynaklarla ve danışmanlık hizmetleri programının önceliklerini göz önünde tutarak ilave eğitim kursları düzenlemesi gerektiğini vurgulayan talebi memnuniyetle karşılayarak,

Taraf Devletlere, bu Devletlerin Sözleşmenin 18.Maddesi altındaki rapor hazırlama yükümlülüklerini yerine getirmelerinde, talep ettiklerinde destek sağlayacak teknik danışmanlık hizmeti ve eğitim seminerleri projelerini teşvik etme ve desteklemelerini; ayrıca, bu projelerde yer almalarını tavsiye etmektedir.

11

12 Sayılı Tavsiye Kararı (8.oturum, 1989)

Kadına Yönelik Şiddet

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Sözleşmenin 2, 5, 11, 12 ve 16.Maddelerinin, taraf Devletlerin kadınları aile içinde, işyerinde veya toplumsal hayatın herhangi bir düzeyinde kendilerine yönelik her türlü şiddetten korumak amacıyla hareket etmesini gerektirdiğini göz önünde tutarak,

Ekonomik ve Sosyal Konseyin 1988/27 sayılı kararını göz önünde tutarak,

Taraf Devletlerin Komiteye sundukları periyodik raporlara aşağıdaki bilgileri dâhil etmelerini tavsiye etmektedir:

1. Kadınların günlük hayatta karşılaştıkları her türden şiddet vakasına karşı (cinselliğe dayalı şiddet, aile içi istismar, işyerinde cinsel taciz, vb.) kadınları korumaya yönelik yürürlükteki mevzuat;

2. Bu şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla alınan diğer tedbirler;

3. Saldırı veya istismar mağduru kadınlara yönelik mevcut destek hizmetleri;

4. Kadınlara yönelik her türden şiddet vakasına ve bu şiddet mağduru kadınlara ilişkin istatistiki veriler.

13 Sayılı Tavsiye Kararı (8.oturum, 1989)

Eşit İşe Eşit Ücret İlkesi

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine taraf olan Devletlerin büyük çoğunluğunun, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Eşit Değerde İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkındaki 100 No’lu Sözleşmesini onaylamış olduğunu kaydederek,

12

Ve ayrıca bahsi geçen Sözleşme uyarınca 1983 yılından bu yana Devletlerden gelen 51 başlangıç raporu ve 5 ikinci periyodik raporunun incelemiş olduğunu hatırlayarak,

Devletlerin sundukları raporların eşit işe eşit ücret ilkesinin pek çok ülkenin mevzuatında kabul edilmiş olduğunu göstermekle birlikte bu ilkenin uygulamada geçerli olabilmesi ve işgücü piyasasında toplumsal cinsiyete bağlı ayırımın ortadan kaldırılabilmesi için yapılması gereken pek çok şey bulunduğunu ortaya koyduğunu göz önünde bulundurarak,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine taraf Devletlere:

1. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin tam olarak uygulanabilmesi için, şimdiye kadar 100 No’lu ILO Sözleşmesini onaylamamış taraf Devletlerin Sözleşmeyi onaylamaları yönünde teşvik edilmeleri gerektiğini;

2. Kadınların ağırlıkta olduğu farklı nitelikteki işlerin değerlerini, erkeklerin ağırlıkta olduğu işlerle karşılaştırmaya olanak sağlayacak, cinsiyet ayırımı gözetmeyen kriterlere göre hazırlanmış iş değerlendirme sistemleri hazırlama, geliştirme ve benimsemeyi dikkate almaları ve bununla ilgili kazanımları Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesine sundukları raporlara dâhil etmeleri gerektiğini;

3. İlgili olduğu durumlarda eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulamada sağlanması için, toplu sözleşme ile ilgili bir uygulama mekanizması oluşturulmasını desteklemeleri ve tarafların bununla ilgili girişimlerini mümkün olduğunca teşvik etmeleri gerektiğini tavsiye etmektedir.

14 Sayılı Tavsiye Kararı (9.oturum, 1990)

Kadın sünneti

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadın sünneti uygulamalarının ve kadınların sağlığını tehdit eden diğer geleneksel uygulamaların sürmesinden kaygı duyarak,

Hükümetlerin ve bu türden uygulamaların görüldüğü ülkelerdeki ulusal kadın örgütlerinin, hükümet-dışı örgütlerin, Dünya Sağlık Örgütü ve BM Çocuk Fonu gibi Birleşmiş Milletler

13

sisteminin içinde yer olan organların ve ayrıca İnsan Hakları Komisyonu ve Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonunun, kadın sünneti gibi bu türden geleneksel uygulamaların kadınlar ve çocuklar üzerinde ciddi sağlık ve diğer sorunları yarattığını özellikle kabul etmiş olmalarını memnuniyetle karşılayarak,

Kadınların ve Çocukların Sağlığını Etkileyen Geleneksel Uygulamalar Özel Raportörü1 ve Geleneksel Uygulamalar Özel Çalışma Grubunun2 çalışmalarını ilgiyle dikkate alarak,

Kadınların, kadın ve çocukların sağlık ve iyiliğine zararlı olan uygulamaları belirlemede ve bu uygulamalarla mücadele etmede önemli bir rol oynadığını teslim ederek,

Kadınlar ve tüm ilgili gruplarca alınan önemli önlemlerin Hükümetler tarafından desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerektiğine inanarak,

Kadın sünneti gibi zararlı uygulamaların sürmesine neden olan kültürel, geleneksel ve ekonomik baskıların mevcudiyetine ciddi kaygılarla dikkat çekerek,

Taraf Devletlere:

(a) Kadın sünnetini ortadan kaldırmaya yönelik ve aşağıda belirtildiği gibi uygun ve etkin tedbirler almalarını:

(i) Bu türden geleneksel uygulamalar hakkındaki temel verilerin üniversiteler, sağlık meslek örgütleri, ulusal kadın örgütleri ve diğer kurum ve kuruluşlar tarafından toplanması ve yayılması;

(ii) Kadın sünnetinin ve kadınlara zarar veren diğer uygulamaların ortadan kaldırılması için ulusal ve yerel düzeyde çalışan kadın örgütlerinin desteklenmesi;

(iii) Siyasetçilerin, meslek sahiplerinin, medya ve sanat da dahil olmak üzere her düzeyde din ve topluluk liderlerinin kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasında etkin rol oynamak üzere işbirliğine teşvik edilmesi;

1 E/CN.4/Sub.2/1989/42, 21 Ağustos 1989.

2 E/CN.4/1986/42.

14

(iv) Kadın sünneti uygulamaları sonucu ortaya çıkan sorunlarla ilgili araştırmaların bulgularına dayanan, uygun eğitim ve öğrenim programları ve seminerleri gerçekleştirilmesi.

(b) Halk sağlığı açısından kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasına yönelik uygun stratejileri (bu stratejiler, kadın sünnetinin tehlikelerini açıklamak üzere, ara ebeleri de dâhil olmak üzere sağlık personellerinin özel sorumluluklarını kapsayabilir) kendi ulusal sağlık politikalarının bir parçası haline getirmelerini;

(c) Tehlike taşıyan geleneksel uygulamaları ortadan kaldırmak üzere benimsenecek çabaları desteklemek ve bu çabalara yardımcı olmak amacıyla Birleşmiş Milletler sistemindeki uygun kuruluşları destek, bilgi ve danışmanlık hizmeti sağlamaya çağırmalarını;

(d) Komiteye sundukları raporlarda, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 10. ve 12.Maddeleri uyarınca kadın sünnetini ortadan kaldırmaya yönelik aldıkları tedbirlere ilişkin bilgilere yer vermelerini tavsiye etmektedir.

15 Sayılı Tavsiye Kararı (9.oturum, 1990)

Edinilmiş Bağışık Yetmezliği Sendromunun (AIDS) önlenmesi ve kontrolüne yönelik ulusal stratejilerde kadınlara karşı ayrımcılığın önlemesi

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Gerek dünya çapında yaygın bir hastalık olan edinilmiş bağışık yetmezliği sendromunun (AIDS), gerekse bu hastalığı kontrol etmek amacıyla geliştirilen stratejilerin kadınların haklarını kullanabilmeleri üzerindeki etkilerine ilişkin bilgileri değerlendirmiş olarak,

Dünya Sağlık Örgütü ve insan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV) ile ilgilenen diğer Birleşmiş Milletler kurum, kuruluş ve yapılar tarafından hazırlanmış rapor ve belgeleri ve özellikle Genel Sekreterin, AIDS’in kadınların gelişimi üzerindeki etkilerine ilişkin Kadının Statüsü Komisyonuna yaptığı açıklama1 ve 26-28 Temmuz 1989 tarihleri arasında Cenevre’de

1 E/CN.6/1989/6/Add.1.

15

gerçekleşen AIDS ve İnsan Hakları Uluslararası Müzakeresinin nihai raporunu1 göz önünde bulundurarak,

HIV enfeksiyonlu ve AIDS’li insanlara yönelik ayrımcılığın önlenmesi hakkında WHA 41.24 sayılı ve 13 Mart 1988 tarihli Dünya Sağlık Asamblesi kararını, sağlık alanında ayrımcılık yapılmamasına ilişkin 1989/11 sayılı ve 2 Mart 1989 tarihli İnsan Hakları Komisyonu kararını ve özellikle de 30 Kasım 1989 tarihli Kadınlar, Çocuklar ve AIDS hakkında Paris Deklarasyonunu göz önünde bulundurarak,

Dünya Sağlık Örgütünün, 1 Aralık 1990 Dünya AIDS Gününün ana temasını “Kadınlar ve AIDS” olarak duyurmuş olduğunu göz önünde bulundurarak,

Şu tavsiyelerde bulunmaktadır:

(a) Taraf Devletlerin, HIV enfeksiyonu ve AIDS’in özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde yarattığı risklere ve bunlar üzerindeki etkilerine ilişkin kamu bilincini arttırmaya yönelik bilgi yayma çabalarını yoğunlaştırmaları;

(b) AIDS’le mücadele programlarının, kadın ve çocukların hak ve ihtiyaçlarına ve ayrıca kadınların üremeye yönelik rolüyle ve onları bazı toplumlarda HIV enfeksiyonuna karşı özellikle savunmasız kılan unsurlara özel önem vermesi;

(c) Taraf Devletlerin, kadınların temel sağlık hizmetlerine aktif katılımını sağlamaları ve onların HIV enfeksiyonunun önlenmesinde hizmet sağlayıcı, sağlık çalışanı ya da eğitmen olarak üstlendikleri rolleri geliştirmeye yönelik tedbirler almaları;

(d) Tüm taraf Devletlerin, Sözleşmenin 12.Maddesi gereği hazırladıkları raporlarına, AIDS’in kadınların durumu üzerindeki etkileri ve enfeksiyonlu kadınların ihtiyaçlarını karşılamak ve kadınlara yönelik AIDS’e tepki olarak ortaya çıkan özel ayırımcılığı önlemek üzere alınan tedbirlere ilişkin bilgileri koymaları.

1 HR/AIDS/1989/3.

16

16 Sayılı Tavsiye Kararı (10.oturum, 1991)

Kırsal ve kentsel aile işletmelerinde ücretsiz kadın emeği

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 2 (c) ve 11 (c), (d) ve (e) maddelerini ve kadınların durumuna ilişkin istatistiki verilerle ilgili 9 No’lu Tavsiye kararını (8. oturum, 1989) göz önünde tutarak,

Taraf Devletlerde yaşayan kadınların büyük bir yüzdesinin genellikle aileden bir erkeğin sahip olduğu işletmelerde ücretsiz, herhangi bir sosyal güvence ve sigortası olmaksızın çalıştığını dikkate alarak,

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesine sunulan raporların, aile işletmelerinde görülen ücretsiz kadın emeği sorununa genel olarak yer vermediğini kaydederek,

Ücretsiz kadın emeğinin, Sözleşmeye ters düşecek şekilde bir kadın istismarı biçimi olduğunu teyit ederek,

Taraf Devletlerin,

(a) Komiteye sundukları raporlarına, aile işletmelerinde ücretsiz çalışan kadınların yasal ve sosyal durumuna ilişkin bilgileri dâhil etmelerini;

(b) Bir aile üyesi tarafından işletilen işletmelerde ücretsiz, herhangi bir sosyal güvence ve sigortası olmaksızın çalışan kadınlara ilişkin istatistiki bilgi toplamalarını ve bu bilgileri raporlarına dâhil etmelerini;

(c) Bir aile üyesi tarafından işletilen işletmelerde bu güvenceler olmaksızın çalışan kadınlara ücret, sigorta ve sosyal güvence sağlamaya yönelik gerekli tedbirler almalarını tavsiye etmektedir.

17

17 Sayılı Tavsiye Kararı (10.oturum, 1991)

Kadınların ücretsiz ev içi faaliyetlerinin ölçümü ve niceliğinin belirlenmesi ve gayri safi milli hasılada dikkate alınması

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 11.Maddesini göz önünde tutarak,

Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Yönelik Stratejilerinin 120.paragrafını1 dikkate alarak,

Kadınların ücretsiz ev içi faaliyetlerinin ölçümünün, her ülkenin kalkınmasına katkı sağlayacağını ve kadınların fiili ekonomik rolünü ortaya çıkaracağını teyit ederek,

Bu ölçümlerin, kadınların ilerlemesine yönelik başka politikalar geliştirmek için temel hazırlayacağına inanarak,

İstatistik Komisyonunun 25.oturumunda, kadınlarla ilgili istatistiklerin geliştirilmesinde mevcut Ulusal Hesaplama Sisteminin gözden geçirilmesine ilişkin tartışmaları göz önünde tutarak,

Taraf Devletlere şunları tavsiye etmektedir:

(a) Kadınların ücretsiz ev içi faaliyetlerinin ölçümü ve değerlendirilmesiyle ilgili araştırmaların ve deneysel çalışmaların teşvik edilip desteklenmesi; örneğin, ulusal hane halkı araştırma programlarına zaman kullanımı araştırmalarının katılması ve gerek ev içinde gerekse işgücü piyasasındaki faaliyetler için harcanan zaman hakkında cinsiyete göre istatistiki bilgi toplanması;

(b) Kadınların ücretsiz ev içi faaliyetlerinin ölçülmesi ve gayri safi milli hasılaya dâhil edilmesi amacıyla, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Yönelik Stratejileri hükümleri ışığında tedbirler alınması;

1 Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı: Eşitlik, Kalkınma ve Barışın Kazanımlarını Gözden Geçirmek ve Değerlendirmek için Düzenlenen Dünya Konferansı Raporu, Nairobi, 15-26 Temmuz 1985 (Birleşmiş Milletler yayınları, Satış No. E.85.IV.10), bölüm I, kısım A.

18

(c) Sözleşmenin 18.Maddesi uyarınca sunulan raporların, ücretsiz ev içi faaliyetlerini ölçmek ve değerlendirmek üzere gerçekleştirilen araştırma ve deneysel çalışmalarını ve ayrıca kadınların ev içi faaliyetlerinin ulusal hesaplamalara dâhil edilmesi yönündeki gelişmeleri ihtiva etmesi.

18 Sayılı Tavsiye Kararı (10.Oturum, 1991)

Engelli kadınlar

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin özellikle 3.Maddesini dikkate alarak,

Taraf Devletlere ait 60 periyodik raporu incelemiş ve bu raporlarda engelli kadınlarla ilgili çok az bilgi sunulduğunu gözlemlemiş olarak,

Özel yaşam koşulları dolayısıyla çifte ayrımcılığa maruz kalan engelli kadınların durumuyla ilgili kaygı duyarak,

Engelli kadınların, “özel kaygı alanları” başlığı altında savunmasız bir grup oluşturduğunu tespit eden, Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Yönelik Stratejilerinin 296.paragrafını1 göz önünde bulundurarak,

Engelliler İçin Dünya Eylem Programını (1982)2 desteklediğini teyit ederek,

Taraf Devletlere, engelli kadınlar ve bu kadınların özel durumlarına yönelik tedbirler ile, engelli kadınların eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri ve sosyal güvenliğe eşit erişimlerini ve sosyal ve kültürel hayatın her alanına katılımlarını sağlayacak özel tedbirleri kapsayan tedbirlere ilişkin bilgileri periyodik raporlarına dâhil etmelerini tavsiye etmektedir.

1 Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı: Eşitlik, Kalkınma ve Barışın Kazanımlarını Gözden Geçirmek ve Değerlendirmek için Düzenlenen Dünya Konferansı Raporu, Nairobi, 15-26 Temmuz 1985 (Birleşmiş Milletler yayınları, Satış No. E.85.IV.10), bölüm I, kısım A.

2 A/37/351/Add.1 ve Add.1/Corr.1, ek, bölüm VIII.

19

19 Sayılı Tavsiye Kararı (11.oturum, 1992)

Kadına yönelik şiddet

Arka plan

1. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınların, erkeklerle eşit olarak hak ve özgürlüklerini kullanmalarını ciddi şekilde engelleyen bir ayrımcılık biçimidir.

2. Komite, 1989 yılında, taraf Devletlerin raporlarında, şiddetle ve bununla mücadele etmek için benimsenen tedbirlerle ilgili bilgileri dâhil etmesi gerektiği tavsiyesinde bulunmuştur. (12 No’lu Tavsiye Kararı, 8.Oturum).

3. 1991 yılında gerçekleşen 10.oturumda, 11.oturumda Sözleşmenin 6.Maddesi ile kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve kadınların istismarı hakkındaki diğer maddelerine ilişkin bir tartışmaya ve çalışmaya yer verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu konu, 45/155 sayılı ve 18 Aralık 1990 tarihli Genel Kurul kararıyla toplanan 1993 Dünya İnsan Hakları Konferansı arifesinde seçilmiştir.

4. Komite, taraf Devletlerin sundukları tüm raporların, kadınlara yönelik ayrımcılık, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve insan hakları ve temel özgürlüklerin ihlali arasındaki yakın ilişkiyi yeterli derecede yansıtmadığı kararına varmıştır. Sözleşmenin tam olarak uygulanması için, taraf Devletlerin kadınlara yönelik her türlü şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla olumlu tedbirler alması gerekmektedir.

5. Komite, taraf Devletlerin, yasa ve politikalarını gözden geçirirken ve Sözleşme altında rapor hazırlarken, Komitenin cinsiyete dayalı şiddetle ilgili aşağıdaki açıklamalara riayet etmeleri gerektiğini belirtmiştir.

Genel açıklamalar

6. Sözleşmenin 1.Maddesi kadına yönelik ayrımcılığı tanımlamaktadır. Buna göre ayrımcılık toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, yani bir kadının sırf kadın olması nedeniyle maruz kaldığı veya kadınları artan oranlarda etkileyen şiddeti de içermektedir. Bu şiddet, kadına fiziksel, zihinsel ya da cinsel yönden zarar veya acıya neden olan davranışları, bu davranışlara ilişkin tehditleri, zorlamayı ve özgürlüklerin kaybedilmesine neden olan diğer davranışları

20

kapsamaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ilgili Sözleşme hükümleri açıkça şiddeti vurgulamasa da, bu hükümlerin ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.

7. Kadınların genel uluslararası hukuk veya insan hakları sözleşmeleri altındaki insan hakları ve temel özgürlüklerini kullanmalarını engelleyen ya da tehlikeye sokan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, Sözleşmenin 1.Maddesi kapsamında bir ayrımcılık biçimini oluşturmaktadır. Bu hak ve özgürlükler şunlardır:

(a) Yaşam hakkı;

(b) İşkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ve cezaya maruz kalmama hakkı;

(c) Uluslararası ve ülke içi silahlı çatışma durumlarında insani normlara göre eşit korunma hakkı;

(d) Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı;

(e) Hukukun korumasından eşit biçimde yararlanma hakkı;

(f) Aile içinde eşitlik hakkı;

(g) Elde edilmesi mümkün olan en yüksek standartta fiziksel ve ruhsal sağlık hakkı;

(h) Adil ve elverişli koşullarda çalışma hakkı.

8. İşbu Sözleşme kamu yetkililerince işlenen şiddeti de içermektedir. Bu türden şiddet eylemleri, bu Sözleşmenin ihlali ile birlikte, Devletlerin uluslararası insan hakları hukuku ve diğer sözleşmeler altındaki yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmektedir.

9. Ancak, Sözleşmeye göre gerçekleşen ayrımcılığın, sadece Hükümetlerin eylemleri ile veya sadece Hükümetler adına sınırlı kalmadığı belirtilmektedir (Bkz. 2(e), 2(f) ve 5.Maddeler). Örneğin, Sözleşmenin 2.Maddesinin (e) bendi, taraf Devletleri, herhangi bir kişi, kuruluş veya teşebbüsün kadınlara karşı ayırım yapmasını önlemek için bütün uygun önlemleri almaya çağırmaktadır. Genel uluslararası hukuk ve özel insan hakları sözleşmelerine göre Devletler, hak

21

ihlallerini önlemede gerekli özeni göstermez ve şiddet eylemini soruşturup cezalandırmazlarsa, özel şahıslar tarafından işlenen eylemlerden ve bunlarla ilgili gerekli giderimi sağlamaktan da sorumludurlar.

Sözleşmenin belirli maddeleri hakkında açıklamalar

Madde 2 ve 3

10. 5. ve 16.Maddeler arasında belirtilen özel yükümlülüklere ilaveten, 2. ve 3.Maddeler, kadınlara karşı her türlü ayrımı ortadan kaldırmaya yönelik kapsamlı bir yükümlülük ortaya koymaktadır.

Madde 2(f), 5 ve10(c)

11. Kadınların erkeklere göre ikincil konumda olduğu veya kalıplaşmış rolleri olduğu fikrine dayalı geleneksel tutum ve davranışlar, aile içi şiddet ve istismar, zorla evlenme, çeyiz ölümleri, asit saldırıları ve kadın sünneti gibi yaygın görülen şiddet veya zorlama uygulamalarının sürmesinde neden olmaktadır. Bu türden önyargı ve uygulamalar, kadınların korunmasının veya kontrol edilmesinin bir türü biçiminde cinsiyete dayalı şiddetin mazur gösterilmesine yol açabilmektedir. Bu türden şiddetin kadınların fiziksel ve ruhsal bütünlüğü üzerindeki etkisi, onların insan hakları ve temel özgürlüklerden eşit yararlanılmasından, kullanımından ve bu hak ve özgürlüklerin eşit bilgisinden mahrum kalmasıdır. Bu açıklama temelde fiili veya tehdide dayalı şiddeti kapsasa da, bu türden toplumsal cinsiyete dayalı şiddet eylemlerinin temel sonuçları, kadınların ikincil konumlarının sürmesinde etkili olmakta, siyasete katılım oranlarının ve ayrıca eğitim, beceri ve iş imkânlarının düşük düzeylerde seyretmesine katkıda bulunmaktadır.

12. Bu türden davranışlar, ayrıca, pornografinin çoğalması ve kadınların bir birey olarak değil de, cinsel nesne olarak betimlenmesine ve ticari istismarına katkıda bulunmaktadır. Bu durum da, akabinde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete katkı sağlamaktadır.

Madde 6

13. Taraf Devletler, Sözleşmenin 6.Maddesi gereğince, kadın ticareti ve fuhuş istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dâhil gerekli bütün önlemleri almakla yükümlüdürler.

22

14. Yoksulluk ve işsizlik, kadın ticaretine uygun şartların artmasına neden olmaktadır. Yerleşik kadın ticareti biçimlerine ilave olarak, seks turizmi, gelişmekte olan ülkelerden gelen kadınların ev işçisi olarak kullanılması ve gelişmekte olan ülkelerle yabancı uluslardan gelen kadınların örgütlü evliliği gibi yeni cinsel istismar biçimleri bulunmaktadır. Bu uygulamalar, kadınların haklardan eşit yararlanması ilkesiyle bağdaşmamakla; hak ve itibarlarına ters düşmektedir. Ayrıca, kadınları şiddet ve istismara maruz kalma riski altında bırakmaktadır.

15. Yoksulluk ve işsizlik pek çok kadını ve özellikle genç kızları fuhuş sektörüne itmektedir. Fahişeler, yasadışı olabilen toplumsal konumlarının kendilerini marjinalleştirmesinden dolayı şiddete özellikle açık bir grubu oluşturmakta olup, tecavüz ve diğer şiddet biçimlerine karşı hukukun korunmasından eşit biçimde yararlanmalıdırlar.

16. Savaşlar, silahlı çatışmalar ve toprakların işgal edilmesi büyük çoğunlukla fuhuş, kadın ticareti ve kadınlara yönelik cinsel saldırı gibi olayların artmasına neden olup, özel koruyucu ve cezalandırıcı önlemleri gerekli kılmaktadır.

Madde 11

17. İstihdamda eşitlik ilkesi, kadınların işyerinde cinsel taciz gibi toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalmaları durumunda önemli ölçüde ihlal edilebilmektedir.

18. Cinsel taciz, fiziksel temas ve teklif gibi istenmeyen cinsel içerikli davranışları, cinsel içerikli söz ve imaları, pornografik gösterilerde bulunmayı ve sözlü veya fiziksel cinsel talepleri içermektedir. Bu davranış küçük düşürücü olabildiği gibi, sağlık ve güvenlik sorunları da oluşturabilmektedir. Bir kadının tacize karşı koyması durumunun, kadının işe alım ve terfii de dâhil olmak üzere istihdam durumunu tehlikeye sokacağı ya da düşmanca bir çalışma ortamı yaratacağına inanması için inandırıcı nedenler olduğu durumlarda ayırımcıdır.

Madde 12

19. Taraf Devletler, Sözleşmenin 12.Maddesi gereği, sağlık bakım hizmetlerinde eşit erişimi sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler. Kadına yönelik şiddet, kadınların sağlık ve yaşamlarını risk altına sokmaktadır.

23

20. Bazı Devletlerde, kadın ve çocukların sağlığı için zararlı ve o toplumdaki kültür ve gelenekten beslenen geleneksel uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalar, hamile kadınların beslenmelerine yönelik sınırlamaları, oğlan çocuğa yönelik tercihleri ve kadın sünnetini ya da kadın cinsel organının bir parçasının veya tamamının kesilmesini içermektedir.

Madde 14

21. Kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar, kadınların erkeklerden aşağı konumda olduklarına ilişkin ve pek çok kırsal toplulukta sürmekte olan geleneksel tutumlardan dolayı cinsiyete dayalı şiddete maruz kalma riski altındadır. Kırsal bölgelerde yaşayan genç kızlar ise, şehirlerde iş bulma nedeniyle içinde bulundukları kırsal topluluğu bırakmaları durumunda, şiddet ve cinsel istismar açısından özel bir risk grubu oluşturmaktadır.

Madde 16 (ve Madde 5)

22. Zorla kısırlaştırma veya kürtaj, kadınların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını ciddi şekilde tehlikeye sokmakta ve kadınların çocuk sayısı ve çocukların ne zaman dünyaya geleceği hakkında karar verme hakkını ihlal etmektedir.

23. Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddetin en sinsi biçimlerinden birisidir. Her tür toplumda yaygın olarak rastlanmaktadır. Her yaştan kadın, aile içi ilişkilerde, dayak, tecavüz, diğer cinsel saldırı türleri, ruhsal ve diğer şiddet biçimleri dâhil olmak üzere geleneksel davranışlardan beslenen her türlü şiddete maruz kalmaktadır. Yeterli ekonomik özgürlüğe sahip olmamak, pek çok kadını şiddet içeren ilişkilerin içinde kalmaya zorlamaktadır. Kadının aile içi sorumluluklardan erkekler tarafından men edilmesi ise bir şiddet ve zorlama biçimi olabilmektedir. Bu şiddet biçimleri, kadınların sağlığını risk altına soktuğu gibi, aile ve toplum yaşantısına eşit olarak katılma yetilerini de zayıflatmaktadır.

Özel tavsiye

24. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi bu açıklamalar ışığında şu tavsiyelerde bulunmaktadır:

24

(a) Taraf Devletlerin, ister kamusal ister özel yaşamda meydana gelsin, toplumsal cinsiyete dayalı her türden şiddetle mücadele etmek amacıyla uygun tedbirleri alması gerekmektedir;

(b) Taraf Devletlerin, aile içi şiddet ve istismar, tecavüz, cinsel saldırı ve diğer cinsiyete dayalı şiddete karşı yasaların tüm kadınlara yeterli korumayı sunmasını ve kadınların bütünlüğü ve itibarına saygı duymasını sağlanması gerekmektedir. Mağdurlara, uygun koruyucu hizmetlerin ve destek hizmetlerinin sağlanması gerekmektedir. Adli ve uygulayıcı personel ile kamu görevlilerinin toplumsal cinsiyete duralı bir şekilde eğitilmeleri, Sözleşmenin etkin uygulanabilmesi için zaruridir;

(c) Taraf Devletlerin, şiddetin boyutu, neden ve sonuçları ve şiddeti önlemede ve şiddetle mücadelede alınan tedbirlerin etkinliği hakkında yapılan istatistik ve araştırma derlemelerini teşvik etmesi gerekmektedir;

(d) Medyanın kadınlara duyulan saygıyı teşvik etmesi ve kendisinin buna saygı duyması için etkin tedbirleri alması gerekmektedir;

(e) Taraf Devletlerin, raporlarında, kadına yönelik şiddeti sürdüren davranış, gelenek ve uygulamaların niteliği ve boyutunu ve bunun sonucu ortaya çıkan şiddet biçimlerini belirlemesi gerekmektedir. Şiddetin üstesinden gelmek için aldıkları tedbirler ve bu tedbirlerin sonuçları hakkında rapor hazırlamaları gerekmektedir;

(f) Bu tutum ve uygulamalarla mücadele etmek için etkin tedbirler alınması gerekmektedir. Devletler, kadınların erkeklerle eşitliğinin sağlanmasına engel olan önyargıları ortadan kaldırmaya yardım edecek eğitim ve kamu bilgilendirme programları başlatmalıdır (3 No’lu Tavsiye Kararı, 1987);

(g) Kadın ticareti ve cinsel sömürünün engellenebilmesi için özel önleyici ve cezalandırıcı tedbirler gereklidir;

(h) Taraf Devletlerin, raporlarında, bu sorunların boyutunu ve fuhuş sektörüne girmiş ya da insan ticareti ve diğer cinsel istismar biçimlerine maruz kalmış kadınları korumaya yönelik alınmış tedbirleri (cezai hükümler, önleyici ve rehabilitasyon sağlayıcı tedbirler) tanımlaması gerekmektedir. Aynı şekilde, bu önlemlerin etkinlik derecesi de tanımlanmalıdır;

25

(i) Tazminat dâhil olmak üzere etkin şikâyet süreçleri ve çözüm mekanizmalarının sağlanması gerekmektedir;

(j) Taraf Devletlerin, raporlarına, cinsel taciz ve kadınlara cinsel tacize ve işyerinde gerçekleşen diğer şiddet biçimlerine karşı koruyan önlemlerle ilgili bilgileri dâhil etmeleri gerekmektedir;

(k) Taraf Devletler, mülteciler, özel eğitimli sağlık personeli, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini kapsayacak şekilde, aile içi şiddet, tecavüz, cinsel saldırı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin diğer biçimlerine maruz kalmış kadınlar için gerekli hizmetler oluşturmalı ya da bu türden hizmetleri desteklemelidir;

(l) Taraf Devletlerin bu türden uygulamalarla mücadele etmek için gerekli tedbirleri alması ve Komitenin sağlık konularıyla ilgili ve kadın sünneti hakkındaki tavsiyelerini (14 No’lu Tavsiye Kararı) göz önünde bulundurması gerekmektedir;

(m) Taraf Devletlerin, doğurganlık ve üreme ile ilgili zorlamaları önleyici önlemler alınmasını sağlaması ve kadınların doğum kontrolü hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle yasadışı kürtaj gibi güvenli olmayan tıbbi yöntemlere başvurmak zorunda kalmasını önlemesi gerekmektedir;

(n) Taraf Devletlerin, raporlarında, bu sorunların boyutunu, sorunla ilgili olarak alınmış önlemleri ve bu önlemlerin etkilerini belirtmesi gerekmektedir;

(o) Taraf Devletlerin, şiddet mağdurları için sağlanan hizmetlerin kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar tarafından erişilebilir olmasını ve yalıtık toplumlara gerekli olduğu takdirde özel hizmet sunulmasını sağlaması gerekmektedir;

(p) Kadınları şiddete karşı korumaya yönelik tedbirler, eğitim ve istihdam olanaklarını içermeli ve aile içi işçilerin istihdam durumlarının izlenmesini sağlamalıdır;

(q) Taraf Devletlerin, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların maruz kaldığı riskler, şiddet ve istismarın boyutu ve niteliği, destek ve diğer hizmetlere olan ihtiyaçları ve erişimleri ve şiddetle mücadelede alınan tedbirlerin etkinliği hakkında rapor hazırlamaları gerekmektedir;

26

(r) Aile içi şiddetle mücadele etmeye yönelik tedbirlerin şunları içermesi gerekmektedir:

(i) Gerekli olduğu durumlarda cezai müeyyideler ve aile içi şiddet vakaları için medeni usul hukuku yolları;

(ii) Namus nedeniyle aile üyesi kadınlara yönelik işlenen saldırı veya cinayetleri haklı gösteren yasaların kaldırılması;

(iii) Mülteciler, danışmalık ve rehabilitasyon programlarını kapsayacak şekilde, aile içi şiddet mağdurlarının emniyet ve güvenliklerini sağlayan hizmetler;

(iv) Aile içi şiddet faillerine yönelik rehabilitasyon programları;

(v) Ensest ilişkilerin ve cinsel istismarın görüldüğü ailelere yönelik destek hizmetleri;

(s) Taraf Devletlerin, aile içi şiddet ve cinsel istismarın boyutu ve bununla ilgili alınmış önleyici, cezalandırıcı ve iyileştirici tedbirler hakkında rapor hazırlaması gerekmektedir;

(t) Taraf Devletlerin, kadınları cinsiyete dayalı şiddetten korumaya yönelik tüm gerekli yasal ve diğer tedbirleri alması gerekmektedir. Bu tedbirler, diğer şeylerin yanı sıra, şunlardır:

(i) Kadınları, diğer şeylerin yanı sıra şiddet ve aile içi istismar, cinsel saldırı ve işyerinde cinsel taciz gibi her türden şiddetten korumaya yönelik cezai müeyyideler, medeni usul hukuku yolları ve telafi edici hükümleri içeren etkin yasal tedbirler,

(ii) Kadın ve erkeklerin toplumsal rol ve konumlarına ilişkin tutumları değiştirmeye yönelik kamu bilgilendirme ve eğitim programları gibi önleyici tedbirler;

(iii) Şiddet mağduru veya şiddet riski altında olan kadınlara yönelik mülteciler, danışmalık ve rehabilitasyon hizmetlerini içeren önleyici tedbirler;

(u) Taraf Devletlerin, cinsiyete dayalı her türden şiddet biçimi hakkında rapor hazırlaması ve bu raporların her türden şiddet vakasına ve bunların mağdur kadınlar üzerindeki etkileri hususunda tüm mevcut bilgileri içermesi gerekmektedir;

27

(v) Taraf Devletlerinin raporlarının, kadına yönelik şiddeti önlemek üzere alınmış yasal, önleyici ve koruyucu tedbirlere ve bu tedbirlerin etkinliğine ilişkin bilgileri içermesi gerekmektedir.

20 Sayılı Tavsiye Kararı (11.oturum, 1992)

Sözleşmeye konulan çekinceler

1. Komite, Sözleşmenin 28(2).Maddesi ile ilgili olarak, Taraf Devletlerin 4. No’lu Tavsiye Kararında memnuniyetle karşılanan dördüncü toplantı kararını göz önünde bulundurmuştur.

2. Komite, 1993 Dünya İnsan Hakları Konferansı hazırlıkları ile ilgili olarak, taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunmuştur:

(a) Diğer insan hakları antlaşmalarına konan çekinceler bağlamında, Sözleşmeye konan çekincelerin geçerliliği ve yasal sonuçlarının sorgulamaları;

(b) İnsan hakları antlaşmalarına ilişkin uygulamaların güçlendirilmesi amacıyla bu çekinceleri yeniden gözden geçirmeleri;

(c) Diğer insan hakları antlaşmalarında söz konusu olan çekince usulleri ile karşılaştırmalı olarak, Sözleşmeye ilişkin bir çekince koyma usulü geliştirmeyi düşünmeleri.

21 Sayılı Tavsiye Kararı (13.oturum, 1994)

Evlilik ve aile içi ilişkilerde eşitlik

1. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (34/180 sayılı Genel Kurul kararı, ek), kadın ve erkeklerin toplumda ve aile ilişkilerinde eşit insan haklarına sahip olduğunu teyit etmektedir. Sözleşme, insan hakları ile ilgili uluslararası antlaşmalar içerisinde önemli bir yere sahiptir.

2. Diğer sözleşme ve bildirgeler de, aile ve kadının aile içindeki konumuna büyük önem vermektedir. Bunlar arasında, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (217/A (III) sayılı Genel Kurul kararı), Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (2200 A (XXI) sayılı karar, ek), Evli Kadınların Tabiiyetine Dair Sözleşme (1040 (XI) sayılı karar, ek), Evliliğe Rıza Gösterilmesi,

28

Asgari Evlenme Yaşı ve Evliliğin Tesciline Dair Sözleşme (1763 A (XVII) sayılı karar, ek) ve buna bağlı Tavsiye Kararı (2018 (XX) sayılı) ve Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Yönelik Stratejileri bulunmaktadır.1

3. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, hâlihazırda yukarıda bahsedilen sözleşme ve bildirgelerde bahsi geçen, kadınların vazgeçilmez haklarını kaydetmekle birlikte, kültür ve geleneğin kadın ve erkeklerin düşünce ve davranışlarını şekillendirmedeki önemini ve kadınların temel haklarını kullanmalarında oynadıkları sınırlayıcı ve ciddi rolü tanımaktadır.

Arka plan

4. 1994 yılı, BM Genel Kurulu ve 44/82 sayılı kararı ile Uluslararası Aile Yılı olarak ilan edilmiştir. Komite, gerçekleşecek ulusal kutlamaları destekleyecek ve teşvik edecek önlemlerden biri olarak, bu olanağı, kadınların aile içindeki temel haklarına uymanın önemini vurgulamak amacıyla kullanmayı dilemektedir.

5. Komite, Uluslararası Aile Yılını bu yolla vurgulamayı tercih etmiş olarak, kadının aile içindeki konumuna dair özel önemi olan üç Sözleşme maddesini incelemeyi temenni etmektedir:

Madde 9

1. Taraf Devletler, tabiiyetin kazanılmasında, değiştirilmesinde veya muhafazasında kadınlara erkekler ile eşit haklar tanıyacaklar ve özellikle bir yabancıyla evlenmenin veya evlilik sırasında kocanın tabiiyetini değiştirmesinin, kadının da otomatik olarak tabiiyet değiştirmesine, tabiiyetsiz kalmasına veya kocanın tabiiyetini zorla almasına yol açmasını temin edeceklerdir.

2. Taraf Devletler, çocukların tabiiyeti konusunda kadınlara erkeklerle eşit haklar sağlayacaklardır.

1 Bkz. Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı: Eşitlik, Kalkınma ve Barışın Kazanımlarını Gözden Geçirmek ve Değer-lendirmek için Düzenlenen Dünya Konferansı Raporu, Nairobi, 15-26 Temmuz 1985 (Birleşmiş Milletler yayınları, Satış No. E.85.IV.10), bölüm I, kısım A.

29

Açıklama

6. Tabiiyet, topluma tam katılımda kritik bir öneme sahiptir. Devletler, genel olarak, o ülkede doğan kişilere tabiiyet tanımaktadırlar. Tabiiyet, ayrıca, yerleşme nedeniyle elde edilebilir veya tabiiyetsiz kalma durumlarında görüldüğü gibi insancıl nedenlerle tanınabilir. Herhangi bir devletin vatandaşı olmayan veya tabiiyetsiz olan kadınlar, seçme ve seçilme hakkından yoksun olup kamu yardımlarından yararlanmayabilirler ve yerleşim yerlerinin seçiminde söz sahibi olmayabilirler. Tabiiyetin, yetişkin bir kadın tarafından değiştirilebilir olması ve evlilik, boşanma veya koca ya da babanın tabiiyetini değiştirmesi nedeniyle keyfi geri alınmaması gerekmektedir.

Madde 15

1. Taraf Devletler, kadınlara, kanun önünde erkeklerle eşit haklar tanıyacaklardır.

2. Taraf Devletler, medeni haklar bakımından kadınlara erkeklerinkine benzer hukuki ehliyet ve bu ehliyeti kullanmak için eşit fırsatlar tanıyacaklardır. Özellikle, kadınlara akit yapmada ve mülk idaresinde eşit haklar verecekler ve mahkemelerde davaların her safhasında eşit muamele edeceklerdir.

3. Taraf Devletler, kadınların hukuki ehliyetlerini kısıtlamaya yönelik hukuki sonuç doğuran her çeşit sözleşmenin vs. özel muamelelerin tamamının geçersiz olduğunu kabul ederler.

4. Taraf Devletler, kadın ve erkeğe hukuki olarak konut ve ikametgâh seçme ve nakletmede eşit yasal hak tanıyacaklardır.

Açıklama

7. Bir kadının hiçbir şekilde mukavele imzalayamaması, kredi yardımı alamaması veya bunları sadece kocası ya da bir erkek akrabasının onayı veya kefaleti altında yapabilmesi durumunda yasal özerkliği hiçe sayılmaktadır. Bu türden her türlü kısıtlama, kadınların tek mal sahibi olarak mülk sahibi olmasını engellemekte, kendi işinin hukuki idaresini gerçekleştirmesine ya da herhangi bir mukavele imzalamasına engel olmaktadır. Böylesi kısıtlamalar, kadının kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere bakabilmesini ciddi şekilde sınırlamaktadır.

30

8. Kadınların dava açma hakkı bazı ülkelerde yasayla ya da hukuki yardıma erişim olanakları ve mahkemelerde hakkını arayabilme ehliyeti ile sınırlanmaktadır. Kadınların mahkemede tanıklıkları ya da sundukları delililer ise bazı ülkelerde erkeklere göre daha az saygı görmekte ya da ikincil önem taşımaktadır. Bu türden yasa veya âdetler kadınların etkin bir şekilde ve erkeklerle eşit olarak mülkiyetten yararlanma ve elinde tutma hakkını sınırlamakta ve bulunduğu topluluğun bağımsız, sorumlu ve değerli bir üyesi olarak var olmasını engellemektedir. Ülkelerin yasalarla kadınların hukuki kapasitesini sınırlaması ya da bunu yapan birey ve kurumlara müsaade etmesi, kadınların erkeklerle eşit olma hakkını göz ardı etmekte, kendilerine ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere bakabilmesini ciddi şekilde sınırlamaktadır.

9. İkametgâh (domicile), çoğunlukla hukuk sistemi teamül hukuku üzerine kurulu ülkelerde rastlanan bir kavram olup, bir kişinin ikamet etmek ve yargı yetkisine bağlı olmak istediği ülkeye işaret etmektedir. İkametgâh çocuklukta anne-baba üzerinden edinilse de, yetişkinlikte, bir kişinin genellikle ikamet ettiği ve devamlı olarak etmeyi planladığı ülke anlamına gelmektedir. İncelenen taraf Devlet raporları, tabiiyet meselesinde de olduğu gibi, kadınların yasal olarak kendi ikametgâhlarını seçmesinin her zaman mümkün olmadığını göstermektedir. İkametgâhın, aynı tabiiyette olduğu gibi, isteği üzerine ve medeni durumuna bakılmaksızın yetişkin bir kadın tarafından değiştirilebilir olması gerekmektedir. Kadınların erkeklerle aynı şekilde ikametgâh seçme haklarına getirilen herhangi bir kısıtlama, onların yaşadıkları ülkelerdeki mahkemelere erişimlerini kısıtlayabilir veya özgürce ve kendi hakları doğrultusunda bir ülkeye girme ve bir ülkeden ayrılmaları önünde engel teşkil edebilir.

10. Bir başka ülkede geçici olarak yaşayan ve çalışan mülteci kadınların, erkeklerle eşit olarak eş, partner ve beraberlerindeki çocuklara sahip olma hakkına sahip olması gerekmektedir.

Madde 16

1. Taraf Devletler, kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusunda ayırımı önlemek için gerekli bütün önlemleri alacaklar ve özellikle kadın erkek eşitliği ilkesine dayanarak kadınlara aşağıdaki hakları sağlayacaklardır:

(a) Evlilik bağı kurmada erkeklerle eşit hak,

31

(b) Özgür olarak eş seçme ve serbest ve tam rıza ile evlenme hakkı,

(c) Evlilik süresince ve evliliğin son bulmasında aynı hak ve sorumluluklar,

(d) Medeni durumlarına bakılmaksızın, çocuklarla ilgili konularda ana ve babanın eşit hak ve sorumlulukları tanınacak, ancak her durumda çocukların menfaatleri en ön planda gözetilecektir.

(e) Çocuk sayısına ve çocukların ne zaman dünyaya geleceklerine serbestçe ve sorumlulukla karar vermede ve bu hakları kullanabilmeleri için bilgi, eğitim ve diğer vasıtalardan yararlanmada eşit haklar,

(f) Her durumda çocukların çıkarı en üst düzeyde tutularak ulusal yasalarda mevcut veli, vasi, kayyum olma ve evlat edinme veya benzeri müesseselerde eşit hak ve sorumluluklar,

(g) Aile adı, meslek ve iş seçimi dâhil karı ve koca için eşit kişisel haklar,

(h) Ücret karşılığı olmaksızın veya bir bedel mukabilinde malın mülkiyeti, iktisabı, işletmesi, idaresi, yararlanılması ve elden çıkarılmasında eşlere de eşit haklar,

2. Çocuğun erken yaşta nişanlanması veya evlenmesinin hiçbir kanuni etkisi olmayacak ve evlenme asgari yaşının belirlenmesi ve evlenmelerin resmi sicile kaydının mecburi olması için yasama dâhil gerekli tüm önlemler alınacaktır.

Açıklama

Kamusal ve özel hayat

11. Kamusal ve özel hayattaki insan faaliyetleri tarihsel olarak farklı olarak yaklaşılmış ve farklı düzenlemelere tabi kılınmıştır. Özel ya da aile içi alanda geleneksel rollerini sürdüren kadınların bu faaliyetleri tüm toplumlarda ikinci derece faaliyetler olarak değerlendirilmiştir.

12. Bu faaliyetler, bir toplumun devamı için büyük önem taşıdığından, farklı ve ayırımcı yasa veya âdetleri bunlara uygulamak hiçbir şekilde haklı gösterilemez. Taraf Devletlerin raporları, kanunen eşitliğin hala mümkün olmadığı ülkelerin var olduğunu göstermektedir. Bu şekilde

32

kadınların kaynaklara eşit erişimi ve aile ve toplum içinde erkeklerle eşit konuma sahip olmaları engellenmektedir. Tüm ülkeler, kanunen eşitliğin sağlandığı durumlarda bile, kadınlara ikincil öneme sahip farklı roller yüklemektedirler. Böylelikle, Sözleşmenin 16 ve ayrıca 2, 5 ve 24.Maddelerinde bahsi geçen adalet ve eşitlik ilkeleri ihlal edilmektedir.

Çeşitli aile biçimleri

13. Aile kavramı ve biçimleri Devletten Devlete ve hatta bir Devletin bölgeleri arasında farklılıklar göstermektedir. Hangi biçimde olursa olsun ve bir ülkedeki yasal sistem, din, âdet veya gelenek ne olursa olsun, kadının aile içinde maruz kaldığı muamele, Sözleşmenin 2.Maddesi gereğince, hem hukuken hem de özel alanda tüm insanlar için geçerli eşitlik ve adalet ilkeleriyle uyumlu olmalıdır.

Çokeşli evlilikler

14. Taraf Devletlerin raporları, ayrıca, çokeşliliğin bazı ülkelerde sürdüğünü ortaya koymaktadır. Çokeşli evlilik, kadının erkeklerle eşit olma hakkına ters düşmekte; kadın ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler üzerinde, bu türden evliliklerin önüne geçilmesini ve yasaklanmasını gerekli kılan ciddi duygusal ve maddi sonuçlar doğurabilmektedir. Komite, anayasal hakları eşitliği temin eden bazı taraf Devletlerin özel veya örfi hukuka göre çokeşli evliliğe müsaade ettiğinin kaygıyla altını çizmektedir. Bu durum, kadınların anayasal haklarının ihlali ve Sözleşmenin 5 (a).Maddesinde geçen hükümlerin çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

Madde 6 (1) (a) ve (b)

15. Pek çok ülke ulusal anayasaları ve yasal düzenlemelerinin Sözleşmeye uyduğunu belirtse de, âdet, gelenek ve gerçek hayatta bu yasaları yürürlüğe koymadaki eksiklikler Sözleşmeye ters düşmektedir.

16. Kadının özgür olarak eş seçme ve serbest ve tam rıza ile evlenme hakkı, hayatında ve bir insan olarak itibar ve eşitliğinde ciddi öneme sahiptir. İncelenen taraf Devlet raporları kadınların, âdet, dini inançlar ya da belirli bir grubun etnik kökenlerine dayanarak evliliğe ya da yeniden evlenmeye zorlanmasının müsaade edildiği ülkeler olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı başka ülkelerde ise, kadınların başlık parası veya öncelikler karşılığında evliliğine müsaade edilmekte;

33

ya da kadınlar, yoksulluk nedeniyle ve maddi güvenlik kaygılarıyla yabancı uluslardan olan kişilerle evlenmek zorunda kalmaktadır. Kadının özgür olarak ne zaman ve kiminle evlenip evlenmeyeceğini seçme hakkı, genç olması veya partneriyle aynı kandan olması gibi nedenlerle makul sınırlamalara tabi olarak yasayla koruma altına alınmalı ve yürürlüğe konmalıdır.

Madde 16 (1) (c)

17. İncelenen taraf Devlet raporları, evli çiftlerin hak ve sorumluklarının pek çok ülkenin hukuk sisteminde Sözleşme ilkelerince değil, örf ve âdet hukuku ve ilkeleri veya dini hükümlerce belirlendiğini ortaya koymaktadır. Evlilikle ilgili yasa ve uygulamaların bu çeşitliliği, kadınların evlilik süresince eşit hak ve sorumluluklara sahip olmasını farklı biçimlerde engelleyerek, kadınlar üzerinde çok çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Bu sınırlamalar genellikle kocanın aile reisi ve esas karar verici olarak konumlandırılmasına yol açmakta ve dolayısıyla Sözleşmenin hükümlerine ters düşmektedir.

18. İlaveten, evlilik dışı birliktelik umumiyetle yasal koruma altında değildir. Bu tür ilişkiler yaşayan kadınların, hem aile içinde hem de yasal koruma altında olan gelir ve malvarlığının paylaşımı konularında erkeklerle eşit konuma sahip olması gerekmektedir. Bu kadınların, bakmakla yükümlü olunan çocuk ve aile bireylerinin bakım ve sorumluluğunda erkeklerle eşit hak ve sorumluluklara sahip olması gerekmektedir.

Madde 16 (1) (d) ve (f)

19. 5 (b)’de belirtildiği gibi, pek çok Devlet çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunu tanımaktadır. “Her şeyden önce çocukların menfaatinin düşünülmesi ilkesi”, Çocuk Hakları Sözleşmesine de (44/25 sayılı Genel Kurul kararı, ek) dâhil edilmiş olup, herkesçe kabul edilmiş olarak görülmektedir. Yine de uygulamada, bazı ülkelerin, çocukların ebeveynlerine, özellikle de evli olmadıkları durumlarda, eşit hak ve sorumluluk tanımadığı gözlenmektedir. Bu tür birlikteliklerdeki çocuklar, evlilik sonucu doğan çocuklarla aynı statüye sahip olmamakta, annelerin boşanması ya da ayrı yaşaması halinde, pek çok baba çocukların bakım, korunma ve yetiştirilmesinde eşit sorumluluk almamaktadır.

34

20. Sözleşmede bahsi geçen eşit hak ve sorumluluklar ilkesinin uygun olduğu durumlarda veli, vasi, kayyum olma ve evlat edinme gibi müesseselerle kanunen yürürlüğe konması gerekmektedir. Taraf Devletlerin yasal düzenlemelerinde, her iki ebeveynin de medeni durumları veya çocukları ile birlikte yaşayıp yaşamadıkları gözetilmeksizin çocukları için ortak hak ve sorumluluklara sahip olduğunu tanıması ve sağlaması gerekmektedir.

Madde 16 (1) (e)

21. Kadınları çocuk doğurma ve yetiştirmeye mecbur kılan sorumluluklar, onların eğitim, istihdam ve kişisel gelişimlerine yönelik diğer faaliyetlere erişim haklarını etkilemektedir. Bu sorumluluklar ayrıca kadınlar üzerinde haksız iş yükü olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklarının sayısı ve ne zaman dünyaya gelecekleri, kadınların hayatı üzerinde benzer etkilere sahiptir ve ayrıca kendilerinin ve çocuklarının fizik ve ruh sağlığını etkilemektedir. Bu nedenle kadınlar, Çocuk sayısına ve çocukların ne zaman dünyaya geleceklerine karar verme hakkına sahiptir.

22. Bazı raporlar, zorla hamile kalma, kürtaj veya kısırlaştırma gibi kadınlar üzerinde ciddi etkileri olan cebri faaliyetlerin varlığını ortaya koymaktadır. Çocuk sahibi olup olmama kararı, tercihen eş veya parterle ortaklaşa alınması gereken bir karar olup, eş, ebeveyn, partner veya Hükümet kararları ile sınırlandırılmamalıdır. Güvenli ve güvenilir doğum kontrol yöntemleri hakkında bilinçli bir tercih yapabilmek için, kadınların doğum kontrol yöntemleri ve bunların kullanımı hakkında bilgi sahibi olması ve kadınlara Sözleşmenin 10 (h).Maddesi gereğince, cinsel eğitim ve aile planlaması hizmetlerinin temin edilmesi gerekmektedir.

23. Doğurganlığın gönül rızası ile düzenlenmesi gereken tedbirlerin ücretsiz sağlanması halinde, tüm aile fertlerinin sağlık, gelişim ve refahının iyileşeceği yönünde genel bir kanı bulunmaktadır. Ayrıca, bu hizmetler nüfusun yaşam ve sağlık kalitesini de iyileştirici etkiye sahip olup, nüfus artışının ihtiyaten düzenlenmesi, çevreyi koruma ve sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamada etkili olmaktadır.

Madde 16 (1) (g)

24. Düzenli aile, hakkaniyet, adalet ve her bir aile ferdinin kendisini gerçekleştirebilmesi prensiplerine dayanmaktadır. Dolayısıyla her partner, Sözleşmenin 11(a) ve (c) Maddesinde de

35

belirtildiği gibi, kendi beceri, nitelik ve hedeflerine göre bir iş ya da meslek seçme hakkına sahiptir. Ayrıca, her partnerin, kendi ismini seçme hakkı olması gerekmekte ve böylelikle kişi, bulunduğu toplulukta kendi kimliğini ve bireyselliğini korumakta ve kendini toplumun diğer bireylerinden ayırt etmektedir. Bir kadının evlilik ya da boşanma nedeniyle yasalara veya âdetlere göre ismini değiştirmek zorunda olması bu haklarının yok sayılması anlamına gelmektedir.

Madde 16 (1) (h)

25. Bu madde ile sağlanan haklar, Sözleşmenin 15(2) Maddesiyle örtüşmektedir ve buna göre, taraf Devletler, medeni haklar bakımından kadınlara erkeklerinkine benzer hukuki ehliyet ve bu ehliyeti kullanmak için eşit fırsatlar tanıyacaklardır.

26. 15 (1).Madde, kadınlara, kanun önünde erkeklerle eşit haklar tanımaktadır. Bir malın mülkiyeti, idaresi, bu maldan yararlanılması ve elden çıkarılması hakkı, kadınların maddi bağımsızlık hakkını kullanmalarında önemli yer taşımaktadır ve pek çok ülkede, kendi geçimini sağlaması, kendisi ve ailesi için yeterli, barınma ve beslenmeyi sağlamasını gerçekleştirmede ciddi öneme sahiptir.

27. Tarım reformu veya farklı etnik kökenden gruplar arasında toprakların yeniden dağıtımıyla ilgili programların mevcut olduğu ülkelerde, kadınların yeniden dağıtılan bu topraklardan erkeklerle eşit olarak yararlanma hakkının medeni durumuna bakılmaksızın gözetilmesi gerekmektedir.

28. Pek çok ülkede, kadınların önemli bir çoğunluğu bekâr ya da boşanmış olup, ailelerinin idamesini sağlamak üzere yegâne sorumluluğa sahiptir. Erkeğin tek başına ailesindeki kadın ve çocukların geçiminden sorumlu olduğuna ve bu sorumluluğun altından tek başına kalkabileceğine ve kalktığına ilişkin bir önermeye dayanarak yapılan mülkiyet paylaşımı ile ilgili her türlü ayrımcılık şüphesiz akıldışıdır. Dolayısıyla, evlilik sonlandığında, fiili ilişkilerde ya da bir akrabanın ölümünde erkeklere daha büyük bir hisseye sahip olma hakkı tanıyan her türlü yasa veya âdet ayırımcı olmakla birlikte, kadının kocasından fiilen boşanabilmesi, kendini veya ailesini geçindirebilmesi ve bağımsız bir birey olarak itibarlı yaşayabilmesi üzerinde ciddi etkilere sahiptir.

36

29. Tüm bu hakların kadının medeni durumuna bakılmaksızın tanınması gerekmektedir.

Evlilikte mal rejimi

30. Kadıların, evlilik veya fiili bir ilişki süresince veya bu evlilik veya ilişkinin bitiminde, kocalarıyla eşit mülkiyet hakkına sahip olmasını benimsemeyen ülkeler mevcuttur. Pek çok ülke bu hakkı kabul etse de, kadınların bu hakkı uygulamada kullanabilmeleri önünde hukuki teamülden veya âdetlerden kaynaklanan sınırlamalar mevcuttur.

31. Bu haklar kadınlara verilmiş olsa ve mahkemeler bu hakları yerine getirseler dahi, bir kadının evlilik sürecinde veya sonunda sahip olduğu mülkiyet erkekler tarafından idare edilebilmektedir. Mal birliği esasının geçerli olduğu devletler de dâhil olmak üzere pek çok Devlette, evlilik veya fiili bir ilişki süresince sahip olunan mülkiyetin satılması ya da elden çıkartılması durumunda kadına danışılması yasal bir yükümlülük değildir. Bu durum, bir malın elden çıkartılması ya da bundan elde edilecek gelirle ilgili olarak kadınların denetimlerini sınırlandırmaktadır.

32. Bazı ülkelerde, evlilikte mal rejiminin paylaşımı ile ilgili olarak, evlilik süresince elde edilen mülkiyet için yapılan maddi katkılar önemli ölçüde vurgulanmaktadır. Bunun aksine, çocuk yetiştirme, yaşlı akrabaların bakımı ve ev işleri gibi diğer katkılar büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Kadının maddi nitelikte olmayan bu türden katkıları, çoğunlukla kocanın gelir getirmesi ve malvarlığını geliştirmesine yol açmaktadır. Maddi ve maddi olmayan katkıların eşit ağırlık verilerek değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

33. Pek çok ülkede, fiili bir ilişki süresince elde edilen mülkiyet, evlilik süresince elde edilen mülkiyette olan aynı gerekçelerle hukuk kapsamına alınmamaktadır. Çeşitlilik gösterse de, bir ilişkinin bitmesi durumunda, kadınlar partnerlerine nazaran çok daha düşük bir pay almaktadırlar. Evli ya da evli olmayan çocuklu veya çocuksuz kadınlara yönelik ayırımcılık yapan mülkiyet yasaları ve âdetlerin yürürlükten kaldırılması ve önüne geçilmesi gerekmektedir.

Miras

34. Sözleşmede ve Ekonomik ve Sosyal Konseyin 884 D (XXXIV) sayılı kararında da belirtildiği gibi, taraf Devlet raporlarının, kadınların statüsü üzerinde etkili olmaları nedeniyle miras hukuku ile ilgili yasal veya mecburi hükümler hakkında gerekli açıklamalar içermesi gerekmektedir.

37

Ekonomik ve Sosyal Konseyin 884 D (XXXIV) sayılı kararında, Konsey, taraf Devletlere, merhumla aynı ilişki derecesine sahip kadın ve erkeklerin mirastan eşit yararlanmalarını ve veraset sırasında eşit konumda tutulmalarını sağlamalarını tavsiye etmektedir. Bu hüküm umumiyetle uygulanmamaktadır.

35. Pek çok ülkede veraset ve mülkiyetle ilgili yasa ve uygulamalar kadınlara yönelik ciddi ayrımcılıkla sonuçlanmaktadır. Eşit olmayan bu muameleler sonucunda, kadınlar, kocalarının veya babalarının ölümünde, dul erkek veya erkek evlatlara nazaran çok daha küçük bir pay alabilmektedir. Bazı durumlarda, kadınlara bu haklar sınırlı veya denetim altında verilmekte ve kadınlar merhumdan kalan gayrimenkul üzerinden kısıtlı bir gelir alabilmektedir. Dul kadınlara tanınan miras hakları, çoğu kez evlilik süresince elde edilen malların eşit mülkiyeti ilkesini yansıtmamaktadır. Bu türden hükümler Sözleşmeye ters düşmekte ve yürürlükten kaldırılması gerekmektedir.

Madde 16 (2)

36. 14-25 Haziran 1993 tarihlerinde Viyana’da gerçekleşen Dünya İnsan Hakları Konferansında kabul edilen Viyana Bildirgesi ve Eylem Programında,1 Devletler, kız çocuklarına zarar veren ve onlara yönelik ayrımcılığa neden olan mevcut kanun ve düzenlemeleri yürürlükten kaldırmaya ve ilgili âdet ve uygulamaları ortadan kaldırmaya teşvik edilmektedir. Sözleşmenin 16.Maddesinin 2.bendi ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin ilgili hükümleri, taraf Devletlerin, reşit olmayan çocukların evlenmesine müsaade etmesinin veya böyle evlilikleri meşru kılmasının önüne geçmektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, “çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılmaktadır”. Bu tanımla birlikte ve Viyana Deklarasyonunun ilgili hükümlerini göz önünde bulundurarak, Komite, kadın ve erkekler için asgari evlenme yaşını 18 olarak belirlemektedir. Kadın ve erkekler evlendiklerinde önemli sorumluluklar üstlenmektedirler. Dolayısıyla, taraflar tamamen reşit olmadıkça ve fiil ehliyetine sahip olmadıkça, evliliklerine müsaade edilmemesi gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, başta kız çocukları olmak üzere rüştünü ispat etmemiş kişilerin evlenip çocuk sahibi olmaları durumunda, sağlık durumları ciddi şekilde etkilenmekte ve eğitimleri yarıda kalmaktadır. Bunun sonucunda da, ekonomik özerklikleri büyük ölçüde sınırlı kalmaktadır.

1 A/CONF.157/24 (Kısım I), bölüm III.

38

37. Bu durum sadece kadınların kişiliklerini etkilemekle kalmayıp, beceri ve bağımsızlıklarını geliştirmeleri önünde bir engel teşkil etmekte ve işgücü piyasasına erişimlerini kısıtlayarak ailelerine ve içinde bulundukları topluluklara zarar vermektedir.

38. Kadın ve erkeklerin evlenme yaşı bazı ülkelerde farklılık göstermektedir. Böylesi hükümlerin, hatalı bir şekilde kadınların erklerden farklı zihinsel gelişim hızlarına sahip olduğunu veya fiziksel ve zihinsel gelişim düzeyinin evlilikte bir önem teşkil etmediğini varsaymalarından dolayı, yürürlükten kaldırılmaları gerekmektedir. Başka ülkelerde ise, kız çocuklarının nişanlanmasına ya da ailelerinin bu çocuklar adına taahhütte bulunmalarına müsaade edilmektedir. Böylesi yasal düzenlemeler sadece Sözleşmeyle değil, kadınların özgür olarak eş seçme hakkıyla da ters düşmektedir.

39. Taraf Devletlerin, medeni hukuka göre yapılmış resmi evlilikler olsun veya âdetlere ya da dini hukuka göre yapılmış evlilikler olsun tüm evliliklerin kayıt altına alınmasını talep etmesi gerekmektedir. Devletler bu yolla Sözleşmeye uyulmasını sağlayabilmekte ve partnerler arası eşitlik, evlenme asgari yaşı, aynı anda iki kişi ile evlilik veya çok eşliliğin yasaklanması ve çocuk haklarının korunmasını tahakkuk edebilirler.

Tavsiyeler

Kadına yönelik şiddet

40. Komite, kadının aile yaşantısı içindeki yeri ile ilgili olarak, kadına yönelik şiddete ilişkin 19 No’lu Tavsiye Kararı (11.oturum) hükümlerinin,1 kadınların erkeklerle eşit olarak hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinde büyük öneme sahip olduğunun altını çizmek istemektedir. Taraf Devletlerin, kadınların, hem kamusal alanda hem de aile içerisinde birey olarak hak ve özgürlüklerini ciddi şekilde engelleyen cinsiyete dayalı şiddette maruz kalmamalarının sağlanması için bu Tavsiye Kararına uymaları teşvik edilmektedir.

1 Bkz. Genel Kurul Resmi Kayıtları, Kırk yedinci oturum, Ek Belge No. 38 (A/47/38), bölüm. I.

39

Çekinceler

41. Komite, bazı taraf Devletlerin Sözleşmenin 16.Maddesinin tümüne ya da bir bölümüne çekince koymuş olmalarını, özellikle de bu maddeye uymalarının diğer şeyler dışında kültürel veya dini inançlara ya da ülkenin ekonomik veya politik konumuna dayanan aile nosyonuyla çelişebileceğini iddia ederek Maddenin 2.bendine çekince koymalarını endişeyle karşılamaktadır.

42. Bu ülkelerin büyük bir kısmı, baba, koca veya erkek çocukları aile içinde üstün kılan ataerkil aile yapısına inanmaktadırlar. Kökten dinci veya aşırı uçtaki diğer bakış açıları ya da ekonomik zorlukların eski değer ve geleneklere dönmeyi teşvik ettiği bazı ülkelerde, kadının aile içindeki yeri ciddi oranlarda zarar görmüştür. Ekonomik ilerlemesi ve toplumun genelinin iyiliği için modern toplumun cinsiyete bakmaksızın tüm yetişkinlerin eşit olarak katılımına dayandığını kabul eden diğer ülkelerde ise, bu türden tabulardan ve gerici veya aşırı uçtaki fikirlerden zamanla vazgeçilmiştir.

43. 2 ve 3.Maddelere ve özel olarak 24.Maddeye uygun olarak, Komite, kadınların ev içinde erkeklerle eşit olmadığına ilişkin fikirleri kararlı bir şekilde engellemeye çalışarak, tüm taraf Devletlerden, Sözleşmeye ve özellikle de Sözleşmenin 9, 15. ve 16.Maddelerine konulan çekincelerinin tüm ülkelerce kaldırıldığı bir aşamaya doğru ilerlemelerini talep etmektedir.

44. Taraf Devletlerin yasalar, âdetler ya da dini veya özel hukuk tarafından onaylanan ve kadın ve erkeklerin eşit olmadığına ilişkin her türlü fikri kararlı bir şekilde engellemeye çalışması ve çekincelerin özellikle de Sözleşmenin 16.Maddesine ilişkin öne sürülen çekincelerin kaldırıldığı bir aşamaya doğru ilerlemesi gerekmektedir.

45. Komite, başlangıç raporları ve periyodik raporlara ilişkin incelemelerine dayanarak, Sözleşmeye taraf olan ve bir çekince koymaksızın Sözleşmeyi onayan ve yürürlüğe koyan Devletlerin bir kısmında, özellikle aile ile ilgili olan belirli yasaların Sözleşmenin hükümlerine fiilen uymadığını kaydetmiştir.

46. Bu yasalar, hâlihazırda, kadına yönelik ayrımcılık içeren norm, âdet ve sosyo-kültürel önyargılara dayanan pek çok madde içermektedir. Bu Devletler, ilgili Sözleşme maddelerine

40

ilişkin özel konumlarından dolayı, Komitenin kadınların statüsünü anlama ve değerlendirmelerini zor kılmaktadır.

47. Komite, özel olarak Sözleşmenin 1 ve 2.Maddeleri gereğince, bu taraf Devletlerden, ilgili konulara ilişkin fiili durumu incelemek için gerekli çabayı göstermelerini ve ulusal mevzuatlarında hâlihazırda kadınlara yönelik ayırımcılık içeren hükümlere ilişkin gerekli tedbirleri almalarını talep etmektedir.

Raporlar

48. Taraf Devletlerin, mevcut Tavsiye Kararına ilişkin açıklamalardan yararlanarak, raporlarında şunlara önem vermesi gerekmektedir:

(a) Sözleşmeye, özellikle de Sözleşmenin 16.Maddesine konan çekincelerin kaldırılmasına ilişkin olarak ülkenin kaydettiği ilerleme sonucu gelinen durumun belirtilmesi;

(b) Ülkenin yasalarının Sözleşmenin 9, 15 ve 16.Maddelerinde belirtilen ilkelere uyup uymadığının ve dini ya da özel hukuk veya âdetler nedeniyle yasalara ya da Sözleşmeye uymanın söz konusu olmadığı durumların ortaya konulması.

Mevzuat

49. Taraf Devletlerin, Sözleşmeye ve özellikle de Sözleşmenin 9, 15 ve 16.Maddelerine uyulmasının gerekli olduğu durumlarda, mevzuat düzenlemesi ve bu mevzuatı yürürlüğe koyması gerekmektedir.

Sözleşmeye Uyulmasının Teşvik Edilmesi

50. Taraf Devletlerin, mevcut Tavsiye Kararına ilişkin açıklamalardan yararlanarak ve Sözleşmenin 2, 3 ve 24.Maddeleri gereğince, bu Sözleşme ilkelerine -özellikle de dini ya da özel hukukun veya âdetlerin bu ilkelerle ters düştüğü durumlarda, tam olarak uymanın teşvik edildiği tedbirler alması gerekmektedir.

41

22 Sayılı Tavsiye Kararı (14.oturum, 1995)

Sözleşmenin 10.Maddesinin değiştirilmesi

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi,

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine Taraf Devletlerin, Genel Kurulun talebi üzerine, 1995 yılı içerisinde, Sözleşmenin 20.Maddesinde değişiklik yapılmasını görüşmek için toplanacağını kaydederek,

Çalışmalarının etkinliğinin sağlanması ve Taraf Devletlerin hazırladığı raporların incelenmesinde istenmeyen gecikmelerin önlenmesi konusunda, daha önce onuncu oturumda alınan kararı hatırlatarak,

Sözleşmenin en fazla sayıda Devlet tarafından onaylanmış insan hakları araçlarından biri olduğunu hatırlatarak,

Sözleşme maddelerinin, kadınların günlük hayatlarının tüm aşamaları, toplumun ve Devletin tüm alanlarına ilişkin temel insan haklarıyla ilgili olduğunu göz önünde bulundurarak,

Ek I’de gösterildiği üzere, incelenmeyi bekleyen raporların yol açtığı gecikmeye ilaveten giderek artan onay sayısıyla gelen Komite üzerindeki iş yükünden kaygı duyarak,

Yine, Taraf Devletlerin raporlarını sunmalarından sonra, bu raporların incelenmesine kadar uzun bir sürenin geçmesinden ve bu nedenle, Devletlerin raporları güncellemek için ek bilgi vermelerine ihtiyaç duyulmasından kaygı duyarak,

Ek II’de gösterildiği üzere, antlaşmaya dayalı insan hakları yapıları içerisinde yalnızca Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin toplantı zamanlarının Sözleşme ile tanımlandığını ve Komitenin, antlaşmaya dayalı tüm insan hakları yapıları içerisinde en kısa toplantı süresine sahip olduğunu göz önünde bulundurarak,

Sözleşmede geçtiği biçimiyle oturum sürelerinin sınırlı olmasının, Komitenin Sözleşmeyle belirlenen işlevlerini etkili biçimde yerine getirmesini ciddi şekilde engellediğini belirterek,

42

1. Taraf Devletlere, Genel Kurulun belirleyeceği herhangi bir kısıtlama haricinde hiçbir sınırlama olmaksızın, Komitenin Sözleşmede yer alan işlevlerini etkili biçimde yerine getirebilmesine olanak tanıyacak şekilde yılda bir kere toplanması için, Komitenin toplantı zamanıyla ilgili 20.Maddesini değiştirmeyi değerlendirmesini tavsiye etmektedir;

2. Ayrıca Genel Kurulun, değişiklik sürecinin tamamlanmasına bağlı olarak, Komitenin 1996 yılında, istisnai olarak her biri üç hafta sürecek ve her birinden önce çalışma gruplarının ön oturumlar gerçekleştireceği şekilde iki oturumda toplanabilmesi için Komiteye yetki vermesini tavsiye etmektedir;

3. Taraf Devletlerin katılacağı toplantıda, Komitenin işlevlerini yerine getirme konusunda karşılaştığı güçlükler hakkında, Komite Başkanı tarafından Taraf devletlere sözlü bir rapor sunulmasını tavsiye etmektedir;

4. Ayrıca, Komitenin iş yüküyle ilgili tüm bilgilerin ve antlaşmaya dayalı diğer insan hakları yapıları ile ilgili karşılaştırmalı bilgilerin toplantıda Genel Sekreter tarafından Taraf Devletlere tedarik edilmesini tavsiye etmektedir.

23 Sayılı Tavsiye Kararı (16.oturum, 1997)

Madde 7 (politika ve kamu hayatı)

Taraf Devletler, ülkelerindeki politika ve kamu hayatında, kadınlara yönelik ayırımı önlemek için tüm tedbirleri alacak ve özellikle kadınlara erkeklerle eşit şartlarla aşağıdaki hakları sağlayacaklardır:

(a) Bütün seçimlerde ve halk oylamalarında oy kullanmak ve halk tarafından seçilen organlara seçilebilmek,

(b) Hükümet politikasının hazırlanmasına ve uygulanmasına katılmak, devlet görevinde bulunmak ve hükümetin her kademesinde kamu görevleri ifa etmek,

43

(c) Ülkenin kamu ve siyaset hayatı ile ilgili olarak faaliyet gösteren hükümet-dışı kuruluşlar ve derneklere iştirak etmek.

Arka plan

1. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, kadınların içinde yaşadıkları ülkenin kamu hayatına katılımlarına özel bir önem vermektedir. Sözleşmenin giriş bölümünde şu ifade yer almaktadır:

“Kadınlara karşı ayrımcılığın, hak eşitliği ve insan şeref ve haysiyetine saygı ilkelerini ihlal ettiğini, kadınların erkeklerle eşit olarak ülkelerinin siyaset, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatlarına katılmalarını engellediğini, toplumun ve ailenin refahının artmasına engel teşkil ettiğini ve kadınların ülkelerinin ve insanlık hizmetinde kullanabilecekleri olanaklarını geliştirmelerini zorlaştıracağını kaydederek.”

2. Sözleşmenin giriş bölümünde kadınların karar alma süreçlerine katılmalarının önemi şu ifadeyle vurgulanmaktadır:

“Bir ülkenin tam ve eksiksiz kalkınmasının, dünyada refahın ve barışın elde edilmesinin, kadınların erkeklerle eşit şartlarda her alanda azami katkılarının gerektirdiğine inanarak.”

3. Ayrıca, Sözleşenin 1.Maddesinde, “kadınlara karşı ayrımcılık” ifadesi şu şekilde açıklanmıştır:

“kadınların, medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer sahalardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayırım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelir. ”

4. Diğer sözleşme, bildirge ve uluslararası incelemeler kadınların kamu hayatına katılımlarına büyük önem vermektedir ve eşitlik konusunda uluslararası standartlar için bir çerçeve çizmektedir. Bunlar arasında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi,1 Kişisel ve Siyasal Haklar

1 Genel Kurul kararı 217 A (III).

44

Uluslararası Sözleşmesi,1 Kadınların Siyasal Hakları Sözleşmesi,2 Viyana Deklarasyonu,3 Pekin Deklarasyonu ve Eylem Planının 13.Paragrafı,4 Sözleşme altında 5 ve 8 No’lu Genel Tavsiye kararları,5 İnsan Hakları Komitesi tarafından kabul edilen 25 No’lu genel açıklama,6 karar alma süreçlerine kadın ve erkeklerin dengeli katılımı konusunda Avrupa Birliği Konseyi tarafından kabul edilen Tavsiye Kararı7 ve Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan “Siyasal Karar Alma Sürecinde Toplumsal Cinsiyet Dengesi Nasıl Oluşturulur?” başlıklı belge8 bulunmaktadır.

5. Sözleşmenin 7.Maddesi, Taraf Devletleri, ülkenin politika ve kamu hayatında kadınlara karşı ayırımı önlemek için tüm tedbirleri almak ve özellikle kadınların erkeklerle eşit şartlardan yararlanmalarını sağlamakla yükümlü kılmıştır. 7.Maddede belirtilen yükümlülük yalnız bu madde altında (a), (b) ve (c) paragraflarında belirtilen alanları değil, politika ve kamu hayatındaki tüm alanları kapsamaktadır. Bir ülkenin politika ve kamu hayatı geniş bir kavramdır. Bu, siyasal erkin, daha özelde yasama, yargı, yürütme ve idare erklerinin uygulanmasını vurgular. Bu kavram, kamu yönetiminin tüm yönlerini ve uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde politikaların belirlenmesi ve uygulanmasını kapsamaktadır. Kavram ayrıca, sivil toplumun pek çok yönünü de kapsamaktadır; bunlar arasında kamuya bağlı kurullar ve yerel konseyler ile siyasi parti, sendika, meslek örgütleri ya da sektör birlikleri, kadın örgütleri, mahalli örgütler (community based organizations), politika ve kamu hayatıyla ilgili diğer örgütler bulunmaktadır.

6. Sözleşme, bu eşitliğin tam anlamıyla etkinlik kazanabilmesi için, uluslararası insan hakları belgelerinde, örneğin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 21.Maddesi ve Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 25.Maddesinde belirtildiği gibi, her bir yurttaşın belirli aralıklarla tekrarlanan ve seçmenin hür iradesini kullanmasını güvence altına almak üzere gizli oy kullanılan genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu bir siyasi sistem çerçevesinde uygulanması gerektiğini öngörmektedir.

1 Genel Kurul kararı 2200 A (XXI), ek.

2 Genel Kurul kararı 640 (VII).

3 İnsan Hakları Dünya Konferansının Raporu, Viyana, 14-25 Haziran 1993 (A/CONF.157/24 (Kısım I)), bölüm. III.

4 4-15 Eylül 1995 tarihinde Pekin’de toplanan Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Raporu (A/CONF.177/20 ve Add.1), bölüm I, karar 1, ek I.

5 Bkz. Genel Kurul Resmi Kayıtları, Kırk üçüncü oturum, Ek Belge No. 38 (A/43/38), bölüm. V.

6 CCPR/C/21/Rev.1/Add.7, 27 Ağustos 1996.

7 96/694/EC, Brüksel, 2 Aralık 1996.

8 Avrupa Komisyonu belgesi V/1206/96-EN (Mart 1996).

45

7. Sözleşmenin fırsat eşitliği ile kamu hayatına ve karar alma süreçlerine katılımın önemine yaptığı vurgu nedeniyle, Komite Sözleşmenin 7.Maddesini gözden geçirmiş ve Taraf Devletlerin yasa ve politikalarını gözden geçirirken, Sözleşmeye uygun olarak hazırlanacak raporlarda, aşağıda belirtilen yorum ve tavsiyeleri göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirtmiştir:

Açıklamalar

8. Her zaman, insan faaliyetlerinin kamusal ve özel alanlarının birbirinden ayrı olduğu düşünülmüş ve söz konusu alanlar bu düşünceye uygun olarak düzenlenmiştir. Kadınlara her zaman özel ya da evle ilgili alanlarda yer verilmiş, kadınlar üremeyle ve çocukların yetiştirilmesiyle görevlendirilmiş ve tüm toplumlarda bu faaliyetler küçümsenmiştir. Öte yandan, saygı gören ve önemsenen kamusal hayat, özel ve evle ilgili alanların dışında kalan pek çok faaliyeti kapsamaktadır. Tarihsel olarak erkekler, hem kamusal hayata hükmetmiş hem de kadınları özel alana hapsetmek ve ikincil dereceden muameleye tabi kılmak için iktidarlarını kullanmışlardır.

9. Ailenin ve toplumun devamlılığının sağlanmasında üstlendikleri merkezi role ve kalkınmaya yaptıkları katkılara rağmen, kadınlar siyasal hayattan ve karar alma süreçlerinden dışlanmışlardır ve bu durum, nihayetinde kadınların günlük yaşam biçimlerini ve toplumların geleceğini biçimlendirmiştir. Bu dışlama, özellikle buhran zamanlarında kadınların seslerini boğmuş ve sağladıkları katkıları ve deneyimlerini görünmez kılmıştır.

10. Tüm uluslarda, kadınların kamusal hayata katılmalarını engelleyen en önemli faktörler arasında, kültürel değerler ve dinsel inanışlar ve bunların yanı sıra, hanenin örgütlenmesi ve çocuk bakımı konularında hizmetlerin yetersiz olması ve bu görevlerin erkekler tarafından paylaşılmaması bulunmaktadır. Tüm uluslarda kadınların özel faaliyet alanlarına hapsedilmesinde ve kamu hayatına aktif olarak katılmalarının engellenmesinde kültürel gelenekler ve dinsel inanışlar bir rol oynamıştır.

11. Kadınların üzerindeki ev işlerinin yarattığı yükün bir kısmının alınması, yaşadıkları toplumun hayatına daha da bütünsel olarak katılmalarına olanak tanıyacaktır. Kadınların ekonomik açıdan erkeklere bağımlı olması, önemli siyasi kararları almalarına ve kamu hayatına aktif biçimde katılmalarına genellikle engel olmaktadır. Kadınların üzerindeki iş yükü ve ekonomik

46

bağımlılıklarının doğurduğu çifte yük hem kamu hem de siyaset alanındaki işlerin gerektirdiği uzun ya da esnek olmayan çalışma süreleri ile birleşerek, kadınların daha etkin olabilmesini engellemektedir.

12. Basın-yayın organlarının da beslediği kalıplaştırma, siyaset hayatındaki kadınların ilgilendikleri konuların çevre, çocuk ve sağlık gibi konularla sınırlı kalmasına neden olmakta; kadınların maliye, bütçe denetimi ve çatışmaların çözümü gibi konularda sorumluluk almasına engel olmaktadır. Politikaya atılmaya olanak tanıyan mesleklerde kadınların düşük düzeyde temsil edilmesinin bu konuda bir başka engel oluşturduğu söylenebilir. Kadın liderlerin iktidar sahibi olduğu ülkelerde bu durum, kadınların kendi başlarına seçimlerde kazandıkları başarılardan ziyade babalarının, eşlerinin ya da akrabalarının etkisiyle mümkün olabilmektedir.

Siyasi sistemler

13. Kadın ve erkelerin eşitliği ilkesi pek çok ülkenin anayasası, yasaları ve tüm uluslararası belgeler tarafından tekrarlanmaktadır. Bununla birlikte, son 50 yılda kadınlar eşitlik ilkesinden tam olarak yararlanamamış ve kadınların kamu ve siyaset hayatına düşük katılım düzeyleri bu eşitsizlik halini güçlendirmiştir. Sadece erkekler tarafından geliştirilen politikalar ve alınan kararlar, insan deneyiminin ve potansiyelinin yalnız bir bölümünü yansıtmaktadır. Toplumun adil ve etkili biçimde örgütlenmesi, tüm üyelerinin dâhil edilmesini ve katılımını gerektirir.

14. Hiçbir siyasi sistem kadınlara tam ve eşit katılım hakkı ve bu haktan yararlanma olanağı sağlamamıştır. Demokratik sistemlerde, kadınların siyasi hayata dâhil olmasına yönelik olanaklar gelişmiştir; ancak kadınların karşılaştıkları pek çok ekonomik, sosyal ve kültürel engel, katılımlarını ciddi biçimde sınırlamaktadır. Tarihsel olarak istikrarlı görünen demokrasilerde bile, toplumun yarısını oluşturan kadınların görüş ve çıkarları tam ve eşit olarak dâhil edilememektedir. Kadınların kamu hayatından ve karar alma sürecinden dışlandıkları toplumların demokratik olduklarını söylenemez. Demokrasi kavramı, ancak, kadınların ve erkeklerin siyasi karar alma sürecini paylaştıkları ve bu sürecin her iki tarafın çıkarlarını eşit biçimde dikkate aldıkları zaman tam ve dinamik bir anlam kazanacak; uzun süre etkili olacaktır. Taraf Devletlerin sundukları raporlar, kadınların kamu hayatına ve karar alma sürecine tam ve eşit katıldığı durumlarda kadın haklarına ilişkin uygulamaların ve Sözleşme ile uyumluluğunun geliştiğini göstermektedir.

47

Geçici özel tedbirler

15. Yasalardaki engellerin kaldırılması gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Kadınların tam ve eşit katılımlarının sağlanamaması bir kasıt olmaksızın ve erkekleri bilinçsizce öne çıkartan köhne uygulamaların ve usullerin bir sonucu olabilir. Sözleşmenin 4.Maddesinde, 7. ve 8.Maddelerin tam anlamıyla uygulanması için geçici özel tedbirlerin kullanılması teşvik edilmektedir. Katılımda eşitliğin sağlanması amacıyla etkili geçici stratejilerin geliştirildiği ülkelerde, geniş bir yelpazede çeşitli tedbirler uygulanmaya konmuştur; kadın adayların tercih edilmesi, mali olarak desteklenmesi ve eğitilmesi, seçim usullerinin değiştirilmesi, eşit katılıma yönelik kampanyaların geliştirilmesi, tüm toplumların günlük hayatlarında temel bir rol oynayan yargı ya da diğer meslek grupları gibi kamusal pozisyonlara atanmak üzere kadınların hedef alınması, sayısal hedeflerin ve kotaların belirlenmesi bu tedbirlere örnek olarak gösterilebilir. Engellerin biçimsel olarak ortadan kaldırılması, kadınların ve erkeklerin yaşadıkları toplumun kamu hayatına eşit katılımını teşvik etmek üzere geçici özel tedbirlerin uygulamaya konması, siyaset alanında gerçek bir eşitliğin önkoşullarıdır. Öte yandan, kamusal alanda yüzyıllardır süren erkek egemenliğinin aşılması için, tam ve etkili katılım gösterebilmeleri amacıyla Sözleşmeye Taraf Devletler ile siyasi partiler ve kamu görevlilerinin önderliğinde, toplumun tüm sektörlerinin kadınları teşvik etmesi ve desteklemesi gerekmektedir. Taraf Devletler, geçici özel tedbirlerin özellikle eşitlik ilkesini desteklemek amacıyla tasarlanmasını ve bu nedenle tüm yurttaşların eşitliğini güvence altına alan anayasal hükümlerle uyumlu olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Özet

16. Pekin Eylem Planında1 vurgulandığı üzere, en önemli konu yasal düzenlemelerle uygulama arasındaki farklılık; yani, kadınların siyasete ve kamu hayatına katılma hakları ile fiili durumun farklı olmasıdır. Araştırmalara göre, kadınların katılım oranları yüzde 30-35 düzeyine ulaştığında (bu oran genellikle ‘kritik kütle’ olarak adlandırılmaktadır) bu durum siyaset tarzının ve tartışmaların içeriğinin gerçekten değişmesine yol açmakta ve siyaset hayatı yeniden canlanmaktadır.

1 4-15 Eylül 1995 tarihinde Pekin’de toplanan Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Raporu (A/CONF.177/20 ve Add.1), bölüm I, karar 1, ek I.

48

17. Kadınların kamu hayatında daha geniş ölçekte temsil edilebilmeleri için siyasal ve ekonomik erkin kullanımında tam bir eşitliğe sahip olmaları, ulusal ve uluslararası tüm düzeylerde karar alma süreçlerine tam ve eşit olarak dâhil olmaları gerekmektedir; böylelikle, eşitlik, kalkınma ve barışın sağlanmasına yönelik hedeflere kendi katkılarını yapabileceklerdir. Bu hedeflerin yakalanması ve gerçek demokrasinin sağlanması için cinsiyete dayalı bir bakış açısı büyük önem taşımaktadır. Bu nedenlerle, kadınların sağlayacağı katkılardan yararlanmak, çıkarlarının korunmasını güvence altına almak, cinsiyetine bakılmaksızın herkesin insan haklarından yararlanmasının tam anlamıyla güvence altına alınması için kadınların kamu hayatına dâhil olmalarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Kadınların tam katılımları hem kendilerinin güçlenmesi, hem de bir bütün olarak toplumun gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Seçme ve seçilme hakkı (Madde 7, paragraf (a))

18. Sözleşme, Taraf Devletleri, kadınların erkeklerle eşitliği ilkesine dayanarak, kadınların tüm seçim ve halk oylamalarında seçme ve seçilme hakkından yararlanmalarını sağlamak üzere anayasa ve yasalarında gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlü kılar.

19. Taraf Devletlerin sundukları raporlar incelendiğinde, neredeyse tüm devletlerin tüm seçim ve halk oylamalarında kadınlara ve erkeklere seçme ve seçilme hakkı tanıyan anayasal ya da yasal hükümleri kabul etmelerine rağmen, pek çoğunda kadınların bu hakkı kullanma konusunda güçlükler yaşadığı görülmektedir.

20. Bu hakları engelleyen unsurlar arasında şunlar bulunmaktadır:

(a) Kadınların, adaylar, siyasi parti platformları ve seçme usulleri hakkındaki bilgilere erişim olanakları, genelde erkeklerinkine kıyasla azdır ve Hükümetlerle siyasi partiler, bu bilgileri sağlama konusunda yetersiz kalmaktadır. Kadınların okuryazar olmamaları, siyasi sistemler hakkında ya da siyasi girişimlerin ve politikaların hayatları üzerindeki etkileri hakkında yeterli bilgilere ve değerlendirme olanaklarına sahip olmamaları, seçme haklarını tam ve eşit kullanmalarını engelleyen diğer önemli etkenlerdir. Bazı durumlarda kadınların oy kullanmak üzere kaydedilmemeleri, oy kullanma hakkının, sorumluluklarının ve değişim konusunda bu hakkın içerdiği olasılıkların anlaşılmadığını göstermektedir;

49

(b) Çifte iş yükü ve mali engeller, kadınların seçim kampanyalarını izlemek ve oylarını tam bir özgürlükle kullanabilmek için gereken zaman ya da olanaklarının sınırlı kalmasına neden olacaktır;

(c) Pek çok ülkede geleneklerle sosyal ve kültürel kalıplar, kadınların seçme hakkını kullanmaları konusunda caydırıcı niteliktedir. Pek çok erkek, ikna yoluyla ya da kadınların yerine oy kullanmak gibi doğrudan eylemler aracılığıyla kadınların kullandıkları oyları etkilemekte ya da kontrol etmektedir;

(d) Bazı ülkelerde kadınların dolaşım özgürlüklerinin veya katılım haklarının sınırlı olması, kadınların siyasete katılımlarına karşı olumsuz yaklaşımlar ya da seçmenlerin kadın adaylara güven duymaması ve desteklememesi gibi unsurlar, kadınların yaşadıkları toplumun kamu ya da siyaset hayatlarına katılmalarını engelleyen diğer unsurlar arasında yer almaktadır.

21. Bu unsurlar seçmenlerin yarısını oluşturan kadınların neden siyasi güçlerini kullanmadıklarını ya da çıkarlarını desteklemek, hükümeti değiştirmek ya da ayrımcı politikaları ortadan kaldırmak amacıyla bloklar oluşturmadıkları paradoksunu en azından kısmen açıklamaktadır.

22. Seçim sistemi, Parlamentodaki sandalye sayısı dağılımı, bölge seçimi gibi unsurların tümü, Parlamentoya seçilen kadınların oranını ciddi biçimde etkilemektedir. Siyasi partiler eşit fırsat ve demokrasi ilkelerini benimsemeli ve kadın ve erkek aday sayısının dengeli dağılımı sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmelidir.

23. Kadınlar, seçme haklarını kullanma konusunda erkeklere uygulanmayan ya da oransız biçimde kadınları etkileyen hiçbir sınırlama ya da koşula tabi olmamalıdır. Örneğin, seçme hakkının sadece belirli eğitim düzeyine, belirli bir miktar servete, ya da okuryazar kişilere tanınması makul olmamakla kalmayacak, aynı zamanda evrensel insan hakları güvencesini de ihlal edecektir. Ayrıca, kadınlar üzerindeki etkisi daha fazla olan bu tür bir uygulama Sözleşme hükümlerine de aykırıdır.

50

Hükümet politikalarının geliştirilmesine katılma hakkı (Madde 7, paragraf (b))

24. Genelde politika düzeyinde kadınların hükümet çalışmalarına katılımı düşük seyrini sürdürmektedir. Bu konuda önemli ilerlemelerin kaydedilmiş olmasına ve bazı ülkelerde eşitliğin yakalanmasına rağmen, pek çok ülkede kadınların katılımları fiilen azalmıştır.

25. 7.Maddenin (b) bendine göre Taraf Devletler, kamudaki tüm sektörlerde ve her düzeyde politika geliştirme çalışmalarında kadınların tam katılımını ve temsil edilmelerini sağlamalıdır. Bu, cinsiyetle ilgili konuların ana plan ve programlara dâhil edilmesini sağlayacak ve kamu politikasının geliştirilmesiyle ilgili faaliyetlere, toplumsal cinsiyete dayalı bir bakış açısı getirilmesini kazandıracaktır.

26. Taraf Devletler, denetim alanlarında olduğu sürece, üst düzeyde karar almayla ilgili görevlere kadınları atamak ve doğal olarak kadınların görüş ve çıkarlarını geniş bir ölçekte temsil eden danışma gruplarına danışmak ve bu grupları sürece dâhil etmekle yükümlüdür.

27. Taraf Devletler, ayrıca, kadınların hükümet politikalarının geliştirilmesine tam katılımını önleyen engelleri belirlemek ve bunları ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Bu engeller arasında, kadınlara sembolik düzeyde mevki verilmesinin yeterli görülmesi ve kadınların katılımı konusunda caydırıcı rol oynayan âdetlere dayalı ya da geleneksel tutumlar bulunmaktadır. Hükümet içerisinde kadınların üst düzeyde temsil edilmediği ya da kadınların görüşlerine hiç başvurulmadığı ya da yetersiz düzeyde başvurulduğu durumlarda, hükümet politikaları kapsayıcı ve etkili olamayacaktır.

28. Kabineye ve üst düzeyde idari görevlere kadınları atama erkine genellikle taraf Devletler sahipken, siyasi partiler kadınların parti listelerinde yer almalarını ve başarı kazanabilecekleri seçim bölgelerinden aday gösterilmelerini sağlamakla sorumludur. Taraf Devletler, ayrıca, kadınların hükümetin danışma kurullarına erkeklerle eşit esasta atanmasını ve bu kurulların gereken durumlarda temsil niteliğine haiz kadın gruplarının görüşlerini dikkate almalarını sağlamaya çaba harcamalıdır. Kadınlara karşı ayrımcılık içeren ya da kadınların politika ve kamu hayatına katılımlarıyla ilgili caydırıcı nitelikteki tutumlara karşı, kamuoyunun görüşlerine kılavuzluk edecek, kamuoyunu yönlendirecek ve bu tutumları değiştirecek girişimlerin teşvik edilmesi hükümetin temel sorumluluğudur.

51

29. Bazı Taraf Devletlerin, kadınların üst düzeyde kabineye ve idari görevlere katılımlarını ve danışma kurullarında üye olarak görev almalarını sağlamak üzere benimsediği tedbirler şunları içermektedir: Ataması yapılacak adayların nitelik bakımından eşit oldukları durumlarda, önceliğin kadın adaylara verilmesinin bir kural olarak kabul edilmesi; herhangi bir kamu biriminin üyeleri arasında, cinsiyetlerden herhangi birinin oranının yüzde 40’dan az olamayacağının bir kural olarak kabul edilmesi; kabinenin kadın üyeleri ve devlet görevine atanacak kadınlar için kotaların belirlenmesi ve kamu kurumlarına ve görevlerine atanmak üzere nitelikli kadınların aday gösterilmesini güvence altına almak için kadın örgütleriyle istişare yapılması ve bu türden kurum ve görevlere atanmak üzere kadınların aday gösterilmesini kolaylaştırmak üzere nitelikli kadınların belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütülmesi. Danışma kurullarına özel kuruluşların gösterdiği adaylar arasından atamaların yapıldığı durumlarda, Taraf Devletler, nitelikli ve uygun kadınların kurul üyeliğine aday gösterilmesi konusunda bu kuruluşları teşvik etmelidir.

Kamu görevine atanma ve kamu görevlerini ifa etme hakkı (Madde 7, paragraf (b))

30. Taraf Devletlerin sundukları raporlar incelendiğinde, kadınlara hükümet kabinelerinde, kamu hizmetlerinde ve kamu yönetiminde, adli kurum ve adalet sisteminde üst düzey görevler verilmediği görülmektedir. Kadınlar bu gibi üst düzeydeki ya da etkili görevlere nadiren atanmaktadır. Devletlerin bir bölümünde genellikle ev ya da aileyle ilgili görevlerde ve daha alt kademelerde kadınların sayısının giderek arttığı görülebilmekteyse de, ekonomi politikası ya da kalkınma, siyasi işler, savunma, barış misyonları, çatışmaların çözümü ya da anayasal yargı ya da anayasanın yorumlanması gibi konularda karar alma konumundaki kadınlar yalnızca küçük bir azınlık oluşturmaktadır.

31. Taraf Devletlerin sundukları raporlar da belirli bazı durumlarda kadınların kraliyet makamlarına atanması, Devlet adına görev yapan dinsel ya da geleneksel mahkemelerde yargıç olarak görev yapmaları ya da orduya tam katılımlarının yasalarca kısıtlandığını göstermektedir. Bu yasa hükümleri kadınlara karşı ayrımcılık yapmakta; kadınların yaşadıkları toplumun bu alanlarına tam katılımlarıyla ve becerileriyle sağlayacakları faydalardan toplumun yararlanmasını engellemekte ve Sözleşmede yer alan ilkelere aykırılık teşkil etmektedir.

52

Hükümet-dışı örgütlere, kamu örgütlerine ve siyasi örgütlere katılım hakkı (Madde 7, paragraf (c))

32. Taraf Devletlerin sundukları raporlar incelendiğinde, siyasi partilerle ilgili bilgilere yer veren az sayıda birkaç durumda, kadınların yeterli düzeyde temsil edilmedikleri ya da erkeklere kıyasla daha önemsiz görevlerde yoğunlaştıkları görülmektedir. Siyasi partiler karar almayla ilgili rollerde önemli bir araç olduğundan, Hükümetler siyasi partileri, kadınların siyasi parti faaliyetlerine tam ve eşit olarak katılımlarını ne ölçüde sağladıkları ve bu katılımın sağlanamadığı durumların nedenlerini incelemeye teşvik etmelidir. Siyasi partiler kadınların tam katılımının ve temsilinin önündeki engellerin aşılması için ve kadınların parti çalışmalarında yer alma ve seçimlerde aday olarak gösterilme konusunda uygulamada eşit fırsatlara sahip olmasını güvence altına almak için, bilgilendirmeyi, mali kaynak ve diğer kaynakların sağlanmasını da içeren etkili tedbirleri başlatma konusunda teşvik edilmelidir.

33. Bazı siyasi partilerin konuyla ilgili almış olduğu tedbirler şunlardır: parti yürütme organlarındaki görevlerin belirli bir asgari sayısını ya da oranını kadınlara ayırmak, seçimlerde kadın ve erkek adaylar arasında dengeli bir dağılım gerçekleşmesini sağlamak ve tercih edilmeyen seçim bölgelerinden sürekli olarak kadınların aday gösterilmesini ya da parti listelerinde en az avantajlı görevlerde kadınların yer almasını engellemek. Taraf Devletler, bu gibi geçici tedbirlerin, ayrımcılığa karşı yasalarda ve eşitliğe ilişkin diğer anayasal güvencelerde özel olarak olanak tanınmasını sağlamalıdır.

34. Sendika ve siyasi parti benzeri diğer örgütler, yürütme organlarının toplumun tüm kesimlerinin tam ve eşit katılımından ve her iki cinsiyetin sağlayacağı katkılardan yararlanabilmesi için, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine bağlılıklarını kurucu tüzükleriyle, bu kuralların uygulanmasıyla ve yürütme kurullarında toplumsal cinsiyet dengesini sağlayan bir üye yapısıyla göstermelidir. Ayrıca bu örgütler, sivil toplum kuruluşlarının (STK) yaptığı gibi kadınlara siyasi beceriler, katılım ve liderlik konusunda emsalsiz bir eğitim alanı sunmaktadır.

53

Madde 8 (uluslararası düzey)

Taraf Devletler, kadınların erkeklerle eşit koşullar altında ve herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaksızın Hükümetlerini uluslararası düzeyde temsil etme ve kadınların uluslararası örgütlerin çalışmalarına katılma olanağına sahip olmalarını sağlamak için gereken tedbirleri almalıdırlar.

Açıklamalar

35. Sözleşmenin 8.Maddesine göre Hükümetler, kadınların uluslararası ilişkilerin tüm düzey ve tüm alanlarında yer almalarını sağlamakla yükümlüdürler. Bunun için, kadınların iktisatla ilgili ve askeri konularda hem çok taraflı hem de ikili diplomatik ilişkilere ve uluslararası ve bölgesel konferanslara dâhil edilmeleri gerekmektedir.

36. Taraf Devlet raporları incelendiğinde, pek çok Hükümetin diplomasi ve dış işleri bölümlerinde, özellikle de üst kademelerde kadınların temsil düzeyinin büyük ölçüde yetersiz olduğu görülmektedir. Kadınlar genellikle ülkenin dış ilişkileri açısından daha az önem taşıyan ülkelerdeki elçiliklere atanmaktadır ve bazı örneklerde, evlilik durumları nedeniyle, kadınlara atamalarda ayrımcılık yapılmaktadır. Diğer bazı durumlarda, erkek diplomatlara sağlanan eş ve aile yardımlarından, paralel görevler yürüten kadınlar yararlanamamaktadır. Bakmakla yükümlü oldukları aile üyelerinin bakımı nedeniyle atamayı kabul etmeyecekleri varsayımı da dâhil olmak üzere, kadınların ev içi sorumluluklarına ilişkin varsayımlar, kadınların uluslararası çalışmalara katılmalarının önünde genellikle bir engel teşkil etmektedir.

37. Birleşmiş Milletlerin ve diğer uluslararası örgütlerin daimi misyonlarının çoğunda, kadınlar görevli diplomatlar arasında yer almamakta ya da az sayıda kadın diplomasinin alt kademelerinde görev yapmaktadır. Aynı durum, uluslararası ve küresel hedefleri, gündemleri ve öncelikleri belirlemek üzere gerçekleştirilen uzman grubu toplantıları ya da konferanslar için de geçerlidir. Birleşmiş Milletler sistemine dâhil kuruluşlar ve bölgesel düzeyde çalışan çeşitli iktisadi, siyasal ve askeri yapılar, uluslararası kamusal alanda önemli işverenler haline gelmiştir ancak, bu kuruluşlarda da kadınlar azınlıkta olup alt kademelerde görev yapmaktadır.

38. Kadınların ve erkeklerin uluslararası alanda Hükümetlerini temsil etmelerine ve uluslararası örgütlerin çalışmalarına katılmalarına eşit düzeyde izin veren çok az olanak vardır. Bunun

54

nedeni, genellikle, ilgili görevlere ve resmi temsilciliklere atanmaya ilişkin nesnel ölçütlerin ve süreçlerin olmamasıdır.

39. Çağdaş dünyanın küreselleşmesi, kadınların uluslararası örgütlere erkeklerle eşit koşullar altında dâhil olmasını ve katılımını giderek daha da önemli kılmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı bakış açısının ve kadınların insan haklarının tüm uluslararası kurum ve kuruluşların gündemine dâhil edilmesi hükümetler açısından zaruridir. Barışın sağlanması ve çatışmaların çözümü, askeri harcamalar ve nükleer silahsızlanma, kalkınma ve çevre, dış yardım ve ekonomik yeniden yapılanma gibi küresel konularda önemli pek çok kararın alınmasında kadınların katılımı sınırlı kalmıştır. Bu durum, kadınların söz konusu alanlara hükümet-dışı düzeyde katılımlarıyla kesin bir çelişki oluşturmaktadır.

40. Uluslararası müzakerelere, barışı sağlamaya yönelik faaliyetlere, önleyici diplomasinin tüm düzeylerine, arabuluculuk, insani yardım, toplumsal uzlaşma, barış görüşmelerine ve uluslararası yargı sistemine kritik sayıda kadının katılımı bu faaliyetlerde bir fark yaratacaktır. Silahlı ve diğer çatışmaların çözümüne yönelik çalışmalarda, bu çatışmaların erkekler ve kadınlar üzerindeki farklı etkilerini anlamak üzere toplumsal cinsiyete dayalı bir bakış açısı ve analiz gerekmektedir.1

TAVSİYELER

Madde 7 ve 8

41. Taraf Devletler, anayasalarının ve yasalarının Sözleşme hükümleriyle, özellikle de Sözleşmenin 7 ve 8.Maddeleriyle uyumlu olmasını sağlamalıdır.

42. Taraf Devletler, Sözleşmede belirtilen yükümlülüklere doğrudan tabi olmayan siyasi partiler, sendikalar ve benzeri örgütlerin Kadınlara yönelik ayrımcılık yapmamalarını ve Sözleşmenin 7 ve 8.Maddelerinde yer alan ilkelere saygı göstermelerini sağlamak için, Anayasaları ile uyumlu yasalar çıkartmak da dâhil gereken tüm tedbirleri almakla yükümlüdür.

1 Bkz. 4-15 Eylül 1995 tarihinde Pekin’de toplanan Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Eylem Platformunun 141. paragrafı (A/CONF.177/20, bölüm I, karar 1, ek II). Ayrıca bkz,. Paragraf 134; bu paragrafın bir bölümünde şu ifade yer almaktadır: “Kadınların yetki mekanizmalarına eşit ulaşabilirliği ve tam katılımı, çatışmaları çözme ve önleme çabalarına tam anlamıyla dahil olması, barış ve güvenliğin yaygınlaşması ve sürekliliği için temel koşuldur.”

55

43. Taraf Devletler, kadınların, Sözleşmenin 7 ve 8.Maddelerinde bahsi geçen tüm alanlarda eşit temsil edilmelerini güvence altına almak için geçici özel tedbirler belirlemeli ve bu tedbirleri yürürlüğe koymalıdırlar.

44. Taraf Devletler, Sözleşmenin 7 ve 8.Maddeleriyle ilgili herhangi bir çekinceleri olmaları halinde, bu çekincelerin nedenlerini ve etkilerini açıklamalı, bu çekincelerin kadınların toplumdaki rolleriyle ilgili geleneksel, örfi ya da kalıplaşmış tutumları yansıtıp yansıtmadığını ve bu tutumların değiştirilmesi için attıkları adımları belirtmelidir. Taraf Devletler, bu tür çekincelere duyulan ihtiyaçları yakın inceleme altında tutmalı ve raporlarında bu çekincelerin kaldırılmasına yönelik bir zaman planına yer vermelidir.

Madde 7

45. Sözleşmenin 7.Maddesi uyarınca (a) paragrafına göre tanımlanması, uygulanması ve etkililiğinin izlenmesi gereken tedbirlerin bazıları aşağıdakileri sağlamaya yönelik olmalıdır:

(a) Seçim yoluyla belirlenen kamu görevlerinde, kadınlar ve erkekler arasında dengenin oluşturulması;

(b) Kadınların seçme haklarını, bu hakkın önemini ve bu hakkı nasıl kullanacaklarını anlamalarının sağlanması;

(c) Okuryazar olmama, dil bilmeme, yoksulluk ve kadınların dolaşım özgürlüğünün önündeki sınırlamalardan kaynaklanan engeller dâhil olmak üzere, eşitliğin önündeki tüm engellerin kaldırılmasının sağlanması;

(d) Bu gibi dezavantajları yaşayan kadınlara, seçme ve seçilme haklarını kullanmaları için destek sağlanması.

46. Sözleşmenin 7.Maddesi, (b) paragrafına göre alınacak tedbirlerin bazıları aşağıdakileri sağlamaya yönelik olmalıdır:

(a) Hükümet politikalarının geliştirilmesinde kadınların temsil eşitliği;

56

(b) Kadınların devlet görevine atanma konusunda uygulamada eşit haklardan yararlanmaları;

(c) Kadınlara yönelik, açık ve temyizi mümkün atama süreçleri.

47. Sözleşmenin 7.Maddesi, (c) paragrafına göre alınacak tedbirlerin bazıları aşağıdakileri sağlamaya yönelik olmalıdır:

(a) Kadınlara karşı ayrımcılığı engellemeye yönelik etkili yasaların çıkartılması;

(b) Sivil toplum örgütlerinin, kamusal ve siyasi örgütlerin çalışmalarında, kadınların temsil edilmesi ve kadınların bu çalışmalara katılımlarını sağlayacak stratejiler benimsemeleri için teşvik edilmeleri.

48. Taraf Devletler, Sözleşmenin 7.Maddesine göre hazırlayacakları raporlarda,

(a) 7.Madde altında belirtilen hakların uygulanmasını sağlayan yasa maddelerini tanımlamalıdır;

(b) Bu hakları engelleyen ve yasal hükümlerden ya da geleneksel, dinsel ya da kültürel uygulamalardan kaynaklanan herhangi bir sınırlama varsa, bu sınırlamaların ayrıntılarını açıklamalıdır;

(c) Bu hakların kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması için başlatılan ya da planlanan tedbirleri açıklamalıdır;

(d) Bu haklardan yararlanan kadınların oranını aynı haklardan yararlanan erkeklerin oranıyla kıyaslayarak gösteren, cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistiksel veriler eklemelidir;

(e) Kalkınma programlarıyla ilgili olanlar da dâhil olmak üzere, kadınların katıldığı politika oluşturma biçimlerini ve kadınların bunlara katılım düzeyi ve boyutunu açıklamalıdır;

(f) Sözleşmenin 7.Maddesi, (c) paragrafına göre, kadın örgütleri de dâhil ülkedeki hükümet dışı örgütlere kadınların ne ölçüde katıldığını açıklamalıdır;

57

(g) Hükümet politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasıyla ilgili tüm düzeylerde, Taraf Devletlerin bu örgütlere danışılmasını ne ölçüde sağladığını ve örgütlerin tavsiyelerinin ne tür etkiler doğurduğunu ayrıntılarıyla incelemelidir;

(h) Siyasi partiler, sendikalar, işveren örgütleri ve meslek örgütlerinde kadınların üye ve görevli olarak düşük düzeyde temsil edilmesiyle ilgili bilgi vermeli ve bu duruma neden olan unsurları ayrıntılarıyla incelemelidir.

Madde 8

49. Tanımlanması, uygulanması ve etkililik açısından izlenmesi gereken tedbirler, Genel Kurulun Ana Komiteleri, Ekonomik ve Sosyal Konsey ve sözleşmeden kaynaklanan yapılar da dâhil uzman kuruluşları içeren tüm Birleşmiş Milletler organlarında ve bağımsız çalışma gruplarında ya da ülke raportörü ya da özel raportörlük görevlerine atamalarda daha iyi bir toplumsal cinsiyet dengesinin sağlanmasına yönelik tedbirleri içermektedir.

50. Taraf Devletler Sözleşmenin 8.Maddesine göre hazırlayacakları raporlarda

(a) Dış işleriyle ilgili görevlerde yer alan ya da, Hükümetin uluslararası konferanslara gönderdiği delegasyonların üyeliği ve barışın korunması ya da çatışmaların çözümüyle ilgili rollere aday olarak gösterilenler, Devleti düzenli biçimde uluslararası düzeyde temsil eden ya da uluslararası çalışmalara Devlet adına katılan kadınların oranlarını ve ilgili sektörde hangi düzeylerde sorumluluk aldıklarını gösteren, cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistiksel verileri sağlamalıdır;

(b) Kadınların ilgili görevlere ve resmi temsilciliklere atanmasını ve bu görevlerde terfilerine ilişkin nesnel ölçütlerin ve süreçlerin oluşturulmasına yönelik çalışmaları anlatmalıdır;

(c) Hükümetin kadınların durumunu etkileyen uluslararası taahhütleriyle ve çok taraflı forumlar tarafından özellikle kadınların durumunun iyileştirilmesinden sorumlu hükümet kurum ve kuruluşları ile hükümet dışı örgütlere yönelik olarak yayımlanan resmi belgelerle ilgili bilgileri geniş ölçekte dağıtmak için atılan adımları açıklamalıdır;

58

(d) Kadınların kadın örgütleri ya da diğer örgütlerin üyeleri olarak ya da bireysel olarak yürüttükleri siyasi faaliyetler nedeniyle karşılaştıkları ayrımcılıkla ilgili bilgi sağlamalıdır.

24 Sayılı Tavsiye Kararı (20.Oturum, 1999)

Madde 12: Kadın ve Sağlık

Giriş

1. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, üreme sağlığı dâhil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimin, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne göre temel bir hak olduğunu teyit ederek ve Sözleşmenin 21.Maddesine uygun olarak, 20.oturumunda, Sözleşmenin 12.Maddesi ile ilgili bir Tavsiye Kararı çıkarılmasına karar vermiştir.

Arka Plan

2. Taraf Devletlerin Sözleşmenin 12.Maddesine uymaları, kadınların sağlık ve refahı için elzemdir. Buna göre Devletlerin, kadınların hayatları boyunca sağlık hizmetlerinde özellikle aile planlaması, hamilelik ve loğusalık konularında ve doğum sonrası dönemde de yaşadıkları ayrımcılığı önlenmeleri esastır. Taraf Devletlerin Sözleşme’nin 18.Maddesine uygun olarak sundukları raporlar, kadın sağlığının, kadınların sağlık ve refahının sağlanması ile ilgili belli başlı sorun alanı olarak kabul edildiğini ortaya koymaktadır. Mevcut Tavsiye Kararı, Taraf Devletlerin ve kadın sağlığı için özel ilgi ve kaygı duyanlara fayda sağlamak üzere, Komitenin 12.Maddeyle ilgili algısını ve kadınların erişilebilir en iyi sağlık standartlarına erişimlerinin sağlanması hedefiyle ayrımcılığı önlemeye yönelen tedbirleri değerlendirmeyi amaçlar.

3. Birleşmiş Milletler’ in geçtiğimiz günlerde düzenlediği dünya konferanslarında da bu hedefler mütalaa edilmiştir. Komite söz konusu tavsiye kararını hazırlarken Birleşmiş Milletler dünya konferanslarında, özellikle de 1993 Dünya İnsan Hakları Konferansı, 1994 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı ve 1995 Dördüncü Dünya Kadın Konferansında kabul edilen ilgili eylem programlarını göz önünde bulundurmuştur. Komite ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve diğer Birleşmiş Milletler organlarının çalışmalarını

59

dikkate almıştır. Tavsiye kararının hazırlık aşamasında, bunlardan başka, kadın sağlığı konusunda uzmanlaşmış çok sayıda sivil toplum örgütüyle işbirliği yapmıştır.

4. Komite, diğer Birleşmiş Milletler araçlarının sağlık hakkı ve iyi sağlık koşullarının sağlanmasına yaptığı vurguyu da dikkate alır. Bu araçlar arasında, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme; Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşme yer alır.

5. Komite ayrıca, Sözleşmenin 12.Maddesine tam uyum için elzem konular olan kadın sünneti, insan immün yetmezlik virüsü/ edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu (HIV/AIDS), engelli kadınlar, kadına yönelik şiddet ve aile içi ilişkilerde eşitliğe ilişkin olarak daha önce yayımladığı Tavsiye Kararlarına atıfta bulunur.

6. Kadınlarla erkekler arasındaki biyolojik farklılıklar sağlık durumlarında da farklılıklara yol açarken, kadınlar ve erkeklerin sağlık durumları üzerinde belirleyici olan ve kadınlar arasında dahi çeşitlilik gösteren toplumsal etmenler bulunur. Bu nedenle, göçmen kadınlar, mülteciler, ülkelerinde yerlerinden edilmiş kadınlar, kız çocukları ve yaşlı kadınlar, fuhuş sektörü içinde yer alan kadınlar ve fiziksel veya zihinsel engelli kadınlar gibi dezavantajlı ve savunmasız gruplara mensup kadınların sağlık ihtiyaçları ve haklarıyla özel olarak ilgilenilmesi gerekir.

7. Komite, kadınların sağlık haklarının tam olarak gerçekleştirilebilmesinin tek yolunun, Taraf Devletlerin; güvenli, besleyici ve yerel koşullara uygun yiyecek tedarikini sağlayarak kadınların bir temel insan hakkı olan sağlıklı beslenme hakkına yaşamları boyunca saygı duyma ve bu hakları koruyup geliştirme yükümlülüklerini yerine getirmeleri olduğuna işaret eder. Taraf Devletlerin bu amaca yönelik olarak özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların üretim kaynaklarına fiziksel ve ekonomik erişimini kolaylaştırıcı adımlar atmaları veyahut da kendi yetki alanlarında bulunan tüm kadınların özel beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasını temin etmeleri gerekir.

60

Madde 12

1. Taraf Devletler, aile planlaması dâhil tüm sağlık hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanabilmesi için, sağlık alanında kadınlara yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere gerekli bütün tedbirleri alırlar.

2. Bu maddenin 1.paragrafında öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla, Taraf Devletler kadına hamilelik, loğusalık ve doğum sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlarlar, hamilelik ve emzirme sırasında yeterli beslenme imkânlarını sağlamakla birlikte, gerektiğinde ücretsiz hizmet verirler.

8. Komite, Taraf Devletleri, yaşam boyu kadın sağlığı konusunda çalışmaları yönünde teşvik eder. Dolayısıyla kadınlar ibaresi, bu Tavsiye Kararının amacına paralel olarak, genç kızları ve ergen kızları da kapsar. Bu Tavsiye Kararında, Komite’nin Sözleşmenin 12.Maddesinin ana unsurlarıyla ilgili tahlillerine yer verilmiştir.

Ana Unsurlar

Madde 12 (1)

9. Taraf Devletler, kendi ülkelerindeki kadınları etkileyen en ciddi sağlık meselelerini bildirmek durumundadırlar. Dolayısıyla, Taraf Devletler, Komitenin sağlık alanında kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlerin uygunluğunu değerlendirebilmesi için, sağlık mevzuatları ve kadınlara ilişkin plan ve politikaları hakkında, cinsiyete göre ayrıştırılmış ve hastalık vakaları ve bunların vahameti ile kadın sağlığı ve beslenmesi bakımından risk yaratan koşullar, ayrıca da koruyucu ve iyileştirici tedbirlerin mevcudiyeti ve maliyet etkinliği ile ilgili güvenilir verileri içeren rapor sunmak durumundadırlar. Komiteye sunulan raporlar, sağlıkla ilgili mevzuat, plan ve politikaların, o ülkede yaşayan kadınların sağlık durumları ve ihtiyaçlarına dair bilimsel ve etik araştırma ve değerlendirmelere dayandığını göstermeli; din, gelenek veya kültüre dayanan tüm etnik, bölgesel ve topluluk bazında hâkim ihtiyaç ve durum çeşitliliğini ve uygulamaları dikkate almalıdır.

61

10. Taraf Devletler, kadınları veya belirli bir grup kadını erkeklerden farklı şekilde etkileyen hastalıklar, sağlık koşulları ve sağlığa zararlı koşullar ve ayrıca, bu koşullarda uygulanabilecek müdahale yöntemlerine ilişkin bilgileri raporlarına dâhil etmeleri hususunda teşvik edilirler.

11. Sağlık sisteminin kadınlara özel hastalıkların önlenmesi, tanı ve tedavisine yönelik sunacağı hizmetlerde eksiklik olması halinde, kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacıyla alınan tedbirlerin uygun olmadığı düşünülür. Bir Taraf Devletin, kadınlara yönelik belirli üreme sağlığı hizmetlerini yasal yollardan sağlamayı reddetmesi ayrımcılıktır. Örneğin, sağlık hizmeti sağlayıcılarının bu hizmetleri vicdani ret hakkına sığınarak reddetmesi durumunda, kadınların bu hizmetleri almak üzere alternatif hizmet sağlayıcılarına yönlendirilmesini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.

12. Taraf Devletler, sağlık hizmetleri hususunda uyguladıkları politika ve tedbirlerin, kadınların sağlık hakkını yine onların ihtiyaç ve menfaatleri bakımından nasıl ele aldıklarını ve aşağıda örnekleri sıralanan, kadınların erkeklerden farklı özellikleri ve onları etkileyen farklı etkenlere ilişkin değerlendirmelerine esas olan anlayışlarını rapor etmelidirler:

(a) Adet döngüsü, üreme fonksiyonları ve menopoz gibi, kadınları erkeklerden ayıran biyolojik faktörler. Diğer bir örnek ise, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riskinin kadınlarda erkeklere nazaran çok daha yüksek olmasıdır;

(b) Kadınların geneli ve özel ise bazı kadın grupları arasında farklı şekillerde ortaya çıkan sosyo-ekonomik faktörler. Sözgelimi, hane içinde ve işyerlerinde kadınlar ve erkekler arasında görülen eşitsiz güç ilişkileri, kadınların sağlıklarını ve beslenmelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kadınların sağlığı ayrıca, maruz kaldıkları farklı şiddet türlerinden de etkilenebilmektedir. Kız çocukları ve genç kızlar sıklıkla yaşlı erkeklerin ve aile üyelerinin cinsel tacizi karşısında savunmasız kalmakta ve bu durum onları, fiziksel ve ruhsal hasar ile istenmeyen ve erken gebelik riskiyle karşı karşıya getirmektedir. Kadın sünneti gibi bazı kültürel ve geleneksel uygulamalarsa; ölüm ve sakat kalma riskini beraberinde getirmektedir.

(c) Kadın ve erkekler arasında farklılık gösteren psiko-sosyal faktörler, genel olarak depresyon ve özel olarak doğum sonrası depresyon ve bunların yanı sıra, anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozukluklarına sebebiyet veren diğer psikolojik rahatsızlıkları içermektedir.

62

(d) Doktor–hasta gizliliğine saygı duyulmaması, hem kadınları hem de erkekleri etkilese de, bu durum kadınları profesyonel yardım ve tedaviye başvurmaktan caydırarak onların sağlık ve sıhhatini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle kadınlar, üreme organlarıyla ilgili hastalıklar, doğum kontrol yöntemi veya hatalı kürtaj konularında veya cinsel ya da fiziksel şiddete maruz kaldıklarında tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanmak için ilgili yerlere başvurmak konusunda daha az istekli olacaklardır.

13. Taraf Devletlerin sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması, bilgilendirilmesi ve eğitim almasını sağlama göreviyle, kadınların sağlık haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların korunması ve gerçekleştirilmesine yönelik yükümlülükleri kastedilir. Taraf Devletler yasaların, uygulamaların ve politikaların bu üç yükümlülükle uyum içerisinde olmasını sağlamaktan sorumludur. Taraf Devletler, ayrıca, etkili bir şekilde adli işlem yapılmasına olanak tanıyan bir sistem tesis etmelidirler. Bu sistemin oluşturulmaması, Sözleşmenin 12.Maddesini ihlal niteliğindedir.

14. Haklara saygı gösterme yükümlülüğü, Taraf Devletlerin, kadınların sağlıkla ilgili amaçlarına ulaşmak için yürüttükleri faaliyetlerini engellemekten kaçınmalarını gerektirir. Taraf Devletler, kamu sektöründe ve özel sektörde sağlık bakım hizmeti tedarikçilerinin, kadınların sağlık hizmetlerine erişim hakkına saygının tesis edilmesi sorumluluklarını nasıl ifa ettiklerini rapor etmelidir. Sözgelimi, Taraf Devletler, kadınların sağlık hizmetlerine ya da sağlık hizmeti veren sağlık kuruluşlarına erişim olanaklarını; kocalarının, partnerlerinin, ebeveynlerinin ya da sağlıkla ilgili mercilerin müsaadesi olmadığı gerekçesiyle veya evli olmamaları1 ya da sadece kadın olmaları nedeniyle kısıtlamamalıdır. Kadınların düzgün sağlık hizmetlerine erişimlerinin önündeki diğer engeller arasında, sadece kadınların ihtiyaç duyduğu tıbbi işlemlerin yasaklanmasını ve bu işlemleri tercih eden kadınların cezalandırılmasını öngören yasalar bulunmaktadır.

15. Kadınların sağlıkla ilgili haklarının korunması yükümlülüğü, Taraf Devletler ile devlet yetkilileri ve görevlilerinin, söz konusu hakların özel kişi ve örgütler tarafından ihlal edilmesini engellemelerini ve müeyyidelerin uygulamak üzere harekete geçmelerini gerektirir. Toplumsal

1 Genel tavsiye kararı 21, paragraf 29.

63

cinsiyete ayalı şiddet, kadınlar açısından önemli bir sağlık sorunu teşkil ettiğinden; Taraf Devletler şunları temin etmelidirler:

(a) Kadına yönelik şiddet ve kız çocuklarının istismarıyla ilgili durumların ele alınması ve uygun sağlık hizmetlerinin verilmesi konusunda, sağlık bakım protokolleri ve hastane prosedürleri dâhil olmak üzere, kanun çıkartılması ve çıkarılan kanunların etkin biçimde uygulanması ile politika üretilmesi;

(b) Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin sağlıkla ilgili sonuçlarının belirlenmesi ve gerekli biçimde yönetilmesi için sağlık çalışanlarına toplumsal cinsiyete duyarlı eğitimler verilmesi;

(c) Kadın hastalara cinsel taciz ile ilgili şikâyetlerin görüşülmesi için adil ve koruyucu esas ve usuller getirilmesi; kadın hastalara cinsel taciz suçunu işleyen sağlık çalışanlar için yaptırımlar uygulanması;

(d) Kadın sünnetini ve kız çocuklarının evlendirilmesini yasaklayan yasaların çıkartılması ve etkili biçimde uygulanması.

16. Taraf Devletler, silahlı çatışma ortamında kısılıp kalan kadınlar veya mülteci kadınlar gibi özellikle zor koşullara maruz kalan kadınların travma tedavisi ve rehberlik dâhil gerekli koruma ve sağlık hizmetlerinden yararlanmasını güvence altına almalıdır.

17. Hakların gerçekleştirilmesi görevi, Taraf Devletleri kadınların sağlık hakkından yararlanma-larını güvence altına almak üzere uygun yasal, adli, idari, bütçesel, iktisadi ve diğer tedbirleri mevcut kaynaklarının elverdiği en geniş ölçekte almak ve uygulamakla yükümlü kılar. Dünya çapında anne ölümü ve hastalık oranlarının yüksekliğini ve ailelerini fazla genişletmek istemediği halde doğum kontrol yöntemlerine erişimi olmayan ya da bu yöntemleri kullanmayan çiftlerin çok fazla sayıda olduğunu ortaya koyan çalışmalar, kadınların sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlamakla görevli Taraf Devletlerin bu görevlerini yerine getirme konusundaki olası ihmallerini ortaya koyan önemli göstergelerdir. Komite, Taraf Devletlerin kadınların özellikle tüberküloz ve HIV/AIDS gibi önlenebilir koşullardan kaynaklanan kötü sağlık durumunun ehemmiyetini dikkate alarak ne gibi adımlar attıklarını bir rapor halinde sunmalarını rica eder. Komite, Devletlerin söz konusu yükümlülüklerini terk ederek sağlıkla ilgili hizmetleri özel kurum ve

64

kuruluşlara devrettiklerini gösteren kanıtların giderek artmasından endişe duyar. Taraf Devletlerin bu güçlerini özel sektördeki kurum ve kuruluşlara devrederek ya da aktararak bu alanlardaki sorumluluklarından kaçınmaları mümkün değildir. Bu nedenle Taraf Devletler, kadınların sağlığının iyileştirilmesi ve korunması için kamu erkinin kullanıldığı hükümet işlemlerini ve diğer tüm yapıları örgütlemek için atılan adımlar hakkında rapor hazırlamalıdır. Taraf Devletler bu raporlarda, kadınların haklarının üçüncü taraflarca ihlal edilmesini engellemek, kadın sağlını korumak ve bu gibi hizmetlerin sunulmasını güvence altına almak üzere başlattıkları tedbirlerle ilgili bilgilere yer vermelidir.

18. HIV/AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarla ilgili konular, kadınların ve ergenlik dönemindeki genç kızların cinsel sağlık haklarının merkezinde yer almaktadır. Pek çok ülkede, ergen genç kızlar ve kadınların cinsel sağlık hususunda bilgi ve hizmete erişimi yetersiz düzeydedir. Toplumsal cinsiyet temelinde erk ilişkilerinin eşitsiz dağılımının bir sonucu olarak, kadınlar ve ergen genç kızlar genellikle cinsel birleşmeyi reddedememekte ya da güvenli ve sorumlu cinsel ilişki konusunda ısrarcı olamamaktadır. Kadın sünneti ve çokeşlilik gibi zararlı geleneksel uygulamalar ve evlilik içi tecavüz, genç kızları ve kadınları HIV/AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara yakalanma riskine açık hale getirmektedir. Fuhuş sektöründeki kadınlar da bu hastalıklara karşı özellikle korumasız durumdadır. Taraf Devletler, ülkelerinde yasal oturma izinleri bulunmasa bile kadın ticaretine konu olanlar da dâhil tüm kadınların ve genç kızların cinsel sağlıkla ilgili bilgilenme, eğitim ve hizmet alma hakkından yararlanmasını, her türlü kısıtlama ve ayrımcılıktan ari olarak güvence altına almalıdır. Taraf Devletler, özellikle ergen genç kızların ve erkeklerin, yeterli eğitimi almış görevlilerden gizlilik ve mahremiyet haklarına saygılı özel programlar dâhilinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimi alma hakkından yararlanmalarını sağlamalıdır.

19. Taraf Devletler, Sözleşmenin 12.Maddesine uyduklarını göstermek amacıyla, sağlık hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması hükmü doğrultusunda kadınların sağlık hizmetlerine ne ölçüde erişimlerinin olup olmadığını değerlendirmek üzere kullandıkları testi, sundukları raporlarda belirtmelidirler. Taraf Devletler bu testleri uygularken Sözleşmenin 1.maddesinde yer alan hükümleri göz önünde bulundurmalıdır. Bu nedenle raporlarda, sağlık politika, prosedür, yasa ve protokollerinin kadınları erkeklere kıyasla ne şekilde etkilediğine dair açıklamalar yapmalıdırlar.

65

20. Kadınlar, belirli bir tedavi görme ya da belirli bir araştırmaya katılma konusundaki seçenekleriyle ilgili olarak, uygun eğitimi almış görevliler tarafından tam olarak bilgilendirilme hakkına sahiptir; bu bilgilendirme, önerilen yöntemlerin sağlayacağı faydalar ve olası yan etkiler ile diğer alternatif yöntemleri içerir.

21. Taraf Devletler, kadınların sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak ve kadınların bu hizmetlerden zamanında ve makul ücret karşılığında yararlanmalarını sağlamak için alınan tedbirler i rapor etmelidirler. Bu gibi engeller arasında; yüksek ücretlendirme, bu hizmetlerden yararlanmak için önceden eşlerden, ebeveynlerden ya da hastane yetkililerinden izin alınması zorunluluğu, sağlık merkezlerinin uzaklığı ve uygun ve karşılanabilir maliyette toplu ulaşım araçlarının olmaması gibi, kadınların erişim olanaklarını sınırlayan koşullar ya da şartlar bulunmaktadır.

22. Taraf Devletler, ayrıca, nitelikli sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini sağlamak; sözgelimi, kadın bu hizmetleri kabul etmelerini sağlamak için aldıkları tedbirleri de rapor etmelidirler. Kabul edilebilir hizmetler ise, sunuluş şekli itibariyle kadınların tam anlamıyla bilgi sahibi olarak rıza göstermelerini temin eden, insan onuruna saygı gösteren, mahremiyet ilkesini gözeten, kadının ihtiyaçlarına ve bakış açısına duyarlı hizmetler olarak tanımlanır. Taraf Devletler, rıza almadan kısırlaştırma, cinsel yolla bulaşan hastalık tespitine yönelik testlere zorla tabi tutulma ya da istihdam şartı olarak zorunlu gebelik testleri gibi, zorlamalara başvuran ve kadının iradesini ve onurunu ihlal eden hiçbir uygulamaya izin vermemelidir.

23. Taraf Devletler, sundukları raporlarda, özelde aile planlamasıyla ilgili ve genelde cinsel sağlık ve üreme sağlığıyla ilgili hizmetlere zamanında erişimi sağlamak üzere aldıkları tedbirlere ilişkin bilgi vermelidir. Ergenlik çağındakilere verilen ve tüm aile planlaması yöntemleri hakkında bilgi ve danışmanlık hizmetlerini de kapsayan sağlık eğitimine özel bir önem verilmelidir.1

24. Kadınlar genellikle erkeklerden daha uzun yaşamaktadır ve erkeklere karşılaştırıldıklarında osteoporoz ve demans gibi sakatlığa ve dejenerasyona yol açan kronik hastalıklara daha sık yakalanmaktadırlar. Ayrıca, yaşlanan eşlerinin bakımı genellikle kadınların sorumluluğu halinde

1 Ergenlik dönemindeki gençlere verilecek sağlık eğitiminde, diğer şeylerin yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet, cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi, ve üreme ve cinsel sağlık haklarıyla ilgili bilgilere yer verilmelidir.

66

gelmektedir. Komite, bu nedenlerle, yaşlı kadınlara yönelik sağlık hizmetlerinin koşulları hakkında kaygı duymaktadır. Taraf Devletler, bu nedenle, ileri yaştaki kadınların, yaşlanmaya bağlı sakatlıklar ve engellere yönelik sağlık hizmetlerine erişim olanağına sahip olması için gereken tedbirleri almalıdır.

25. Her yaştaki engelli kadınlar, genel olarak, sağlık hizmetlerine erişim konusunda fiziksel zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Özellikle zihinsel engelli kadınlar güçlüklerden daha fazla etkilenmektedir; bunun yanı sıra, cinsiyet ayrımcılığı, şiddet, yoksulluk, silahlı çatışmalar, yerinden edilme ve diğer sosyal mahrumiyet biçimlerinin zihin sağlığı açısından yarattığı ve kadınların orantısız bir biçimde daha da açık oldukları pek çok risk genellikle pek bilinmemektedir. Taraf Devletler, sağlık hizmetlerinin engelli kadınların ihtiyaçlarına duyarlı ve insan haklarına ve onurlarına saygılı olmasını sağlamak için gereken tedbirleri almalıdırlar.

Madde 12 (2)

26. Raporların ayrıca, Taraf Devletlerin hamilelik, loğusalık ve doğum sonrası dönemine yönelik olarak aldıkları tedbirlere ilişkin bilgi içermesi gerekmektedir. Bu tedbirlerin genel olarak kendi ülkelerindeki anne ölüm ve hastalık oranlarını, özel olarak kırılgan grup, bölge ve topluluklara ilişkin ilgili oranları ne ölçüde düşürdüğüne dair bilgilerin raporlara dâhil edilmesi gerekir.

27. Taraf Devlet raporları, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemlerinde kadınların güvenliği için gerektiğinde verilecek ücretsiz hizmetlerin nasıl tedarik edildiğine ilişkin bilgileri içermelidir. Pek çok kadın, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası hizmetleri gibi gerekli hizmetlere erişmek ve bu hizmetlerden yararlanmak için gerekli kaynaklara sahip olmadığından, gebelikten kaynaklanan nedenlerle ölüm veya sakatlık riski altında bulunmaktadır. Komite, kadınların güvenli annelik haklarının gerçekleştirilmesi ve acil kadın doğum hizmetleri sağlanmasının Taraf Devletlerin görevi olduğunun ve Devletlerin mevcut kaynakların büyük bir oranını bu hizmetlere aktarmaları gereğinin altını çizer.

Sözleşme’nin İlgili Diğer Maddeleri

28. Komite Taraf Devletleri, Sözleşmenin 12.Maddesi gereği alınacak tedbirleri rapor ederlerken, bunları Sözleşmenin kadın sağlığı ile ilgili diğer maddeleri ile ilişkilendirmeye sevk eder. Bu

67

maddeler şu şekilde sıralanabilir: Taraf Devletlerin verecekleri aile eğitimleriyle toplumsal bir işlevi olan anneliğin doğru anlaşılmasını sağlamalarını öngören 5.Maddenin (b) bendi; Taraf Devletlerin, kadınların sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştıracak ve kız öğrencilerin genellikle erken gebelikten kaynaklanan okuldan ayrılma oranlarını düşürecek şekilde eğitime eşit erişimini sağlamalarına ilişkin 10.Madde; Taraf Devletlerin, kadınlara ve genç kızlara, ailelerinin sağlık ve refahını sağlamaya yardım edecek, aile planlaması bilgisi dâhil özel eğitici bilgiler temin etmelerine ilişkin 10.Maddenin (h) bendi; bir bölümüyle kadınların annelik fonksiyonlarının korunması, gebelikleri süresince zararlı olduğu kanıtlanan işlerde kadınlara özel koruma sağlanmasının güvence altına alınması ve kadınlara ücretli analık izni verilmesi dâhil olmak üzere kadın sağlığı ve güvenliğinin çalışma hayatında korunmasıyla ilgili olan 11.Madde; Taraf Devletlerin kırsal bölgelerde yaşayan kadınların aile planlaması konusunda bilgi, danışma ve hizmetler de dâhil olmak üzere yeterli sağlık hizmetlerine erişiminin sağlamasına ilişkin 14 (2) (b) ile Taraf Devletlerin, hastalıklardan korunma ve güvenilir sağlık bakım hizmetlerinin geliştirilmesinde hayati öneme sahip konut, sıhhi tesisat, elektrik ve su temini, ulaşım ve haberleşme konularında yeterli yaşam standartlarından yararlanma haklarının sağlama yükümlülüğüne ilişkin 14 (2) (h); ve kadınlara çocuk sayısına ve çocukların ne zaman dünyaya geleceklerine serbestçe ve kendi hassasiyetleriyle karar verme ve bu hakları kullanabilmeleri için bilgi, eğitim ve diğer vasıtalardan yararlanma hususunda erkeklerle eşit haklar sağlanmasına ilişkin 16 (1) (e). Bunların yanında, 16.Maddenin 2.bendi de, erken doğumdan kaynaklanan fiziksel ve duygusal zararları önlemek amacıyla çocukların erken yaşta nişanlanmasını veya evlenmesini yasaklar.

Hükümetlere Tavsiye Edilen Eylemler

29. Taraf Devletler, yaşam süreleri boyunca kadınların sağlık ve esenliğini korumak üzere kapsamlı bir ulusal strateji izlemelidirler. Bu ulusal strateji, kadına yönelik şiddete müdahalenin yanı sıra kadınları etkileyen hastalık ve koşulların önlenmesi ve tedavisine yönelik girişimlere yer verecek ve tüm kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri de dâhil her yüksek kalitede ve maddi bakımından erişilebilir tüm sağlık hizmetlerine dünya çapında erişimlerini sağlayacaktır.

68

30. Taraf Devletler, kadın sağlığı bütçe kaleminin kadınların farklı ihtiyaçları olduğunu da dikkate alarak, genel sağlık bütçesinden erkek sağlığına ayrılan kalemle kıyaslanabilir büyüklükte pay almasını sağlamak üzere yeterli düzeyde bütçe kaynağı ile insani ve idari kaynağın tahsisini sağlamalıdırlar.

31. Taraf Devletlerin ayrıca özel olarak şunları yapmaları gerekmektedir:

(a) Toplumsal cinsiyet bakış açısının kadınların sağlığını etkileyen tüm politika ve programların merkezine yerleştirilmesi ve kadınların bu politika ve programların planlanması, uygulanması ve izlenmesi ve kadınlara hizmet tedarik süreçlerinin bir parçası haline getirilmesi;

(b) Kadınların, cinsel sağlık ve üreme sağlığı dâhil olmak üzere sağlık hizmetleri, eğitim ve bilgiye erişimleri önündeki tüm engellerin kaldırılması ve bilhassa HIV/AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde ergenlere yönelik programlara kaynak aktarılması;

(c) Aile planlaması ve cinsellik eğitimi gibi araçlar kullanarak, istenmeyen gebeliklerin önlenmesine öncelik verilmesi ve güvenilir annelik hizmetleri ve doğum öncesi destek programları aracılığı ile anne ölüm oranını düşürülmesi. Mümkün olduğu durumlarda, kürtaj olan kadınların cezalandırılmasına yol açan hükümlerin kaldırılması amacıyla kürtajı yasaklayan mevzuatta değişikliğe gidilebilir;

(d) Devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve özel kuruluşların kadınlar için verdiği sağlık hizmetlerinin izlenmesi, hizmete eşit erişimin ve hizmet kalitesinin sağlanması;

(e) Tüm sağlık hizmetlerinin kadının kendi hayatını yönetme, mahremiyet, gizlilik, bilgilendirilmiş rıza ve seçim haklarını içeren insan haklarına uygunluğunun sağlanmasının şart koşulması;

(f) Sağlık çalışanlarına yönelik eğitim müfredatında, kadın sağlığı ve kadınların insan hakları konusunda, özellikle de toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin olarak, geniş kapsamlı, zorunlu ve toplumsal cinsiyete duyarlı derslerin yer almasının sağlanması.

69

Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 4.Maddesinin 1.Paragrafında Yer Alan Geçici Özel Önlemlerle İlgili 25 Sayılı Genel Tavsiye

I. Giriş ....................................................................................................................................... 69

II. Geri Plan: Sözleşme’nin Amacı ve Hedefi .......................................................................... 70

III. Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ndeki Geçici Özel Önlemlerin Anlamı ve Kapsamı ............................................................................................... 72

A. 4.Maddenin 1. ve 2.Paragrafları Arasındaki İlişki ........................................................... 73

B. Terminoloji ...................................................................................................................... 73

C. 4.Madde 1.Paragraftaki Temel Öğeler ............................................................................. 74

IV. Taraf Devletlere Tavsiyeler ............................................................................................... 75

I. Giriş

1. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, (1999 yılında gerçekleştirilen) 20.oturumunda Sözleşme’nin 21.Maddesi uyarınca Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 4.Maddesinin 1.paragrafına ilişkin olarak bir tavsiye geliştirme kararı almıştır. Bu yeni genel tavsiye, başka belgelerin yanı sıra, geçici özel önlemlerle ilgili 5 sayılı genel tavsiye (yedinci oturum, 1988), Sözleşme’nin 8.Maddesinin uygulanmasıyla ilgili 8 sayılı tavsiye (yedinci oturum, 1988), kamusal yaşamda kadınlarla ilgili 23 sayılı tavsiyenin (on altıncı oturum, 1997) de aralarında yer aldığı daha önceki genel tavsiyelerin yanı sıra, Sözleşme’ye taraf devletlerin raporlarını ve Komitenin bu raporlara ilişkin sonuç gözlemlerini temel alır.

2. Komite, şimdiki genel tavsiyesi ile 4.Maddenin 1.paragrafının anlam ve mahiyetine açıklık getirmeyi, böylece Sözleşme’yi uygulayacak Taraf Devletlerin bu bölümü eksiksiz biçimde kullanmalarını sağlamayı amaçlar. Komite, Taraf Devletleri bu genel tavsiyeyi kendi ulusal ve yerel dillerine çevirmeye; idari yapıları dâhil olmak üzere yasama, yürütme ve yargı organlarına yaygın biçimde dağıtmaya; ayrıca medya, akademi, insan hakları ve kadın kuruluşları dâhil sivil toplum çapında yaygınlaştırmaya teşvik eder.

70

II. Geri Plan: Sözleşme’nin Amacı ve Hedefi

3. Sözleşme dinamik bir belge niteliği taşır. Sözleşme’nin 1979 yılında kabul edilmesinden bu yana Komite, ulusal ve uluslararası düzeylerde diğer aktörler ile birlikte Sözleşme maddelerinin özünün ve kadına karşı ayrımcılık olgusunun kendine has niteliği ile bu olguyla mücadelede kullanılacak araçların belirlenmesine ve kavranmasına her zaman bir adım ilerisini irdeleyen yaklaşımıyla katkıda bulunagelmiştir.

4. 4.Maddenin 1.paragrafının kapsamı ve anlamı, Sözleşme’nin temel hak ve özgürlüklerin kullanımında kadınların erkeklerle hem yasalar önünde hem de bilfiil eşit konumlandırılmasıyla kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması şeklinde ortaya koyulan genel amacı ve hedefi bağlamında saptanmalıdır. Sözleşme, Taraf Devletleri kadınların eşit muamele görme haklarına saygı göstermek, bu hakkı korumak ve geliştirmek, yaşama geçirmek, kadınların konumunu iyileştirerek erkeklerle hukuksal ve fiili eşitliğini sağlamak yasal yükümlülükleriyle bağlar.

5. Sözleşme ayrımcılık kavramını, ulusal ve uluslararası birçok hukuk standardında ve normunda kullanılan anlamının ötesine taşımıştır. Sözü edilen standart ve normlar cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklar, gerek kadınları gerekse erkekleri keyfi, haksız veya nedensiz ayrıma dayalı muameleden korurken; Sözleşme, kadınların salt kadın olmalarından dolayı ayrımcılığın çeşitli biçimlerinin mağduru olduklarını ve mağdur olmaya devam ettiklerini vurgulayarak kadına yönelik ayrımcılığa odaklanır.

6. Sözleşme’nin öze ilişkin tüm maddelerinin yorumsal çerçevesini oluşturan 15 ve 24.Maddeleri birlikte ele alındığında, Taraf Devletlerin kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalarında üç temel yükümlülüğün esas olduğu anlaşılır. Bu yükümlülükler bütünleşik olarak yerine getirilmeli, kadınlara ve erkeklere eşit davranılması şeklindeki salt şekli hukuksal yükümlülüğün ötesine geçilmelidir.

7. Taraf Devletler birincil olarak, yasalarında kadınlara karşı doğrudan veya dolaylı (1) ayrımcılık içeren hiçbir hüküm bulunmamasını ve kadınların özel yaşamın yanı sıra kamusal alanlarda yetkili organlar kanalıyla ve yaptırımlara ve diğer yollara başvurularak – kamu yetkililerinden, yargıdan, kurumlardan, işletmelerden veya özel kişilerden kaynaklanabilen - ayrımcılığa karşı korunmasını sağlamakla yükümlüdürler. Taraf Devletlerin ikinci yükümlülüğü,

71

somut ve etkili politikalar ve programlar uygulayarak kadınların durumlarını bilfiil iyileştirmektir. Tarafların üçüncü yükümlülükleri ise, yaygın toplumsal cinsiyet ilişkilerinin ve kadınları yalnızca kişilerin bireysel eylemleriyle değil aynı zamanda yasal, hukuki ve toplumsal yapılarda ve kurumlarda kemikleşerek etkileyen toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının sorun olarak ele alınmasıdır.

8. Komitenin görüşüne göre gerçek eşitlik, kadınlarla erkeklerin fiili eşitliğidir ve böyle bir eşitliğin sağlanması için tamamen şeklî hukuksal veya programsal bir yaklaşım yeterli değildir. Buna ek olarak Sözleşme, kadınların hayata erkeklerle eşit başlamalarını ve sonuçların her ki cinsiyet için de eşit olması için kadınların gerekli koşulların sağlandığı bir ortamda güçlendirilmelerini öngörür. Kadınların erkeklerle aynı muameleye tabi olmasını sağlamak yeterli değildir. Daha ziyade, kadın ve erkeğin biyolojik farklılıklarının yanı sıra, toplumsal ve kültürel yapıdan kaynaklanan farklılıklar da dikkate alınmalıdır. Belirli koşullarda, bu tür farklılıklara hitap edebilmek adına, kadın ve erkeğe birbirinden farklı şekilde muamele etme gereği doğabilir. Gerçek anlamda eşitliğin sağlanması hedefi, ayrıca, kadınların yetersiz temsilini aşacak, kaynakların ve gücün erkeklerle kadınlar arasında eşit dağılımını sağlayacak etkili bir stratejiyi de gerektirir.

9. Sonuçların eşitliği, fiili veya gerçek eşitliğin mantıksal uzantısıdır. Bu sonuçlar, doğası itibarıyla nicel ve/veya nitel olabilir; sözgelimi, kadınların çeşitli alanlarda eşit sayıda erkekle hak kullanımı, erkeklerle aynı düzeyde gelir elde etmeleri, karar verme ve siyasi nüfuz bakımından erkeklerle eşit konumlandırılmaları ve hayatlarının şiddetten arındırılarak özgürleştirilmeleri gibi.

10. Kadınlara karşı ayrımcılığın ve ortadaki eşitsizliğin temelinde yatan nedenler ciddiyetle ele alınmadıkça, kadınların durumunda bir iyileşme olması söz konusu değildir. Kadınların ve erkeklerin yaşamları bağlamsal olarak ele alınmalı; güç ve yaşam örüntülerinde tarihsel süreç içinde muayyenleşmiş erkek paradigmalarının aşılabilmesi için fırsatlar, kurumlar ve sistemler bazında gerçek anlamda bir dönüşüm sağlamaya yönelik önlemler alınmalıdır.

11. Kadınların süreklilik arz den biyolojik ihtiyaçları ve deneyimleri; tekil kişiler, egemen toplumsal cinsiyetçi ideoloji, ya da bu ayrımcılığın toplumsal ve kültürel yapı ve kurumlardaki tezahürleri dolayısıyla geçmişte ve günümüzde kadınlara yöneltilen ayrımcılıktan kaynaklanabilen diğer ihtiyaçlardan ayrı tutulmalıdır. Kadınlara karşı ayrımcılığı sona erdirmeye

72

yönelik adımlar atılırken, kadınların ihtiyaçları değişebilir veya ortadan kalkabilir; ya da bu ihtiyaçlar hem kadınların hem de erkeklerin ortak ihtiyaçları haline gelebilir. Dolayısıyla, artık mazur gösterilmesi mümkün olmayan bu farklı davranışların sürdürülmesinden kaçınmak için kadınların fiili veya gerçek eşitliğini hedefleyen yasaların, programların ve uygulamaların sürekli izlenmesi gerekir.

12. Belirli kadın grupları, kadın olarak maruz kaldıkları ayrımcılığa ek olarak, başka zeminlerdeki ayrımcılığın da mağdurlarıdır. Birden çok şekilde tezahür eden ayrımcılık dayanakları arasında ırk, etnik veya dinsel kimlik, engellilik, yaş, sınıf, kast veya başka etmenler yer alabilmektedir. Bu tür ayrımcılık durumları ilk etapta söz konusu kadın gruplarını etkileyebilmekte veya bu tür ayrımcılık durumları, kadınları erkeklerden farklı düzeylerde ve farklı yollardan etkileyebilmektedir. Taraf Devletlerin, kadınları hedef alan bu çok yönlü ayrımcılığı ve kadınlar üzerindeki bileşik etkilerini ortadan kaldırmak için özel önlemler almaları gerekebilir.

13. Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne ek olarak, Birleşmiş Milletler sistemince benimsenen diğer uluslararası insan hakları ve politika belgeleri de eşitliğin sağlanmasına yönelik geçici özel önlemlerle ilgili hükümler içermektedir. Ancak, bu önlemler farklı bir terminolojiyle ifade edilmektedir ve önlemlere getirilen yorumlarda da çeşitlilik hâkimdir. Komite, 4.Maddenin 1.paragrafına ilişkin bu genel tavsiyenin terminolojinin netleşmesine katkıda bulunacağını umar (3).

14. Sözleşme, kadınların insan haklarından ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını engelleyen geçmişteki ve bugünkü toplumsal ve kültürel bağlamların ayrımcı boyutlarını hedefler. Fiili veya gerçek anlamda eşitsizliğin nedenlerinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması dâhil, kadınlara karşı her tür ayrımcılığa son verilmesini amaçlar. Dolayısıyla, geçici özel önlemlerin Sözleşme doğrultusunda uygulanması, ayrım gözetmeme ve eşitlik normlarına bir istisna olmayıp, kadınlar için fiili veya gerçek eşitliği sağlamanın bir yoludur.

III. Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ndeki Geçici Özel Önlemlerin Anlamı ve Kapsamı

Madde 4, paragraf 1

73

Kadınlar ve erkekler arasında fiili eşitliği sağlama sürecini hızlandırmaya yönelik geçici özel önlemlerin Taraf Devletlerce benimsenmesi, hâlihazırdaki Sözleşme’de tanımlandığı şekliyle ayrımcılık olarak değerlendirilmez, ancak bu yolla eşitsiz veya ayrı standartların kalıcılaşması gibi bir duruma da izin verilmez; fırsat ve muamele eşitliği sağlandığında da, bu önlemlere son verilir.

Madde 4, paragraf 2

Hâlihazırdaki sözleşmede yer alan, anneliğin korunmasını hedefleyen önlemler dâhil özel önlemlerin Taraf Devletlerce benimsenmesi ayrımcılık sayılmaz.

A. 4.Maddenin 1. ve 2. Paragrafları Arasındaki İlişki

15. 4.Maddenin 1.paragrafındaki “özel önlemlerin” amacı ile 2.paragrafta söylenenler arasında net bir ayrım vardır. 4.Maddenin 1.paragrafındaki amaç, erkeklerle fiilen ve gerçek anlamda eşit hale gelebilmeleri için kadının konumundaki iyileşmeyi hızlandırmak, kadınlara karşı ayrımcılığın geçmişteki ve güncel biçimlerinin ve bunların sonuçlarının düzeltilmesini sağlayacak yapısal, toplumsal ve kültürel değişimleri gerçekleştirmek ve kadınların maruz kaldıkları olumsuzlukların telafisine yönelmektir. Bu önlemler geçici niteliktedir.

16. 4.Maddenin 2.paragrafı, biyolojik farklılıkları nedeniyle kadınlara ve erkeklere özdeş olmayan muamele öngörür. Bu önlemler kalıcı niteliktedir ve 11.Maddenin 3.paragrafında atıfta bulunulan bilimsel ve teknolojik bilginin yeniden gözden geçirilmesi gerekinceye kadar sürdürülürler.

B. Terminoloji

17. Sözleşme’nin hazırlık çalışmalarında, 4.Maddenin 1.paragrafında yer alan “geçici özel önlemler” farklı terimlerle anlatılmıştır. Komitenin kendisi, daha önceki genel tavsiyelerinde çeşitli terimler kullanmıştır. Taraf Devletler düzeltici, telafi edici ve geliştirici yönleriyle “özel önlemleri” çoğu kez “düzeltici girişim”, “pozitif girişim”, “pozitif tedbir”, “tersine ayrımcılık” ve “pozitif ayrımcılıkla” özdeşleştirmiştir. Bu terimler, farklı ulusal bağlamlardaki tartışmalardan ve değişen uygulamalardan kaynaklanmaktadır (4). Hâlihazırdaki genel tavsiyede Komite, Taraf Devletlerce sunulan raporların değerlendirilmesine ilişkin kendi uygulaması doğrultusunda, 4.Maddenin 1.paragrafında geçtiği gibi yalnızca “geçici özel önlemler” terimini kullanmaktadır.

74

C. 4.Madde 1.Paragraftaki Temel Öğeler

18. Taraf Devletlerce 4.Maddenin 1.paragrafı uyarınca alınan önlemler, kadınların siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, sivil veya başka bir alanda eşit katılımını hızlandırmayı amaçlamalıdır. Komite bu önlemlerin uygulanmasını ayrım gözetmeme kuralının istisnası olarak değil; Taraf Devletlerin kadınların erkeklerle fiili veya gerçek eşitliğini, böylece insan haklarından ve temel özgürlüklerden eşit yararlanmalarını sağlamaya yönelik stratejilerinin gerekli bir parçası olduğunun vurgulanması olarak görür. Geçici özel önlemlerin uygulanması çoğu kez kadınların geçmişte maruz kalmış oldukları ayrımcılığın sonuçlarının telafisi olarak işlev görürken, Taraf Devletlerin kadınların konumunu iyileştirerek onları erkeklerle fiilen veya gerçek anlamda eşit kılma hususundaki akdi yükümlülükleri, ayrımcılığa maruz kalındığının kanıtlanmasından bağımsız olarak vardır. Komite, bu tür önlemleri benimseyip yaşama geçiren Taraf Devletlerin, bu yolla erkeklere karşı ayrımcılık yaptıkları görüşünde değildir.

19. Taraf Devletler, 4.Maddenin 1.paragrafına göre kadınların fiili veya gerçek eşitliğine yönelik somut hedefin gerçekleşmesini hızlandırmak üzere alınan geçici özel önlemlerle, kadınların ve kız çocukların durumunu iyileştirmeye yönelik diğer genel sosyal politikalar arasında net bir ayrım yapmalıdırlar. Potansiyel olarak kadınlar yararına olabilecek veya böyle olması muhtemel önemlerin hepsi geçici özel önlem değildir. Kadınlara ve kız çocuklarına, ayrımcılıktan arınmış, onurlu bir yaşam sağlamak üzere onların medeni, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını güvence altına alan genel koşulların oluşturulması, geçici özel önlem olarak tanımlanamaz.

20. 4.Madde, 1.paragraf, bu tür özel önlemlerin “geçici” nitelikte olduğunu açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla, “geçici” kavramı fiilen uzun süreli uygulamayla sonuçlansa bile, bu önlemler her zaman gerekli önlemler olarak görülmemelidir. Geçici bir özel önlemin yürürlükte kalış süresi, önceden belirlenmiş bir zaman dilimine göre değil; somut bir sorun karşısındaki işlevsel sonucuna göre kararlaştırılmalıdır. İstenilen sonuçlar alındıktan ve bu sonuçlar belirli dönem için süreklilik kazandıktan sonra, geçici özel önlemlere son verilmelidir.

21. İnsan hakları söylemiyle uyum içinde olmasına karşın, “özel” teriminin de titizlikle açıklanması gerekir. Bu terimin kullanımı kimi durumlarda kadınlara ve ayrımcılığa maruz kalan diğer kesimlere zayıf, kırılgan ve topluma katılmak ve rekabet gücüne ulaşmak için ekstra veya “özel” önlemlere ihtiyaç duyan bir kesim imajı yüklemektedir. Ne var ki; 4.Maddenin

75

1.paragrafındaki formülasyonda “özel”in gerçek anlamı, önlemlerin belirli bir hedefe hizmet etmesiyle ilgilidir.

22. “Önlemler” terimi, yasama, yürütme ve idare ile diğer alanlarda çeşitli düzenleyici belgeleri, politikaları ve uygulamaları kapsar. Örneğin; dış hizmet ve destek programları, kaynakların tahsisi ve/veya yeniden tahsisi, tercihli muamele, işe almada belirli kıstasların gözetilmesi, işe alma ve terfi, zamana bağlı sayısal hedefler ve kota sistemleri gibi. Belirli bir “önlemin” seçilmesi, 4.Maddenin 1.paragrafının hangi bağlamda uygulandığına ve gözetilen somut hedefe bağlıdır.

23. Geçici özel önlemlerin benimsenmesi ve uygulanması, hedeflenen grubun ya da bireylerin vasıfları ve liyakatiyle ile ilgili tartışmalara yol açabilir ve siyaset, eğitim ve istihdam gibi alanlarda erkeklerden daha az vasıflı kadınların tercih edilmesine karşı savlar geliştirilebilir. Geçici özel önlemler, fiili veya gerçek eşitliğin sağlanmasına yönelik sürecin hızlandırılmasını amaçladığından, özellikle kamu kesimi ve özel kesimde istihdamla ilgili alanlar söz konusu olduğunda, vasıflılık ve liyakatle ilgili sorular, normatif biçimde ve kültürel olarak belirlenmeleri dolayısıyla, toplumsal cinsiyet önyargısı içerip içermediği yönünden titizlikle değerlendirilmelidir. Kamusal ve siyasal görev atamalarında, atanacak kişinin belirlenmesinde veya seçiminde, demokratik hakkaniyet ve seçmen tercihi gibi, vasıflılık ve liyakat dışında başka etmenlerin de rol oynaması gerekir.

24. 4.Maddenin 1.Paragrafı, 1, 2, 3, 5 ve 24.maddelerle birlikte okunduğunda, Taraf Devletlerin “gerekli bütün önlemleri alacaklarını” öngören 6. ila 16.maddelerle ilişkili olarak uygulanmaları gerekir. Dolayısıyla Komitenin görüşüne göre Taraf Devletler, geçici özel önlemlerin kadınlar için fiili ve gerçek eşitliğin sağlanması genel hedefine, ya da bu hususta özel bir hedefe, giden sürecin hızlandırılması için gerekli ve uygun olduklarını kanıtlamak koşuluyla, bu önlemleri yukarıda bahsi edilen maddelerden herhangi biriyle bağlantılı olarak benimsemek ve hayata geçirmekle mesuldürler.

IV. Taraf Devletlere Tavsiyeler

25. Taraf Devletlerin raporları, 4.Maddenin 1.paragrafı uyarınca, geçici özel önlemlerin alınması veya eksikliği hakkında bilgi içermelidir. Taraf Devletlerin, herhangi bir karışıklığa yol açmamak için “geçici özel önlemler” terminolojisine bağlı kalmaları tercih olunur.

76

26. Taraf Devletler, kadınların fiili veya gerçek eşitliği hedefine ulaşılmasını hızlandırmaya yönelik geçici özel önlemlerle, kadınların ve kız çocukların durumunu iyileştirmeye yönelik olarak benimsenen ve uygulanan diğer genel sosyal politikalar arasında net bir ayrım yapmalıdır. Taraf Devletler, kadınların lehine olan veya böyle olması muhtemel her önlemin geçici özel önlem olmayabileceğini unutmamalıdırlar.

27. Taraf Devletler, kadının fiili veya gerçek eşitliğine giden süreci hızlandırma adına geçici özel önlemler uygularken; kadının durumunu hedeflenen özel alanın yanı sıra yaşamın tüm alanları için analiz etmelidirler. Geçici özel önlemlerin potansiyel etkisini, kendi ülkeleri bağlamında belirli bir hedef ışığında değerlendirmeli ve fiili veya gerçek eşitliğin sağlanmasını hızlandırmaya en uygun gördükleri önlemleri benimsemelidirler.

28. Taraf Devletler, uygulamaya karar verdikleri önlemi tercih nedenlerine açıklık getirmelidirler. Benimsenen önlemlerin gerekçesinde, Taraf Devletin uygulayacağı bu geçici özel önlemle durumunun iyileştirilmesine hız vermeyi hedeflediği kadınların –ya da çeşitli şekillerde ayrımcılığa maruz kalmış belirli bir grup kadının- yaşamlarını ve kendilerine sunulan fırsatları şekillendiren koşullar ve etkiler dâhil olmak üzere gerçek yaşam durumlarının anlatımına yer verilmelidir. Aynı zamanda, geçici özel önlemler ve genel önlemler ile kadınların durumunu iyileştirmeye yönelik çalışmalar arasındaki ilişki konusunda da bilgi verilmelidir.

29. Taraf Devletler, geçici özel önlemler alamamaları halinde, bu hususta tatmin edici bir açıklama yapmak durumundadırlar. Ancak, bu başarısızlıkta, güçsüzlük iddiasıyla ya da özel sektör, özel kuruluşlar veya siyasal partiler gibi egemen piyasa güçleri veya siyasi erklerin eylemsizliğiyle gerekçelendirilemez. Taraf Devletler, diğer tüm maddelerle birlikte okunması gereken 2.Maddenin kendilerine sözü edilen bu aktörlerin hareketleriyle ilgili hesap verme yükümlülüğü getirdiğini unutmamalıdırlar.

30. Taraf Devletler, geçici özel önlemlerle ilgili bilgileri çeşitli maddeler altında verebilirler. Komite, Madde 2 çerçevesinde Taraf Devletlerden önlemlerin hukuksal veya diğer temelleri, belirli bir yaklaşımı benimsemelerinin nedenleri konusunda bilgi vermelerini ister. Ayrıca Taraf Devletlerden geçici özel önlemlerle ilgili yasal düzenlemeler, özellikle bu yasal düzenlemelerin geçici özel önlemlerin alınmasını zorunlu mu, yoksa isteğe bağlı mı kıldığı konusunda ayrıntılı bilgi vermelerini rica eder.

77

31. Taraf Devletler, anayasalarında veya iç mevzuatlarında, geçici özel önlemlerin benimsenmesini sağlayacak hükümlere yer vermelidirler. Komite, Taraf Devletlere ayrımcılık karşıtı kapsamlı yasalar, fırsat eşitliği yasaları veya yürütmenin kadın eşitliği ile ilgili direktiflerinin, belirlenen alanlarda gerçekleştirilmek üzere açıklanmış bir veya birden çok hedefe yönelik geçici özel önlemlerin niteliğinin belirlenmesine rehberlik edebileceğini hatırlatır. Bu kılavuza, istihdam veya eğitime ilişkin özel mevzuatta da yer verilebilir. Ayrımcılıkla mücadele ve geçici özel önlemlere ilişkin mevzuat kapsamında özel kuruluş ve işletmelerin yanı sıra, kamu aktörlerine de yer verilmelidir.

32. Komite, geçici özel önlemlerin hükümetin ulusal, bölgesel veya yerel idari birimlerince kamuda istihdam ve eğitim sektörlerini kapsayacak şekilde geliştirilen ve benimsenen kararnameler, politika direktifleri ve/ya idari tüzüklere dayandırılabileceği hususuna Taraf Devletlerin dikkatini çeker. Bu geçici özel önlemler kamu hizmetlerini, siyasal alanı, özel eğitim ve istihdam sektörlerini kapsayabilir. Komite, bu tür önlemlerin kamu veya özel sektörün sosyal ortakları arasında görüşülebileceğine; ya da kamu veya özel sektör işletmeleri, kurum ve kuruluşları ile siyasi partileri tarafından gönüllülük esasıyla uygulanabileceğine Taraf Devletlerin dikkatini ayrıca çekmek ister.

33. Komite, geçici özel önlemlerle ilgili eylem planlarının, özel ülke koşulları bağlamında ve burada aşılması hedeflenen sorunun geri plandaki gelişimini dikkate alarak tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gereğini bir kez daha tekrarlar. Komite, Taraf Devletlere, sundukları raporlarda, kadınlarının belirli alanlara erişiminin sağlanması ve bu alanlarda kadınların yetersiz temsili sorununun aşılması, belirli alanlarda gücün ve kaynakların yeniden dağıtılması ve/veya geçmişteki ya da hâlihazırdaki ayrımcılığın aşılması için kurumsal değişiğimin başlatılması ve fiili eşitliğe giden sürecin hızlandırılması amaçlarına yönelik olarak geliştirilmiş eylem planları ile ilgili detaylı bilgiye yer vermelerini tavsiye eder. Raporlar ayrıca, alınan önlemlerin istenmeyen muhtemel olumsuz yan etkilerinin eylem planlarında dikkate alınıp alınmadığı ve bu tür olası olumsuz etkilerden kadınların nasıl korunacağı konusuna da açıklık getirmelidir. Nihayet Taraf Devletler, raporlarında, geçici özel önlemlerin sonuçlarını da anlatmalı ve önlemlerin olası başarısızlık nedenlerini de değerlendirmelidirler.

34. 3.Madde uyarınca, Taraf Devletlerin özel geçici önlemleri hazırlamaktan, uygulamaktan, izlemekten ve değerlendirmekten sorumlu kurum(lar) hakkında bilgi vermeleri gerekir. Bu

78

sorumluluk, özel programlar geliştirme, uygulama, bunların etki ve sonuçlarını izleme ve değerlendirme görevi olarak kadın bakanlıkları, bakanlıklar veya başkanlıklar bünyesindeki kadın birimlerine, kamu denetçilerine, hakem kurullarına veya kamu organları ya da diğer özel birimler gibi hâlihazırda kurulmuş bulunan veya kurulacak kurumlara verilebilir. Komite, Taraf Devletlerin, genel olarak kadınların, özel olarak da olumsuz etkilere maruz kadın gruplarının bu tür programların hazırlanmasında, uygulanmasında ve değerlendirilmesinde rol almalarını sağlamalarını tavsiye eder. Sivil toplumla ve çeşitli kesimlerden kadınları temsil eden sivil toplum örgütleriyle ortak çalışma ve istişare özellikle tavsiye olunur.

35. Komite, kadınların durumuna ilişkin istatistik veriler konusuna dikkat çeker ve bu konudaki 9 sayılı genel tavsiyesini bir kez daha tekrarlar; Taraf Devletlerin, kadınların fiili veya gerçek eşitliği sürecinde alınan yolun ve geçici özel önlemlerin etkililiğinin belirlenebilmesi için cinsiyete göre ayrılmış istatistiki veriler toplanmasını tavsiye eder.

36. Taraf Devletler, Sözleşme’nin ilgili maddesi (maddeleri) uyarınca belirli alanlarda alınan geçici özel önlemlerin mahiyeti konusunda bilgi vermelidirler. Her bir madde için ayrıca verilecek bilgilerde, somut amaç ve hedefler, zaman çizelgeleri, belirli önlemlerin seçilmesinin gerekçeleri ile birlikte uygulamayı ve alınan mesafeyi izlemekten sorumlu kurumlar da yer almalıdır. Taraf Devletlerden ayrıca, belirli bir önlemden kaç kadının etkilendiği, belirli bir geçici özel önlem sayesinde belirli bir alana kaç kadının erişip katılabileceği, yeniden dağıtılacak güç ve kaynaklardan kaç kadının ve ne kadar zaman içinde yararlanmış olacağı gibi bilgiler de istenmektedir.

37. Komite, geçici özel önlemlerin eğitim, ekonomi, siyaset ve istihdam; hükümetlerini uluslararası düzeyde temsil eden ve uluslararası kuruluşların çalışmalarına katılan kadınlar ve politika ve kamudaki kadınlar gibi konu alanlarında geçici özel önlemlerin uygulanması tavsiyesinde bulunduğu 5, 8 ve 23 sayılı genel tavsiyelerini bir kez daha tekrarlar. Taraf Devletler, kendi ulusal koşulları çerçevesinde bu çabaları, özellikle her kademesine yayılmak üzere eğitim ve öğretimin bütün yönlerinde, istihdamda ve kamusal ve siyasal yaşamda temsil konularında yoğunlaştırmalıdırlar. Komite, Taraf Devletlerin sağlık sektörü hariç her durum için kalıcı ve sürekli nitelikte önlemlerle geçici önlemleri titizlikle ayırt etmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatır.

79

38. Taraf Devletlere, kadınlara karşı ayrımcılık içeren veya dezavantaj oluşturan kültürel uygulamaların, basmakalıp tutum ve davranışların değiştirilmesine ve ortadan kaldırılmasına yönelik sürecin hızlandırılması amacıyla geçici özel önlemler almaları gerektiğini hatırlatır. Geçici özel önlemler aynı zamanda, kredi ve borçlar, spor, kültür ve eğlence-dinlenme ve hukuki farkındalık geliştirme gibi alanlarda da uygulanmalıdır. Gerektiğinde, bu tür önlemler, kırsal kesimdeki kadınlar dâhil, çok yönlü ayrımcılığa maruz kalan kadınlara yönelik olarak da uygulanmalıdır.

39. Geçici özel önlemlerin Sözleşme’deki bütün maddelerle bağlantılı olarak uygulanması mümkün olmasa bile; Komite, bir yandan eşit katılım hedefine giden sürecin hızlandırılması, diğer yandan ise güç ve kaynakların yeniden dağıtımına hız verilmesinin gerekli görüldüğü her koşulda ve yanı sıra, mevcut koşullar altında bu geçici önlemlerin gerekli ve uygun olduğunun ortaya çıktığı hallerde, bu önlemlerin alınması seçeneğinin mütalaa edilmesini tavsiye eder.

Notlar

1. Yasalar, politikalar ve programlar görünürde cinsiyet ayrımı gözetmeyen ölçütlere dayandırıldığı halde kadınlar aleyhine olumsuz etkiler doğuruyorsa, kadınlara karşı dolaylı yoldan ayrımcılık söz konusu olabilir. Toplumsal cinsiyet ayrımı gözetmeyen yasalar, politikalar ve programlar böylelikle, kasıtlı olmasa bile, geçmişte yapılmış bir ayrımcılığı perçinleyebilir. Bunlar, yeterince düşünülmeksizin erkek yaşam tarzlarına göre biçimlendirilebilirler ve bu yüzden kadınların erkelerden farklı yaşam deneyimlerini gözden kaçırabilirler. Bu farklılıkların varlığı, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik farklılıklardan hareket eden ve kadınlara yönelen kalıpçı beklentiler, davranışlar ve tutumlardan beslenebilir. Bu farklılıklar aynı zamanda, yaygın olarak görüldüğü üzere kadınların erkeklere göre ikincil bir konuma itilmelerinden de kaynaklanabilir.

2. “Toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyet farklılıklarına yüklenen sosyal anlamlar olarak tanımlanır. İdeolojik ve kültürel bir yapı olmakla birlikte, maddi uygulama sahasında yeniden üretilir; karşılığında da bu uygulamaların sonuçlarını etkiler. Toplumsal cinsiyet, kaynakların, zenginliklerin, işin, karar yetkisinin ve siyasal gücün dağılımını, gerek kamusal yaşamda gerekse ailede hak ve kazanımlardan nasıl ve ne ölçüde yararlanıldığını belirler. Kültürler ve zamana göre çeşitlilik göstermesine karşın, tüm dünyadaki toplumsal cinsiyet ilişkilerinin ortak özelliği, kadınlar ve erkekler arasındaki güç asimetrisidir. Dolayısıyla, toplumsal cinsiyet bir sosyal

80

katmanlaştırıcıdır ve bir anlamda ırk, sınıf, etnik köken, cinsellik ve yaş gibi diğer sınıflandırıcılar gibidir. Toplumsal cinsiyet kimliklerinin toplumda nasıl inşa edildiğini ve cinsiyetler arasındaki ilişkileri belirleyen eşitsiz güç ilişkilerini anlamamıza yardımcı olur.” 1999 Kalkınmada Kadının Rolü Dünya Araştırması, Birleşmiş Milletler, New York, 1999, sayfa ix.

3. Örneğin bakınız, geçici özel önlemleri zorunlu kılan Irk Ayrımcılığının Her Biçiminin Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi. Irk Ayrımcılığının Komitesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi ve İnsan Hakları Komitesi dâhil anlaşma izleme organlarının uygulamaları, bu organların, ilgili oldukları anlaşmalar açısından geçici özel önlemleri zorunlu gördüklerini göstermektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü çerçevesinde benimsenen sözleşmelerle, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün çeşitli belgeleri de açık veya dolaylı biçimde bu tür önlemler öngörmektedir. İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması Alt Komisyonu bu konuyu gündemine almış ve konunun değerlendirilip harekete geçilmesi için bir rapor hazırlamak üzere özel Raportör görevlendirmiştir. Kadının Statüsü Komisyonu, geçici özel önlemlerin kullanımını 1992 yılında gözden geçirmiştir. BM dünya kadın konferanslarında benimsenen sonuç belgeleri, 1995 Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Eylem Platformu ve 2000 yılındaki Takip Belgesi fiili eşitliğin sağlanmasının bir aracı olarak pozitif girişimlere atıfta bulunmaktadır. BM Genel Sekreterinin geçici özel önlemlere başvurması kadın istihdamı alanında pratik bir örnektir. Burada, Sekreterliğe kadın alınması, görevlendirilmesi ve terfii ile ilgili idari talimatlar söz konusudur. Bu önlemler, başta üst mevkiler olmak üzere her kademede yüzde 50/50 cinsiyet dağılımı hedefinin gerçekleştirilmesine yöneliktir.

4. “Düzeltici eylem” terimi ABD’de ve bir dizi BM belgesinde kullanılırken, “pozitif eylem” terimi halen Avrupa’da ve gene birçok BM belgesinde yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bununla birlikte “pozitif eylem” terimi uluslararası insan hakları hukukunda bir başka anlamda, “pozitif devlet eylemini” anlatmak için kullanılmaktadır (bir Devletin, başka bir Devletin eylemde bulunmaktan kaçınma yükümlülüğüne karşı girişimde bulunma yükümlülüğü). Dolayısıyla, Sözleşme’nin 4.Maddesinin 1.paragrafındaki anlamıyla sınırlı kalmadığı durumlarda “pozitif eylem” terimi muğlaklık kazanmaktadır. “Tersine ayrımcılık” veya “pozitif ayrımcılık” terimleri de, kimi yorumcularca uygun bulunmayarak eleştirilmektedir.

81

CEDAW/C/2009/WP.1/R 5 Aralık 2008

Özgün Dil: İngilizce

Kadın Göçmen İşçilerle İlgili 26 Sayılı Genel Tavsiye

İçindekiler Paragraflar

Kadın Göçmen İşçilerle İlgili 26 Sayılı Genel Tavsiye ........................................................... 81

İnsan Hakları ve Toplumsal Cinsiyet İlkelerinin Uygulanması ............................................. 844

Kadın Göçünü Etkileyen Faktörler ........................................................................................ 844

Göçmen Kadınlarla İlgili Cinsiyet Ve Toplumsal Cinsiyet Temelli İnsan Hakları Kaygıları 844

Taraf Devletlere Tavsiyeler……………………………………………………………… 9090

Göçmen Kadın İşçilerle İlgili 26 Sayılı Genel Tavsiye1

1. Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (“Komite”), tüm kadınlar gibi göçmen kadınların da yaşamlarının herhangi bir alanında ayrımcılığa maruz kalmamaları gerektiğini teyit ederek, otuz ikinci oturumunda (Ocak 2005), Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 21.Maddesi uyarınca istismar ve ayrımcılık riskiyle karşılaşabilecek kimi göçmen kadın işçi kategorilerine ilişkin bir genel tavsiye hazırlamaya karar vermiştir.2

1 Komite, bu genel tavsiyenin hazırlanması sırasında yaptığı katkılardan dolayı Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Üyelerinin Haklarının Korunması Komitesi’ne teşekkürlerini iletir.

2 Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, göçmenlerin haklarına ilişkin olup başkalarınca hazırlanan belgelerden yararlandığını ve çalışmalarını bu temeller üzerinde sürdüreceğini belirtir. Bunlar, insan hakları anlaşmalarıyla ilgili diğer organlar, Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü, Birleşmiş Milletler Kadın Kalkınma Fonu Kadın Gelişimi Bölümü, Katının Statüsü Komisyonu, Genel Kurul ve İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Alt Komisyonu’dur. Komite bu çalışmasında ayrıca kendisinin daha önceki genel tavsiyelerine de atıfta bulunur. Bunlar, kadının durumu ile ilgili istatistik veri toplanması üzerine 9 sayılı genel tavsiye, özellikle kadına karşı şiddetle ilgili 12 sayılı genel tavsiye, eşit değerde işe eşit ücretle ilgili 13 sayılı genel tavsiye, edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromunun (AİDS) önlenmesine ve kontrol edilmesine yönelik ulusal stratejilerde kadına karşı ayrımcılıktan kaçınılmasıyla ilgili 15 sayılı genel tavsiye, kadına yönelik şiddetle ilgili 19 sayılı genel tavsiye, kadınların sağlık hizmetlerine erişimiyle ilgili 24 sayılı genel tavsiye ve ayrıca taraf Devletlerin raporlarının incelenmesi sırasında Komite tarafından yapılan sonuç gözlemleridir.

82

2. Bu genel tavsiye ile, Taraf Devletlerin göçmen kadın işçilerin insan haklarına saygı duyma, bu hakları koruma ve gerçekleşmesini sağlama yükümlülüklerini, ayrıca diğer anlaşmalarda yer alan hukuksal yükümlülüklerini, dünya konferansları eylem planları çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirmelerine; özellikle Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi başta olmak üzere göçe odaklı anlaşma organlarının önemli çalışmalarına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.1 Komite, Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’nin, göçmen kadınlar dâhil bireyleri göçmenlik statüsü temelinde koruduğuna dikkat çekerken; Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, göçmen kadınlar dâhil tüm kadınları cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa karşı korur. Göç bir yandan kadınlara yeni fırsatlar sunarken ve katılımlarını daha da genişleterek ekonomik yönden güçlenmeleri için bir araç olabilecekken; diğer yandan insan haklarına ve güvenliklerine yönelik olarak risk teşkil edebilir. Dolayısıyla, bu genel tavsiye, insan haklarının ihlalinin hem nedeni hem de sonucu olarak, çok sayıda göçmen kadın işçinin kendine özgü risk durumlarına, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık deneyimlerine katkıda bulunan koşulları incelemeyi hedeflemektedir.

3. Devletler sınırlarını kontrol etme ve göçle ilgili düzenlemelerde bulunma hakkını haizlerse de; bu hakları kullanırken onayladıkları veya taraf oldukları insan hakları sözleşmeleri altındaki yükümlülüklerine uygun davranmak durumundadırlar. Güvenli göç prosedürlerinin geliştirilmesi ve göç çevriminin baştan sona tüm evrelerinde kadınların insan haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların korunması ve hayata geçirilmesini sağlama yükümlülükleri de bu yükümlülükler arasındadır. Söz konusu yükümlülükler, göçmen kadın işçilerin gerek vatanlarında, gerekse gittikleri ülkelerde bakım ve ev hizmetleri alanındaki katkıları dâhil ekonomik ve sosyal alanlardaki katkıları gözetilerek ifa edilmelidir.

4. Komite, göçmen kadınların, kendilerini göçe zorlayan etmenler, göç etme amaçları ve kalış süreleri, riske ve suiistimale açıklık durumları, göç ettikleri ülkedeki statülerine ve burada yurttaşlığa uygunluk durumlarına göre çeşitli sınıflara ayrılabileceğini kabul eder. Komite ayrıca,

1 Anlaşma ve sözleşmelerin yanı sıra, aşağıda belirtilen programlar ve eylem planlarının da uygulanabilirliği vardır: 1993 İnsan Hakları Dünya Konferansı’nda onaylanan Birleşmiş Milletler Viyana Bildirgesi ve Eylem Programı (bölüm II, paragraflar 33 ve 35); Nüfus ve Kalkınma Kahire Uluslararası Konferansı Eylem Programı (X Bölüm); Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi Eylem Programı (bölüm 3); Pekin Bildirgesi ve Eylem Platformu, Dördüncü Dünya Kadın Konferansı; Irkçılığa, Irk Ayrımcılığına, Yabancı Düşmanlığına ve bunlarla İlgili Hoşgörüsüzlüğe Karşı Dünya Konferansı, Ağustos-Eylül 2001 ve Uluslararası Çalışma Örgütü Göçmen işçiler Eylem Planı, 2004.

83

bu sınıfların akışkan ve birbiriyle örtüşebilen özellikler taşıdığını, dolayısıyla kimi durumlarda sınıfların kesin çizgilerle ayrılmasının güç olacağını da kabul eder. Dolayısıyla, hâlihazırdaki genel tavsiyenin kapsamı, düşük ücretli işlerde işçi statüsünde çalışan, suiistimale ve ayrımcılığa maruz kalma riski yüksek, istihdam edildikleri ülkedeki profesyonel göçmen işçilerden farklı olarak sürekli kalma veya yurttaşlık hakkını hiçbir zaman elde edemeyebilecek aşağıda yer alan göçmen kadın sınıflarıyla sınırlıdır. Bu şekilde, söz konusu kadınlar birçok durumda, ilgili ülkelerde hukukun koruyuculuğundan şekli veya fiili yollarla faydalanamayabilmektedirler. Sözü edilen göçmen kadın sınıfları aşağıda yer almaktadır:1

(a) Bağımsız olarak göç eden göçmen kadın işçiler;

(b) Kendileri de işçi olan eşlerine veya diğer aile üyelerine katılan göçmen kadın işçiler;

(c) Yukarıdaki kategorilerden herhangi birine girebilecek, kayıt dışı2 göçmen kadın işçiler.

Bununla birlikte Komite, hangi kategoride yer alırlarsa alsınlar kadın göçmenlerin tümünün Taraf Devletlerin Sözleşme’den doğan yükümlülüklerinin kapsamına girdiğini ve Sözleşme uyarınca ayrımcılığın her türüne karşı korunmaları gerektiğini vurgular.

5. Hem erkekler hem de kadınların göç ediyor olmasına karşın; göç, cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir olgu değildir. Kadın göçmenlerin konumu; yasal göç kanalları, göç ettikleri sektörler, kendilerini hedef alan istismar ve istismarın sonuçları bakımından erkek göçmenlerin konumundan farklıdır. Kadınlara özel etkilerini kavramak üzere kadın göçü; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, geleneksel kadın rolleri, toplumsal cinsiyetin şekillendirdiği emek piyasası, toplumsal

1 Bu genel tavsiye yalnızca kadın göçmenlerin çalışmayla ilgili durumunu ele almaktadır. Kimi durumlarda göçmen kadın işçilerin karşılaştıkları çeşitli güçlükler nedeniyle kaçakçılık mağduru durumuna düşmeleri bir gerçeklik olmakla birlikte, genel tavsiye bununla ilgili koşulları ele almayacaktır. Kaçakçılık-insan ticareti karmaşık bir olgudur ve üzerinde daha fazla odaklanılması gerekir. Komite, bu olgunun Sözleşme’nin 6.Maddesi aracılığıyla daha kapsamlı biçimde ele alınabileceği kanısındadır. Bu Madde taraf Devletlere şu yükümlülüğü getirmektedir: “kadın kaçakçılığının her biçimine ve kadın fuhşunun sömürülmesine son vermek üzere, yasal düzenlemeler dâhil, gerekli bütün önlemlerin alınması”. Bununla birlikte Komite, bu genel tavsiyede yer alan birçok öğenin, aynı zamanda kadın göçmenlerin kaçakçılık mağduru oldukları durumlar için de geçerlilik taşıdığını vurgulamak ister.

2 Kayıt dışı işçiler, geçerli bir ikamet veya çalışma izni olmayan göçmen işçilerdir. Bunun ortaya çıkabileceği birçok durum düşünülebilir. Örnek olarak: gelişigüzel aracılar tarafından kendilerine sahte belgeler sağlanmış olabilir; ülkeye geçerli bir çalışma izniyle girdikleri halde işveren hizmetlerine keyfi biçimde son verdiğinden bu izin geçerliliğini yitirmiş olabilir veya işveren pasaportlarına el koyduğundan belge eksikliği durumu ortaya çıkmış olabilir. Kimi durumlarda da işçiler çalışma izni süreleri bittikten sonra ülkede kalış sürelerini uzatmış veya ülkeye geçerli belgeler olmaksızın girmiş olabilir.

84

cinsiyete dayalı şiddetin dünya çapında yaygınlığı, yoksulluğun ve işgücü göçünün tüm dünyada “kadınlaşması” perspektifinden incelenmelidir. Dolayısıyla, kadın göçmenlerin konumunun analizinde ve ayrımcılığa, sömürüye ve suiistimale karşı politikalar geliştirilirken toplumsal cinsiyet bakış açısının içerilmesi esastır.

İnsan Hakları ve Toplumsal Cinsiyet İlkelerinin Uygulanması

6. Tüm göçmen kadın işçiler; yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, işkence görmeme, aşağılayıcı ve insanlık dışı muameleye maruz kalmama; cinsiyet, ırk, etnik köken, kültüre has özellikler, yurttaşlık, dil, din ve sair nedenlere dayanan ayrımcılıktan vareste tutulma hakkı, yoksulluktan kurtulma hakkı, yeterli bir yaşam standardına sahip olma, yasalar önünde eşitlik ve mevcut hukuk yollarından yararlanma hakları dâhil insan haklarının korunması hakkını haizdirler. Bu haklar, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde, ayrıca Birleşmiş Milletler Üye Devletlerinin onayladığı ve taraf olduğu insan haklarına ilişkin birçok antlaşmada yer almaktadır.

7. Taraf Devletlerin kadına yönelik her türlü ayrımcılığın vakit kaybetmeden ortadan kaldırılması ve kadınların hukuki ve fiili haklarını tüm alanlarda erkeklerle eşit koşullarda kullanabilmeleri için gerekli tüm önlemlerini almasını şart koşan Sözleşme temelinde, Göçmen kadın işçiler de ayrımcılıktan korunma hakkını haizdirler.

Kadın Göçünü Etkileyen Faktörler

8. Kadınlar hâlihazırda, dünya göçmen nüfusunun yarısını oluşturmaktadırlar. Küreselleşme, yeni fırsat arayışları, yoksulluk, toplumsal cinsiyetle şekillenen kültürel uygulamalar ve anavatanlarında maruz kaldıkları toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, doğal felaketler ya da savaşlar veya iç savaş gibi çeşitli faktörler, kadın göçünde belirleyici olmaktadır. Bu faktörler arasında aynı zamanda, göç edilen ülkelerdeki kayıtlı ve kayıt dışı imalat sanayi ve hizmet sektörlerinde işbölümünde cinsiyete dayalı ayrımın daha da derinleşmesi, ayrıca eğlence yaşamında kadınlara talep yaratan erkek merkezli eğlence kültürü de yer almaktadır. Ücretli işçi olmak üzere tek başlarına göç eden kadınların sayısındaki önemli artış, bu eğilimin bir parçası olarak yaygın biçimde görülmektedir.

Göçmen Kadınlarla İlgili Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı İnsan Hakları Kaygıları

9. Göçmen kadın işçilerin haklarına yönelik ihlaller anavatanlarında, geçiş ülkelerinde ve varış ülkelerinde meydana geldiğinden, bu genel tavsiye, Sözleşme’den daha iyi yararlanılması,

85

göçmen kadın işçilerin haklarının kollanması ve yaşamlarının her alanında kadınların erkeklerle gerçek eşitliğinin sağlanması için her üç durumu da ele alacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki; göç, doğası itibariyle küresel bir olgudur ve bu nedenle ülkeler arasında iki taraflı, çok taraflı ve bölgesel düzeyde işbirliklerini gerektirir.

Göç öncesinde çıkış ülkelerindeki durum1

10. Göçmen kadın işçiler daha ülkelerinden ayrılmadan; kadınların göç etmelerinin cinsiyet ya da buna eşlik eden yaş, medeni hal, hamilelik ya da annelik, mesleğe özgü kısıtlamalar ya da kadınların seyahat ve göç amaçlı pasaport almak için erkek hısımlarının yazılı iznini almaları yönündeki şartlara dayanarak tamamıyla yasaklanması veya kısıtlanması dâhil insan haklarıyla ilgili sayısız endişeyle karşı karşıya gelmektedirler. Kimi durumlarda kadınlar, iş bulma büroları gidecekleri ülkeye yönelik hazırlık eğitimleri için bir araya toplanmakta, bu sırada mali, fiziksel, cinsel veya psikolojik istismara maruz kalabilmektedirler. Ayrıca kadınlar, göçle ilgili eğitime, öğretime ve güvenilir bilgilere de erişimlerinin sınırlı olmasının bir sonucu olarak, işverenler karşısında daha aciz duruma düşmektedirler. İş bulma büroları kadınlardan onları sömürecek miktarlar talep ederek, maddi güçleri genellikle erkeklerden az olan kadınların kimi zaman daha büyük maddi sıkıntı yaşamalarına ve ailelerinden, arkadaşlarından veya fahiş faiz bedelleri karşılığında tefecilerden borç almak zorunda kalmaları gibi hallerde kadınların bağımlılıkların daha da artmasına neden olabilmektedirler.

Çıkış ülkesine dönüş sonrası durum

11. Göçmen kadın işçiler ülkelerine döndüklerinde; eve dönen kadınlara yönelik zorunlu HIV/AİDS testleri, dönüş yapan genç kadınlara manevi “rehabilitasyon” uygulanması ve toplumsal cinsiyete duyarlı hizmetlerin yokluğunda erkeklere göre kişisel ve sosyal masraflarının artması gibi nedenlerle cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalabilmektedirler. Örneğin erkekler sabit aile ortamlarına geri dönebilirken; kadınlar geri döndüklerinde, diğerlerinin gözünde evden ayrılmaları nedeniyle, ailelerini parçalanmış

1 Paragraflar 10 ve 11 kadınların gerek ayrılmadan önce gerekse döndükten sonra kendi ülkelerinde yaşadıkları cinsiyet ve toplumsal cinsiyet bağlantılı kimi kaygıları anlatmaktadır. Geçişe ve dışarıdaki yaşama ilişkin kaygılar 12–22.paragraflarda ele alınmaktadır. Bu bölümler örnek mahiyetindedir ve tüm durumları kapsamamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekirse, burada anlatılan insan haklarıyla ilgili kimi kaygılar, kadının göç etme kararını ilgili uluslararası hukuk çerçevesinde istek dışı kılabilir. Bu tür durumlarda söz konusu normlara atıfta bulunulması gerekir.

86

bulabilmektedir. Ayrıca, sömürücü iş simsarlarından kaynaklanan misillemelere karşı korunmasız da olabilirler.

Geçiş ülkelerinde

12. Göçmen kadın işçiler çeşitli ülkelerden geçerek seyahat ederken de insan haklarıyla ilgili çeşitli sorunlarla karşılaşabilirler. Yanlarında bir aracı veya refakatçiyle seyahat ettiklerinde; ülkelerden geçiş sırasında ya da hedeflenen ülkeye ulaşıldığında herhangi bir sorunla karşılaşılması halinde, kadınlar terk edilebilmektedirler. Kadınlar geçiş ülkelerinde, söz konusu kişilerin cinsel ve fiziksel istismarına karşı da savunmasızdırlar.

Ulaşılan ülkelerde

13. Kadın göçmen ülkeler gidecekleri ülkeye ulaştıklarında ayrımcılığın fiili ve hukuksal olmak üzere çeşitli biçimleriyle karşılaşabilirler. Hükümetlerin kadınların belirli sektörlerde çalışmalarını kimi zaman yasakladığı veya sınırladığı ülkeler vardır. Durum ne olursa olsun; kadınlara hareketlilik tanımayan ve hakları konusunda uygun bilgilere neredeyse erişim tanımayan toplumsal cinsiyete duyarsız ortamlar nedeniyle göçmen kadın işçiler, erkeklere göre daha fazla tehlike ve güçlükle karşılaşırlar. Kadınlara ne tür işlerin uygun olduğuna ilişkin toplumsal cinsiyet güdümlü görüşler, kadınlara atfedilen ailevi görevler ve hizmet sorumluluğunu yansıtan ya da kayıt dışı sektör içinde istihdam imkânı bulmalarına yol açmaktadır. Bu durumda kadınların daha ağırlıkta oldukları meslekler, özellikle ev hizmetleri ile eğlence sektöründeki belirli işlerdir.

14. Ayrıca, gidilen ülkelerde bu tür meslekler hukuki iş tanımlarının dışında kalıyor olabilir ve bu durum da kadınları çeşitli yasal korunma yollarından yoksun bırakabilir. Bu tür mesleklerde göçmen kadın işçiler, çalışma koşullarını net biçimde belirleyen bağlayıcı iş sözleşmeleri yapmakta güçlük çekerler ve bu yüzden de zaman zaman fazla mesai ücreti almadan uzun saatler çalışmak zorunda kalırlar. Dahası, bu kadınlar çoğu kez ayrımcılığın kesişen biçimlerine, salt cinsiyet temelli ayrımcılığın ötesinde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gibi olumsuzluklara da maruz kalmaktadırlar. Irk, etnik köken, kültürel özellikler, yurttaşlık, dil, din veya başka durumlar temelindeki ayrımcılık cinsiyete ve toplumsal cinsiyete özgü yollardan dışa vurulabilmektedir.

87

15. Cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık yüzünden, göçmen kadın işçiler erkeklere göre daha düşük ücretler alabilmekte, ücretleri hiç ödenmeyebilmekte veya ücretleri erişemeyecekleri birtakım hesaplara aktarılmaktadır. Örneğin, ev hizmetlerinde çalışanların işverenleri, bu kişilerin ücretlerini genellikle kendi hesaplarına yatırmaktadır. Eğer hem kadın hem de eşi işçi statüsündeyse, kadının ücreti eşi adına açılan hesaba yatırılabilmektedir. Kadınların ağırlıkta oldukları sektörlerde çalışanlara hafta tatilleri veya resmi tatillerindeki mesailerinin bedeli ödenmeyebilmektedir. Ya da; işe girmek için aracılara büyük meblağlar borçlanmaları halinde, göçmen kadın işçiler bu borçları ödemelerinin başka bir yolu olmadığı için kendilerini sömürüden kurtaramayabilmektedirler. Bu tür ihlallere kuşkusuz benzer kadın ağırlıklı işlerde çalışan, göçmen olmayan kadınlar da maruz kalabilir. Ancak, göçmen olmayan yerli kadınların iş hareketliliği daha fazladır. Ne kadar sınırlı olursa olsun, baskı gördükleri işlerden ayrılıp başka bir iş bulma gibi bir şansları vardır. Buna karşılık kimi ülkelerde göçmen bir kadın işçi, işini bıraktığı anda belgesiz kalma gibi bir durumla karşı karşıyadır. Ayrıca, göçmen olmayan yerli kadın işçiler, işsiz kaldıklarında aile desteğinden yararlanabilirken; göçmen kadınların böyle bir şansı da olmayabilir. Sonuçta göçmen kadın işçiler cinsiyet ve toplumsal cinsiyetin yanı sıra göçmenlik durumları nedeniyle de tehlikelerle karşı karşıyadır.

16. Göçmen kadın işçiler, yalıtılmış durumları (ev işlerinde çalışanlar için), zahmetli birtakım işlemler, dil engelleri veya yüksek tercüme masrafları gibi nedenlerden dolayı para biriktirme veya biriktirdikleri paralı güvenli biçimde başka yere gönderme açısından da güçlüklerle karşılaşabilirler. Genel olarak erkeklerden daha az kazandıklarından; bu gerçekten büyük bir sorundur. Ayrıca, bunu yapabildiklerinde, kadınlardan kazandıklarının erkeklere göre daha büyük bir bölümünü gerideki ailelerine göndermeleri beklenir. Örneğin, tek bir kadından, terk ettikleri hanelerindeki geniş aile üyelerine bir destek sağlaması istenebilir.

17. Göçmen kadın işçiler çoğu kez, sağlıklarını tehdit eden eşitsizliklerle karşı karşıyadırlar. Sağlık sigortasından veya milli sigorta sisteminden yararlanamadıkları için, üreme sağlığı dâhil sağlık hizmetlerinden erişemeyebilmekte veya bu hizmetler kendilerine çok pahalıya mal olmaktadır. Kadınların sağlık alanındaki ihtiyaçları erkeklerden farklı olduğundan, bu konuya özel önem gösterilmelidir. İş güvenliği ilgili düzenlemeler veya iş ve ev arasında güvenli seyahat konusunda birtakım eksiklikler söz konusu olabilmektedir. Özellikle fabrika, tarım işi ve ev hizmetleri söz konusu olduğunda çalışan kadınlara kalacak yer sağlansa bile; bu yerler yetersiz

88

ve aşırı kalabalık, şebeke suyu ve sıhhi tesisattan yoksun, ya da mahremiyet ve hijyen koşulları sağlanmamış yerler olabilmektedir. Göçmen kadın işçiler kimi zaman, cinsiyet ayrımı gözeten zorunlu HIV/AİDS veya başka enfeksiyon testlerine rızaları alınmadan tabi tutulmakta; bu testlerin sonuçları ise kendilerine değil, işverenlere ve aracılara bildirilmektedir. Test sonucunun pozitif olması durumunda ise; kişiler işlerini kaybedebilmekte veya sınır dışı edilebilmektedirler.

18. Ayrımcılık, gebelik durumlarında daha da keskinleşebilmektedir. Göçmen kadın işçiler, testin pozitif sonuçlanması durumunda sınır dışı edilme; annenin sağlığı için riskli durumlarda ve yahut da bir cinsel saldırı sonrasında kürtaja zorlanma ya da güvenli üreme sağlığı ve gebelik sonlandırma hizmetlerine erişememe; analık izinleri ve haklarının verilmemesi veya yetersiz kalması ve ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet veren, maddi anlamda erişilebilir obstetrik sağlık hizmetinden mahrumiyet sıkıntılarıyla karşı karşıya kalabilmektedirler. Göçmen kadın işçiler, gebeliğin fark edilmesiyle işten çıkartılabilmekte; bu da kimi durumlarda kayıt dışı göçmenlik statüsüne gerileme veya ülke dışına çıkarılmayla sonuçlanabilmektedir.

19. Göçmen kadın işçiler, bulundukları ülkede kalışlarıyla ilgili özellikle dezavantajlı koşullarla karşılaşabilmektedir. Kimi durumlarda aile birleştirme sistemlerinden yararlanamamaktadırlar; çünkü bu sistemlerin ev işleri veya eğlence sektörü gibi kadın ağırlıklı sektörleri kapsamadığı durumlar görülmektedir. Özellikle ev işlerinde çalışan göçmen kadınlar söz konusu olduğunda, belirli süreli sözleşmeleri sona erdiğinde veya işverenlerinin keyfine göre işlerine son verildiğinde bulundukları ülkede daha fazla kalmaları ciddi kısıtlamalarla karşı karşıyadır. Kadınlar göçmen statüsünü yitirdiklerinde, bu durumdan yararlanmak isteyen işverenlerin veya başkalarının şiddetine maruz kalmaları riski de artmaktadır. Gözaltına alındıklarında ise; buralardaki görevlilerin şiddetine maruz kalma gibi bir risk vardır.

20. Göçmen kadın işçiler, özellikle kadınların ağırlıkta olduğu sektörlerde cinsel istismara, tacize ve fiziksel şiddete daha açık durumdadırlar. Ev hizmetlerinde çalışanları bekleyen tehlikeler arasında ise fiziksel ve cinsel saldırı, yiyeceksiz ve uykusuz bırakılma ve işverenlerin zalimane davranışları yer almaktadır. Göçmen kadın işçilere yönelik, örneğin tarımsal işletmeler veya sanayi sektörü gibi başka çalışma ortamlarındaki cinsel taciz, tüm dünyada görülen bir sorundur (bakınız E/CN.4/ 1998/74/Add.1). Erkek göçmen işçilerin eşleri olarak veya aile üyeleriyle birlikte göç eden kadınlar da, ailede kadına teslimiyetçi bir rol tanıyan bir kültürden geliyorlarsa, bir de fazladan aile içi şiddete maruz kalabilmektedir.

89

21. Göçmen kadın işçiler için adalete erişim sınırlı olabilir. Kimi ülkelerde, konu ayrımcı çalışma standartlarına, istihdamda ayrımcılığa, cinsiyet veya toplumsal cinsiyet temelli şiddete karşı hak talep etmeye geldiğinde, göçmen kadın işçilerin hukuk sisteminden yararlanmalarına sınırlama getirilmiştir. Dahası, göçmen kadın işçiler devletin ücretsiz hukuk yardımlarından yararlanamamakta, resmi görevlilerin kayıtsız veya düşmanca davranışlarıyla karşılaşabilmekte, kimi durumlarda da olumsuz fiilin sahibiyle görevliler işbirliği yapmaktadır. Başka durumlarda ise, diplomatik dokunulmazlıklarından yararlanan diplomatların evlerde çalışan göçmen kadın işçilere yönelik cinsel istismarına, şiddetine ve diğer ayrımcı davranışlarına rastlanmaktadır. Kimi ülkelerde, göçmen kadın işçileri koruyan yasalarda boşluklar bulunmaktadır. Örneğin, herhangi bir istismar veya ayrımcılık olayını ihbar ettiklerinde çalışma izinleri iptal edilebilmekte, bu yüzden eğer konu yargıya intikal etmişse yargı süreci boyunca ülkede kalma şanslarını yitirmektedirler. Bu resmi engellerin yanı sıra, pratik engeller de hakkın alınmasını önleyebilmektedir. Birçoğu, bulundukları ülkenin dilini ve sahip oldukları hakları bilmemektedir. İşverenleri tarafından çalışma veya yaşama alanlarının dışına çıkarılmadıklarından kadın işçilerin hareketlilikleri sınırlı olabilmekte, telefon kullanmaları, gruplara ve kültür derneklerine katılmaları yasaklanabilmektedir. Bu tür bilgileri yalnızca eşlerinden veya işverenlerinden alabildiklerinden elçiliklerinden veya verilen hizmetlerden çoğu kez haberleri yoktur. Örneğin, ev işleri yapan ve sürekli işverenlerinin gözetiminde olan göçmen kadın işçilerin elçiliklerine kaydolmaları veya şikâyette bulunmaları bile mümkün olmayabilmektedir. Böylece dış temasları bulunmayan ve şikâyet imkânları olmayan kadınlar, bu durumları ortaya çıkıncaya kadar uzun süre şiddet ve suiistimale maruz kalabilmektedir. Ayrıca, pasaportlarına işverenler tarafından el konulması ve misillemeden duyulan korku, suç şebekeleriyle ilişkili sektörlerde çalışan göçmen kadın işçileri resmi makamlara bilgi vermekten alıkoymaktadır.

22. Kaçak göçmen kadın işçiler, durumlarının düzenlenmemiş olması dolayısıyla sömürü ve istismara özellikle açık durumdadırlar ve bu da onların dışlanma ve sömürülme risklerini artırmaktadır. Bu konumdaki kadınlar zorla çalıştırılabilirler, asgari düzeyde bile olsa çalışanlara tanınan haklardan yararlandırılmayabilirler. Ayrıca polis tacizine de maruz kalabilirler. Tespit edildikleri durumlarda genellikle göçmenlik yasalarını ihlalden haklarında soruşturma açılmakta, gözaltına alınmakta, bu tür yerlerde cinsel istismara maruz kalmakta ve ardından ülkeden ihraç edilmektedirler.

90

Taraf Devletlere Tavsiyeler1

Göç Veren ve Alan Ülkelerin Ortak Sorumlulukları

23. Göç veren ve alan ülkelerin ortak sorumlulukları arasında şunlar yer almaktadır:

(a) Toplumsal cinsiyete duyarlı ve haklar temelli kapsamlı bir politika geliştirme: Taraf Devletler, göçün tüm yönlerini ve aşamalarını düzenlemek ve idare etmek, göçmen kadın işçilerin ülkelerinin dışında iş imkânlarına sahip olabilmelerini sağlamak, göçü güvenli kılmak ve göçmen kadın işçilerin haklarını korumak için, eşitlikçilik ve ayrım gözetmeme ilkeleri temelinde toplumsal cinsiyete ve haklara duyarlı bir politika geliştirirken Sözleşme ve genel tavsiyelerden faydalanmalıdırlar (maddeler 2 (a) ve 3);

(b) Göçmen kadın işçilerin ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımı: Taraf Devletler politikanın geliştirilmesinde, uygulanmasında, izlenmesinde ve değerlendirilmesinde göçmen kadın işçilerin ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımını sağlamalıdırlar (madde 7 (b));

(c) Araştırma, veri toplama ve analiz: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin göç sürecinin her evresindeki sorunlarını ve ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik nicel ve nitel araştırmalar, veri toplama ve analiz çalışmaları yürütmeli veya bu çalışmaları desteklemeli, göçmen kadın işçilerin haklarını bu temellerde korumalı ve ilgili politikaları da yine bu temelde geliştirmelidirler (madde 3).

Göç veren ülkelerin sorumlulukları

24. Göç veren ülkeler, çalışma amacıyla başka ülkelere giden kadın yurttaşlarının insan haklarına saygı göstermeli ve bu hakları korumalıdırlar. Bu yönde alınabilecek önlemler, bunlarla sınırlı kalmamak üzere aşağıdakileri içermektedir:

(a) Göç üzerindeki ayrımcı yasak veya kısıtlamaların kaldırılması: Taraf Devletler, yaş, medeni durum, gebelik veya annelik gibi durumlardan hareketle kadın göçü üzerindeki ayrımcı yasakları ve kısıtlamaları kaldırmalıdırlar. Kadınların pasaport almak veya seyahat

7 Her tavsiye için sıralanan maddeler, Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin maddelerine atıfladır.

91

etmek için eşlerinden veya erkek bir vasiden izin almalarını şart koşan kısıtlamalar kaldırılmalıdır (madde 2 (f));

(b) İçeriği standartlaştırılmış eğitim, farkındalık yaratma ve öğretim: Taraf Devletler, ilgili hükümet dışı kuruluşlar, toplumsal cinsiyet ve göç uzmanları, göç deneyimi olan kadın işçiler ve güvenilir aracı kuruluşlarla yakın istişare içinde uygun bir eğitim ve duyarlılık geliştirme programı hazırlamalıdır. Bu bağlamda, Taraf Devletler, (maddeler 3, 5, 10 ve 14):

(i) Göç edecek göçmen kadın işçilerin maruz kalabilecekleri sömürü biçimleri konusunda bilgilenmelerini sağlamak üzere aşağıdaki başlıklarda, ücretsiz veya düşük ücretli toplumsal cinsiyet ve haklara dayalı göç öncesi bilgilendirme ve eğitim programları hazırlamalı ve eğitim olanağı tanımalıdırlar: iş sözleşmelerinin içeriğiyle ilgili tavsiyeler, istihdamın gerçekleşeceği ülkelerde yasal hak ve kazanımlar, resmi ve gayri resmi tazminat yolları ve usulleri, işverenler hakkında bilgi edinme yolları, gidilecek ülkelerdeki kültürel koşullar, stres yönetimi; acil durum yardım hatları, elçilik telefon numaraları ve hizmetler dâhil ilk yardım ve acil durum önlemleri; havaalanı ve havayolu bilgileri dâhil geçiş ülkelerinde güvenlikle ilgili bilgiler ve HIV/AİDS’in önlenmesinin de dâhil genel sağlık ve üreme sağlığı bilgileri. Bu eğitim programları, etkili bir sosyal tardım programı aracılığıyla, ileride çalışmak için göç edecek kadınları hedef kitle olarak kabul etmeli ve kadınların bunlara erişebilmesi için tek bir merkezden ziyade değişik mekânlarda eğitimler düzenlenmelidir;

(ii) Resmi ve güvenilir iş ve işçi bulma kurumlarından oluşan bir liste hazırlamalı ve yurtdışında çalışabilecekleri işlerle ilgili birleşik bir enformasyon sistemi oluşturmalı;

(iii) İş ve işçi bulma kurumlarından bağımsız olarak çalışmak üzere kendi başlarına göç etmek isteyen kadınlara bu işin yöntemleri ve usulleriyle ilgili bilgi sağlamalı;

(iv) İş ve işçi bulma kurumları için farkındalık geliştirme ve eğitim programlarına katılmayı şart koşmalı ve bu kurumlarda göçmen kadın işçilerin hakları, cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık, kadınların maruz kalabilecekleri sömürü ve kurumların bu kadınlara karşı sorumlulukları gibi konularda duyarlılık oluşturulması;

92

(v) Kadınların da yer aldıkları göçün her biçiminin kar ve zararları ile ilgili toplum nezdinde farkındalık yaratmalı ve genel kamuoyuna yönelik kültürler arası farkındalık yaratma faaliyetlerini yürütmelidirler. Bu faaliyetlerde, göçün getireceği riskler, tehlikeler ve fırsatlar, kadınların kendi mali güvenlikleri açısından kazanımlarına sahip olmaları ve kadınların ailevi sorumlulukları ile kendilerine karşı sorumlulukları arasında bir denge kurulması gibi başlıklara yer verilmelidir. Sözü edilen türden bir farkındalık yaratma programı, örgün ve yaygın eğitim programları üzerinden yürütülebilir;

(vi) Medya, bilişim ve iletişim sektörlerini, göçmen kadın işçilerin ekonomiye katkıları, kadınların sömürü ve ayrımcılığa açık konumları ve sömürü olaylarının cereyan ettiği yerler de dâhil olmak üzere göçle ilgili konularda farkındalık yaratma çalışmalarına destek vermeye özendirmeli;

(c) Yönetmelikler ve takip sistemleriyle ilgili hususlar aşağıda belirtilmiştir:

(i) Taraf Devletler, aracılar ile iş ve işçi bulma kurumlarının tüm göçmen kadın işçilerin haklarına saygılı olmalarını sağlamak amacıyla çeşitli düzenlemelere gitmeli ve takip sistemleri geliştirmelidirler. Taraf Devletler, ulusal mevzuatlarında kayıt dışı işçi almanın geniş bir tanımını yapmalı ve yasaları ihlal eden kurumlara hukuki yaptırımlar öngörmelidirler (madde 2 (e));

(ii) Taraf Devletler ayrıca, iş ve işçi bulma kurumlarıyla aracıların doğru uygulamalarda bulunmalarını sağlamak üzere akreditasyon programları uygulamalıdırlar (madde 2 (e));

(d) Sağlık hizmetleri: Taraf Devletler, göç edilecek ülkede talep ediliyorsa, standart ve geçerli sağlık belgeleri verilmesini sağlamalı ve kadınların birlikte çalışacağı işverenlerden göçmen kadın işçiler için tıbbi sigorta yaptırmalarını istemelidirler. Ülkeden ayrılmadan önce istenilen her türlü HIV/AİDS veya genel sağlık muayenelerinde, kadın göçmenlerin insan haklarına saygılı olunmalıdır. Gönüllülük esasına, hizmetlerin ücretsiz veya cüzi ücretler karşılığında sunumuna ve insanların damgalanmamasına özel itina gösterilmelidir (maddeler 2 (f) ve 12);

(e) Seyahat belgeleri: Taraf Devletler, kadınların seyahatleri için gerekli resmi belgelere bağımsız olarak ve herkesle eşit temelde erişimlerini sağlamalıdırlar (madde 2 (d));

93

(f) Hukuksal ve idari yardım: Taraf Devletler, iş bulmak üzere yapılan göçler için hukuki yardım kanalların hazırlamalıdırlar. Sözgelimi, iş sözleşmelerinin yasalar nezdinde geçerliliği ve kadınların haklarını erkeklerle eşit düzeyde koruyup korumadığı incelenmelidir(maddeler 3 ve 11);

(g) Ülkeye aktarılan gelirin güvence altına alınması: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin ülkelerine aktardıkları gelirlerini temin etmek üzere önlemler almalı ve evlerine para gönderebilecekleri resmi finans kurumlarına erişim konusunda kadınlara bilgi ve destek sağlamalı ve kadınları tasarruf sistemlerine katılmaya özendirmelidirler (maddeler 3 ve 11);

(h) Dönüş hakkının kullanımının sağlanması: Taraf Devletler, asıl ülkelerine dönmek isteyen kadınların, güvenli bir şekilde ve baskılara ve istismara maruz kalmadan dönmelerini sağlamalıdırlar (madde 3);

(i) Kadınlara yönelik eve dönüş sonrası hizmetler: Taraf Devletler, ülkelerine dönen kadınların toplumlarıyla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak kapsamlı sosyoekonomik, psikolojik ve hukuksal hizmetleri tasarlamalı veya bu hizmetleri denetlemelidir. Taraf Devletler, başka ülkelerde çalışıp ülkelerine geri dönen kadınların hassas durumlarından istifade edilmemesini sağlamak üzere hizmet sağlayıcıları denetlemeli ve aracıların, işverenlerin veya eski eşlerin olası misillemelerine karşı başvurabilecekleri şikâyet mekanizmalarını oluşturmalıdırlar (maddeler 2 (c) ve 3);

(j) Diplomatik yollarla koruma ve konsolosluk koruması: Taraf Devletler, yurtdışındaki göçmen kadın işçilerin haklarının korunmasında üzerlerine düşeni gereğince yerine getirmelerini sağlamak için diplomatlarını ve konsolosluk görevlilerini eğitmeli ve denetlemelidirler. Verilecek koruma hizmetleri arasında; göçmen kadınlara yönelik olarak zamanında tercüman sağlanması, tıbbi bakım, danışmanlık, hukuksal yardım ve gerektiğinde sığınma imkânları dâhil nitelikli destek hizmetleri de yer almalıdır. Taraf Devletlerin uluslararası hukuk veya Konsolosluk İlişkilerine İlişkin Viyana Sözleşmesi gibi anlaşmalar çerçevesinde birtakım özel yükümlülükler üstlendikleri durumlarda, bu yükümlülükler göçmen kadın işçiler için de eksiksiz olarak yerine getirilmelidir (madde 3);

94

Geçiş yapılan ülkelere ait sorumluluklar

25. Göçmen kadınların seyahatleri sırasında geçiş yaptıkları Taraf Devletler, topraklarının göçmen kadın işçilerin haklarının ihlalini kolaylaştıracak şekilde kullanılmamasını sağlamak üzere gerekli tüm adımları atmalıdırlar. Bu alanda gerek duyulabilecek önlemler, aşağıdakileri içermekle birlikte bunlarla sınırlı tutulmaz:

(a) Hükümet görevlilerinin eğitilmesi, izlenmesi ve denetlenmesi: Taraf Devletler, sınır polisinin ve göçmen idaresi görevlilerinin, göçmen kadın işçilerle ilgili işlemlerinde toplumsal cinsiyete duyarlı olmaları ve ayrımcılık yapmamaları için yeterince eğitilmelerini, denetlenmelerini ve izlenmelerini sağlamalıdırlar (madde 2 (d));

(b) Kendi yetki alanlarında meydana gelen, göçmen kadın işçilerin haklarına yönelik ihlallere karşı koruma: Taraf Devletler, ister kamu görevlileri ister özel kişilerden kaynaklansın, kendi egemenlik alanlarında göçmenlikle ilgili her tür insan hakkı ihlallerini önlemek, kovuşturmak ve cezalandırmak üzere etkin önlemler almalıdırlar. Taraf Devletler, yanlarında bir aracı veya refakatçiyle seyahat etmekte olan kadınlar bu kişiler tarafından terk edildiklerinde gerekli hizmetlerde ve yardımlarda bulunmalı, failleri bulmak ve haklarında hukuksal yollara başvurmak için her tür girişimde bulunmalıdırlar(maddeler 2 (c) ve (e));

Gidilen ülkenin sorumlulukları

26. Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin çalıştıkları ülkelerde ve mensubu oldukları topluluklar nezdinde ayrımcılığa uğramamaları ve eşit haklardan yararlanmaları için gerekli bütün önlemleri almalıdırlar. Alınması gereken önlemler aşağıda yer almaklar birlikte, bunlarla sınırlı değildir:

(a) Göç üzerindeki ayrımcı yasak veya kısıtlamaların kaldırılması: Taraf Devletler, kadın göçü üzerindeki ayrımcı yasakları ve kısıtlamaları kaldırmalıdır. Vize işlemlerinde kadınların, erkeklerin ağırlıkta oldukları kimi sektörlerde çalışma iznini sınırlandıran veya kadınların ağırlıkta oldukları kimi işleri dışlayan dolaylı ayrımcılık unsurları bulunmamasını sağlamalıdırlar. Ayrıca, göçmen kadınların yurttaşları veya ülkede daimi ikamet eden kişilerle evlenmelerini, gebe kalmalarını veya ayrı ev tutmalarını engelleyen yasakları kaldırmalıdırlar (madde 2 (f));

95

(b) Göçmen kadın işçilerin haklarına yönelik hukuksal koruma: Taraf Devletler, anayasanın ve medeni kanunun, ayrıca iş kanunlarının, örgütlenme ve özgürce sendikalaşma hakkı dâhil, ülkede tüm çalışanlara tanıdığı hakların ve korumanın göçmen kadın işçilere de tanınmasını sağlamalıdır. Göçmen kadın işçilerin sözleşmelerinin hukuken geçerli olmasını sağlamalıdırlar. Taraf Devletler, özellikle, ev hizmetleri ve eğlence sektöründeki belirli işler gibi göçmen kadın işçilerin ağırlıkta oldukları işlerin iş kanunlarıyla korunmasını sağlamalı; bu koruma ücretler ve çalışma saatleri ile ilgili düzenlemeleri, sağlık ve güvenlik kurallarını, tatil ve izin günlerini de kapsamalıdır. Yasalarda, özellikle ağırlıkta oldukları işlerde göçmen kadınların işyeri koşullarını denetlemeye yönelik mekanizmalar da yer almalıdır (maddeler 2 (a), (f) ve 11);

(c) Telafi-tazminat hakkı: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin hakları ihlal edildiğinde telafi-tazminata erişimlerini sağlamalıdırlar. Alınması gereken somut önlemler arasında, bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla, aşağıdakiler bulunmaktadır (maddeler 2 (c), (f) ve 3):

(i) Yeterli hukuksal telafi-tazminat ve şikâyet mekanizmaları da öngören yasa ve yönetmeliklerin çıkartılarak uygulanması ve gerek kayıtlı, gerekse kayıt dışı göçmen kadın işçileri cinsiyet temelli ayrımcılıktan veya sömürü ve istismardan koruyacak erişim kolaylığı sağlanmış uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının oluşturulması;

(ii) Göçmen kadın işçileri tazminat için yetkili mahkemeleri ve diğer sistemleri kullanmaktan alıkoyan yasaların kaldırılması veya değiştirilmesi. İşçi, sömürü veya istismarla ilgili şikâyette bulunduğunda ya da şikâyetinin soruşturulmasını beklerken kazanımlarını kaybetmesi ya da göçle ilgili yetki mercilerince muhtemelen sınır dışı edilmesiyle sonuçlanan, çalışma izninin iptaline ilişkin kanunlar da bu kapsamdadır. Taraf Devletler, işçilerin istismardan şikâyetçi oldukları durumlarda ülke dışına çıkarılma söz konusu olmaksızın işveren veya sponsor değiştirme işlemlerine esneklik getirmelidirler;

(iii) Göçmen kadın işçilerin, ücretsiz hukuk hizmetlerini de kapsamak üzere, hukuki yardıma, iş ve istihdam yasalarını uygulamakla görevli yargı organlarına ve düzenleyici sistemlere erişimlerinin sağlanması;

(iv) İstismarcı işverenlerinden, kocalarından veya diğer yakınlarından ayrılmak isteyen göçmen kadın işçilere, yargılama süresinde geçici barınma yerleri sağlanması;

96

(d) Hareket özgürlüğünün hukuki yollardan korunması: Taraf Devletler, işverenlerin ve iş bulan aracı kurumların kadın göçmenlere ait seyahat veya kimlik belgelerine el koymamalarını veya bu belgeleri yok etmemelerini sağlamalıdırlar. Taraf Devletler, ayrıca başta ev hizmetlerindekiler olmak üzere göçmen kadın işçilerin inzivaya itilmelerini ve evlerde kapalı tutulmalarını sonlandıracak adımlar atmalıdırlar. Polisler bu tür ihlaller karşısında göçmen kadın işçilerin haklarını korumak üzere eğitilmelidirler; (madde 2 (e));

(e) Ayrımcılık gözetmeyen aile birleştirme programları: Taraf Devletler, göçmen işçileri kapsayan aile birleştirme programlarının cinsiyete dayalı doğrudan veya dolaylı ayrımcılık gözetmemesini sağlamalıdırlar (madde 2 (f));

(f) Ayrımcılık gözetmeyen ikamet düzenlemeleri: Göçmen kadın işçilerin ikamet belgelerinin bir işverenin veya eşin sponsorluğuyla koşullandırıldığı durumlarda Taraf Devletler, bağımsız ikamet statüsü kazandıracak hukuksal düzenlemelere gitmelidirler. İstismarcı işvereninden veya eşinden kaçan veya istismardan şikâyet ettiği için işinden çıkartılan bir kadının ilgili dava süresinde yasal yollarla ülkede kalabilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır (madde 2 (f));

(g) Eğitim ve farkındalık yaratma: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin haklarıyla ilgili olarak zorunlu farkındalık yaratma programları uygulamalı; kamuya ait ve özel iş ve işçi bulma kurumları ve işverenler ile ceza adaleti görevlileri, sınır polisi, göç idaresi görevlileri, sosyal hizmet görevlileri ve sağlıkçılar gibi ilgili kamu çalışanlarına toplumsal cinsiyet duyarlılığı geliştirmeye yönelik eğitimler vermelidirler (madde 3);

(h) İzleme sistemleri: Taraf Devletler, iş-işçi bulma kurumlarının ve işverenlerin tüm göçmen kadın işçilerin haklarına saygı duymalarını sağlamak için yönetmelikler düzenlemeli ve izleme sistemleri geliştirmelidirler. Taraf Devletler, ilgili kurumları yakından izlemeli; şiddet, zorlama, aldatma veya sömürü gibi durumları kovuşturmalıdırlar (madde 2 (e));

(i) Hizmetlere erişim: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilere yönelik olarak; aile içi şiddet mağduru kadınlara yönelik programların yanı sıra, dil ve beceri geliştirme eğitim programları, acil durum sığınma evleri, sağlık hizmetleri, polis hizmetleri, dinlenme-eğlence programları ve özellikle ev işlerinde çalışanlar ve eve kapanarak toplumdan kopmuş olanlar gibi toplumdan soyutlanmış göçmen kadın işçilere yönelik programlar dâhil olmak üzere,

97

dilsel ve kültürel bakımdan uygun toplumsal cinsiyete duyarlı hizmet sunumunu sağlamalıdırlar. İstismar mağdurlarına, göçmenlik statülerine bakılmaksızın gerekli acil durum hizmetleri ve sosyal hizmetler sağlanmalıdır (maddeler 3, 5 ve 12);

(j) Kayıtlı veya kayıt dışı, tutuklu göçmen kadın işçilerin hakları: Taraf Devletler, tutuklu göçmen kadın işçilerin ayrımcılığa veya toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalmamalarını ve gebe ve emzikli annelerle sağlık sorunu olan kadınların gerekli hizmetlere ulaşmalarını sağlamalıdırlar. Taraf Devletler, göçle ilgili nedenler yüzünden orantısız sayıda kadının tutuklanmasına neden olan kanun, yönetmelik veya politikaları gözden geçirmeli, yürürlükten kaldırmalı veya değiştirmelidirler (maddeler 2 (d) ve 5);

(k) Göçmen kadın işçilerin toplumsal olarak içerilmesi: Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin yeni toplumlarıyla bütünleşmesine yönelik politikalar ve programlar benimsemelidirler. Bu yöndeki çabalar, Sözleşme‘ye de uygun olarak göçmen kadın işçilerin kültürel kimliklerine saygılı olmalı ve insan haklarını korumalıdır (madde 5);

(l) Kayıt dışı göçmen kadın işçilerin korunması: Kayıt dışı kadınların durumuna özel ilgi gösterilmesi gerekir. Taraf Devletler, kayıt dışı göçmen kadın işçilerin statü kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın, temel insan haklarını korumakla yükümlüdürler. Kayıt dışı göçmen kadın işçiler, hayati riskler söz konusu olduğunda, zulme ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldıklarında; çalışmaya zorlandıklarında, temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduklarında; sağlık sorunları, gebelik ve doğum gibi durumlarda; ya da işverenleri veya başkaları tarafından fiziksel veya cinsel istismara maruz bırakıldıklarında, bununla ilgili hukuk yolları açılmalı ve adalete erişimleri sağlanmalıdır. Tutuklanmaları veya gözaltına alınmaları durumunda, Taraf Devletler kayıt dışı göçmen kadın işçilerin insanca muamele görmelerini, ücretsiz hukuksal yardım dâhil hukuk yollarına başvurabilmelerini sağlamalıdırlar. Bu bağlamda Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin mahkemelere veya diğer tazminat yollarına başvurmalarını engelleyen yasal düzenlemeleri, uygulamaları lağvetmeli veya değiştirmelidirler. Sınır dışı edilmeleri kaçınılmaz bir zorunluluk teşkil ediyorsa, Taraf Devletler kişilerin anavatanlarındaki toplumsal cinsiyetle ilişkili koşulları ve insan hakkı ihlaliyle ilgili riskleri gözeterek her vakayı kendi özelinde ele almalıdırlar (maddeler 2 (c), (e) ve (f));

98

İki taraflı ve bölgesel işbirliği

27. Gerekli önlemler, bunlarla sınırla kalmamak kaydıyla, aşağıdakileri içermektedir:

(a) İkili ve bölgesel anlaşmalar: Göç alan ve veren Taraf Devletlerle geçiş ülkeleri, göçmen kadın işçilerin haklarını bu genel tavsiyede öngörüldüğü biçimde korumak üzere ikili veya bölgesel anlaşmalar akit etmeli veya mutabakat zaptları hazırlamalıdır (madde 3);

(b) İyi uygulama örnekleri ve bilgi paylaşımı aşağıda yer verildiği şekildedir:

(i) Taraf Devletlerin ayrıca göçmen kadın işçilerin haklarının tam anlamda korunabilmesi için bu alandaki iyi uygulamalara ilişkin deneyim ve bilgilerini paylaşmaları teşvik edilir (madde 3);

(ii) Taraf Devletler, göçmen kadın işçilere yönelik hak ihlallerinin failleri hakkında bilgi toplanması hususunda işbirliği yapmalıdırlar. Kendi egemenlik alanlarında bulunan failler hakkında bilgi aldıklarında Taraf Devletler bu kişileri soruşturacak, kovuşturacak ve cezalandıracak önlemleri almalıdırlar (madde 2 (c)).

İzleme ve raporlamaya ilişkin tavsiyeler

28. Taraf Devletler sundukları raporlarda, 10. ila12. paragraflarda yer alan cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı insan hakları kaygılarını dikkate alarak ve bu genel tavsiyenin 23. ila 27.paragraflarında dile getirilen tavsiyeler doğrultusunda, göçmen kadın işçilerin haklarını korumak üzere geliştirdikleri hukuksal çerçeveler, politikalar ve programlar hakkında bilgi vermelidirler. Bu raporlarda yer alan bilgilerin manidar sayılması için; yasaların, politikaların ve programların uygulanması ve etkililiği ile göçmen kadın işçilerin fiili durumları hakkında yeterli veriler bulunmalıdır. Bu bilgiler, tüm tavsiyelerde yer alan öneriler doğrultusunda, Sözleşme’nin konuyla en fazla ilgili maddeleri çerçevesinde verilmelidir.

İlgili insan hakları anlaşmalarının onaylanması veya bunlara taraf olunması

29. Taraf Devletler, göçmen kadın işçilerin haklarının korunmasıyla ilgili uluslararası bütün belgeleri, bilhassa Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Üyelerinin Haklarının Korunması Uluslararası Sözleşmesi’ni onaylamaya teşvik edilirler.

99

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Kırk Yedinci Oturum 4–22 Ekim 2010

Yaşlı Kadınların Kendilerinin ve İnsan Haklarının Korunmasına ilişkin 27 Sayılı Genel Tavsiye

Giriş

1. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (bundan böyle “Komite” olarak anılacaktır), yaşlı kadınların maruz kaldığı çeşitli ayrımcılık türleri ile Taraf Devletlerin hazırladıkları raporlarda yaşlı kadınların hakları konusunun sistematik bir yaklaşımla değerlendirilmiyor olmasından duyduğu endişeyle, 20 Ekim ila 7 Kasım 2008 tarihlerinde gerçekleştirilen kırk ikinci oturumunda Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır) 21.Maddesine uygun olarak, yaşlı kadınların kendilerinin ve insan haklarının korunmasına ilişkin bir genel tavsiye yayımlamaya karar vermiştir.

2. Komite, 5 Temmuz 2002 tarihli 26/III karar hükmünde, Sözleşmenin "yaşlı kadınların hakları meselesinin çözümlenmesinde önemli bir araç olduğunu” bildirmiştir.1 Sözleşmenin (geçici özel önlemleri konu alan) 4.maddesinin 1.bendine ilişkin 25 Sayılı Genel Tavsiye, kadınların maruz kaldığı çeşitli ayrımcılık türlerinin nedenlerinden birinin de yaş olduğunu kabul eder. Komite özellikle, yaşlı kadınların durumunun daha iyi değerlendirilebilmesi için, cinsiyet ve yaşa göre ayrılmış istatistikî verilere duyulan ihtiyacın farkındadır.

3. Komite, geçmişte yaşlı kadınların haklarına ilişkin olarak yapılmış tüm diğer taahhütlerin yanı sıra; Viyana Uluslararası Yaşlanma Eylem Planı2, Pekin Bildirgesi ve Eylem Platformu3,

1 Bkz. Genel Kurul Resmi Tutanaklar, 57.Oturum, Ek no. 38 (A/57/38, birinci kısım, birinci bölüm, 26/III no'lu karar, ve bölüm VII, 430 ila 436. paragraflar.)

2 Viyana Dünya Yaşlanma Asamblesi Tutanağı, 26 Temmuz-6 Ağustos 1982 (Birleşmiş Milletler yayınları, Satış no E.I.16) bölüm VI, fasıl A.

3 Pekin Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Tutanakları, 4-15 Eylül 1995 (Birleşmiş Milletler yayınları, Satış no.

100

Yaşlılarla İlgili BM İlke Kararları (46/91 sayılı Genel Kurul karar tasarısı, ek), Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı1, 2002 Madrid Uluslararası Yaşlanma Eylem Planı2, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin yaşlıların ekonomik, sosyal ve kültürel haklarına ilişkin 6 Sayılı Genel Yorumu (1995) ile sosyal güvenlik hakkına ilişkin 19 sayılı Genel Yorumunda (2008) yer verilen taahhütleri teyit eder.

Arka plan

4. Birleşmiş Milletlerin güncel istatistikî verilerinden hareketle, 36 yıllık süre zarfında dünya genelinde yaşayan 60 yaş üzeri insan sayısının 15 yaş üzeri gruptan daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. 2050 yılına gelindiğinde, yaşlı nüfusun 2 milyarı aşacağı ya da günümüzde dünya genelinde yüzde 11 oranında olan 60 yaş üzeri nüfus oranının emsalsiz bir atılımla iki kat artarak yüzde 22’ye yükseleceği hesaplanmaktadır.

5. Yaşlılık durumu cinsiyet bazında değerlendirildiğinde, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadıkları ve yaşlı erkeklere kıyasla daha fazla sayıda kadının yalnız yaşadığı ortaya çıkmaktadır. 60 yaş üzeri nüfus içinde 100 kadına 83 erkek düşerken; 80 üzeri yaş grubunda 100 kadına yalnızca 59 erkek düşmektedir. Bunun yanı sıra, BM Ekonomik ve Sosyal İşler Birimi’nin istatistiklerine göre, 60 yaş üzeri grup içinde yaşlı kadınların yalnızca yüzde 48’i evliyken, söz konusu oranın yaşlı erkeklerde yüzde 80 olarak gerçekleşmiştir3.

6. Doğurganlık oranlarındaki düşüş ve yaşam süresinin uzamasının yanı sıra, yaşam standardının yükselmesi ve temel sistemlerde kaydedilen gelişmeye bağlı olarak nüfusun bu şekilde daha önce olmadığı kadar yaşlanmasının, kalkınma çabalarının başarılı bir sonucu olmakla birlikte;

E/96.IV.13) bölüm I, karar I, ekler I ve II.

1 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı, Kahire, 5-13 Eylül 1994, (Birleşmiş Milletler yayınları, satış no. E.95.XIII.18), karar I, ekler.

2 İkinci Uluslar arası Yaşlanma Asamblesi, Madrid, 8-12 Nisan 2002 1995 (Birleşmiş Milletler yayınları, satış no. E.02.IV.4) bölüm I, karar 1, ekler II.

3 UNDESA, 2009 Nüfus, Yaşlılık ve Kalkınma Grafiği, http://www.un.org/esa/population/publications/ageing/ ageing2009htm

101

gelecekte de devam ederek yirmi birinci yüzyılı yaşlıların çağı haline getireceğini düşünmek yerindedir. Ne var ki; bu tarz demografik değişimlerin insan hakları bakımından da çok derinlere nüfuz eden sonuçları olmakta ve yaşlı kadınlara yönelik ayrımcılık meselesine Sözleşmeyi esas alarak daha kapsamlı ve sistematik bir yöntemle çözüm getirilmesi hususunun ivediliğini daha da artırmaktadır.

7. Yaşlılık meselesi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunudur. Daha az gelişmiş ülkelerdeki çocuk nüfus oranının 2010 yılındaki yüzde 29’luk değerini aşarak 2050 yılına kadar yüzde 20’ye gerilemesi1 beklenirken; yaşlı nüfus oranını yüzde 8’den yüzde 20’ye2 tırmanacaktır. Az gelişmiş bölgelerde yaşayan yaşlı kadınların sayısında 2010 ve 2050 yılları arasında 600 milyonluk bir artış gerçekleşecektir.3 Bu demografik değişim, gelişen ülkeler için büyük zorlukları da beraberinde getirecektir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda toplumun yaşlanması eğilimi yerleşmiş ve ayırt edici bir özelliktir.

8. Yaşlı kadınlar, homojen bir grup oluşturmazlar. Deneyimleri, bilgileri, yetenek ve becerileri son derece farklıdır; ama yine de ekonomik ve sosyal durumları; demografik, siyasi, çevresel, kültürel, sosyal, bireysel ve ailevi olmak üzere bir dizi etkene dayanır. Yaşlı kadınların diğer rollerin yanı sıra toplum lideri, girişimci, bakım çalışanı, danışman, arabulucu rollerini üstlenerek kamu yaşamına ve özel hayata katılımı paha biçilemez değerdedir.

Amaç ve Hedef

9. Yaşlı kadınlara ve onların haklarının geliştirilmesine ilişkin işbu Genel Tavsiye Kararı; Sözleşme maddelerinin yaşlanma konusuyla ilişkisini ortaya koymaya çalışır, Kadınların yaşları ilerledikçe karşılaştıkları çeşitli ayrımcılık türlerini tespit eder, insan onuruna yakışır yaşlanma ve yaşlı kadınların hakları açısından Taraf Devletlerin yüklemesi gereken taahhütlerin içerik yönünden çerçevesini çizer ve yaşlı kadınların sorunları ve kaygılarına yönelik üretilen

1 Ibid.

2 Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Birimi, Nüfus Dağılımı, Dünya Nüfusuna Dair Beklentiler: Nüfus Veri Tabanı 2008 Revizyonu, http://esa.un.org/unpp/index.asp?panel=1

3 Ibid.

102

çözümlerin, kendilerinin topluma tam teşekküllü ve erkeklerle eşit koşullarda katılımlarını sağlamak üzere, ulusal stratejilere, kalkınma açılımlarına ve pozitif ayrımcılık uygulamalarına yerleştirilmesine yönelik politika tavsiyeleri sunar.

10. Genel Tavsiyede ayrıca, Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak hazırladıkları raporlarında yaşlı kadınların durumuna değinmeleri hususunda Taraf Devletlere yönelik kılavuz bilgiler de yer almıştır. Yaşlı kadınlara yönelik her türlü ayrımcı uygulamanın sonlandırılması hedefinin tam olarak gerçekleştirilmesi ancak ve ancak onların onurlarına, dokunulmazlık haklarına ve kendi kaderlerini tayin haklarına saygı duyulması ve bu hakların gereğince korunmasıyla mümkün olacaktır.

Özel Hususlar

11. Yaşlarının ilerlemesiyle birlikte hem kadınların hem de erkeklerin ayrımcılıkla karşı karşıya kalmalarına karşın; yaşlı kadınların yaşlılık deneyimleri daha farklı olmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaşamların bütününe sirayet eden etkisi, ileri yaşlarda daha şiddetli bir hal alır ve sıklıkla da toplum belleğinin derinliklerine kadar kök salmış kültürel ve sosyal normlara dayanır. Yaşlı kadınların yaşadıkları ayrımcılık ise; sıklıkla kaynakların tahsisinden eşit pay alamamaları, kötü muamele, ihmal ve temel yaşam hizmetlerine erişimlerinin kısıtlı olmasının bir sonucu olarak karşımıza çıkar.

12. Yaşlı kadınları hedef alan somut ayrımcılık türleri, çeşitli sosyo-ekonomik koşullar ve farklı sosyokültürel çevrelerinde; eğitim, istihdam, sağlık, aile yaşamı ve özel yaşam konularında fırsat eşitliği ve seçim faktörlerine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebilir. Çoğu ülkede, telekomünikasyon becerilerinin gelişmemiş olması, yeterli barınma koşullarına, toplum hizmetlerine ve internete erişimlerinin olmaması, yalnızlık ve toplum dışına itilmişlik, yaşlı kadınlar bakımından sorun yaratan konulardır. Kırsal kesimlerde veya şehirlerin kenar mahallerinde yaşayan yaşlı kadınlar sıklıkla, temel geçim kaynaklarının ciddi anlamda eksikliği, gelir güvenliliğinin bulunmaması, sağlık hizmetleri ile temel haklar ve hukuk konusunda bilgiye erişimlerinin olmaması ve var olan hakları kullanamama sorunlarıyla karşı karşıyadırlar.

103

13. Yaşlı kadınların maruz kaldığı ayrımcılık, yaş faktörüyle bir araya gelen, toplumsal cinsiyet, etnik köken, engellilik, yoksulluk, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği, göçmenlik durumu, medeni hal ve ailevi durum, okur-yazarlık ve diğer nedenlere dayanan diğer ayrımcılık türleri ile birlikte çoğu kez çok boyutlu bir mesele haline gelir. Azınlıklara, etnik veya yerli gruplara mensup, ülkelerinde yerlerinden edilmiş ya da uyruksuz yaşlı kadınlar ise, sık sık orantısız ölçeklerde ayrımcılığa maruz kalırlar.

14. Yaşlı kadınların çoğu, üreme ve üretme rolleri bakımından artık işlevsel bulunmadıkları ve ailelerine yük oldukları düşüncesiyle ihmal edilmektedir. Dul kalma veya boşanma halinde ise, ayrımcılığın şiddeti daha da artmakta; diğer yandan diyabet, kanser, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, katarakt, osteoporoz ve Alzheimer gibi hastalık ve rahatsızlıkların tedavisi için sağlık hizmetine erişimlerinin hiç olmaması veya kısıtlılığı, yaşlı kadınların insan haklarından tam anlamıyla faydalanmasını engellemektedir.

15. Kadınların durumunun tam anlamıyla geliştirilmesi ve iyileştirilmesi ancak, kadın yaşamının -çocukluktan başlayıp ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılığa kadar uzanarak- farklı evrelerini ve her bir evrenin kadınların yaşlılıkta hak kullanımı üzerindeki etkilerini tanıyan ve değerlendiren bir yaşam döngüsü yaklaşımıyla mümkündür. Sözleşmede saklı haklar, kadın yaşamının her evresinde geçerlidir. Ancak çok sayıda ülkede, yaşa dayalı ayrımcılık özel ve tüzel kişiler nezdinde ve politika kademelerinde hala hoş görülmekte ve kabul görmekte; çok az ülkede yaş temelinde ayrımcılığı yasaklayan mevzuatlar bulunmaktadır.

16. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, geleneksel ve örfi uygulamalar, engelliler başta olmak üzere yaşlı kadınların yaşamlarının aile ilişkileri, toplumdaki rolleri, medyada çizilen imajları, işverenlerin kendilerine karşı tutumları, sağlık hizmeti ve diğer hizmetlerin tedariki dâhil tüm alanlarını olumsuz yönde etkileyebilmekte ve psikolojik, sözlü ve mali istismarın yanı sıra, fiziksel şiddete sebebiyet verebilmektedir.

17. Yaşlı kadınlar, politika ve karar alma süreçlerine katılımlarını engelleyen kısıtlamalar nedeniyle de çoğu kez ayrımcılığa hedef olmaktadır. Sözgelimi; kimlik belgelerinin ve ulaşım araçlarının eksikliği nedeniyle, yaşlı kadınların seçme hakkı engellenebilmektedir. Bazı ülkelerde

104

ise, yaşlı kadınların hak aramak üzere dernek ya da başka sivil toplum grupları kurmalarına ya da kurulu olanlara katılmalarına izin verilmemektedir. Ayrıca zorunlu emeklilik yaşı, uluslararası düzeyde hükümet temsilciliği yapanlar dâhil kadınlara karşı ayrımcılık teşkil edecek şekilde, erkeklerden daha erken yaşlar olabilmektedir.

18. Mülteci konumunda bulunan, sığınma talep eden veya uyruksuz yaşlı kadınlar ile göçmen işçi olarak çalışan ya da ülkelerinde yerlerinden edilmiş yaşlı kadınlar çoğu kez ayrımcılık, istismar ve ihmale maruz kalmaktadır. Zorla yerlerinden edilen ya da uyruksuz kalan yaşlı kadınlar, sağlık hizmeti tedarikçileri tarafından teşhis veya tedavi edilemeyen travma sonrası stres sendromu yaşayabilirler. Yaşlı mülteci ve yerlerinden edilmiş kadınların yasal statüleri olmadığı veya bu kadınlar yasal belge ibraz edemedikleri veya sağlık kuruluşlarından uzağa yerleştirildikleri için sağlık hizmetine erişememektedirler. Ayrıca, bu hizmetlere erişmeye çalışırken kültürel ve dilsel engellerle de karşılaşabilmektedirler.

19. İşverenler, ölü yatırım oldukları düşüncesiyle yaşlı kadınların eğitim veya mesleki eğitime layık görmezler. Yaşlı kadınlar ayrıca, ne modern bilgi teknolojilerine ne de bunlara giden kaynaklara erişimde eşit fırsatlara sahiptirler. Başta engelliler ve kenar mahallelerde yaşayanlar olmak üzere yoksul yaşlı kadınların çoğu, eğitim hakkından mahrum bırakılmışlar ve yaygın veya örgün eğitime ya hiç erişememiş ya da kısıtlı koşullarda erişebilmişlerdir. Okumaz-yazmazlık ve matematiksel okumaz-yazmazlık, yaşlı kadınların kamu ve siyaset hayatına, ekonomiye tam katılımlarını, bir dizi hizmet, hak ve dinlence-eğlence faaliyetine erişimlerini çok ciddi anlamda kısıtlayabilmektedir.

20. Kayıtlı istihdamda yer alan kadın sayısı, görece çok azdır. Kadınlar ayrıca, aynı veya eşit nitelikteki işler karşılığında daha az ücret almaktadır. Üstelik yaşamları boyunca istihdam alanında karşılaştıkları toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık, ilerleyen yaşlarda kümülatif etkilerle kendini göstererek yaşlı kadınları, yaşlı erkeklere kıyasla orantısız ölçeklerde daha düşük gelir ve aylığa razı olmaya ve hatta gelirsiz kalmaya zorlamaktadır. Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 28.maddesinin 2 (b) bendinde, başta engelliler olmak üzere yaşlı kadınların sosyal güvenliğinin sağlanması öngörülürken; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi yayımlandığı 19 sayılı Genel Yorumunda herkesin işveren ve çalışan ödemeli emeklilik planları

105

kapsamına alınmasının (4.madde (b) bendi) mümkün olmaması nedeniyle, Devletlerin birçoğunda tüm masrafları devletçe ödenen emeklilik planlarının yapılmasının gerekli olduğunu takdir eder. Ödenecek emekli aylığının genellikle aktif çalışma yaşamı boyunca elde edilen kazanımlarla yakından ilişkili olması nedeniyle, yaşlı kadınların emekli aylıkları, erkeklere oranla çoğu kez daha düşük olmaktadır. Üstelik yaşlı kadınlar bilhassa, kendileri için zorunlu emeklilik yaşının erkeklerden daha farklı olmasıyla sonuçlanan, yaş ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın etkisi altında kalmaktadırlar. Yaşlı kadınların arzu ettikleri takdirde çalışmaya devam etme ve koşullar elveriyorsa, erkeklerle eşit düzeyde emeklilik geliri biriktirme haklarını korumak üzere, kadınlara bir emeklilik yaşı opsiyonu tanınmalıdır. Birçok yaşlı kadının, bakıma muhtaç küçük çocukların, eşlerinin/partnerlerinin ya da yaşlı ebeveynlerinin veya akrabalarının bakımını üstlendikleri ve hatta zaman zaman bu sorumluluğu üstlenen tek kişi oldukları malumdur. Karşılıksız bakımın maddi ve manevi maliyeti, nadiren fark edilmektedir.

21. Yaşlı kadınların kendi kaderlerini tayin etme ve sağlık hizmetlerinde rıza haklarına her zaman saygı gösterilmemektedir. Yaşlı kadınlara verilen, uzun süreli bakım dâhil sosyal hizmetler, kamu harcamalarının kesilmesiyle orantısız bir şekilde azalabilmektedir. Menopoz sonrası, doğurganlığın yitimiyle ortaya çıkan rahatsızlık ve hastalıklar ile yaşla ilgili ve cinsiyete özgü fiziksel ve ruhsal hastalıklar; araştırmalarda, akademik çalışmalarda, kamu politikalarında ve hizmet tedarikinde göz ardı edilmektedir. Cinsel sağlık ve HIV/AIDS konularında yapılan bilgilendirmeler, nadiren yaşlı kadınlar için kabul edilebilir, erişilebilir ve uygun bir şekilde yapılmaktadır. Kayıt dışı sektörde çalıştıkları süre boyunca ve hiçbir karşılık talep etmeden üstlendikleri bakım sorumluluğu süresince herhangi bir sigorta planına katkıda bulunmadıkları için, yaşlı kadınların çoğunun özel sigortaları yoktur; ya da devlet kaynaklı emeklilik planlarının kapsamına alınmamışlardır.

22. Yaşlı kadınlar, bakımını üstlendikleri çocukların ebeveyni ya da yasal vasisi sıfatını taşımadıklarında, aile ödeneklerinden hak talep edememektedirler.

23. Mikro kredi ve finans planlarında genellikle, yaşlı kadınların bunlara erişebilmesini engelleyen yaş kısıtlamaları veya diğer kriterler bulunmaktadır. Eve bağımlı olanlar dâhil çok sayıda yaşlı kadın, kültürel faaliyetlerle dinlence-eğlence ve toplum etkinliklerine katılamamakta;

106

böylece toplum dışına itilmekte ve bu durum refahlarını olumsuz etkilemektedir. Çoğu kez, yaşamlarını bağımsız olarak sürdürmeleri için gerekli olan kişisel yardım ve evlerini erişilebilirliğini sağlamaya yönelik düzenlemeler ve hareket etmelerine yardımcı imkânlar dâhil yeterli barınma koşullarının sağlanmasına yeterince özen gösterilmemektedir.

24. Pek çok ülkede yaşlı kadınların çoğunluğu, yaş ve yoksulluk düzeylerinden dolayı sosyal hizmetlere erişimin daha zor olduğu kırsal kesimde yaşamaktadır. Bu kadınların büyük bir kısmı, göçmen işçi olarak çalışan çocuklarının gönderdiği düzensiz, yetersiz miktarlarla geçinmekte veyahut hiç para yardımı almadan yaşamlarını sürdürmektedirler. Su, yemek ve konut mahrumiyeti, kırsal kesimde yaşayan yaşlı kadınların gündelik yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Gıda pahalılığı, -istihdamda yaşadıkları ayrımcılığın sonucu olarak- gelirlerin yetersizliği, sosyal sigortalarının olmaması ve kaynaklara erişememeleri gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle, yaşlı kadınların yeterli ve düzgün gıdayı almaya güçleri yetmeyebilmektedir. Ulaşım imkânlarına erişememeleri, yaşlı kadınların sosyal hizmetlere erişimlerini veya topluma ve kültürel faaliyetlere katılmalarını engelleyebilmektedir. Bu tür alanlara erişim sıkıntısı, yaşlı kadınların gelir düzeyinin düşük olması ve ihtiyaçlarına yanıt veren makul ve erişilebilir toplu taşıma hizmeti sağlanmasına ilişkin kamu politikalarının yetersiz kalmasından kaynaklanabilmektedir.

25. İklim değişikliği özellikle, sosyal normlar ve toplum hiyerarşisinde yardım ve kaynakların eşitsiz dağılımının yanı sıra, psikolojik farklılıkları, fiziksel becerileri, yaşları ve cinsiyetleri nedeniyle doğal afet durumlarında başta dezavantajlı konumda olan yaşlı kadınlar olmak üzere, kadınları daha farklı bir şekilde etkilemektedir. Kaynaklara ve karar alma süreçlerine erişimlerinin kısıtlı olması, kadınların iklim değişikliği karşısında savunmasızlığını da artırmaktadır.

26. Bazı kanunlar ve örfler, eşlerinin ölümü durumunda kadınlara miras hakkı ya da evlilikte edinilen malları yönetme hakkı tanımamaktadır. Bazı hukuk sistemleri bu durumu, dullara merhumun mal varlığından destek ödemesi yapılması gibi diğer ekonomik güvenceler vererek haklı göstermektedir. Ancak, gerçekte bu tür hükümler nadiren uygulanmakta ve dul kadınlar, sıklıkla bu haklardan mahrum bırakılmaktadır. Bazı kanunlarda yaşlı kadınlara bilhassa

107

ayrımcılık yapılmakta ve bazı dul kadınlar ise, “mallarının gasp edilmesiyle” mağduriyet yaşamaktadırlar.

27. Yaşlı kadınlar sömürüye ve fiil ehliyetlerinin kendi rızaları olmadan avukatlara ya da aile fertlerine devredilmesiyle yaşadıkları ekonomik istismar gibi yollarla dâhil suiistimale özellikle açıktırlar.

28. Komitenin 21 Sayılı Genel Tavsiyesinde (1994) , "çok eşli evliliklerin, kadının erkeklerle eşit olma hakkını ihlal ettiği ve bu tür evliliklerin teşvik edilmemesi ve yasaklanmasına yetecek kadar ciddi maddi ve manevi sonuçlarının olabileceği” (14. bent) belirtilmektedir Yine de, çok eşli evlilik, birçok ülkede hala uygulanmaktadır ve çok sayıda kadın, çok eşli evlilik bağıyla bağlıdır. Bu tür evliliklerde, doğurganlıklarının ve ekonomik etkinliklerinin sona erdiği düşünüldüğünde, yaşça büyük eşler çoğu kez ihmal edilmektedirler.

Tavsiyeler

Genel Değerlendirme

29. Taraf Devletler, yaşlı kadınların toplum için önemli bir kaynak olduğunu kabul etmeli ve onlara yönelik ayrımcılığı sonlandırmak üzere mevzuat çalışmalarının yapılması dâhil, tüm uygun önlemleri alma yükümlülüğünü üstlenmelidirler. Taraf Devletler, Sözleşmenin 4.maddesinin 1.bendi ile Komitenin 23 (1997) ve 25 (2004) Sayılı Genel Tavsiyelerine uygun olarak, yaşlı kadınların siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve sivil hayata ve toplumun diğer alanlarına tam ve etkin bir şekilde katılımını sağlamak üzere geçici özel önlemler dâhil toplumsal cinsiyete duyarlı ve cinsiyete özgü politikalar benimsemeli ve önlemler almalıdırlar.

30. Taraf Devletler, kadınların yaşamları boyunca, insani ve/veya doğal afetlerin yanı sıra, savaş ve barış zamanlarında tam teşekkülü gelişim ve ilerlemelerini sağlamakla yükümlüdürler. Bu nedenle Taraf Devletler, kadının tüm yönlerden gelişimi ve ilerlemesine yönelik hiçbir yasal hüküm, politika ve müdahalenin yaşlı kadınlara yönelik ayrımcılık içermemesini sağlamalıdırlar.

108

31. Taraf Devletler yükümlülükleri kapsamında, kadına yönelik ayrımcılık meselesinin çok boyutlu yapısını dikkate almalı ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin mevzuat ve bunun pratikteki uygulaması bakımından kadın yaşamının her evresinde geçerli olmasını sağlamalıdırlar. Bu bağlamda, Taraf Devletlerin yaşlı kadınlara yönelik ayrımcılık barındıran mevcut kanun, yönetmelik ve örfi hukuklarını yürürlükten kaldırmaları veya değiştirmeleri ve mevzuatlarında yaşa ve cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklamaları ısrarla tavsiye edilmektedir.

32. Kanun reformlarını ve politika oluşturulmasını desteklemek üzere kırsal alanda, çatışma bölgelerinde yaşayanlar, azınlık gruplarına mensup olanlar ve engelliler dâhil yaşlı kadınların durumu hakkında bilgi edinebilmek için Taraf Devletlerin yaşa ve cinsiyete göre ayrılmış veri toplamaları, bunları analiz etmeleri ve yaygınlaştırmaları teşvik edilmektedir. Bu veriler, diğer konuların yanında özellikle yoksulluk, okumaz-yazmazlık, şiddet, HIV/AIDS’le yaşayan ve bu hastalıktan etkilenen kişilerin bakım işi dâhil karşılığı ödenmeyen emek, göç, sağlık hizmetine erişim, barınma, sosyal ve ekonomik fayda ve yardımlar ile istihdam odaklı olmalıdır.

33. Taraf Devletler, yaşlı kadınların kendi hakları ve hukuki hizmetlere erişim yolları konusunda bilgilendirilmelerini sağlamalıdırlar. Adli yardım sorumluları ve hukuk destek elemanlarının yanı sıra, polise ve yargı mensuplarına yaşlı kadınların hakları konusunda eğitimler vermeli; kamu kurum kuruluşlarında yaşlı kadınları etkileyen yaş ve cinsiyetle ilintili diğer konularda hassasiyet geliştirmeli ve bununla ilgili eğitimler düzenlemelidirler. Bilgi edinme, hukuki hizmetler, etkili çözüm ve tazminat imkânları engelli yaşlı kadınlar için de sağlanmalı ve eşit koşullarda erişilebilirliği temin edilmelidir.

34. Taraf Devletler, yaşlı kadınların mülkiyet yönetim hakları dâhil hak ihlallerinin tazmini ve ihlalin ortadan kaldırılmasını talep edebilmelerini sağlamalı ve bu kadınların keyfi veya ayrımcı sebeplere dayanarak fiil ehliyetinden mahrum bırakılmasını önlemelidirler.

35. Taraf Devletler, iklim değişikliği ve afet riskini azaltma odaklı tedbirlerin toplumsal cinsiyete ve yaşlı kadınların ihtiyaçlarına ve savunmasızlığına duyarlı olmasını sağlamalıdırlar.

109

Kalıp yargılar

36. Taraf Devletler, engelli olanlar dâhil yaşlı kadınların olumsuz kalıp yargılar ve kültürel uygulamalar nedeniyle maruz kaldıkları fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik istismarı azaltmak amacıyla olumsuz kalıp yargıları ortadan kaldırmak ve yaşlı kadınlara önyargıyla yaklaşan ve zarar veren sosyal ve kültürel davranış biçimlerini değiştirmekle yükümlüdürler.

Şiddet

37. Taraf Devletler, engelli olanlar dâhil yaşlı kadınları hedef alan ev içi şiddet, cinsel şiddet ve kurumsal şiddet dâhil şiddetin adını koyan ve yasaklayan bir mevzuat hazırlamakla yükümlüdürler. Taraf Devletlerin bir diğer yükümlülüğü ise, geleneksel uygulama ve inanışların bir sonucu olarak işlenenler dâhil olmak üzere yaşlı kadınları hedef alan tüm şiddet suçlarını soruşturmak, kovuşturmak ve cezalandırmaktır.

38. Taraf Devletler, silahlı çatışma zamanlarında yaşlı kadınlara uygulanan şiddet, silahlı çatışmaların yaşlı kadınların hayatları üzerindeki etkisi ve yaşlı kadınların çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesine ve yeniden yapılanma süreçlerine yapabilecekleri katkıları, özellikle dikkate almalıdırlar. Taraf Devletler ayrıca, cinsel şiddet, zorla yerinden edilme ve silahlı çatışmalarda mültecilerin durumu hususlarını değerlendirirken, yaşlı kadınlara da gereğince yer vermelidirler. Devletler bu konulardaki çözüm arayışlarında, Birleşmiş Milletlerin kadın, barış ve güvenlik konularındaki ilgili kararlarını, özellikle de Güvenlik Konseyi’nin 1325 (2000), 1820 (2008) ve 1889 (2009) sayılı kararlarını göz önüne almalıdırlar.

Kamusal yaşama katılım

39. Taraf Devletler, yaşlı kadınlara kamusal ve siyasi yaşama katılma, tüm kademelerde mevki sahibi olma fırsatı tanımalı ve seçimlere katılmak ve aday olabilmek için gerekli tüm belgelere sahip olmalarını sağlamalıdırlar.

110

Eğitim

40. Taraf Devletler, her yaştan kadının eğitim alanında fırsat eşitliğine sahip olmasını, yaşlı kadınların yetişkinlere yönelik eğitim ve yaşam boyu öğrenme fırsatlarından faydalanmalarını, kendileri ve aileleri için sunulacak gerekli eğitimlerle bilgi edinmelerini garanti altına almakla yükümlüdürler.

Çalışma ve emeklilik olanakları

41. Taraf Devletler, yaşlı kadınların yaş veya toplumsal cinsiyet temelinde herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan, ücretli işler bazında istihdama katılımlarını kolaylaştırmakla yükümlüdürler. Taraf Devletler, ayrıca, yaşlı kadınların iş yaşamında karşılaşacakları sorunların çözümüne özel ilgi gösterilmesini, erken emeklilik ya da benzer çözümlere itilmemelerini garanti etmek zorundadırlar. Bunun dışında, toplumsal cinsiyetle ilişkili ücret farklılıklarının yaşlı kadınlar üzerindeki etkisini de izlemelidirler.

42. Taraf Devletler, kamuda ve özel sektörde emeklilik yaşı uygulamasında kadınlara karşı ayrımcılık yapılmamasını sağlamakla yükümlüdürler. Dolayısıyla, emeklilik politikalarının, kadınların erken emekliliği tercih ettiği durumlarda bile, herhangi bir yönüyle ayrımcı olmamasını ve aktif olarak çalışma hayatına katılmış tüm yaşlı kadınların yeterli emeklilik gelirine erişimini sağlamak da Taraf Devletlerin bir yükümlülüğüdür. Gerektiği yerde geçici özel önlemlere de başvurmak yoluyla Taraf Devletler, emeklilik gelirlerini güvence altına almak için tüm önlemleri usulü dairesinde almalıdırlar.

43. Taraf Devletler, çocuk bakım sorumluluğunu üstlenmiş olanlar da dâhil tüm yaşlı kadınların, çocuk yardımı parası gibi sosyal ve ekonomik yardımlara; yaşlı anne baba ya da hısımlarının bakımını üstlendikleri durumlarda ise gerekli her türlü desteğe erişimlerini sağlamalıdırlar.

44. Taraf Devletler, emeklilik maaşı bağlanmamış ya da sigorta primleri yetersiz olan tüm kadınlara, erkeklerle eşit koşullarda ve yeterli miktarda, işveren ödemeli emekli aylığı bağlamalıdır. Özellikle ücra veya kırsal yerleşimlerde yaşayanlar olmak üzere, yaşlı kadınlara

111

devlet destekli maaş verilmeli ve kadınların bu imkâna erişimi sağlanmalıdır.

Sağlık

45. Taraf Devletler, Komitenin kadın ve sağlık konulu 24 Sayılı Genel Tavsiyesine (1999) uygun olarak yaşlı kadınların sağlık ihtiyaçlarının korunmasına ilişkin kapsamlı bir sağlık politikası benimsemelidirler. Bu politikayla tüm yaşlı kadınlara, koşullar elverdiğince kullanıcı ücretlerinin kaldırılması, geriatri hastalıkları konusunda sağlık çalışanlarının eğitilmesi, yaşla ilgili gelişen bulaşıcı olmayan ve kronik hastalıkların tedavisi için ilaç tedarik edilmesi ve bağımsız yaşayabilmeleri için gerekli bakım ve hafifletici (palyatif) bakım dâhil uzun süreli bakım ve sosyal bakım hizmetleri aracılığıyla tüm yaşlı kadınlar için alım güçlerine uygun ve erişilebilir sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Uzun süreli bakımla ilgili yasal koşullar, sağlık problemlerinin baş göstermesini önlemeye yönelik sağlıklı beslenme uygulamaları ve aktif bir yaşam tarzının benimsenmesi gibi davranış ve yaşam tarzı değişikliklerini ve özellikle yaşlı kadınlar arasında en yaygın olan hastalıkların izlemi ve tedavisi dâhil sağlık hizmetlerinin makul ücretler karşılığında erişilebilirliğini özendiren açılımlar içermelidir. Sağlık politikaları ayrıca, engelli olanları dâhil olmak üzere yaşlı kadınlara yönelik sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasını ve ilgili kişinin bilgilendirilmiş rızasına tabi olarak sunulmasını sağlamalıdır.

46. Taraf Devletler, genç yetişkinlerin göçü dolayısıyla torunlarının ve ailelerinin bakıma muhtaç diğer genç üyelerinin bakım yükümlülüğünü üstlenen kadınlar ve HIV/AIDS’le yaşayan veya HIV/AIDS’ten etkilenen aile fertlerine bakan kadınların yanı sıra, azınlık mensubu ve engelli kadınlara özellikle vurgu yaparak yaşlı kadınların fiziksel, zihinsel, ruhsal ihtiyaçlarına ve sağlıkla ilgili gereksinimlerine uygun olarak geliştirilmiş özel programlar benimsemelidirler.

Kadınların ekonomik yönden güçlendirilmesi

47. Taraf Devletler, iktisadi ve sosyal hayatta yaşlı kadınlara yöneltilen ayrımcılığı tüm yönleriyle ortadan kaldırmakla yükümlüdürler. Tarımsal kredi ve borçlanma imkânlarından faydalanmalarına engel olan yaşa ve toplumsal cinsiyete dayalı tüm engeller kaldırılmalı ve yaşlı kadın çiftçiler ile küçük arazi sahiplerinin kendilerine uygun teknoloji olanaklarına erişimleri

112

sağlanmalıdır. Taraf Devletler, yaşlı kadınlar için mikro kredili girişimciliği özendirmenin yanı sıra, özel destek sistemleri ve kefaletsiz mikro kredi sağlamalıdırlar. Yaşlı kadınlara hizmet verecek dinlence-eğlence tesisleri kurulmalı ve eve bağımlı yaşlı kadınlara sosyal yardım hizmeti verilmelidir. Taraf Devletler, kırsalda yaşayanlar dâhil olmak üzere yaşlı kadınların toplum faaliyetlerinin de dâhil olduğu sosyal ve ekonomik faaliyetlere katılmalarını sağlamak üzere uygun fiyatlı ve uygun koşullarda ulaştırma hizmeti sağlamalıdırlar.

Sosyal Yardımlar

48. Taraf Devletler, yaşlı kadınların özel gereksinimlerine hitap eden yeterli barınma koşullarına erişimlerini sağlamak adına gerekli önlemleri almalı; yaşlı insanların hareket kabiliyetini engelleyen ve onları evlerine mahkûm eden mimari ve sair tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır. Taraf Devletler, yaşlı kadınların mümkün mertebe evlerinde kalmaya devam ederek bağımsız yaşamalarını sağlayacak sosyal hizmetleri sunmalıdırlar. Yaşlı kadınların konut hakları ve mal mülk edinme haklarını olumsuz etkileyen kanun ve uygulamalar lağvedilmelidir. Taraf Devletler ayrıca, yaşlı kadınları, zorla evlerinden tahliye edilmeye ve evsiz kalmaya karşı korumalıdırlar.

Kırsal kesimde yaşayan ve sair savunmasız yaşlı kadınlar

49. Taraf Devletler, yaşlı kadınların kırsal ve kentsel kalkınma planlarıyla ilgili süreçlere dâhil edilmelerini sağlamalıdırlar. Taraf Devletler su, elektrik ve öteki hizmetlerin yaşlı kadınlara alım güçlerine uygun koşullarda sunulmasını sağlamalıdırlar. Güvenli su kaynaklarına ve yeterli koşullarda sıhhi tesisata erişimin artırılmasına yönelik politikalarla, ilgili teknolojilerin erişilebilirliği ve fiziksel güç gerektirmeden kullanılabilmesi sağlanmalıdır.

50. Taraf Devletler, toplumsal cinsiyete ve yaşa duyarlı gerekli politikaları benimseyerek, ülkelerinde yerlerinden edilmiş ve göçmen işçi olarak çalışan kadınların yanı sıra, mülteci konumunda bulunan ve uyruksuz yaşlı kadınların korunmasını sağlamalıdırlar.

113

Evlilik ve aile yaşamı

51. Taraf Devletler, evlilik ve evliliğin feshi durumlarında mülkiyet ve miras konuları da dâhil olmak üzere yaşlı kadınlara yönelik ayrımcılığa olanak tanıyan mevzuatın tamamını lağvetmekle yükümlüdürler.

52. Taraf Devletler, mülkiyet ve miras bakımından yaşlı dul kadınlara ayrımcılık içeren mevzuat hükümlerinin tamamını yürürlükten kaldırmalı ve onları mallarının gasp edilmesine karşı korumalıdırlar. Sözleşmeden kaynaklanan akdi yükümlülüklerine uygun kanuni mirasçılık kanunları kabul etmelidirler. Üstelik yaşlı kadınları rızaları alınmadan evlenmeye zorlayan uygulamaları sonlandıracak önlemleri almalı ve varis sayılmaları için vefat eden eşlerinin erkek kardeşiyle veya başka biriyle zorla evlendirilmeleri koşulunun aranmamasını sağlamalıdırlar.

53. Taraf Devletler, 21 Sayılı Genel Tavsiyeye uyarak çok eşli evlilikleri özendirmekten ve uygulamaktan vazgeçmeli ve bu evliliklerde kocanın ölümü halinde, malvarlığının eşleri ve tüm çocukları arasında eşit olarak paylaşılmasını sağlamalıdırlar.

Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Kırk yedinci oturum 4–22 Ekim 2010

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 2.Maddesi Uyarınca Taraf Devletlerin En Temel Yükümlülüklerine İlişkin 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararı

I. Giriş

1. Bu genel tavsiye kararı yoluyla Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (“Komite”), Taraf Devletlere Komitenin kapsamlı hükümlerini ilgili ülke sınırları içinde hayata geçirmeleri doğrultusunda yol ve yöntemler sunan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 2.Maddesi’nin anlam ve kapsamının açıklanmasını hedeflemektedir. Sözleşme,

114

Taraf Devletleri bu genel tavsiye kararını ulusal ve yerel dillere çevirmesi ve Hükümetin tüm birimlerine, aralarında medya, üniversiteler ile insan hakları ve kadın örgütleri ile kurumlarının da yer aldığı sivil toplumun her alanına geniş ölçüde yayması için teşvik etmektedir.

2. Sözleşme uluslararası hukukun geliştirilmesini amaç edinen dinamik bir yapıya sahiptir. 1982’deki ilk toplantısından bu yana Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi ile ulusal ve uluslararası düzeylerde faaliyet gösteren diğer aktörler, Sözleşme’nin kapsamlı içeriğinin, kadına yönelik ayrımcılığın kendine has doğasının ve bu türden bir ayrımcılıkla mücadele etmek için gereken farklı unsurların netleştirilmesi ve anlaşılması yönündeki çabalara destek olmuşlardır.

3. Sözleşme herkesin insan haklarından yararlanmasını, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temel alınarak kadına uygulanan her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını temin etmek üzere şekillendirilmiş olan çok kapsamlı bir uluslararası insan hakları yasal çerçevesinin bir parçasıdır. Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Göçmen İşçilerin ve Ailelerinin Haklarının Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Özürlü Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme sahip oldukları haklardan yararlanmak konusunda kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduğunu garanti eden çok açık hüküm ve düzenlemeler içerirken, Her Tür Irksal Ayrımcılığın Sona Erdirilmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme gibi diğer uluslararası insan hakları anlaşmaları da cinsiyet ve toplumsal cinsiyet üzerinden ayrımcılık yapılamayacağı anlayışını çok açık bir şekilde savunmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 100 (1951) No’lu Kadınlar ve Erkekler için Eşit İşe Eşit Ücret Sözleşmesi, 111 (1958) No’lu İstihdam ve Meslek Açısından Ayrımcılığa ilişkin Sözleşmesi ve 186 No’lu ( (1981) Kadın ve Erkek İşçiler için Fırsat Eşitliği ve Eşit Muamele: Ailevi Sorumlulukları Olan Çalışanlara ilişkin Sözleşme, Eğitimde Ayrımcılığa ilişkin Sözleşme, Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Viyana Deklarasyonu ve Eylem Programı, , Kahire Eylem Planı ile Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu da ayrıca kadınların erkeklerle eşit olması ve ayrımcılığa maruz kalmamalarına ilişkin uluslararası yasal rejimlere katkı sağlamaktadır. Aynı şekilde, bölgesel insan hakları düzenlemeleri uyarınca uygulamaya konan Devlet yükümlülükleri de uluslararası insan hakları düzenlemelerini tamamlayıcı niteliktedir.

115

4. Sözleşme’nin temel amacı kadınlara karşı her türlü cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasıdır. Sözleşme, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni, ülke içi ve diğer alanlarda medeni durumlarına bakılmaksızın ve erkeklerle eşit oldukları gerçeği temel alınarak kadınların erkeklerle eşit kabul edilmesi, insan haklarından ve temel özgürlüklerden eşit şekilde yararlanmalarını garanti altına almaktadır.

5. Her ne kadar Sözleşme sadece cinsiyete dayalı ayrımcılığa göndermede bulunsa da, 1.maddenin yanı sıra madde 2 (f) ve madde 5 (a)’nın de Sözleşme’nin genel olarak kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı da kapsadığı görülmektedir. Buradaki ‘’cinsiyet’’ kavramı kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik farklılıklar anlamına gelir. ‘’Toplumsal cinsiyet’’ kavramı ise kadın ve erkek için toplum tarafından biçimlendirilen kimlikleri, özellikleri, rolleri ve kadın ve erkek arasında hiyerarşik farklılıkların doğmasını ve güç ve hakların erkeğin lehine ve kadının aleyhine olacak şekilde dağıtılmasına yol açacak şekilde toplumun bu biyolojik farklılıkları sosyal ve kültürel açıdan anlamlandırmasını ifade etmektedir. Kadın ve erkeğin toplum tarafından bu şekilde sosyal olarak konumlandırılması siyasi, ekonomik, kültürel, dinsel, ideolojik ve çevresel faktörlerden etkilenir ve aynı şekilde bizzat kültür, toplum ve topluluk tarafından değiştirilebilir. Sözleşmenin toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa uygulanması 1.Maddede yer alan ayrımcılık tanımıyla açık hale gelmektedir. Buradaki tanım kadının insan haklarından ya da özgürlüklerden yeterince yararlanmasını engellemeye yönelik her tür ayrımcılık, sınırlama ya da dışlamanın, ayrımcılık gibi bir amaç güdülmese bile, ayrımcılık teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Bu ise daha önce var olan toplumsal cinsiyete dayalı dezavantajların ve kadınların karşılaştığı eşitsizliklerin görmezden gelinmesi yüzünden, bu tür bir yaklaşımın kadınların insan haklarından yararlanması üzerinde engelleyici bir etkisi olması ya da bu sonucu doğurması halinde kadın ve erkeklerin eşit ya da nötr bir muamele görmesinin de kadına karşı ayrımcılık anlamına geleceğini gösterir. Bu konuda Komite’nin bakış açısı, raporlarında sunduğu görüşler, genel tavsiye kararları, karar, öneri, bildirileri ve İhtiyari Protokol üzerinden yürüttüğü soruşturmalar yoluyla açıkça görülebilir.

6. Taraf Devletlerin genel yasal yükümlülüklerinin doğasını belirlediğinden 2.Madde, Sözleşme’nin tam olarak uygulanması açısından büyük önem arz eder. Taraf Devletlerin Sözleşmede belirtilen tüm haklara ulusal düzeyde saygı duyulmasını temin etmekle yükümlü

116

olmaları nedeniyle, 2.Maddede belirtilen yükümlülükler, Sözleşmenin diğer önemli hükümleriyle ayrılmaz bir bütünlük arz eder.

7. Sözleşme’nin 2.maddesi 3, 4, 5 ve 24.maddeleriyle bir arada ve 1.Maddede yer alan ayrımcılık tanımının ışığında okunmalıdır. Buna ek olarak, 2.maddede yer alan genel yükümlülüklerin kapsamı da soruşturma süreçlerine ilişkin raporlar, bireysel vakalara ilişkin kararlar ve Komite tarafından yayımlanan genel tavsiye kararları, sonuç gözlemler, bakış açıları ve diğer bildirimlerin ışığında yorumlanmalıdır. Sözleşme’nin genel ruhu Sözleşmede açık seçik bir şekilde belirtilmemiş olan ancak kadın erkek eşitliğinin sağlanmasında belli bir etkiye sahip olan kadınlara yönelik ayrımcılığın belli bir türünü temsil eden insan hakları unsurlarını da bünyesinde barındırır.

II. Taraf Devletlerin Yükümlülüklerinin Doğası ve Kapsamı

8. 2.Madde Taraf Devletlere kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı kınama çağrısında bulunurken, 3.madde ise kadınların ‘gelişmesi ve ilerlemesini temin etmek üzere hemen her alanda Taraf Devletlerin alması gereken en uygun tedbirlere atıfta bulunur. Bu hükümler yoluyla Sözleşme, kaleme alınması esnasında belirlenmeyen yeni ayrımcılık türlerinin ortaya çıkışını da ön görür.

9. 2.Madde uyarınca Taraf Devletler, kadınların haklarına saygı duyma, haklarını koruma, kadınların ayrımcılığa maruz kalmama haklarını ve eşitlik haklarını ifa etmelerini sağlamak üzere, Sözleşme’ de yer alan yasal yükümlülüklerini yerine getirmelilerdir. Saygı duyma yükümlülüğü, Taraf Devletlerin kadınların medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan eşit şekilde yararlanmalarını doğrudan ya da dolaylı olarak engelleyen yasalar, politikalar, düzenlemeler, programlar, idari düzenlemeler ve kurumsal yapılanmalardan kaçınmalarını gerektirir. Koruma yükümlülüğü ise, Taraf Devletlerin özel aktörler yoluyla kadınları ayrımcılığa karşı korumalarını ve cinslerden herhangi birinin üstünlüğü ya da aşağıda olma anlayışını ve kadın ile erkeklerin rollerini kalıplaştıran önyargıları yaratan ve bunların sürdürülmesine yol açan geleneksel ve benzeri tüm yaklaşımları doğrudan ortadan kaldırmayı hedefleyen gerekli adımları atmasını gerektirir. Yerine getirme yükümlüğü ise Taraf Devletlerin

117

kadın ve erkeklerin hem kanunen hem de fiili olarak eşit haklara sahip olmasını garanti altına almak üzere uygun olan durumlarda Sözleşmenin 4.Maddesinin 1.Paragrafı ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin geçici özel önlemlere ilişkin 25 No’lu Genel Tavsiye Kararının 4.Maddesi ile uyumlu olarak bir takım adımlar atmasını gerektirir. Bu da yol veya yöntem yükümlülüklerini ve sonuçlara ilişkin yükümlülükleri gerektirir. Devletlerin kadınların özel gereksinimlerini karşılamayı hedefleyen ve erkeklerle eşit şartlar altında potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirmelerine olanak tanıyan kamu politikaları, programlar ve kurumsal çerçeveler geliştirerek kadınlara yönelik yasal yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğuna sahip olduklarını gözden geçirmeleri gerekir. .

10. Taraf Devletler ihmalleri ya da yetersiz girişimler yüzünden kadınların ayrımcılıktan mağdur olmasına asla izin vermemekle yükümlüdürler; bu tür ihmal ya da girişimler ister devlet tarafından isterse de özel aktörlerce işlenmiş olsun Devletler, kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı faal bir şekilde mücadele etmekle de yükümlüdürler. Ayrımcılık devletlerin kadınların haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesinde gerekli yasal düzenlemeleri almakta, kadın ve erkekler arasında eşitliğin gerçekleştirilmesine yönelik ulusal politikalar geliştirmekte ve ilgili yasaları yürürlüğe koymada başarısız kalmasının sonucunda meydana gelebilir. Aynı şekilde Taraf Devletler, genel olarak kadınlara ve özel olarak da daha savunmasız ve kırılgan gruplarda yer alan kadınlara karşı her tür ayrımcılığa ilişkin istatistiksel bir veri tabanı ve analiz sistemi oluşturmaya ve oluşturulan bu sistemleri de sürekli olarak geliştirmeye ilişkin uluslararası bir sorumluluğa sahiptir.

11. Taraf Devletlerin yükümlülükleri, siyasi olaylar veya doğal felaketler nedeniyle yaşanan silahlı çatışmalarda veya acil durumlar esnasında ortadan kalkmaz. Bu tür durumların kadınların en temel haklarından eşit şekilde faydalanmaları üzerinde derin bir etkisi ve çok geniş çaplı sonuçları vardır. Taraf Devletler, silahlı çatışmalar ve acil durumların söz konusu olduğu dönemlerde kadınların özel gereksinimlerini karşılayabilecek belli stratejiler benimsemeli ve önlemler almalıdırlar.

12. Uluslararası hukuka tabii olsalar da, devletler esas olarak bölgesel yargı hakkını uygularlar. Taraf Devletlerin yükümlülükleri bölgelerinde konumlandırılmasalar bile bölgelerinde veya etkili

118

kontrollerinde bulunan göçmenler, sığınmacılar, göçmen işçiler ve ülkesiz kişiler dahil tüm vatandaşlara ve vatandaş olmayanlara eşit şekilde muamele etmeyi gerekli kılar. Taraf Devletler etkilenen kişinin kendi yetki alanlarında olup olmamasına bakmaksızın insan haklarını etkileyen tüm faaliyetlerinden tamamıyla sorumludur.

13. 2.Madde sadece doğrudan ya da dolaylı olarak Taraf Devletlerce kadınlara yönelik olarak uygulanan ayrımcılığın yasaklanmasıyla sınırlı değildir. Bu madde aynı zamanda Taraf Devletlere özel aktörlerce uygulanan ayrımcılıkla da mücadele etmek gibi bir yükümlülük atfeder. Bazı durumlarda özel aktörlerin eylem ya da ihmalleri uluslararası hukuk uyarınca devletlerin sorumluluğu olarak mal edilebilir. Bu açıdan Taraf Devletler Sözleşme’de tanımlandığı üzere, özel aktörlerin kadınlara karşı ayrımcılık içerisinde yer almasını önlemekle yükümlüdürler. Taraf Devletlerin bu doğrultuda alması gereken en uygun tedbirler arasında eğitim, istihdam, sağlık politikaları ve çalışma koşulları ve çalışma standartları ile özel aktörlerin hizmet ya da imkânlar sunduğu bankacılık ya da emlak gibi diğer alanlarla ilgili olarak bu aktörlerin faaliyetlerini düzenlemek yer alır.

III. 2.Maddede Yer Alan Genel Yükümlülükler

A. 2.Maddenin Genel Hatları

14. 2.Madde esas olarak şu şekildedir: “Taraf Devletler kadınlara karşı her tür ayrımcılığı kınamak ve kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması için en uygun araçlar yoluyla ve gecikmeksizin bir politika benimsemekle yükümlüdürler.”

15. 2.Maddede Taraf Devletlere atfedilen ilk yükümlülük “kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı kınama” yükümlülüğüdür. Taraf Devletler ayrımcılığı derhal ve süreğen bir şekilde kınamakla yükümlüdürler. Kendi idarelerindeki hükümetlerin her düzeyinde ve aşamasında kendi halkına ve uluslararası topluma kadına yönelik ayrımcılığın her türü karşısında olduklarını ve tüm gücüyle kadınlara karşı yapılan ayrımcılığı ortadan kaldırmaya kararlı olduklarını göstermekle yükümlüdürler. “Ayrımcılığın her türü” ifadesi Taraf Devletlerin aralarında Sözleşme’de açık

119

seçik bir şekilde tarif edilmeyen ya da henüz ortaya çıkanların da yer aldığı ayrımcılığın her türüne karşı mücadele etme konusunda ihtiyatlı ve özenli olması gerektiğinin altını çizer.

16. Taraf Devletler toplumdaki konumlarının güçlenmesi ve hukuki ve fiili olarak erkeklerle eşit haklara sahip olmaları için kadınların haklarına saygı duymak, haklarını korumak ve onların ayrımcılığa maruz kalmama haklarını kullanabilmelerini temin etmekle ve ilerleme ve gelişmelerini sağlamakla yükümlüdürler. Taraf Devletler, kadınların doğrudan veya dolaylı olarak bir ayrımcılığa maruz kalmamasını teminat altına almalıdır. Kadınlara yönelik doğrudan ayrımcılık açıkça cinsiyet ve toplumsal cinsiyet farklılıklarını temel alan farklı muameleleri içerir. Kadınlara yönelik dolaylı ayrımcılık ise hukuk, politika, program ya da uygulamaların teoride kadın ve erkekler arasında herhangi bir ayrım gütmemesi ancak görünüşte nötr olan bu düzenlemelerin mevcut eşitsizlikleri değerlendirmeye almaması yüzünden fiili olarak kadınların aleyhine ayrımcı bir etkisi olmasıyla sonuçlanan ayrımcılıktır. Dahası, dolaylı ayrımcılık ayrımcılığın tarihi ve yapısal unsurlarını, kadınlar ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerini göz önüne almaktaki yetersizliği nedeniyle mevcut eşitsizliklerin daha da derinleşmesine yol açabilir.

17. Taraf Devletler aynı zamanda gerek özel gerekse kamusal alanda kamu otoriteleri, hukuk sistemi, kurumlar ve örgütler, ticari girişimler ya da şahıslar tarafından uygulanan ayrımcılığa karşı da kadınları korumakla yükümlüdürler. Bu koruma girişimi ilgili mahkemelerce ve diğer kamu kurumlarınca sağlanabilir ve uygun olan durumlarda müeyyide ve hukuki çözümlerle uygulamaya konabilir. . Taraf Devletler ayrıca tüm hükümet organlarının eşitlik ilkelerine, cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa tam anlamıyla vakıf olmalarını sağlamalı ve bu bağlamda yeterli eğitim ve farkındalık programlarının düzenlenip sürdürülmesini de garanti altına almalıdırlar.

18. Kesişimsellik 2.Maddede yer alan Taraf Devletlerin genel yükümlülüklerinin kapsamını anlamak açısından temel bir kavramdır. . Kadınların cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalması ırk, etnik köken, din ya da inanç, sağlık, sosyal statü, yaş, sınıf, kast ve cinsel yönelim ile cinsel kimlik gibi kadınları etkileyen diğer faktörlerle de ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. . Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet temelli ayrımcılık bu türden gruplara dâhil

120

olan kadınları farklı düzeylerde ya da erkeklerden daha farklı şekillerde etkilemektedir. Taraf Devletler ayrımcılığın bu tür kesişimsel biçimlerinin ve ilgili kadınlar üzerindeki negatif etkilerinin hukuksal olarak farkına varmalı ve bu tür ayrımcılığı yasaklamalıdır. Aynı zamanda Taraf Devletler, uygun olan durumlarda Sözleşmenin 4.Maddesinin 1.Paragrafı ve 25 No’lu Genel Tavsiye Kararı ile uyumlu olarak geçici özel tedbirler dâhil bu tür durumların ortaya çıkmasını engellemek üzere politikalar ve programlar benimseyerek uygulamaya geçirmelidirler.

19. Kadınlara yönelik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, kadınlara karşı şiddete ilişkin 19 No.lu Genel Tavsiye Kararında da belirtildiği üzere, sırf kadın olduğu için kadına yöneltilen şiddeti veya kadını orantısız bir şekilde etkileyen şiddet olarak da özetlenebilecek olan cinsiyete dayalı şiddeti içermektedir. Şiddet, kadınların erkeklerle eşit bir şekilde en temel hak ve özgürlüklerini kullanmaya ilişkin kapasitelerini ciddi bir şekilde engelleyen bir ayrımcılık türüdür. Şiddet nerede meydana geldiğine bakılmaksızın fiziksel, ruhsal ya da cinsel açıdan kadına zarar veren veya acı çekmesine neden olan, zarar vermeye yönelik tehditler, zorlama ve özgürlükten mahrum bırakma gibi eylemleri ve aile içerisinde veya kişiler arası ilişkilerde yaşanan veya Devlet ya da devlet organları tarafından uygulanan ya da göz yumulan şiddeti içerir. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, bu tedbirlerin açık bir biçimde şiddetten söz edip etmemesine bakılmaksızın, Sözleşme’nin belli hükümlerini ihlal ediyor olabilir. Taraf Devletler bu tür toplumsal cinsiyete dayalı şiddet girişimlerini önlemek, soruşturmak, kovuşturmak ve cezalandırmak hususunda özen yükümlülüğüne sahiptir.

20. İfa etme yükümlülüğü, Taraf Devletlerin kadın haklarına erişimi kolaylaştırma ve bu hakların eksiksiz bir biçimde hayata geçirme yükümlülüğünü içinde barındırır. Kadının insan hakları, 25 No.lu Genel Tavsiye Kararının 4.Maddesinin 1.Paragrafı ile uyumlu olarak uygun olan durumlarda geçici özel önlemlerin benimsenmesi yoluyla kadınların konumlarını geliştirmeyi ve eşitliğin sağlanmasını hedefleyen somut, etkili politikalar ve programlar dâhil uygun yol ve yöntemlerle fiili ve gerçek eşitliğin sağlanması yoluyla gerçekleştirilecektir.

21. Taraf Devletler, özel olarak kadın nüfusunun büyük bir kısmını oluşturdukları ve temel eğitime erişim, kadın ticareti, kötü muamele, istismar ve şiddet gibi alanlardaki ayrımcılıklar karşısına çok daha savunmasız oldukları için, genç kızların eşitlikle ilgili haklarını savunmakla da

121

yükümlü kılınmışlardır. Ayrımcılığın tüm bu türleri mağdurların ergenlik döneminde olması halinde daha da vahim bir hal almaktadır. Bu açıdan, Taraf Devletler cinsel eğitim ve üreme sağlığı ile ilgili eğitim programları hazırlayarak ve HIV/AIDS cinsel istismar ve genç kızlık dönemindeki hamileliğin önlenmesine ilişkin programlar geliştirip düzenleyerek ergenlik çağındaki genç kızların özel gereksinimlerini dikkate almalıdırlar.

22. Kadın erkek eşitliğine ilişkin temel prensipler veya toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyeti ne olursa olsun, katı cinsiyet rolleri ve önyargıların yol açacağı sınırlandırmalar olmaksızın tüm insanların kişisel yeteneklerini geliştirmek, profesyonel kariyerlerini devam ettirmek ve kalıp yargılar kendi seçimlerini yapmak konusunda özgür olduğuna ilişkin bir kavramı oluşturur. Taraf Devletler Sözleşme’de kendilerine verilen yükümlülükleri hayata geçirirken toplumsal hakkaniyet kavramından ziyade kadın ve erkek eşitliği ya da toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını özellikle kullanmalıdırlar. Toplumsal hakkaniyet ilgili ihtiyaçlarına göre bazı yargılamalarda kadın ve erkeğe eşit muamele anlamına gelen bir kavram olarak kullanılır. Bu da eşit muamele veya hak, çıkar, sorumluluklar ve fırsatlar açısından eşdeğer olarak farklı muameleleri içerebilir.

23. Taraf Devletler aynı zamanda “tüm olası ve uygun araçlar’’ yoluyla kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmaya ilişkin bir politika gütmeyi de kabul ederler. Bu yükümlülük Taraf Devletlere hem belli yasal, siyasi, ekonomik, idari ve kurumsal çerçevelere uygun olan hem de o devlet sınırları içerisinde kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının önündeki belli engel ve dirençlere gerekli tepkileri gösterebilecekleri bir politika geliştirmelerinde önemli bir esneklik sağlar. Tüm Taraf Devletler seçtikleri belirli araçların uygunluğunu haklı gösterecek ve istenilen sonuç ve etkileri sağlayıp sağlayamayacağını ortaya koyacak gerekçelere sahip olmalıdır. Nihai olarak bir Taraf Devletin Sözleşme’ de belirtilen insan haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesi yönünde ulusal düzeyde gerekli tüm tedbirleri alıp almadığına karar verecek olan Komitedir.

24. 2.Madde esas olarak Taraf Devletlerin kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik bir politika benimsemelerine ilişkin yükümlülükleri içerir. Bu gereklilik bir Taraf Devletin Sözleşmeyi hayata geçirmek konusundaki genel yasal yükümlülüğünün en önemli ve hassas bileşenidir. Bu ise Taraf Devletlerin kadınların yasal ve fiili konumlarının acilen iyileştirip

122

düzenlenmesi ve kadınlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması ile kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması hedefini layıkıyla yerine getirebilmek üzere bir politika geliştirip uygulamaya sokulması için somut adımlar atması anlamına gelmektedir. Buradaki asıl vurgu durumun iyileştirilmesi ve Sözleşme’nin hedefleri doğrultusunda kapsamlı bir tedbirler bütününün geliştirilip benimsenmesinin yanı sıra yeni ya da belirmekte olan sorunları da içermeleri şartıyla bu tedbirlerin sürekli olarak genişletilmesi için de daima ileri doğru adımlar atılmasıdır. Bu türden bir politika ulusal düzeyde yasalarla uyum içinde olunmasının ve birbiriyle çatışan yasa hükümlerinin değiştirilip düzeltilmesinin de içinde yer aldığı anayasal ve hukuksal teminatlar içermelidir. Aynı zamanda bu politikalar, resmi ve gerçek kadın erkek eşitliği ilkesinin gerçekleştirilmesi için bir çerçeve sunan izlenmeleri ve uygulanmaları için kapsamlı eylem planları ve mekanizmaları gibi diğer uygun tedbirleri de içermelidir

25. Benimsenen politika, Sözleşme ’de açık seçik bir şekilde belirtilmeyen tüm yaşam alanlarına da uygulanabilecek kadar kapsamlı olmalıdır. Hem kamusal hem de özel ekonomik çevrelere olduğu kadar ülke içindeki tüm kesimlere de uygulanabilir olmakla birlikte hükümetin tüm organları (yönetim, yasama ve yargı) ile yine hükümetin tüm aşamalarının üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirme hususunu teminat altına almalıdır. Taraf Devletlerin özgül şartlarına uygun düşen ve gerekli olan tüm tedbirleri de bünyesinde barındırmalıdır.

26. Bu politikalar, Taraf Devletlerin idaresi altındaki kadınları ( vatandaş olmayanlar, göçmenler, sığınmacılar ve ülkesiz kadınlar dâhil olmak üzere) toplum tarafından en fazla dışlanan ve kesişen ayrımcılığın değişik türlerinden en fazla zarar gören kadın gruplarına özel bir önem atfederek hak sahibi olarak tanımlamalıdır.

27. Bu politikalar kadınların hem birey hem de grup olarak Sözleşmede yer alan haklarına ilişkin bilgilere erişmelerini ve bu haklar üzerinde etkin bir şekilde hak iddia edebilmelerini ve haklarını geliştirebilmelerini teminat altına almalıdır. Taraf Devletler ayrıca kadınların bu politikanın geliştirilmesi, uygulanması ve izlenmesi sürecine aktif bir şekilde katılmasını da garanti altına almalıdır. Bu amaçla insan haklarına ve kadın sivil toplum örgütlerinin bu politikanın hayata geçirilmesi ve geliştirilmesine ilişkin layıkıyla bilgilendirilmesi, doğru yönlendirilmesi ve aktif bir rol üstlenmelerini sağlayacak kaynaklarla donatılması da önemlidir.

123

28. Bu politika göstergeler, ölçütler ve zaman çizelgeleri oluşturacak, tüm ilgili aktörler için tatmin edici kaynaklar temin edecek ve aksi halde ise bu aktörlere üzerinde anlaşılan ölçüt ve hedeflere ulaşılmasında gerekli rolü oynamalarını sağlayacak şekilde eylem-ve-sonuç odaklı olmalıdır. Bu amaçla, bu politikanın tüm yönleriyle fonlanabilmesini sağlamak üzere politika hükümetin bütçe süreçlerine dâhil edilmelidir. İlgili cinsiyete göre ayrıştırılmış verileri toplayacak, etkin bir izleme imkânı sağlayacak, sürekli olarak gelişip evrimleşmesini kolaylaştıracak ve mevcut tedbirlerin yenilenip değiştirilmesine ve uygun düşebilecek yeni tedbirlerin tespit edilmesine izin verecek mekanizmaların ortaya konulmasına da olanak sağlamalıdır. Dahası bu politikalar, hükümetin yürütme kanadında gerekli girişimleri başlatacak, koordineyi sağlayacak ve Sözleşme uyarınca Taraf Devletlerin sahip olduğu yükümlülükleri tam anlamıyla yerine getirebilmek üzere gerekli olan yasama, politika ve programların hazırlanması ve uygulanmasını gözetleyecek güçlü ve odaklanmış birimlerin (kadınlara yönelik ulusal bir mekanizmanın) oluşturulmasını da teminat altına almalıdır. Bu kurumlar hükümetin en üst makamlarına doğrudan tavsiye ve analizler sunmak konusunda yetki sahibi kılınmalıdır. Bu politika aynı zamanda ulusal insan hakları kurumları ya da bağımsız kadın örgütleri gibi bağımsız izleme örgütlerinin kurulmasını veya mevcut ulusal örgütlerin Sözleşme tarafından garanti altına alınan haklarının teşvik edilip korunmasını da teminat altına almalıdır. Politika ayrıca ticari girişimler, medya, şirketler ve toplumsal gruplar ile bireylerin de aralarında yer aldığı özel sektörü de girişimlere dâhil etmeli ve katılımlarını sağlamak üzere Sözleşme’nin hedeflerini özel ekonomik sektörde de gerçekleştirmek amacıyla tedbirler benimseme sürecinde yer almalarını sağlamalıdır.

29. “Gecikmeksizin” ifadesi Taraf Devletlerin mümkün olan her araçla bu politikanın gerçekleştirilmesini sonuna kadar takip etme yükümlülüğünün ivedi bir nitelik taşıdığı gerçeğini ifade eder. Bu dil koşulsuz olmakla birlikte Sözleşmenin onaylanması veya Sözleşmeye erişimin sağlanmasıyla birlikte Devletlerin üzerine düşen yükümlülükleri hiçbir gecikme veya kasti olarak uygulamada değişikliğe mahal verecek bir seçim imkânı tanımaz. Siyasi, sosyal, kültürel, dinsel, ekonomik veya devlet bünyesindeki diğer tasarruflar veya kısıtlamalar gibi sebepler dâhil hiçbir sebeple gecikmenin mazur gösterilemeyeceğini anlatır. Taraf Devletlerin kaynak sorunlarıyla karşılaştığı ya da Sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde teknik desteğe ya

124

da başka uzmanlık alanlarında yardıma gereksinim duyduğunda, bu zorlukların üstesinden gelmek üzere uluslararası işbirliği için harekete geçmesi en doğru görevi olacaktır.

B. (a) ve (g) Bentleri

30. 2.Madde Taraf Devletlerin Sözleşmeyi genel olarak uygulamaya koyma yükümlülüğünü ifade eder. Burada sözü edilen kapsamlı gereklilikler 2 (a)- (g)’de ve Sözleşme’nin tüm diğer kapsamlı maddelerinde belirtilen özel yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ihtiyaç duyulan genel çerçevenin şekillenmesini sağlar.

31. 2.Maddenin (a), (f) ve(g) bentleri kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması politikasının bir parçası olarak Taraf Devletlerin yasal koruma sağlaması ve ayrımcı yasa ve düzenlemeleri değiştirmesi ya da kaldırmasına ilişkin yükümlülüklerini düzenler. Taraf Devletler anayasada yapılacak düzeltmeler veya daha başka uygun yasal yöntemler aracılığıyla kadın erkek eşitliği ve ayrımcılık yapmama ilkesinin daha muntazam ve uygulanabilir bir statüyle iç hukuka yerleştirilmesini sağlamalıdır. Taraf Devletler aynı zamanda Sözleşme uyarınca kadınların hayatlarının her alanında ve yaşamları süresince karşılaştıkları ayrımcılığı yasaklayan yasal düzenlemeler uygulamaya koymalıdırlar. . Taraf Devletler içinde kadına karşı ayrımcılık barındıran mevcut yasa, düzenleme, görenek ve uygulamaları da değiştirmek ya da tamamen ortadan kaldırmak üzere gerekli adımları atmakla yükümlüdür. Aralarında özgürlükleri ellerinden alınmış kadınlar, lezbiyenler, özürlü kadınlar, zorla fuhuş yaptırılan kadınlar, dullar ve yaşlı kadınların da yer aldığı belli kadın grupları medeni hukuk ve ceza hukuku, düzenlemeler ve örf ve teamül hukuku üzerinden yapılan ayrımcılıklar karşısında özellikle savunmasızdır. Sözleşmeyi kabul eden ya da taraf olan Devletler Sözleşmeyi iç hukuklarıyla bütünleştirme ve ulusal düzeyde Sözleşme hükümlerinin uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla iç hukuk düzeninde Sözleşmeye yasal işlerlik kazandırma yükümlülüğünü kabul etmiş olurlar. Sözleşmede yer alan hükümlerin ulusal düzeyde doğrudan uygulanabilmesi sorusu bir anayasa hukuku sorusudur ve iç hukuk düzeni içerisinde yer alan anlaşmaların durumuna bağlıdır. Komite, Sözleşme uyarınca kadınların yaşamları boyunca hayatlarının her alanlarında ayrımcılığa maruz kalmama ve eşitlik haklarının Sözleşmenin otomatik olarak iç hukuk düzeninin bir parçası olduğu veya iç hukukun belli bir kısmıyla bütünleştirildiği Devletlerde daha çok korunduğu görüşünü benimsemektedir Komite Sözleşme’nin ülke hukukunun bir parçası olmadığı Devletlere, Sözleşme’nin

125

2.maddesinde yer alan hakların layıkıyla hayata geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla genel eşitlik yasası gibi tedbirler aracılığıyla Sözleşmeyi ülke hukukunun kısmen de olsa bir parçası haline getirme çağrısında bulunur.

32. 2.Maddenin (b) bendi, Taraf Devletlerin ayrımcılığı yasaklayan ve kadın erkek eşitliğini teşvik eden mevzuatın Sözleşmeye aykırı olarak ayrımcılığa maruz kalan kadınlar için uygun çözümler sunduğunu temin etmelerine ilişkin yükümlülüğünü içerir. Bu yükümlülük Sözleşme dâhilindeki hakları ihlal edilen kadınlara Taraf Devletlerin tazmin sağlanmasını gerektirir. Tazmin olmaksızın uygun çözümlerin sağlanması yükümlülüğü tam anlamıyla yerine getirilmiş sayılmaz. Bu tür çözümler maddi yardımlar, zararın tazmini, rehabilitasyon ve eski toplumsal konumun geri verilmesi; kamusal özür, kamusal anma ve ihlallerin tekrarlanmayacağı gibi tatmine yönelik tedbirlerin de aralarında bulunduğu farklı tazmin biçimlerini, ilgili yasalarda ve uygulamalarda yapılacak değişiklikleri ve kadınların insani haklarını ihlal edenlerin yasalar önüne çıkarılmasını içerir.

33. 2.Maddenin 2(c) bendine göre, Taraf Devletler mahkemeler tarafından Sözleşmede yer alan yükümlülükler doğrultusunda mümkün olan en uygun koşullarda eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesini ve bu yöndeki yasaların uygulanmasını temin etmek zorundadırlar. Ancak, bunu yapmanın mümkün olmadığı hallerde, mahkemeler ulusal dini ve örfi yasalar dâhil ulusal yasalarla, Sözleşme’de belirtilen Taraf Devletlerin yükümlülükleri arasında görülen tutarsızlıklarla ilgili olarak yetkililerin dikkatini çekmelidirler çünkü ülke içi hukuk asla Taraf Devletlerin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme girişimlerindeki yetersizliklerinin bir bahanesi olarak kullanılamaz.

34. Taraf Devletler kadınların resmi görevliler ya da özel aktörler tarafından Sözleşmeye aykırı olarak işlenen ayrımcılık eylemlerine ilişkin şikâyetlerinde eşitlik ilkesinden rahatlıkla yararlanmalarını teminat altına almakla yükümlüdür. Taraf Devletler ayrıca gerekli olan durumlarda kadınların yetkin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce adil olarak çözülecek düşük maliyetli, erişilebilir ve uygun zamanlı yasal yardım ve destek almalarını da temin etmek durumundadır. Kadınlara yönelik ayrımcılığın aynı zamanda yaşama hakkı ve fiziksel dokunulmazlık, aile içi şiddet ve diğer şiddet türleri gibi diğer insan hakları ihlallerini de

126

beraberinde getirmesi hallerinde Taraf Devletler suçluları mahkeme önüne çıkarmak ve en uygun cezaya çarptırmak üzere soruşturma ve yargılama süreçlerini devreye sokmakla yükümlüdür. Taraf Devletler kadınları eşitlikle ilgili hakları konusunda eğitmek ve ayrımcılık karşısında çözüm yolları aramaya dönük girişimlerinde onlara yardım etmek üzere yasal kaynaklar sunanbağımsız kadın örgütlerini ve girişimlerini mali açıdan desteklemelidir.

35. 2.Maddenin (d) bendi, Taraf Devletlerin doğrudan ya da dolaylı olarak kadınlara yönelik ayrımcılık içeren eylem veya uygulamalarda bulunmaktan imtina etmesi yükümlülüğünü de getirir. Taraf Devletler devlet kurumlarının, organlarının, yasaların ve politikaların kadınlara karşı açıkça ya da doğrudan herhangi bir ayrımcılık içinde olmamasını da temin etmekle yükümlüdür. Ayrıca ayrımcılığa meydan veren ya da bunun üzerinde bir şekilde etkisi bulunan tüm yasa, politika ya da eylemlerin mutlaka ortadan kaldırılmasını da sağlamalıdır. .

36. 2.Maddenin (e) bendi, Taraf Devletlere herhangi bir kamu birimi ya da özel aktör tarafından yapılan ayrımcılığı ortadan kaldırma yükümlülüğü düzenler. Bu bağlamda uygun olarak addedilen tedbirler anayasal ya da hukuksal tedbirlerle sınırlı değildir. Taraf Devletler ayrıca kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına ve kadın erkek eşitliğinin uygulamada da hayata geçirilmesine yönelik tedbirler almakla da yükümlüdürler. Bunlar arasında kadınların Sözleşme’de geçen haklarının ihlali durumunda suç duyurusu yapmasına izin veren ve etkili çözüm yollarına erişimini sağlayan; kadınların tedbirlerin geliştirilmesi ve uygulanmasına faal bir şekilde katılmasına olanak tanıyan; hükümetin ülke içindeki sorumluluğunu garanti altına alan; eğitim sistemi yoluyla ve toplum içinde Sözleşme’nin hedeflerini destekleyen ve eğitim sisteminin gelişmesini sağlayan; insan hakları çalışmalarını ve kadınlara yönelik sivil toplum örgütlerini teşvik eden; gerekli ulusal insan hakları örgütleri ve diğer mekanizmaları hayata geçiren ve son olarak da benimsenen tedbirlerin kadınların günlük yaşamında büyük bir farklılık yaratmasını sağlamak üzere yeterli idari ve mali desteği sağlayan tedbirler yer alır. Taraf Devletlerin üzerine düşen yükümlülükleri kadınların haklarının yasalar nezdinde erkeklerle eşit bir temelde geliştirilip desteklenmesini ve yetkili ulusal mahkemeler ve diğer kamu örgütleri aracılığıyla kadınların herhangi bir ayrımcılık karşısında etkin bir şekilde korunmasını ve kadınların herhangi bir şahıs, kurum ya da ticari girişim tarafından ayrımcılığa uğramaması için mümkün olan tüm uygun tedbirlerin alınmasını garanti etmelerini de gerekli kılar.

127

IV. Taraf Devletlere Tavsiyeler

A. Uygulama

37. “Uygunluğun” gerekliliklerini yerine getirmek üzere Taraf Devletlerce benimsenen araçlar kadınların ayrımcılığa uğramama ve erkeklerle eşit haklara sahip olma haklarına saygı duymak, korumak, geliştirmek ve hayata geçirmek üzere Sözleşmede yer alan genel yükümlülüklerin tüm boyutlarıyla gerçekleştirilmesini de hedeflemelidir. Bu bakımdan Sözleşme’nin 2.maddesinde ve diğer maddelerinde geçen ”uygun araçlar” ve “uygun tedbirler” terimleri Taraf Devletlerin aşağıdaki şu tedbirleri almasını gerekli kılar:

(a) Sözleşmeyi ihlal eden herhangi bir politika, uygulama ya da tedbirin icra edilmesi, teşvik edilmesi, göz yumulması ya da uygulanmasından mutlaka kaçınılması (saygı);

(b) Aralarında evde ve toplumda yaşanan ihlallerin de olduğu Sözleşme ihlallerinin önlenmesi, yasaklanması ve cezalandırılmasına yönelik adımları atılması; bu türden ihlallerin mağdurlarına en uygun tazmin programlarının sunulması (korumak);

(c) Konuyla ilgili geniş çaplı bilgilendirmeler sağlanması ve Sözleşmede yer alan ilgili yükümlülüklerin desteklenmesi (teşvik);

(d) Cinsiyete dayalı ayrımcılığın önlenmesi ve uygulamada cinsiyet eşitliğinin yerleştirilme-sine yönelik özel tedbirlerin benimsenmesi (hayata geçirmek);

38. Taraf Devletler ayrıca uygulamaya dönük olarak aşağıdaki tedbirleri de benimsemelidir:

(a) Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ile uyumlu bir biçimde yeterli beşeri ve mali kaynaklar tahsis edilerek ulusal eylem planları, diğer ilgili politika ve programların oluşturulması ve uygulanması yoluyla toplumsal kadınların eşitliğinin sağlanması;

(b) Eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelere saygı duyulmasını sağlamak üzere kamu çalışanlarına yönelik davranış kurallarının oluşturulması;

128

(c) Eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelere ilişkin Sözleşmede yer alan hükümlerin uygulandığı mahkeme kararlarının geniş çaplı olarak duyurulmasının sağlanması;

(d) Hükümet organlarını, kamu çalışanlarını ve özellikle de hukuk sistemi ile hukuk personelini hedef alan Sözleşme ilkeleri ile hükümlerine ilişkin özel eğitim ve bilgilendirme programlarının yürütülmesi;

(e) Kadın erkek eşitliği konusunda toplumun eğitilmesine yönelik programlara medyanın dâhil edilmesi; kadınların ayrımcılığa maruz kalmaksızın eşitlik hakları ve Sözleşmeyi uygulamak üzere Taraf Devletçe alınan önlemler ve Taraf Devlet raporlarına ilişkin Komite tarafından sunulan sonuç gözlemler hususunda farkındalık sahibi olmalarının sağlanması;

(f) Kadınların insan haklarının hayata geçirilmesine yönelik girişimlerin mevcut durumu ve ne ölçüde ilerlediği hakkında geçerli göstergeler geliştirmek ve cinsiyete göre ayrıştırılmış ve Sözleşme’nin özel hükümleriyle ilgili veri tabanları oluşturmak.

B. Hesap verilebilirlik

39. Taraf Devletlerin 2.maddede belirtilen yükümlülüklerin uygulanmasına ilişkin hesap verilebilirlikleri, hükümetlerin tüm birimlerinin girişim ya da ihmalleri yoluyla tespit edilir. Hükümet güçlerinin hem üniter hem de federal düzeyde devredilmesi ve dağıtılması yoluyla gücün merkeziliğinin ortadan kaldırılması durumu, Taraf Devletlerin ulusal ya da federal hükümlerinin yargı yetkisi dâhilindeki kadınlara yönelik yükümlülüklerini yerine getirmekteki doğrudan sorumluluğunu ne indirger ne de ortadan kaldırır. Her halükarda, Sözleşme’yi onaylayan veya Sözleşmeye taraf olan Taraf Devletler yargı alanlarındaki tüm bölgelerde yükümlülüklerin layıkıyla hayata geçirilmesinden tamamen sorumludur. Herhangi bir yetki devri sürecinde, Taraf Devletler yetki devri yapılmış otoritelerin Sözleşme’de belirlenen yükümlülükleri yerine getirebilecek gerekli mali, beşeri ve diğer kaynaklara sahip olduğundan emin olmalıdırlar. Taraf Devletlerin hükümetleri Sözleşme’yi layıkıyla uygulamak üzere ellerinde belli bir güç tutmalı ve Sözleşme uyarınca hiçbir ayrımcılığa mahal verilmeksizin kadınların insan haklarından eşit şekilde yararlanmasını sağlamak üzere kalıcı koordinasyon ve

129

izleme mekanizmaları oluşturmalıdır. Ayrıca, adem-i merkeziyetçilik ve yetki devrinin farklı bölgelerde kadınların haklardan istifade etmesine yönelik bir ayrımcılığa neden olmayacağını temin eden tedbirler bulunmalıdır.

40. Sözleşmenin etkin bir şekilde hayata geçirilmesi Taraf Devletlerin hem vatandaşlarına hem de toplumun diğer üyelerine karşı ulusal ve uluslararası düzeylerde hesap verebilmelerini gerekli kılar. Bu hesap verebilirlik işlevinin etkili bir şekilde çalışması için en uygun mekanizma ve kurumların devreye sokulması gereklidir.

C. Çekinceler

41. Komite 2.maddeyi Sözleşme’de Taraf Devletlere atfedilen yükümlülüklerin temel dayanağı olarak değerlendirir. Komite bu açıdan prensipte 2.Maddeye ya da 2.Maddenin alt maddelerine ilişkin çekinceleri Sözleşme’nin hedefleri ve amacı ile çelişkili bulur ve bu bakımdan da 28.maddenin 2.paragrafı uyarınca bu durumun kabul edilemez olduğu sonucuna varır. 2.Maddeye ya da 2.maddenin alt maddelerine ilişkin çekinceleri olan Taraf Devletler sözleşmenin uygulanmasında bu çekincelerin pratik etkilerini izah etmek durumundadırlar ve bu çekinceleri bir an önce ortadan kaldırmak gayesiyle bu çekinceleri daima değerlendirmek üzere atılan adımları belirtmelilerdir.

42. Taraf Devletlerin 2.madde ya da 2.maddenin alt maddelerine ilişkin bir çekincesinin olması gerçeği, uluslararası hukuk altında Taraf Devletlerin imzaladıkları ya da taraf oldukları diğer insan hakları anlaşmalarının ve kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine yönelik örfi uluslararası insan hakları hukuku düzenlemelerinin kendilerine atfettiği yükümlülüklerden kurtulabileceği anlamına gelmez. Sözleşme’nin hükümlerine yönelik çekincelerle Taraf Devletler tarafından imzalanan ya da taraf olunan diğer uluslararası insan hakları anlaşmaları bünyesindeki benzer yükümlülükler arasında bir tutarsızlığın söz konusu olması halinde, Sözleşmeye yönelik çekincelerini bu çekinceleri ortadan kaldırmak üzere yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

130

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 16.Maddesi’ne İlişkin Genel Tavsiyeler

Evlilik ve aile ilişkileri ile bunların bozulmasının ekonomik sonuçları

29.Genel Tavsiye Kararı

I. Genel Bilgiler

1. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nde de belirtildiği üzere, aile toplumun temel birimidir1. Sosyal ve yasal bir yapıtaşı olmanın yanı sıra, çeşitli ülkelerde dini bir yapıtaşı olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda da ekonomik bir yapıdır. Aileye ilişkin olarak yürütülen piyasa araştırması, aile yapılarının, aile içerisinde toplumsal cinsiyet temelli iş bölümü ve aile kanunlarının kadınların ekonomik refahını en az emek piyasası yapıları ve emek kanunları kadar etkilediğini ortaya koymuştur. Gerçekte kadınlar ailelerinin ekonomik varlığından ve kazanımlarından sıklıkla ailenin diğer fertleriyle eşit düzeyde faydalanamamakta ve ailenin dağılması halinde genellikle erkeklerden daha büyük bir bedel ödemekte ve özellikle çocuklu kadınlar bilhassa Devletin ekonomik güvenlik ağının olmadığı veya çok kısıtlı olduğu yerlerde, dul kalmalarıyla birlikte yoksullukla karşı karşıya kalabilmektedirler.

2. Kadına yönelik diğer ayrımcı tutumların tamamının temelinde aile içi eşitsizlik yatar ve bu eşitsizlik sıklıkla ideoloji, gelenek ve kültür kisvesi altında haklı gösterilir. Taraf Devletlerin hazırladığı raporların incelenmesi sonucunda; birçok devlette evlilikte eşlerin hak ve sorumluluklarının, kadına ayrımcılıkla yaklaşan ve Sözleşmede öngörülen ilkelere ters düşen medeni kanun veya teamül hukuku prensiplerine göre; ya da bu kanun ve uygulamaların bir kombinasyonu ile düzenlendiği görülmüştür.

1 Karar Tasarısı 217 A (III), madde 16 (3).

131

3. Mevzuatlarında bu tür yasal düzenlemeler bulunan Taraf Devletlerin çoğu, 2. ve 16.Maddelere bütünüyle veya kısmen çekince koymuşlardır. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, Sözleşme’nin konusu ve amacına uygun olmadığı için geçersiz saydığı bu çekincelerin ulaştığı boyuttan duyduğu kaygıyı tekrar tekrar dile getirmiştir. Komite sözü edilen Taraf Devletlere çekincelerini kaldırmaları ve hukuk sistemlerindeki medeni, dini, örfi ya da etnik kanunları ya da tüm bunların uyguladıkları herhangi bir kombinasyonunu Sözleşme’nin geneline veya özel olarak 16.Maddesi’ne uygun şekilde düzenlemeleri yönünde ısrarla çağrı yapmaktadır.

4. Komite’nin evlilik, boşanma, ayrılık ve ölümün kadınlar açısından ekonomik sonuçlarına olan ilgisi günbegün artmaktadır. Bazı ülkelerde yapılan araştırmalarda, erkeklerin boşanma ve/ya ayrılık sonrasında gelir kaybı çok az veya daha azken; birçok kadının hane gelirlerinde ciddi bir kayıp olduğu ve varsa, sosyal yardıma bağımlılığının arttığı görülmüştür. Dünya genelinde, kadının aile reisliğini üstlendiği haneler, yoksulluk eğilimini en yüksek olduğu hanelerdir. Bu hanelerin durumu; piyasa ekonomisi ve krizleri, kadının ücretli işgücüne katılımının artırılması ve kadın işgücünün düşük ücretli işlerde yığılması, Devletler içinde ve arasında süreğen gelir eşitsizliği, boşanma oranlarının ve bilfiil evliliklerin artması, sosyal güvenlik sistemleri reformları veya yeni reformların başlatılması ve hepsinin de ötesinde kadın yoksulluğunun devam etmesi gibi küresel gelişmelerden kaçınılmaz olarak etkilenmektedir. Ailenin ekonomik refahına yaptıkları katkılara rağmen, kadınların ekonomik alanda ikincil konumlanmaları, sıklıkla bakmakla yükümlü oldukları kişilere olan sorumluluklarından kaynaklanmak üzere, aile ilişkilerinin her kademesine sirayet etmiştir.

5. Her ne kadar ailelerin ekonomik yapılarında çok büyük bir çeşitlilik gözlense de; kadınlar, hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerde aile ilişkilerinde ve bu ilişkilerin kopmasını takiben ekonomik açıdan daha kötü etkilenen taraf olmaktadır. Sözde ekonomik statüyü iyileştirmek için tasarlanmış olan sosyal güvenlik sistemleri de kadına karşı ayrımcılık yapabilmektedir.

II. Genel tavsiyenin amacı ve kapsamı

6. Sözleşme’nin 16.Maddesi’nde, evliliğin kurulduğu tarihte, evlilik süresince ve boşanma veya ölüm nedeniyle evliliğin feshinde kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesi öngörülmektedir. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi 16.Maddeyi birçok yönüyle açıklayan ve 9. ve

132

15.Maddeler ile ilişkisini ele alan 21 Sayılı Genel Tavsiyeyi 1994 yılında kabul etmiştir. 21 Sayılı Genel Tavsiyede, 16.Madde’nin (l) ve (h) bentlerinde evlilik akdinin ve akdin feshinin ekonomik boyutlarına spesifik olarak atıf yapıldığı belirtilmiştir. Bu yeni genel tavsiye, 21 Sayılı Genel Tavsiye, 27 Sayılı Genel Tavsiye gibi ilgili diğerleri ve Komite içtihadında açıkça belirtilen ilkeler üzerine inşa edilmiştir. Metinde, Sözleşme’nin 1.Maddesi’nde yer alan ayrımcılık tanımını hatırlatılarak, Sözleşme’nin 2.Maddesi ile 28 Sayılı Genel Tavsiyede öngörülen hukuki ve siyasi önlemlerin alınması yönünde Taraf Devletlere çağrı yapılır. GT 21’in kabulünden bu yana yaşanan, bazı Taraf Devletlerce kayıtlı birlikteliklere ve/ya bilfiil evliliklere ilişkin kanunların kabul edilmesi ve bu tür birliktelikler yaşayan çiftlerin sayısının artması gibi sosyal ve hukuki gelişmeler de ele alınmaktadır.

7. Kadınların aile içerisinde eşitlik hakkı, diğer insan hakları antlaşma organlarının ilgili diğer genel yorumlarında da belirtildiği üzere dünyaca kabul görmektedir: İnsan Hakları Komitesi’nin kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasına ilişkin 28 Sayılı Genel Yorumu (özellikle 23-27. bentler) ve ailenin korunması, evlenme hakkı ve eşler arasında eşitliğe ilişkin 19 Sayılı Genel Yorumu; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin kadın erkeğin tüm sosyal, ekonomik ve kültürel haklardan eşit yararlanmasına ilişkin 16 Sayılı Genel Yorumu (özellikle 27.bendi) ile sosyal, ekonomik ve kültürel haklar konusunda ayrımcılık yapılmamasına dair 20 Sayılı Genel Yorumu. Pekin Eylem Platformu1 ve Binyıl Kalkınma Hedefleri2 de aile içinde eşitliğe bir temel ilke olarak atıfta bulunmaktadır.

8. Komite, kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesi için Taraf Devletlerin eşitliği resmiyete dökmenin yanı sıra hayata geçirmelerinin gerektiği yönündeki kararını sürekli tekrarlamaktadır. Resmi eşitlik, görünürde kadına ve erkeğe eşit davranan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı gözetmeyen kanun ve politikaların kabul edilmesiyle sağlanabilir. Gerçek eşitlik ise; ancak Taraf Devletlerin kanun ve politikaların uygulanmasını ve etkilerini inceleyip kadın dezavantajlarını ve dışlanmışlığını dikkate alarak eşitliğin gerçekten hayata geçirilmesiyle sağlanabilir. Aile ilişkilerinin ekonomik boyutları dikkate alındığında; gerçek bir eşitlik yaklaşımı eğitim ve istihdamda ayrımcılık, işin gerekleri ile aile ihtiyaçlarının uyumluluğu ve toplumsal cinsiyet

1 Dördüncü Dünya Kadın Konferansı Raporu, Pekin, 4-15 Ekim 1995 (BM yayını, Satış No. E.96.IV.13), chap. I, resolution 1, annex II, para. 61 (kritik ilgi alanı: kadın ve yoksulluk)

2 Bkz. Karar Tasarısı 55/2; ayrıca Milenyum Projesi, hedef 3, solution 55/2; http://www.unmillenniumproject.org/ goals/index.htm.

133

klişeleri ile toplumsal cinsiyet rollerinin kadının ekonomik kapasitesi üzerindeki etkisi gibi konuları ele almalıdır.

9. Bu genel tavsiye, aile ilişkilerinin ekonomik fayda ve maliyeti ile bu ilişkilerin kopmasının getirdiği ekonomik sonuçların kadınlar ve erkekler tarafından eşit olarak paylaşıldığı meşru ve hakiki bir eşitlik rejiminin kurulmasında Taraf Devletlere rehberlik edecektir. Sözleşme’nin Taraf Devletler tarafından aile içinde ekonomik eşitliğin dikkate alınarak uygulanması için bir değerlendirme normu oluşturacaktır.

III. Anayasal ve Yasal Çerçeve

10. Bir dizi Taraf Devletin anayasası veya yasa çerçevelerinde hala (evlilik, boşanma, evlilik mallarının paylaşımı, miras, vesayet, evlat edinme ve diğer konuları ilgilendiren) aile durumu kanunlarının, ayrımcılığı yasaklayan anayasa hükümlerinden muaf olduğu öngörülmekte veya aile durumuyla ilgili hususlar, Taraf Devlet bünyesindeki etnik ve dini topluluklara ayrılmakta ve atfedilmektedir. Bu gibi durumlarda, anayasal eşit koruma hükümleri ve ayrımcılık içermeyen hükümler kadınları, örfi teamüller ve dini kanunların etkisinde kalan evliliğin ayrımcı etkilerine karşı koruyamamaktadır. Bazı Taraf Devletler, eşit koruma hükümlerine ve ayrımcılık gözetmeyen hükümlere yer veren anayasalar kabul etmekle birlikte; medeni kanun, dini kanun, etnik gelenekler veya bir kanun ve uygulamalar kombinasyonuyla düzenlenmiş aile hukuku rejimlerinin ayrımcı yönlerini ortadan kaldırmak üzere mevzuatlarını revize etmemiş ya da yasalar kabul etmemişlerdir. Tüm bu anayasal ve yasal çerçeveler ayrımcı özellik göstermektedir, madde 5, 15 ve 16 ile birlikte Sözleşme’nin 2.Maddesi’ne ters düşmektedir.

11. Taraf Devletler kadın erkek eşitliğini anayasa güvencesi altına almalı aile ilişkilerinde ayrımcı kanun ve uygulamaları koruyan veya muhafaza eden tüm anayasal muafiyet kaidelerini ortadan kaldırmalıdır.

Çoklu aile hukuku sistemleri

12. Taraf Devletlerin bazıları, etnik köken veya din gibi kimlik faktörlerini temel alarak farklı bireylerin farklı aile durumu kanunlarına tabi tutulduğu çoklu hukuk sistemleri uygulamaktadır. Hepsi olmasa da Taraf Devletlerin bazılarının da belirli koşullarda veya tarafların seçimiyle

134

uygulanabilen bir sivil kanunnameleri bulunmaktadır. Ancak bazı devletlerde, bireylere kimlik bazlı aile durumu kanunlarının uygulanmasıyla ilgili seçim şansı tanınmayabilmektedir.

13. Bireylerin kendi Devletlerinin ya da topluluklarının kanun ve teamüllerinde yüceltilen adına karşı ayrımcılık olgusuna karşı çıkma özgürlükleri gibi, dini ya da örfi mensubiyet veya uygulama bazında seçim yapma özgürlüklerinin ölçüsü de çeşitlilik göstermektedir.

14. Komite, kimliğe dayalı aile durumu kanun ve teamüllerinin kadına karşı ayrımcılığı kalıcılaştırdığı ve hukuk sistemlerindeki çok başlılığın sürdürülmesinin başlı başına kadına karşı ayrımcılık teşkil ettiği yönündeki endişesini sürekli olarak dile getirmektedir. Özel kanunların ve teamüllerin uygulanması veya gözetimine ilişkin olarak bireye seçim hakkı tanınması ise ayrımcılığı şiddetlendirmektedir.

15. Taraf Devletler Sözleşme ve Komite’nin genel tavsiyelerinin gereklerine uygun olarak, eşler ve partnerle arasında dini veya etnik kimlik veya mensubiyetlerine bakılmaksızın eşitliği sağlayacak yazılı aile kanunlarını ya da aile durumu kanunlarını kabul etmelidir. Aile hukukunda birliğin sağlanamadığı durumlarda, aile durumu kanunları sistemi, ilişkinin herhangi bir düzeyinde dini kanunun, etnik teamüllerin ya da medeni kanunun uygulanmasına ilişkin olarak bireylere seçim şansı tanımalıdır. Şahsi kanunlar, temel kadın erkek eşitliği ilkesini düzenlemeli ve evlilik ve aile ilişkilerine ilişkin tüm konularda kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için Sözleşme hükümlerinin bütünüyle uyumlaştırılmalıdır.

IV. Çeşitli aile formları

16. 21 Sayılı Genel Tavsiye, 13.Bendinde birçok aile formunun olduğu kabul edilir ve bütün sistemlerde aile içinde “hem kanunen hem de özel olarak” eşitlik yükümlülüğünün altını çizer.

17. BM sistemindeki diğer organların birbiri ardı sıra gelen beyanları, “’aile’ kavramının geniş anlamda ele alınması gerektiği”1 yönündeki bu anlayışı teyit eder niteliktedir. İnsan Hakları

1 Yeterli konut hakkına ilişkin 4 Nolu Genel Yorum (Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi Madde 11). Bkz. E/1992/23, ek III, para. 6.

135

Komitesi 28 Sayılı Genel Yorumunda “ailenin çeşitli formları”1nı tanımaktadır. Genel Sekreterlik Uluslararası Aile Yılı izinde hazırladığı raporunda (bkz. A/50/370, 14. bent), “ailelerin ülkeler nezdinde ve ülkeler arasında farklı formlar aldığını ve farklı işlevler üstlendiğini” doğrulamaktadır.

18. Taraf Devletler, tüm farklı aile formları ve aile ilişkilerinin cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayanan ayrımcı yönlerine çözüm getirmekle yükümlüdürler. Ataerkil gelenek ve yaklaşımların üzerine eğilerek, aile hukuklarını ve politikalarını, birey ve toplum yaşamının “kamu alanına” giren alanlarında yapılan kadına karşı ayrımcılık incelemesine açmalıdırlar.

19. Evlilikler, Devlet tarafından uygun görülebilen çeşitli örf, tören ve ritüellerle kurulabilmektedir. Resmi nikah, yalnızca Devlet tarafından onaylanır ve tescil edilir. Dini nikah, dini hukukta öngörülen törenlerin gerçekleştirilmesi ile kıyılır. Örfi evlilik ise, tarafların mensubu olduğu toplulukların benimsediği törenlerin yapılmasıyla gerçekleşir.

20. Bazı Taraf Devletler, dini ve örfi evliliklerin geçerli sayılması için resmi kayıt altına alınmasını şart koşmaz. Tescil edilmemiş evlilikler mevut koşullara göre düzenlenecek bir evlilik sözleşmesi, törenin yapıldığına dair tanık beyanları ya da diğer yollarla ispat edilebilir.

21. Dini ya da örfi hukukla çok eşli evliliklerin onaylandığı bazı Taraf Devletlerde, tekeşlilik olarak tabir edilen resmi nikâh da uygulanmaktadır. Resmi nikâhın uygulanmadığı hallerde, çok eşliliğin görüldüğü topluluklarda kadınların rızaları sorulmaksızın henüz değilse bile en azından potansiyel olarak çok eşli bir evliliği kabul etmekten başka şansları olmayabilmektedir. Komite, 21 Sayılı Genel Tavsiyesinde, çok eşliliğin Sözleşmeye aykırı olduğunu ve bu uygulamadan “vazgeçilmesi ve yasaklanması” gerektiğini mütalaa etmiştir.

22. Bazı Taraf Devletler, kanunlarında medeni birlikteliğe de yer verir ve tarafları arasındaki hak ve sorumlulukları belirler. Devletler medeni birlikteliklere, değişen ölçeklerde sosyal yardım ve vergi yardımı da yapabilmektedir.

1 CCPR/C/21/Rev.1/Add.10, para. 27: “Madde 23 bağlamında ailenin tanınmasının yürürlüğe girmesi hususunda, evli olmayan çiftler ve çocukları ile bekar ebeveynler ve çocukları da dahil farklı aile formları olduğunun kabul edilmesi ve bu bağlamda kadınlara eşit muamelede bulunulmasının sağlanması önemlidir (bkz. 19 Sayılı Genel Yorum, para.2). Tek ebeveynli aileler sıklıkla, bir ya da daha fazla sayıda çocuğunun bakımını üstlenen bekar bir kadından oluşmaktadır ve Taraf Devletler, kadının ebeveynlik görevlerini benzer durumdaki bir erkekle eşit temelde yerine getirebilmesi için ne gibi önlemlerle destek verildiğini anlatmalıdırlar.

136

23. Bilfiil evlilikler tescil edilmemekte ve sıklıkla herhangi bir hak doğurmamaktadır. Ne var ki; bazı Devletler bilfiil evlilikleri tanımakta ve onlar için kapsamları ve derinliği çeşitlilik gösteren eşit hak ve sorumluluklar tanımaktadır.

24. Önemli sayıda Taraf Devlette belirli ilişki formları (sözgelimi eşcinsel ilişkiler) hukuken, sosyal veya kültürel olarak kabul edilmemektedir. Ancak, bu ilişkilerin bir bilfiil birliktelik, medeni birliktelik ya da evlilik olarak tanındığı durumda, Taraf Devlet bu ilişkilerde kadınların ekonomik haklarının korunmasını sağlaması gerekmektedir.

Tescil edilmemiş örfi/dini evlilikler

25. Evliliklerin tescil edilmesiyle, evlilik akdinin boşanma veya ölümle feshedilmesi halinde eşlerin mülkiyet hakları koruma altına alınmaktadır. Sözleşme, Taraf Devletleri bir evlilik tescil sistemi kurmak ve bunu tam teşekküllü bir şekilde uygulamakla yükümlü kılar. Ancak, birçok Taraf Devlette ya evliliğin tescil edilmesine ilişkin yasal bir yükümlülük tesis edilmemiş; ya da mevcut tescil yükümlülükleri uygulanmamaktadır. Bu durumlarda, eğitim ve altyapı eksikliğinin kayıt işlemini güçleştirdiği durumlar dâhil kayıt yaptırmaması dolayısıyla bireylere ceza yaptırımı uygulanmamalıdır.

26. Taraf Devletler, evliliklerin kayıt altına alınması yükümlülüğünü yasayla tesis etmeli ve bu amaçla etkili bilinçlendirme faaliyetleri yapmalıdır. Kayıt şartlarına ilişkin eğitimler yoluyla uygulamayı yerleştirmeli ve yetki sınırlarındaki tüm bireylerin bu sisteme erişimi için gerekli altyapıyı oluşturmalıdır. Taraf Devletler, evliliğin tesis edildiğine dair kanıtları güvenceli koşulların sağlandığı durumlarda kayıttan başka diğer yollarla da sağlamalıdır. Devlet, bu tarz evliliklerde, kadınların kayıt durumuna bakmaksızın haklarını korumalıdır.

Çok eşli evlilikler

27. Komite, 21 Sayılı Genel Tavsiyesinin “çok eşli evlilik bir kadının bir erkekle eşit olma hakkını ihlal eder ve kadın ve bakmakla yükümlü olduğu bireyler üzerinde çok ciddi duygusal ve finansal sonuçları olabilir; dolayısıyla bu evlilikler yasaklanmalı ve teşvik edilmemelidir.” hükmünün yer aldığı 14.paragrafını tekrar teyit eder. Komite, birçok Taraf Devlette çok eşli evliliklerin bu genel tavsiyenin kabul edilmesinden bu yana varlığını sürdürüyor olmasından duyduğu endişeyi sürekli olarak dile getirmektedir. Komite yayınladığı sonuç gözlemlerinde, çok

137

eşliliğin kadının ve çocuklarının insan hakları ve ekonomik refahına etki eden ciddi sonuçlarına dikkat çekmekte ve bu evliliklerin lağvedilmesi için ısrarla çağrı yapmaktadır.

28. Taraf Devletler, çok eşli evliliklerin lağvedilmesi için gereken bütün hukuk ve politika önlemlerini almalıdır. Yine de, Komite’nin 28 Sayılı Genel Tavsiyesinde de belirttiği üzere, “çok eşlilik, birçok Taraf Devlette varlığını sürdürmektedir ve halihazırda geçerli çok eşli evlilik bağına tabii çok sayıda kadın vardır.” Buna göre, çok eşli evlilikler yaşayan kadınlar için Taraf Devletler ekonomik hakların korunması amacıyla gerekli önlemleri almadır.

Medeni birliktelikler

29. Medeni birlikteliği tanıyan Taraf Devletler, mevzuatlarında bu tür birliktelikler için öngörülen ekonomik konularda eşler arasında hak ve sorumluluk paylaşımını eşit temelde yapmalı ve eşlere karşı eşit bir yaklaşım benimsemelidir. Aşağıda yer alan tavsiyeler, yasal düzenlerinde medeni birliktelikleri tanıyan Taraf Devletlerde gereken değişikliğin yapılması koşuyla uygulanmaktadır.

Bilfiil birliktelikler

30. Kadınlar bir takım nedenlerle fiili ilişkiler kurarlar. Bazı Devletler partnerin vefatı veya ilişkinin sonlanması gibi bazı hususlarda bu birlikteliklerin tanınmasına ilişkin yasal çerçeve sunarlar. Bu ve benzer durumlar için yasal çerçevelerin bulunmadığı yerlerde ise kadın hanenin devamı ve diğer kazançların biriktirilmesine katkıda bulunmuş olsa bile ilişki sonlandığında ekonomik risklerle karşı karşıya kalabilir.

31. Komite 21 No’lu genel tavsiye kararının 16.Maddesine bağlı olarak fiili birlikteliklerde kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının Taraf Devletin yükümlülükleri arasında bulunduğunu belirlemiştir. Bu ve benzer birlikteliklerin bulunduğu ve partnerlerden herhangi birinin başka bir kimseyle evli olmadığı veya kayıtlı bir birlikteliklerinin bulunmadığı Devletlerde, Komite Taraf Devletlere bu birliktelik içerisinde yer alan kadınların ve birliktelik sonucu doğan çocukların durumlarını tasavvur etmesini ve onların ekonomik haklarını korumak üzere gerekli tedbirleri almasını tavsiye eder.

138

V. Aile oluşumunun ekonomik yönleri

32. Taraf Devletler evlilik birliği kurmaya hazırlanan kimseleri, bu evlilik ilişkisinden ve ölüm veya boşanma gibi nedenlerle birliğin bozulmasından doğabilecek ekonomik sonuçlar hususunda bilgilendirmelidir. Kayıtlı partnerliğin bulunduğu ülkelerde ise devlet aynı hususlarda partnerleri bilgilendirmelidir.

Evliliğin gerekliliği olarak başlık parası (payment and preferment)

33. 21 No’lu genel tavsiye kararının 16.Paragrafında Komite, bazı Taraf Devletlerin kadınların kendi özgür iradeleriyle eş seçme hakkı ihlali olan ‘’evliliğin başlık parasıyla düzenlenmesine’’ izin verdiğine dikkat çeker. ‘’Başlık parası’’ geline veya ailesine damat veya damadın ailesi tarafından verilen nakit para, mal veya hayvanlardan oluşan işlemler veya gelin veya gelinin ailesi tarafında damada veya damadın ailesine verilen benzer ödemeler olarak adlandırılır. Bu uygulama evliliğin geçerli olması adına hiçbir şekilde gerekli olmamalıdır, bu ve benzer düzenlemeler Taraf Devletçe uygulanabilir kabul edilmemelidir.

Akitler: evlilik öncesi ve evlilik sonrası anlaşmalar

34. Bazı sistemlerde evlilikler veya diğer geçerli birliktelik türleri yalnızca yazılı bir akit ile gerçekleştirilebilirler. Bazı sistemler evlilik öncesinde veya evlilik süresince edinilecek mülkiyetlere ilişkin sözleşmeli anlaşma seçeneğine imkân tanırlar. Devletler, pazarlık gücündeki ağır eşitsizlikler nedeniyle kadınların normal standartlar altında yada varsayılan koşullarda yapacakları bir evliliğin kendilerine sağlayacağı korumadan daha az korumaya mecbur bırakılmayacağını temin etmelidirler.

35. Devletler, evliliğin sonlanması sonrasında evliliğe ait ve diğer mülkiyetlerin dağılımına ilişkin özel akitli düzenlemeler yapma imkânı sağlıyorsa, ayrımcılığı önlemek, kamu düzenine saygıyı sağlamak ve eşit olmayan pazarlık gücünün suiistimalini önlemek ve her bir eşi gücün kötüye kullanılmasından korumak üzere gerekli olan tedbirleri almalıdırlar. Bu koruyucu önlemler, bu çeşit anlaşmaların yazılı olması veya diğer resmi gereksinimlere sahip olmasını; sözleşmenin usulsüz bulunması durumunda geriye dönük olarak geçerliliğini yitirmesi, finansal ve diğer çözümlerin sağlanmasını içerebilir.

139

İlişki esnasındaki ekonomik boyutlar

36. Bazı Devletler evlilik süresince mülkiyet yönetimine ilişkin ayrımcı sistemlerini sürdürmektedir. Bazıları ise erkeğin aile reisi olduğunu belirten yasaları içinde barındırır ve sonuç olarak erkeğe tek ekonomik özne rolünü yükler.

37. Topluluk mülkiyetinin norm olduğu yerlerde evlilik mülkiyetinin yarısı kendilerine ait olsa da kadınlar mülkiyetlerini yönetme hakkına sahip olamayabilirler. Birçok hukuk sisteminde kadınlar bireysel olarak kendi sahip oldukları mülkiyetleri yönetme hakkını saklı tutabilirler ve evlilik süresince ayrı mülkiyetler biriktirip yönetebilirler. Ancak, kadının ekonomik faaliyetleri yoluyla biriktirilen mülkiyetler evlilik idaresine ait olarak düşünülebilir ve kadın bu mülkiyeti yönetmek üzere tanınmış bir hakka sahip olmayabilir. Kadının kendi gelirine sahip olmasına rağmen durum bu şekilde olabilir.

38. Taraf Devletler, her iki çiftin de evlilik mülkiyetlerine eşit erişimlerini ve hukuki olarak bu mülkiyetleri eşit bir biçimde yönetmesini sağlamalıdır. Taraf Devletler, kadınların ayrı veya evlilik birliğine ait olmayan mülkiyetlere sahip olma, edinme, yönetme ve bunlardan faydalanma hususunda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını sağlamalıdır.

VII. İlişkinin sonlanmasıyla doğan ekonomik ve mali sonuçlar

Boşanma nedenleri ve ekonomik sonuçlar,

39. Bazı hukuki sistemler boşanma nedenleri ve boşanmanın ekonomik sonuçları arasında doğrudan bir bağlantı kurar. Kusura dayalı boşanma rejimleri kusur durumunun söz konusu olmaması durumunda mali hakları koşul olarak sunabilir. Bunlar eşlerine ilişkin mali yükümlülüklerini ortadan kaldırmak üzere kocaları tarafından suiistimal edilebilir. Birçok hukuk sisteminde kusura dayalı boşanma tefhim edilen eşlere mali destek hak olarak verilmez. Kusura dayalı boşanma, boşanmanın temeli olarak kadından erkeğe kıyasla daha büyük ihanet kanıtı istenmesi gibi kadınlar ve erkekler için farklı standartlar içerebilir. Kusura dayalı boşanmanın ekonomik çerçevesi çoğunlukla mali olarak bağımlı olan kadının dezavantajına işler.

140

40. Taraf Devletler:

Eşlerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmak üzere erkekler tarafından suiistimal edilebilecek boşlukları ortadan kaldırmak amacıyla boşanma nedenleri ve mali sonuçları birbiriyle ilişkilendiren hükümleri gözden geçirmeli;

Evlilik süresince kadın tarafından aile ekonomisinin refahına sağlanan katkıların tanzimini sağlamak üzere kusura dayalı boşanmalara ilişkin hükümleri gözden geçirmeli;

Boşanmanın temeli olarak kadından erkeğe kıyasla daha büyük ihanet kanıtı istenmesi gibi kadınlar ve erkekler için farklı standartları ortadan kaldırmalıdır.

41. Bazı hukuki rejimler eşin veya ailesinin, ödeme veya eşya olarak karşı tarafa verilen başlıklar veya evlilik oluşumunun bir unsuru olan ve boşanan kocaya eşit ekonomik gereksinimler yüklemeyen diğer ödemelerin kocaya veya ailesine geri vermesini gerektirir. Taraf Devletler, bir boşanma gerçekleştirmek üzere karı ve kocaya eşit şekilde uygulanmayan herhangi bir koşulu gidermelidir.

42. Taraf Devletler evlilik ilişkinin sonlanmasına yönelik ilkeleri ve usulleri, boşanmanın ekonomik yönlerine ilişkin ilkeler ve usullerden ayırmalıdır. Kadınların boşanmak amacıyla ekonomik haklarından feragat etmelerini önlemek amacıyla mahkeme giderleri ve avukatlık ücretlerini ödemek için gerekli koşullara sahip olmayan kadınlara ücretsiz hukuki yardım sağlanmalıdır.

Ayrılık ve boşanma nedeniyle evliliğin sonlanması

43. Evliliğin sonlanmasıyla ortaya çıkan mali sonuçlara ilişkin birçok kanun, gelenek ve uygulamalar iki kategoride sınıflandırılabilir: boşanma veya ayrılık sonrası mülkiyet dağılımı ve idaresi. Kanunların nötr olmasına bakılmaksızın bölünmeye tabi evliliğe ait mülkiyetin sınıflandırılması, mali olmayan katkıların yeteri kadar tanınmaması, kadınların mülkiyet idare kapasitesinin yetersiz görülmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı aile rollerinden dolayı mülkiyet dağılımı ve ayrılık sonrası idare rejimleri genellikle erkeklerin lehine işler. Ayrıca, ayrılık sonrası müstakil konutun ve menkulün kullanımına ilişkin kanun, gelenek ve uygulamalar kadınların ayrılık sonrası durumları üzerinde açık bir etkiye sahiptir.

141

44. Kadınların, mülkiyete sahip olma veya var olan mülkiyeti yönetmeye ilişkin kapasitelerinin yeterince tanınmamasından veya mülkiyet rejimlerinin evlilik süresince biriktirilen mülkiyetleri eşler arasında paylaşıma tabi olarak tanımamasından dolayı mülkiyet haklarını talep etmeleri engellenebilir. Eğitim ve çalışma hayatlarındaki kesintiler ve çocuk bakım sorumlulukları kadınların boşanma sorasında aileyi destekleyecek yeterli ücretli istihdama sahip olmalarını sıklıkla engeller. Bu sosyal ve ekonomik faktörler aynı zamanda şahsi mülkiyet rejimi altında yaşayan kadınların evlilik süresince kişisel mülkiyetlerini arttırmalarını da engeller.

45. İlişki ve ilişkinin sonlanmasına ilişkin ekonomik avantaj ve dezavantajlar her iki taraf açısından da işlemelidir. Eşlerin birlikte yaşamlarındaki rol ve işlevlerinin paylaşımı, eşlerden biri için zararlı ekonomik sonuçlara neden olacak şekilde sonuçlanmamalıdır.

46. Boşanma veya ayrılık üzerine Taraf Devletler, evlilik süresince edinilen bütün mülkiyetlerin paylaşımında taraflar arasında eşitliği sağlamakla yükümlüdür. Devletler, evlilik süresince sahip olunan mülklerin edinilmesinde mali olmayan katkılar dâhil doğrudan yapılmayan katkıların değerini de tanımalıdır.

47. Taraf Devletler, mülkiyet edinilmesi ve yönetilmesi için eşit resmi ve fiili hukuki kapasite sağlamalıdır. Evliliğin sonlanması üzerine mülkiyet haklarına ilişkin resmi ve maddi eşitliği sağlamak amacıyla Taraf Devletlerin şunları yapması gerekir:

 Geçim kaynağı veya geçim kaynağına ilişkin mülkiyetin ikamesini sağlamak üzere tazminat haklarının kullanımının tanınması;

 Müstakil konut kullanımının ikamesi için yeterli barınma;

 Çiftler için mevcut olan mülkiyet rejimi içerisinde eşitlik, mülkiyet rejimini seçme hakkı ve her bir rejimin sonuçlarının anlaşılması;

 Vadeli tazminat, emekli aylığı veya paylaşıma tabi evlilik mülkiyetinin bir parçası olarak hayat sigortası poliçeleri gibi evlilik süresince yapılan katkılardan doğan diğer evlilik sonrası ödemelerin mevcut değer ölçümünün içerilmesi;

142

 Hane ve aile bakımı, kaybedilen ekonomik fırsatlar, eşlerden herhangi birinin kariyer gelişimi ve ekonomik faaliyetine ve kadın veya erkeğin beşeri sermayesinin gelişmesi de dahil paylaşıma tabi evlilik mülkiyetine yapılan mali olmayan katkıların taktiri;

 Mali çıktıların eşitliğinin sağlanmasına yönelik bir metot olarak ayrılık sonrası eşlere ait ödemelerin takdiri;

48. Taraf Devletler kadınların aile içerisindeki durumlarına ve aile ilişkilerinin sonlanmasına ilişkin araştırmalar ve politika çalışmaları gerçekleştirmeli ve erişilebilir formlarda bu araştırmaların sonuçlarını yayınlamalıdır.

Ölüm sonrası mülkiyet hakları

49. Hukuk veya geleneklerle bazı Devletler, eşin ölümü üzerine ekonomik olarak onları savunmasız bırakarak dul kadınların dul erkeklerle eşitliğini göz ardı ederler. Bazı hukuk sistemleri resmi olarak dul kadınlara erkek akrabalar veya ölen kişinin destek ödemeleri yoluyla ekonomik güvelik sağlarlar. Ancak uygulamada bu yükümlülükler icra edilmeyebilir.

50. Kişisel alım ve transferi sınırlayan ve yalnızca kocanın ölümü üzerine kullanım hakkı doğuran geleneksel mülk sahipliği formları altında, eşlerin toprağı terk etmesi veya toprak üzerinde kalması için ölen eşin erkek kardeşiyle evlendirilmesi söz konusu olabilir. Çocuğun olması veya olmaması evlilik koşullarında temel faktör olabilir. Bazı Taraf Devletlerde, kadınlar ölen eşin akrabalarının geleneksel hakları talep etmesiyle kadını ve çocuğunu geleneklere göre elde tutulmayan mülkiyetler dahil evlilik süresince edinilen mülkiyetlerden yoksun bırakan ‘’mülkiyete el koyma’’ veya ‘’mülkiyeti ele geçirme’’ durumlarına maruz kalabilirler. Böyle durumlarda, dul kadın evden uzaklaştırılır ve menkullere el konur ardından dul eş ve çocukları desteklemek üzere sahip olunan doğal gelenekler göz ardı edilir.

51. İlişki boyunca eşlerin bu sistemlere yaptığı devasa ödemelerin bulunduğu Devletlerde hayatta kalma haklarına ilişkin sosyal güvenlik ödemelerinin ( emeklilik maaşı ve engelli maaşı) yanı sıra emeklilik fonları da büyük rol oynamaktadır. Sosyal güvenlik ve emeklilik maaşı sistemleri

52. Bazı Taraf Devletlerin kanunları veya uygulamaları ayrımcı kanun ve gelenekleri geçersiz kılma iradesinin kullanımını ve kadınların miras paylarını arttırma iradesini sınırlar. Taraf

143

Devletler vasiyet sahibi, varis ve mirasçılar olarak kadın ve erkeklere eşit haklar sağlayan vasiyetler gerçekleştirmeye yönelik kanunlar benimsemekle yükümlüdürler.

53. Taraf Devletler Sözleşmenin ilkeleriyle uyum sağlayan vasiyetsiz miras kanunları benimsemekle yükümlüdürler: Bu kanunlar;

 Hayatta kalan kadın ve erkeklere yönelik eşit muamele ilkesi sağlamalı;

 Emlak veya unvan haklarının kullanımına ilişkin geleneksel miras ediniminin, kadının ölen kişinin kardeşiyle veya başka bir kimseyle zorla evlendirilmesi veya evlilikten doğan çocuğun mevcut bulunmaması koşuluna bağlı olmamasını sağlamalı;

 Hayatta kalan eşin mirastan ıskat edilmesini yasaklamalı;

 “ele geçirme/el koyma’’yı yasaklamalı ve suçluları uygun şekilde cezalandırmalıdır.

54. Sözleşmeye yönelik Çekincelere ilişkin 1998 Bildirisinde Komite, çekincelerin sayısı ve doğasına ilişkin endişesini dile getirmiş ve şunların altını çizmiştir:

2. ve 16.Maddeler Komite tarafından sözleşmenin temel hükümleri olduğu düşünülmektedir. Birkaç Taraf Devletin bu maddelere yönelik çekincelerini geri çekmesine rağmen, Komite özellikle bu maddelere konulan çekincelerin sayısı ve boyutuna ilişkin endişeler taşımaktadır. (Paragraf 6).

16.Maddeye ilişkin olarak Komite özellikle şunları belirtmiştir:

Gerek geleneksel, dini veya kültürel uygulamalar gerekse uyumsuz hukuk kuralları ve politikalar Sözleşmenin ihlali için bir gerekçe olarak kabul edilemez. Komite, ulusal, geleneksel, dini veya kültürel sebepler dâhil hangi sebeple ortaya konursa konsun 16.Maddeye ilişkin çekincelerin Sözleşmeyle uyumsuz olduğunu, bu nedenle müsaade edilemeyeceğini, bu çekincelerin tekrar gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerektiğini veya geri çekilmesi gerektiğini düşünmektedir. (Paragraf 17).

55. Dini kanunlar ve uygulamalara ilişkin çekincelerle ilgili olarak Komite 1998 yılından bu yana bir bazı Taraf Devletlerin en azından aile ilişkilerinin bir takım yönlerinde eşitliği sağlamak üzere kanunlarını değiştirdiğini takdir etmektedir. Komite Taraf Devletlere çekinceleri kaldırmak

144

amacıyla iç hukuklarını uluslararası bağlayıcı belgelerden doğan taahhütlerle başarılı bir biçimde uyumlaştırmış benzer dini geçmiş ve hukuk sistemlerine sahip ülkelerin deneyimlerini göz önünde bulundurmaları tavsiyesinde bulunur.

Kadına Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi 18 Ekim 2013

Çatışmanın Önlenmesi, Çatışma ve Çatışma Sonrası Durumlarda Kadına İlişkin 30 No’lu Genel Tavsiye Kararı

I. Giriş

II. Genel Tavsiye Kararının Kapsamı

III. Sözleşmenin çatışma önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrasın durumlara uygulanması

A. Sözleşmenin bölgesel ve bölge dışına uygulanması

B. Sözleşmenin Devlet ve devlet dışı aktörlere uygulanması

C. Sözleşmenin tamamlayıcılığı ve uluslararası beşeri hukuku, mülteci ve ceza hukuku

D. Sözleşme ve Güvenlik Konseyinin kadın, barış ve güvenliğe ilişkin gündemi

IV. Sözleşme ve çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrası durumlar

A. Kadın ve çatışmanın önlenmesi

B. Çatışma ve çatışma sonrası bağlamlarda kadın

V. Sonuç

A. İzleme ve raporlama

B. Sözleşmenin onaylanması ve katılım

I. GİRİŞ

1. Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 21.Maddesini müteakiben 2010 yılı 47.oturumunda Sözleşme ve çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrası durumlara ilişkin genel tavsiye kararını benimsemiştir. Genel tavsiye kararının başlıca hedef ve amacı kadının insan haklarını

145

korumak, bu haklara saygı duymak ve kadının insan haklarının tam anlamıyla gerçekleştirilmesini sağlamak üzere Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini uyumlaştırmak amacıyla yasal, siyasi ve diğer önlemleri alma hususunda taraf Devletlere rehberlik sağlamaktır.

2. Kadın haklarının korunması, çatışma öncesinde, esnasında ve sonrasında gerçek toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılması ve kadınların farklı deneyimlerinin barış temini ve barış inşası süreçlerine tam olarak entegre edilmesi sözleşmenin önemli hedeflerindendir. Komite kendi bölgesinde konumlanmış olmasa bile Taraf Devletlerin çatışma esnasında veya acil durumlarda ayrım gözetmeksizin bölgesindeki veya etkili kontrolündeki vatandaşlarına ve vatandaşı olmayan kimselere yönelik yükümlülükleri devam ettiğini yineler. Komite çatışmanın toplumsal cinsiyetçi etkileri ve kadınların çatışma önleme çabalarının dışında tutulmasından ve bu gibi durumlarda Devletlerin Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin yeterli bilgi sağlamamasından duyduğu endişeyi defalarca dile getirmiştir.

3. Genel tavsiye kararı Sözleşmede yer alan hakları engelleyen özel şahıslar veya mevcudiyetlerin eylemleri açısından özen yükümlülüğün yerine getirilmesine ilişkin Devletlere rehberlik eder.

II. Genel tavsiye kararının kapsamı

4. Genel tavsiye kararı Sözleşmenin çatışmaların önlenmesine, uluslararası ve uluslararası olmayan silahlı çatışmalara, yabancı istilası ve diğer istila türlerine ve çatışma sonrası sürece uygulanmasını kapsar. Ek olarak tavsiye kararı insani hukuk altında mutlaka silahlı çatışma olarak sınıflandırılamayacak ve ciddi insan hakları ihlalleriyle sonuçlanan ve Komitenin özel endişe alanına giren iç karışıklıklar, süre gelen ve düşük yoğunluklu iç kargaşalar, siyasi çekişmeler, etnik ve halk şiddeti, acil durumlar ve toplu isyanların bastırılması, terörizm ve organize suçlar gibi endişe verici durumları kapsar. Bu genel tavsiye kararının amacına hizmet etmek üzere çatışma ve çatışma sonrası süreçler kadın ve kız çocuklarının insan haklarının ele alınması için zaman zaman farklı zorluk ve fırsatları kapsayabilecek şekilde bölünmektedir. Ancak Komite çatışmadan çatışma sonrasına geçişin her zaman doğrusal bir biçimde

146

gerçekleşmediğinin, sürecin çatışmanın kesilmesini ve yeniden çatışma durumuna düşülmesini içerebildiğinin altını çizer.

5. Bu gibi durumlar ülke içi yerinden edilme, vatansızlık ve ülkeye geri dönüş ile eşlik eden mülteci nüfusunun mücadeleleri gibi krizlerle yakından ilişkilidir. Bu bağlamda Komite, 28 No’lu genel tavsiye kararında Devletlerin gerek kendi bölge ve kontrol alanında gerekse kendi bölgesi dışında konumlanmış olsa bile vatandaşlarının veya vatandaşı olmayan kimselerin, ülke içi yerinden edilmiş kimselerin, mültecilerin, sığınmacıların ve vatansız kimselerin insan haklarını etkileyen bütün eylemlerinden sorumlu tutulmaya devam edilmesine ilişkin gözlemini yineler.

6. Kadılar homojen bir grup değildir ve onların çatışma deneyimleri ve çatışma sonrası ihtiyaçları farklıdır. Kadınlar yalnızca pasif seyirciler, mağdurlar veya hedefler değildir. Örgütlenmiş sivil

toplumun birer parçası olarak kadınlar tarihte ve günümüzde birer savaşçı, insan hakları savunucuları, direniş hareketi üyeleri, gerek resmi gerekse gayrı resmi barış inşası ve iyileşme sürecinde aktif ajanlar olarak rol oynamışlar ve oynamaya devam edeceklerdir. Taraf devletler, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak üzere Sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin bütün yönlerini ele almalıdırlar.

7. Kadınlara karşı ayrımcılık 28 No’lu (2010) genel tavsiye kararında değinildiği şekliyle kesişen ayrımcılık türleriyle daha da şiddetlenmektedir. Sözleşme bir yaşam döngüsü yaklaşımı yansıttığından Taraf devletlerin, çatışmadan etkilenmiş kız çocuklarının toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıktan doğan hak ve özel ihtiyaçlarını ele alması gerekmektedir.

III. Sözleşmenin çatışmanın önlenmesi, çatışma sürecine ve çatışma sonrası durumlara uygulanması

A. Sözleşmenin bölgesel ve bölge dışı uygulanması

8. Komite Taraf devletlerin gerek kendi kontrol alanındaki kimseler gerekse kendi bölgesi dışında konumlanmış kimselere uygulama yükümlülüğünün bulunması ve kendi bölgesinde bulunup

147

bulunmadığına bakılmaksızın insan haklarını etkileyen bütün eylemlerinden sorumlu olmaları nedeniyle 28 No’lu genel tavsiye kararını yineler.

9. Çatışma esnasında veya çatışma sonrası durumlarda Taraf devletler tek taraflı askeri harekat gibi şahsi veya uluslararası veya hükümetler arası örgütler ve koalisyonlar gibi uluslararası barış gücünün bir parçası olarak bölgesel veya bölge dışı bir yargılama gerçekleştirirken Sözleşmeyi, diğer uluslararası insan hakları ve insani hukuku uygulama eğilimindedirler. Sözleşme kuşatma ve örneğin Birleşmiş Milletlerin toprak idaresi gibi diğer yabancı toprakların idare türlerine; uluslararası barış ve barışı kuvvetlendirme operasyonlarının bir parçasını oluşturan ulusal şartlar; kendi toprakları dışında ordu veya paralı askerler gibi bir Devletin ajanlarınca alıkonulan kimseler; bir başka Devlette bulunan yasal veya yasadışı askeri harekatlar; çatışmanın önlenmesi ve insani yardım için, tenkis ve çatışma sonrası yeniden yapılanma için ikili veya çok taraflı donör yardımları; barış ve müzakere süreçlerine üçüncü şahıs olarak katılım; ve çatışmadan etkilenmiş ülkelerle ticaret anlaşmalarının oluşturulması dahil çok sayıda durum için geçerlilik arz etmektedir.

10. Sözleşme Taraf devletlerin kontrol alanındaki bölge dışı faaliyet gösteren iç Devlet dışı aktörlerin çalışmaları düzenlemesini gerektirir. Komite 28 No’lu genel tavsiye kararında (2010) bölge dışı faaliyet gösteren ulusal kuruluşların eylemlerini genişleten herhangi bir kamu veya özel aktör tarafından gerçekleştirilebilecek ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Sözleşmenin 2. (e) Maddesini yineler. Bu da zorunlu tahliyelere neden olan, güvenilirliğin sağlanması ve özel güvenliğin ve bölgede faaliyet gösteren diğer yüklenicilerin izlenmesini gerektiren ulusal kuruluşların çatışmadan etkilenmiş bölgelerde projelere kredi sağladığı durumları içerir.

11. Engelli kadınlara ilişkin kanun anlaşması (Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 32.Maddesi), çatışmada kız çocukları (Çocuk Hakları Sözleşmesinin 24 (4).maddesi ve Sözleşmeye ait ilk iki ihtiyari protokol), ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan ayrımcılık olmaksızın istifadede edilmesi (Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Anlaşmasının 2. (1), 11. (1), 22 ve 23.maddeleri gibi uluslararası hukukta belirtildiği şekilde Taraf devletlerin uluslararası işbirliğine ilişkin bölge dışı yükümlülüklerinin bulunduğu durumlar

148

olabilir. Bu gibi durumlarda Sözleşmenin bölge dışı uygulanması, bu Sözleşmeden doğan yükümlülükleri uygularken Sözleşmeyle uyum içerisinde olunmasını gerektirir.

12. Komite Taraf devletlere şu tavsiyede bulunur:

(a) İster kişisel veya uluslararası isterse hükümetler arası örgütler ve koalisyonların üyeleri olarak bölgesel veya bölge dışı bir yargılama yaparlarken Sözleşmenin, diğer insan hakları belgelerin ve insani hukukun geniş bir şekilde uygulanması;

(b) Bölge dışı faaliyet gösteren kendi etkili kontrollerindeki tüm iç devlet dışı aktörlerin çalışmalarının düzenlenmesi ve bu aktörlerce Sözleşmeye uyulmasının sağlanması;

(c) Yabancı kuşatması gibi durumlarda kuşatma gücü olarak bölge dışına uygulanan Sözleşme tarafından güvence altına alınan haklara saygı duyulması, bu hakların korunması ve tam anlamıyla uygulanması.

B. Sözleşmenin Devlet ve Devlet dışı aktörlere uygulanması

13. Çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrası süreçlerinde kadın hakları kişisel olarak rol oynayan Devletler (ör. Sınırlarında çatışma çıkan Devlet olarak, çatışmanın bölgesel boyutunda yer alan komşu Devlet olarak veya tek taraflı sınır ötesi askeri manevralarda bulunan Devletler olarak), uluslararası veya hükümetler arası örgütlerin üyeleri olarak rol oynayan Devletler (ör. Uluslararası barış güçleri veya barış sürecini desteklemek üzere uluslararası finansman kuruluşları yoluyla para sağlayan donörler) ve silahlı gruplar, paramiliter güçler, bir takım kuruluşlar, özel paralı askerler, organize suç grupları ve yasa dışı kanun savunucuları gibi çeşitli aktörlerden etkilenmektedir. Çatışma ve çatışma sonrası bağlamlarda Devlet kurumları zayıflatılır veya bir takım hükümet fonksiyonları diğer Hükümetler, uluslararası örgütler veya Devlet dışı gruplar tarafından yerine getirilebilir. Komite bu gibi durumlarda ilgili aktörler için Sözleşme altında eş zamanlı ve tamamlayıcı yükümlülükler dizisi olabildiğini vurgulamaktadır.

14. Devletlerin Sözleşmeden doğan yükümlülükleri aynı zamanda uluslararası hukuk altında bir aktörün eylemi veya kusurunun devlete bağlanabileceği durumlarda da Devletlerin yükümlülüğü

149

çıkabilir. Bir taraf Devlet çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrası süreçlerde uluslararası bir kuruluşun üyesi olarak rol oynadığında taraf Devlet kendi bölgesinde veya bölge dışında Sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden sorumlu olmakla beraber bu kuruluşların politika ve kararlarının Sözleşmede yer alan yükümlülüklerle uyumlu olmasını sağlamak üzere önlem alma sorumluluğuna sahiptir.

15. Komite Sözleşmenin önleme, soruşturma, kovuşturma ve Sözleşmede geçen hakları engelleyen özel şahıslar veya kimliklerin gerçekleştirdiği eylemleri tazmin etmek amacıyla özen yükümlülüğü ilkesine uygun hareket ederek Devletlerin görevleri altındaki devlet dışı aktörleri düzenlemesi gerektiğini defalarca tekrarlamıştır. 19 (1992) ve 28 No’lu (2010) genel tavsiye kararında anayasal ve yasal önlemlerin yanı sıra Komite Sözleşmenin uygulanmasını sağlamak üzere Devletlerin yeterli idari ve finansal destek sağlaması gerektiğinin de altını çizerek kadınların şiddet ve ayrımcılıktan korunmasında özen yükümlülüğüne ilişkin sorumlulukların taslağını çıkarmıştır.

16. Taraf Devletlerin devlet dışı aktörleri düzenlemesi gerektiğinin yanı sıra uluslararası insani hukuk, 1949 Cenevre Sözleşmesinin 3. Genel maddesinde ve uluslararası olmayan silahlı çatışma durumlarında mağdurların korunmasına ilişkin 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi İhtiyari Protokolünde silahlı çatışmanın tarafları olarak Devlet dışı aktörleri (örneğin isyancı gruplar ve direnişçi gruplar gibi) bağlayan ilgili yükümlülüklere yer verir. Uluslararası insani hukuk altında Devlet dışı aktörler Sözleşmeye taraf olamasalar da, özellikle silahlı bir grubun tanımlanabilir bir siyasi yapı ile bölge ve nüfus üzerinde ciddi bir kontrol uygulaması gibi belli şartlar altında Devlet dışı aktörler uluslararası insan haklarına saygı göstermek durumundadırlar. Komite, yaygın insan hakları ihlali ve ciddi insani hukuk kanunu ihlallerinin üyeler ve Devlet dışı silahlı gruplar ve özel paralı askerlerin liderleri için kişisel cezai yükümlülük gerektirebileceğinin altını çizer.

17. Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Özen yükümlülüğü ilkesinin bir parçası olarak özel kişiler veya kimliklerin eylemlerinin tazmin edilmesi;

150

(b) Teröristler, özel şahıslar veya silahlı gruplar gibi Devlet dışı aktörleri azaltmak üzere insan haklarının korunmasında her türlü desteğin reddedilmesi;

(c) Başta toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olmak üzere çatışmadan etkilenmiş alanlarda Devlet dışı aktörlerin faaliyetleriyle ilişkili insan hakları ihlallerini önlemek amacıyla Devlet dışı aktörlerle yakın ilişki kurulması; toplumsal cinsiyete dayalı şiddete özel önem atfederek artan istismar riskini değerlendirmek ve ele almak üzere ticari teşebbüslere yeterli yardım sağlanması ve etkili bir hesap verilebilirlik mekanizmasının kurulması;

(d) Devlet ve Devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ihlallerin ortaya çıkarılması ve ele alınmasını sağlamak üzere çatışma esnasında ve çatışma sırasında ihlallerin kovuşturulmasında toplumsal cinsiyete duyarlı uygulamaların (örneğin: kadın polis görevlilerinin kullanılması) kullanılması;

18. Komite silahlı gruplar gibi Devlet dışı aktörleri:

(a) Çatışma durumda ve çatışma sonrası durumlarda Sözleşmeye uygun olarak insan haklarına saygı göstermeye;

(b) İnsan haklarına ilişkin ve her türlü toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yasaklayan yasalara uymaya davet eder.

C. Sözleşmenin tamamlayıcılığı ve uluslararası beşeri hukuku, mülteci ve ceza hukuku

19. Uluslararası veya uluslararası olmayan silahlı çatışmalar gibi kriz durumlarında, kamu aciliyetleri veya yabancı istilası veya siyasi çekişme gibi diğer sorunsal durumlarda, kadın hakları Sözleşme, insani hukuk, mülteci hukuku ve ceza hukuku altında tamamlayıcı korumalardan oluşan uluslararası hukuk rejimi tarafından garanti altına alınır.

20. Uluslararası veya uluslararası olmayan silahlı çatışmaların tanım sınırına uyan durumlarda Sözleşme ve uluslararası insani hukuk kanunu aynı anda uygulanmakla birlikte sahip oldukları koruma alanları birbirinden ayrışan değil birbirini tamamlayan bir yapıya sahiptir. Uluslararası insani hukuk altında, silahlı çatışmadan etkilenen kadınlar hem kendileri hem de erkekler için geçerli olan genel korumalardan ve tecavüz, zorla fuhuş, herhangi uygunsuz bir saldırıya karşı koruma gibi belirli sınırda korumalardan; çocuk bekleyen kadınların destek hizmetlerinin dağılımında öncelikli olması ve uluslararası silahlı çatışmada kadınlara bakım sağlanması; doğrudan kadınların nezaretinde kadın ve erkeklerin farklı yerlerde gözaltına alınması ve hamile kadınlar veya bakıma muhtaç kimselere sahip kadınlar ve küçük çocukların ölüm cezasından muaf tutulması gibi korumalardan faydalanma hakkına sahiptir.

21. Uluslararası insani hukuk, ayrıca Sözleşmeyle ve diğer insan hakları kanunları ile aynı anda tatbik olan işgalci güçlere de yükümlülükler bindirir. Uluslararası insani hukuk, bir Devletin kendi sivil halkını işgal ettiği bölgenin topraklarına transfer etmesini de yasaklar. Uluslararası hukuk altında işgal altında olan kadınlar genel korumalardan ve tecavüz, zorla fuhuş, herhangi uygunsuz bir saldırıya karşı koruma; çocuk bekleyen kadınlar ve doğum için gerekli olan giysilerin gönderiminin ücretsiz geçişinin sağlanması; çocuk sahibi olacak kadınlar ve yedi yaşından küçük çocuğa sahip olan kadınlar başta olmak üzere sivil halka kalkan olabilecek güvenli ve tarafsız bölgelerin oluşturulması; doğrudan kadınların nezaretinde kadın ve erkeklerin farklı yerlerde gözaltına alınması gibi belirli korumalardan faydalanma hakkına sahiptir. Sivil kadın savaş esirleri umumi tuvalet olanaklarından faydalanması ve kadınlar tarafından aranmalıdır.

22. 1951 mültecilerin durumuna ilişkin Sözleşme ve 1967 tarihli Sözleşme Protokolü gibi ilgili uluslararası anlaşmalarda açık toplumsal cinsiyet eşitliği hükümleri yer almaması nedeniyle, Sözleşmenin kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklayan hükümleri mülteciler, yerinden edilmiş ve vatansız kadın ve kız çocukları için uluslararası yasal koruma rejimini güçlendirmekte ve tamamlamaktadır.

23. Sözleşme altında taraf Devletlerin insan ticareti, cinsel şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önleme, soruşturma ve cezalandırma yükümlülükleri, uluslararası ve karma ceza mahkemeleri ve kadın ve kız çocuklarının insan ticaretiyle köleleştirilmesi, tecavüz, seks köleliği, zorla fuhuş, zorla gebe bırakma, zorla sterilizasyon veya diğer nispi ehemmiyetteki cinsel şiddet türlerinin bir savaş suçu, insanlığa karşı işlenmiş bir suç veya bir işkence eylemi veya bir soykırım eylemi oluşturabileceğini düzenleyen Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü dâhil uluslararası ceza kanunlarınca güçlendirilmektedir. Cinsel şiddet başta olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve uluslararası ceza kanunu Sözleşmeyle ve toplumsal cinsiyet bakımından ciddi ayrım gözetilmeksizin uluslararası geçerliğe sahip insan hakları belgeleri ile tutarlı olarak yorumlanmalıdır.

24. Komite taraf Devletlere:

(a) Sözleşme altındaki yükümlülüklerini uygularken kadın ve kız çocukları için uluslararası insani hukuk, mülteci hukuku ve ceza hukukundan kaynaklanan tamamlayıcı korumalara gerekli özeni gösterme tavsiyesinde bulunur.

D. Sözleşme ve Güvenlik Konseyinin kadın, barış ve güvenlik gündemi

25. Komite Güvenlik Kurulunun özellikle 1325 (2000), 1820 (2008), 1888 (2009), 1889 (2009), 1960 (2010) ve 2106 (2013) No’lu çeşitli tematik karar tasarıları ve çatışma ve çatışma sonrası bağlamlarda HIV ve AIDS’in kadınlar üzerindeki etkisine ilişkin belirlin bir yönlendirme sağlayan 1983 (2011) No’lu karar tasarısının kadınlara ilişkin destek, barış ve güvenliğin sağlanması için önemli siyasi çerçeveler olduğunun farkındadır.

26. Bu karar tasarılarında yer alan endişe alanları Sözleşmenin somut hükümlerinde ifade bulduğundan, bunların uygulanması elle tutulur bir eşitlik modeli üzerinde inşa olmalı ve Sözleşmede geçen bütün hakları kapsamalıdır. Komite Güvenlik Konseyinin kadın, barış ve güvenlik gündeminin Sözleşmenin ve Sözleşmeye ilişkin İhtiyari Protokolün uygulanmasına ilişkin daha geniş bir çerçeveye oturtan somut ve bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu yineler.

27. Sözleşme madde 18’e istinaden çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası durumlar dahil Taraf Devletlerin Sözleşme hükümlerinin uygulanması için benimsedikleri tedbirlere ilişkin raporlama yapmalarını gerektiren bir raporlama süreci içerir. Güvenlik Konseyinin taahhütlerinin uygulanmasına ilişkin bilgi sunmak üzere raporlama prosedürünün kullanılması Sözleşme ve Konseyin gündemini güçlendirir ve sonuç olarak da toplumsal cinsiyet eşitliğini genişletir, güçlendirir ve işlevsel hale getirir.

153

28. Komite taraf Devletlere su tavsiyelerde bulunur:

(a) Güvenlik Konseyinin 1325 (2000) No’lu karar tasarısını ve müteakip diğer karar tasarılarını uygulamak üzere oluşturulan ulusal eylem planları ve stratejilerinin Sözleşme ile uyumluluğu sağlanması ve bunların uygulanması için yeterli bütçe ayırılmalıdır;

(b) Güvenlik Konseyi taahhütlerinin uygulanmasının gerçek toplumsal cinsiyet eşitliği modelini yansıttığının temin edilmesi ve çatışma ve çatışma sonrası bağlamların Sözleşmede yer alan tüm haklar ve cinsel şiddet dahil çatışmaya bağlı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet üzerindeki etkinin göz önünde bulundurulması;

(c) Çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma çözümü ve çatışma sonrası yeniden yapılanma dahil olmak üzere tüm çatışma süreçlerinin tam olarak ortaya konmasına ilişkin Sözleşme hükümlerine geçerlilik kazandırmak amacıyla Birleşmiş Milletler ağları, departmanları, kuruluşları, fon ve programlarla işbirliğinin kurulması;

(d) Güvenlik Konseyinin kadın, barış ve güvenlik gündeminin uygulanması alanında faaliyet gösteren sivil toplum ve hükümet dışı örgütlerle işbirliğinin arttırılması;

IV. Sözleşme ve çatışmanın önlenmesi, çatışma ve çatışma sonrası durumlar

A. Kadın ve çatışmanın önlenmesi

29. Sözleşmeden doğan yükümlülükler taraf Devletlerin, çatışmanın ve her tür şiddetin önlenmesine odaklanmalarını gerektirir. Bu tarz bir çatışma önleme ise açık kaynak bilgi toplamak ve analiz etmek için erken uyarı sistemlerini, önleyici diplomasi ve ara buluculuk ve çatışmanın kökeninde yatan sebepleri bulmaya ilişkin önleme çabalarını içerir. Çatışmanın önlenmesi ayrıca ciddi toplumsal cinsiyete dayalı şiddet eylemlerinin işlenmesini veya bu eylemleri kolaylaştırmak üzere kullanımlarını engellemek üzere silah ticaretinin ciddi anlamda ve etkili şekilde düzenlenmesini, küçük silahlar dahil mevcut ve zaman zaman yasadışı olan konvansiyonel silahların sirkülasyonu üzerinde doğru denetimin sağlanmasını içerir. Artan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık ve çatışma tezahürü arasında bir bağlantı vardır.

154

Örneğin cinsel şiddet olaylarında meydana gelen hızlı yükselmeler çatışmanın erken bir uyarısı olabilir. Benzer şekilde, toplumsal cinsiyete dayalı ihlalleri ortadan kaldırmak üzere gösterilen çabalar da uzun vadede çatışmanın önlenmesi, tırmanması ve çatışma sonrası süreçlerde şiddetin tekrarlanmasına katkı sağlayabilir.

30. Çatışmanın önlenmesine ilişkin çabalara rağmen kadın hakları için çatışmanın önlenmesinin önemi, çatışmanın ön görülmesi bakımından konuyla ilgili olmaması nedeniyle kadınların deneyimlerini kapsam dışında tutmaktadır ve kadınların çatışma önleme süreçlerine katılımı düşüktür. Komite daha önce de kadınların önleyici diplomasiye ilişkin faaliyet gösteren kurumlara ve askeri giderler ve nükleer silahsızlanma gibi küresel konulara ilişkin düşük katılımının altını çizmiştir. Sözleşmenin gerisinde kalmanın yanı sıra bu şekilde toplumsal cinsiyete duyarsız bir çatışma önleme önlemleri çatışmayı yeterli olarak ön göremez ve önleyemez. Taraf Devletler ancak kadın paydaşları dâhil ederek ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir çatışma analizi kullanarak uygun müdahalelerde bulunabilirler.

31. Sözleşme önleme politikalarının ayrımcılık gözetmeyen politikalar olmasını, çatışmayı önlemek veya azaltmak için gerek gönüllü olarak gerekse farkında olmadan ortaya konan çabaların kadınlara zarar vermemesini, eşitsizlik yaratmaması veya var olan eşitsizliği güçlendirmemesini gerektirir. Merkezi hükümetler veya yerel barış sürecindeki üçüncü taraf Devletlerce yapılan müdahaleler kadınların yerel düzeyde liderlik ve barışı koruma rollerini küçümsemek yerine bunlara saygı duymalıdır.

32. Komite yasal ticaret amacından saptırılmış silahlar dahil olmak üzere konvansiyonel silahların, çatışmaya bağlı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurları ve aynı zamanda direniş hareketlerinde protestocu veya aktörler olarak kadınların üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak bir etkiye sahip olduğunun altını çizmiştir.

33. Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınların resmi ve gayrı resmi çatışma önleme çabalarının güçlendirilmesi ve bu çabaların desteklenmesi;

155

(b) Kadınların ulusal bölgesel ve uluslararası kuruluşlara, gayrı resmi, yerel ve toplum tabanlı süreçlere önleyici diplomasi göreviyle eşit olarak katılımın sağlanması;

(c) Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve diğer kadın hakları ihlallerinin tırmanmasını engellemek üzere erken uyarı sistemlerinin kurulması ve toplumsal cinsiyete özgü güvenlik tedbirlerinin benimsenmesi;

(d) Erken uyarı sistem yönetim çerçevelerinde toplumsal cinsiyet göstergeleri ve ölçütlerinin yer almasının sağlanması;

(e) Silah Ticareti Anlaşmasının (2013) onaylanması ve uygulanması yoluyla başta küçük ve yasadışı silahlar olmak üzere uluslararası silah transferlerinin toplumsal cinsiyet etkisinin ele alınması.

B. Çatışma ve çatışma sonrası bağlamlarda kadın

1. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet (madde 1-3 ve 5 (a))

34. Kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddet Sözleşme tarafından yasaklanmış bir şiddet türü ve insan hakkı ihlalidir. Çatışmalar kadınlar için Devlet ve Devlet dışı aktörlerce işlenen çeşitli toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskini yükselterek var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini daha da şiddetlendirmektedir. Çatışmaya bağlı şiddet evde, gözaltı koşullarında ve yerinden edilmiş kadınlar ve mülteciler için kurulmuş kamplarda kısacası her yerde ve su ve odun toplama, okula veya işe gitme gibi herhangi günlük bir faaliyeti yerine getirirken yani herhangi bir zaman diliminde meydana gelir. Birden çok çatışmaya bağlı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet faili bulunmakta beraber bu failler arasında devlet silahlı kuvvetleri, paramiliter gruplar, Devlet dışı silahlı gruplar, barış koruma personelleri ve siviller yer alabilirler. Silahlı çatışmanın niteliğine, karakterine, süresine ve çatışma içerisinde yer alan aktörlere bakılmaksızın kadın ve kız çocukları keyfi katliam, işkence, sakatlama, cinsel şiddet, zorla evlilik, fuhuş, zorla hamile bırakma, gebeliğin zorla sonlandırılması ve sterilizasyon gibi birçok şiddet ve istismar türünün hedefi ve bu eylemlerin mağduru haline gelmektedirler.

156

35. Silahlı çatışmadan sivil halk olumsuz anlamda etkilenirken kadın ve kız çocuklarının “savaş taktiği olarak aşağılanma, üzerinde üstünlük kurulma, korku salınma, toplumun veya bir etnik grubun sivil üyelerini zorla dağıtma ve/veya yer değiştirme” dahil olmak üzere artan cinsel şiddet eylemlerinin hedefi haline geldiği gerçeği ve savaş durumu sonlandıktan sonra bile bu cinsel şiddet türü varlığını ısrarla sürer (Güvenlik Konseyi karar tasarısı 1820 (2008)). Bağlamlarda şiddet resmi bir ateş kes ile veya barış anlaşmalarıyla sona ermez ve sıklıkla savaş sonrası ortamlarda şiddet artar. Komite Devletin daha fazla şiddet savunucusu olmayabileceği anlamına gelen başta cinsel şiddet olmak üzere şiddet değişim tür ve sahnelerinin çatışma sonrası ortamlarda daha da arttığını doğrulayan raporları kabul eder. Toplumsal cinsiyete dayalı her tür şiddetin önlenmesi, soruşturulması ve kovuşturulmasında meydana gelebilecek başarısızlıkların yanı sıra etkisiz silahsızlanma, tasfiye ve entegrasyon süreçleri çatışma sonrası dönemlerde kadınlara yönelik şiddete neden olabilir.

36. Ülkesinde yerinden edilmiş ve mülteci kadınlar, kadın hakları savunucuları, farklı sınıf, etnik, ulusal veya dini kökene ait kadınlar, azınlıklar ve toplumlarının sembolik temsilcileri olarak saldırılan kimlikler, dul kadınlar ve engelli kadınlar gibi belli grup kadın ve kız çocukları çatışma süresince veya çatışma sonrasında başta cinsel şiddet olmak üzere belli bir şiddet riski altında yer almaktadır.

37. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınların siyasi yaşam ve kamusal hayata eşit ve anlamlı katılımlarını engelleyen Devlet ve Devlet dışı aktörler tarafından kadın hakları savunucularına yönelik gerçekleştirilen saldırılar gibi daha çok insan hakları ihlallerine neden olmaktadır. Çatışmaya bağlı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yaralanmalar ve sakatlık, artan HIV riski ve cinsel şiddetten kaynaklanan istenmeyen gebelik riski gibi birçok fiziki ve psikolojik sonuçlarla sonuçlanmaktadır. HIV virüsünün bir savaş silahı olarak tecavüz yoluyla kasti bulaştırılması örneğinde olduğu gibi toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve HIV arasında çok güçlü bir çağrışım vardır.

38. Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

157

(a) Mevzuat, politikalar ve protokoller yoluyla Devlet ve Devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen her türlü şiddetin yasaklanması;

(b) Başta Devlet ve Devlet dışı aktörlerce işlenen cinsel şiddet olmak üzere her tür toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi, soruşturulması ve cezalandırılması; sıfır tolerans ilkesinin uygulanması;

(c) Kadın ve kız çocuklarının adalete erişimlerinin sağlanması; cinsel şiddet ve toplumsal cinsiyete şiddetin ele alınmasına yönelik toplumsal cinsiyete duyarlı soruşturma prosedürlerinin benimsenmesi; toplumsal cinsiyete duyarlı eğitimlerin gerçekleştirilmesi, polis, asker ve arabulucular için mesleki ahlak kuralları ve protokollerin benimsenmesi; bağımsızlıklarının, tarafsızlıklarının ve bütünlüklerinin sağlanması için geçişsel adalet mekanizmaları bağlamında olmak üzere adli yargı sisteminin kapasitesinin geliştirilmesi;

(d) Farklı atmosferlerde ve farklı kategorideki kadın gruplarına yönelik gerçekleştirilen cinsel şiddet başta olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakalarına ve bu vakaların yaygınlığına ilişkin veri toplama ve bu veri toplama metotlarının standartlaştırılması;

(e) Cinsel şiddet başta olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarının kapsamlı tıbbi müdahale, ruh sağlığı ve fiziksel desteğe erişimlerinin sağlanması için yeterli kaynağın ayrılması ve etkili önlemlerin benimsenmesi;

(f) Cinsel şiddet mağdurları için tıbbi, hukuki ve psikolojik hizmetler sunan ilk adım atölyeleri, acil yardımları ekonomik ve sosyal güçlenmeyle ve seyyar kliniklerle ilişkilendirilen çok amaçlı toplum merkezleri dahil toplumsal cinsiyete dayalı şiddet hizmet sağlayıcıları ile ilişkilendirmek üzere standart işlevsel prosedürler ve başvuru yollarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması;

(g) Teknik uzmanlığa yatırım yapılması cinsel şiddetin üreme sağlığı üzerindeki etkileri de dahil şiddete maruz kalan kadın ve kız çocuklarının özel ihtiyaçları ele almak üzere kaynak ayrılması;

158

(h) Ulusal müdahalelerin önleme ve müdahaleyi toplumsal cinsiyet ve HIV ile ilişkilendiren ve aynı eksene yerleştiren özel müdahaleler içermesinin sağlanması;

2. İnsan ticareti (mad. 6)

39. Siyasi, ekonomik ve sosyal yapıların çökmesi, yüksek şiddet düzeyleri ve artan militarizm nedeniyle kadın ve kız çocuklarına karşı ayrımcılık oluşturan kadın ve kız çocukları ticareti çatışma süresince ve çatışma sonrasında daha da şiddetli hale gelmektedir. Çatışma ve çatışma sonrası durumlar kadınların cinsel, ekonomik ve askeri sömürüsüne ilişkin belli savaşa bağlı talep yapıları geliştirir. Çatışmadan etkilenen bölgeler bölgeye, belli başlı ekonomik ve siyasi bağlamlara ve içinde yer alan Devlet ve Devlet dışı aktörlere göre değişiklik gösteren ticaret türleriyle kadın ve kız çocuklarının ticaretinin çıkış noktası, transit veya varış noktası olabilir. Özellikle yerinden edilmiş kimseler ve mülteciler için kurulmuş kamplarda yaşayan veya bu kamplardan ayrılan veya geçim kaynağı arayan kadın ve kız çocukları insan ticareti riski altındadırlar.

40. İnsan ticareti aynı zamanda üçüncü taraf ülkelerin kısıtlama, sınır dışı ve tevkif gibi önlemler yoluyla çatışmadan etkilenen yerlerden gelecek insan akımını kısıtlamak üzere yollar aradığında da meydana gelebilmektedir. Çatışmadan etkilenen bölgeden kaçan kadın ve kız çocukları için olanakları sınırlayan kısıtlayıcı, cinsiyete özgü ve ayrımcı göç politikaları sömürü ve insan ticaretine karşı kadın ve kız çocuklarının savunmasızlığını arttırabilir.

41. Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) İster kamu yetkililerince isterse özel aktörlerce işlenmiş olsun yargılama yetkisi altında meydana gelen insan ticareti ve ilgili insan hakları ihlallerinin önlenmesi, kovuşturulması ve cezalandırılması; yerinden edilmiş kimseler ve mülteciler dahil kadın ve kız çocukları için özel koruma önlemlerinin benimsenmesi;

159

(b) İnsan ticareti, cinsel sömürü ve istismara ilişkin ve aynı zamanda ulusal birlikleri, barış güçlerini, sınır polisini, göç yetkililerini ve insani aktörleri de ele alan uluslararası insan hakları standartlarına dayalı sıfır tolerans ilkesinin benimsenmesi ve yukarıda sıralanan ilgili yetkililere savunmasız kadın ve kız çocuklarının nasıl belirlenebileceği ve korunacağına ilişkin toplumsal cinsiyete duyarlı eğitimlerin verilmesi;

(c) Çatışmadan etkilenen bölgelerden gelen kadın ve kız çocuklarının insan ticaretine maruz kalmalarını önleyecek kapsamlı toplumsal cinsiyete duyarlı ve hak temelli göç politikalarının benimsenmesi;

(d) İnsan ticareti mağduru kadın ve kız çocuklarının haklarını korumak üzere ikili, bölgesel veya diğer işbirliklerinin benimsenmesi ve faillerin kovuşturulmasının hızlandırılması.

3. Katılım (mad. 7-8)

42. Çatışma süresince kadınlar aile reisi, uzlaştırıcı, siyasi lider ve mücadeleciler olarak liderlik rolleri alırken Komite, çatışma sonrası dönemlerde, geçiş ve iyileşme dönemlerinde kadınların susturulduğu ve marjinalleştirildiğine ilişkin endişesini defalarca dile getirmiştir. Komite kadınların gerek ulusal, gerek bölgesel gerekse uluslararası düzeylerde uluslararası müzakerelerde, önleyici diplomasinin her düzeyinde, arabuluculuk, insani yardım ve sosyal uzlaştırma süreçlerinde ve ceza adaleti sistemlerinde yer almasının bir fark yaratabileceğini doğrular. Ulusal düzeyde kadınların hükümetin farklı düzeylerine eşit, anlamlı ve etkin katılımları, devlet sektöründeki liderlik pozisyonlarına atanmaları ve aktif üyeler olarak sivil topluma katılabilmeleri sağlam demokrasi, barış ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğu bir toplum yaratmak için gereklidir.

43. Çatışma sonrası süreç taraf Devletlere ülkelerinde siyasi ve kamu yaşamında kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere yasal önlemler ve politika önlemleri oluşturmak ve kadınların yeni çatışma sonrası yönetişim yapılarına eşit katılım fırsatları sağlamak üzere stratejik bir olanak sunabilir. Ancak birçok durumda ve savaşın resmi olarak sonlandırılması sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadınların karar alma süreçlerine katılımlarının sağlanması bir

160

öncelik olarak görülmez ve istikrar hedefleriyle bağdaşmayan bir biçimde kenara atılır. Kadınların resmi barış, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve sosyo-ekonomik kalkınma süreçlerine tam katılımları, kadınları karar almanın tüm yönlerinden mahrum bırakan geleneksel olarak Devlet ve Devlet dışı grupların erkek liderliğinde yansıma bulan kemikleşmiş kalıp yargılar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kadınlara yönelik diğer ayrımcılık türleri nedeniyle çoğunlukla gerçekleştirilemez.

44. Taraf Devletlerin kadınların siyasi hayat ve kamu hayatında (mad. 7) ve uluslararası düzeyde (mad.8) eşit temsilinin edilmesini sağlama yükümlülükleri madde 4 altında (1) geçici özel önlemler de dahil toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve eşitsizliğinin daha geniş bir kapsamda ele alınmasının yanı sıra seferberlik, güvenlik, fon toplama, kampanya yürütme ve teknik becerilere ilişkin çatışmaya bağlı ek kısıtlamalarla bağdaştırılan kadınların eşit katılımlarının önündeki özel ve çeşitli engellerin ortadan kaldırılmasına ilişkin önlemlerin alınmasını gerektirir.

45. Bu yükümlülüklerin uygulanması, başta kendi topraklarında savaş durumu meydana gelmiş Devletler olmak üzere kendi kurumlarında kadınların temsil edilmesini sağlamaları ve yerel kadınların barış süreçlerine katılmalarını desteklemelerini gerektiren barış inşası sürecinde yer alan taraf Devletler için geçerlidir. 1325 (2000) No’lu kadın barış ve güvenlik konulu Güvenlik Konseyi karar tasarısı ile bağlantılı olarak bu yükümlülüklerin uygulanması, kadınların önleme, yönetme ve çatışmaların çözümüne ilişkin süreçlere anlamlı katılımlarını sağlar.

46. Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Yasal, icrai, idari ve diğer düzenleyici belgelerin kadınların önleme, yönetme ve çatışmaların çözümüne ilişkin süreçlere katılımlarını kısıtlamamasının sağlanması;

(b) Kadınların silahlı kuvvetlerde, polis kuvvetlerinde, adalet kurumlarında ve çatışma süresince işlenen suçlarla ilgilenen geçici adalet mekanizmalarında ( adli ve adli olmayan) ve ulusal kurum ve mekanizmaların tüm karar alma düzeylerinde eşit temsilinin sağlanması;

161

(c) Kadın konularında çalışan kadın ve sivil toplum örgütleri ve sivil toplum temsilcilerinin bütün barış müzakerelerinde, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve inşa sürecinde yer almasının yer almalarının sağlanması;

(d) Çatışma sonrası siyasi süreçlere etkin katılımlarını sağlamak üzere kadınlara liderlik eğitiminin verilmesi.

47. Komite, çatışma çözüm süreçlerine bireysel veya uluslararası kuruluşların üyesi olarak katılan üçüncü taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Üst düzey aşamalar da dahil kadınların uzlaşma ve arabuluculuk çalışmalarına dahil edilmesi;

(b) Kadınların etkin katılımlarının sağlanması için çatışmadan çıkan ülkelere çatışma sonrası süreçlere ilişkin teknik yardım sağlanması.

4. Eğitim, istihdam ve sağlık imkânlarına erişim ve kırsal kesimde yaşayan kadınlar (madde 10-12, 14)

48. Devletin kamu ve hizmet tedarik altyapısında görülen topyekûn bozulma, silahlı çatışmadan kaynaklanan önemli ve doğrudan sonuçlardan biri olup, nüfusa temel hizmet tedarikinde eksikliklere yol açmaktadır. Bu gibi durumlarda, en ön saflarda acı çeken, sosyoekonomik sonuçları göğüsleyen kadınlar ve kız çocukları olmaktadır. Çatışmanın etkisinde kalan bölgelerde, okullar emniyetsizlik dolayısıyla kapatılmakta, devlete ait olan veya olmayan silahlı gruplarca ele geçirilmekte; her halükarda kız çocuklarının okullara erişimi engellenmektedir. Kız çocuklarının eğitime erişimlerini engelleyen diğer faktörler arasında ise; hükümet harici aktörlerin kız çocuklarını ve öğretmenlerini hedef alan saldırıları ve onlara yönelik tehditler ile üstlenmek zorunda kaldıkları ekstra bakım ve ev içi sorumlulukları yer almaktadır.

49. Aynı şekilde, ailenin bekası büyük ölçüde kadınlara bağlı olduğu için, kadınlar alternatif geçim kaynakları bulmak zorunda kalmaktadır. Çatışma zamanlarında bile kadınlar, kayıtlı

162

istihdam sektöründe daha önce erkeklerin üstlendiği sorumlulukları üstlenebilmekte; çatışma sonrası ortamda kadınların kayıtlı istihdamda edindikleri bu işleri kaybederek ev işlerine veya kayıt dışı istihdama dönmeleri de olağan dışı olmamaktadır. Çatışma sonrası ortamda, sürdürülebilir bir savaş sonrası ekonomisinin inşasında istihdam yaratılması en öncelikli konuyken; kayıtlı istihdam yaratma girişimleri, ekonomide terhis olan erkeklere yönelik fırsatlar yaratmaya odaklanarak kadınları ihmal etme eğilimi göstermektedir. Çatışma sonrası yeniden yapılanma programlarının, ekonomik faaliyetlerin çoğunun gerçekleştiği, ekonominin kayıt dışı ve üretken alanlarında kadınların katkısına değer ve destek verir nitelikte olması şarttır.

50. Çatışmadan etkilenen bölgelerde, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri dahil olmak üzere sağlık hizmetleri gibi temel hizmetlere erişim; altyapının yetersizliği, profesyonel tıbbi bakım çalışanlarının, temel ilaç ve sağlık gereçlerinin eksikliği dolayısıyla kesintiye uğramaktadır. Bu nedenle, kadınlar ve kız çocukları için çatışmayla ilişkili cinsel şiddetin bir sonucu olarak istenmeyen gebelik, ciddi cinsel ve üreme sistemi yaralanmaları ve HIV ve AIDS gibi cinsel yollarla bulaşan hastalıklara yakalanma riski daha büyüktür. Sağlık sisteminin bozulması veya tahrip edilmesi; kadınların hareket kabiliyetine ve dolaşım özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar da hesaba katıldığında, 12.Maddenin (l) bendinde güvence altına alınan kadının sağlık hizmetine erişimini daha da kısıtlamaktadır. Güç dengesizlikleri ve sakıncalı toplumsal cinsiyet normları, kadınları ve kız çocuklarını HIV virüsüne karşı daha savunmasız bırakmakta ve bu etkenler çatışma ve çatışma sonrası ortamlarda daha belirgin bir hal almaktadır. HIV’le ilgili ayıplama ve ayrımcılık da topluma nüfuz etmiştir ve bilhassa toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle ilişkili olarak damgalama eğilimi ile bir arada düşünüldüğünde; hastalığın önlenmesi, tedavisi, bakım ve destek hizmetlerini derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

51. Kırsalda yaşayan kadınlar, sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetlerin yetersizliği ile toprağa ve doğal kaynaklara erişimin eşitsizliğinden sıklıkla orantısız bir şekilde etkilenmektedirler. Benzer şekilde, hizmetlerin çökmesi, bu çöküşten kaynaklanan gıda güvensizliği, barınma koşullarının yetersizliği, mülk mahrumiyeti ve suya erişimin olmaması dolayısıyla sıklıkla daha da kötüye giden çatışma ortamlarındaki durumları da kadınların istihdamı ve yeniden entegrasyonlarına ilişkin birtakım sıkıntılar yaratmaktadır. Dul, engelli ve yaşlı kadınlar, aileden yardım almayan bekâr kadınlar ve kadın reisli hane halkları dezavantajlı konumları dolayısıyla, artan ekonomik

163

sıkıntılar karşısında daha savunmasızdırlar ve sıklıkla işsizlikle yüz yüze gelmekte ve ekonomilerini destekleyecek araç ve fırsatlardan mahrum kalmaktadırlar.

52. Komite,

(a) Çatışma etkisiyle erken yaşlarda okulu terk eden kız çocuklarının mümkün olan en kısa zamanda okullara/üniversitelere geri dönebilmelerini sağlamak üzere programlar geliştirmeleri; okul altyapısının hızla onarımını ve yeniden inşasını sağlamaları; kız çocuklarına ve öğretmenlerine yönelik saldırı ve tehditlerin önüne geçmeleri ve bu tür şiddet eylemlerinin faillerini bir an önce tetkik etmeleri, yargılamaları ve cezalandırmaları;

(b) Ekonomik iyileşme stratejilerinin sürdürülebilir bir çatışma sonrası ekonomisinin inşasının bir ön koşulu olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemesini ve bu stratejilerin hem kayıtlı hem de kayıt dışı istihdamda çalışan kadınları hedeflemesini sağlamaları; başta kırsal kesimde yaşayan kadınlar ve diğer dezavantajlı kadın grupları olmak üzere kadınların ekonomik güçlenmesine yönelik fırsatları takviye edecek özel girişimler geliştirmeleri; kadınların söz konusu strateji ve programların geliştirilmesi ve bunların izlenmesi süreçlerinde yer almalarını sağlamaları ve kadınların bu programlara eşit katılımlarının önündeki tüm engellerin ciddiyetle üzerine gitmeleri;

(c) Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili haklar konusunda bilgi edinme; psiko-sosyal destek, acil kontrasepsiyon dahil aile planlaması hizmetleri, doğum öncesi bakım dahil ana sağlığı hizmetleri, uzman doğum hizmetleri, hastalığın vertikal geçişinin önlenmesi ve acil obstetrik bakım; güvenli kürtaj hizmetleri; kürtaj sonrası bakım; temas sonrası profilaksi dahil olmak üzere HIV/AIDS ile cinsel yollarla bulaşan diğer hastalıkların önlenmesi ve tedavisi ve cinsel şiddetten kaynaklanan fistül gibi yaraların, doğumda oluşan komplikasyonların veya diğer cinsel sağlık komplikasyonlarının tedavisine yönelik bakıma erişimi de kapsamasını sağlamaları;

(d) HIV virüsüne karşı bilhassa savunmasız olan kadınların ve kız çocuklarının, hastalığın önlenmesi, tedavisi, bakım ve destek imkânları dâhil temel sağlık hizmetlerine ve bilgiye erişimlerinin sağlanması;

164

(e) Eğitim, istihdam ve sağlık alanlarındaki girişimlerin birbirini tekrar etmesini önleyecek ve ücra ve kırsal kesimlerde yaşayanların da aralarında bulunduğu dezavantajlı nüfus çevrelerine ulaşacak kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamak üzere, insani çevreler ile kalkınma çevrelerinden paydaşlarla yürütülen tüm faaliyetlerin eşgüdümünü sağlamaları yönünde Taraf Devletlere tavsiyede bulunur.

5. Yerinden edilme, mülteciler ve sığınmacılar (madde 1-3 ve 15)

53. Komite, Sözleşme’nin yerinden edilme döngüsün her evresinde işlediğini ve zorla yerinden edilme ve tabiiyetsizlik durumlarında kadınların sıklıkla erkeklerden daha farklı etkilendiklerini ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetin söz konusu olduğunu daha önce de belirtmiştir. Ülke içerisinde veya dışında yerinden edilme olgusunun söz konusu döngünün her evresinde görülebilen özel toplumsal cinsiyet boyutları bulunmaktadır; çatışma etkisinde kalan bölgelere seyahat, yerleşme ve buralardan dönüş esnasında, kadınlar ve kız çocukları zorla yerinden edilmeye karşı bilhassa savunmasızdırlar. Ayrıca, kamp yerlerinde ve kamp dışında yaşadıklarının yanı sıra seyahat ve yerinden edilme safhalarında çoğu kez, cinsel şiddet, insan ticareti ve kız çocuklarının silahlı güçlere ve isyancı gruplara kaydedilmesi riskleri dahil ciddi insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

54. Yerlerinden edilen kadınlar, eğitim imkânlarına, gelir getirici kaynaklara ve beceri geliştirmeye yönelik eğitim faaliyetlerine eşit erişememeleri, üreme sağlığı hizmetlerinin yetersizliği, karar alma süreçlerinden soyutlanmaları ve tüm bunların erkek egemen liderlik yapılarının etkisiyle daha vahim bir hal almasının yanı sıra, kamplarda ve kamplar dışında yerleşim ve altyapı koşullarının kötü olması dolayısıyla çatışma ortamları ile çatışma sonrasını yaşayan ortamlarda risk altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu vahim yoksulluk ve eşitsizlik hali, kadınları para, kalacak yer, yiyecek veya diğer ihtiyaç malzemeleri karşılığında sekse sevk edebilmektedir. Keza bu durum, onları HIV virüsü ve cinsel yollarla bulaşan diğer hastalıkların yanı sıra sömürü ve şiddete açık hale getirmektedir.

165

55. Mültecilik sürecinde deneyimledikleri bakımından, mülteci kadınların aynı konumdaki erkeklerden farklı ve ekstra ihtiyaçları olmaktadır. Mülteci kadınlar, ülkelerinde yerlerinden edilmiş kadınlara benzer yardım ve koruma kaygıları taşırlar; dolayısıyla benzer toplumsal cinsiyete duyarlı açılımlar bu kadınların ihtiyaçlarına hitap etmektedir. Komite, bu grupların kendi içinde farklılaştıklarının yanı sıra karşılaşabilecekleri özel sorunların ve kendi hikâyeleri (ülke içinde veya dışına yerinden edilme) bağlamında yasal, sosyal ve diğer boyutların, aldıkları uluslararası yardımın ve ihtiyaçlarını hedef alan müdahalelere duydukları gereksinimin çeşitlilik arz ettiğini kabul eder.

56. Çatışma nedeniyle yerinden edilmenin ardından kalıcı çözüm bulunması arayışlarında, ya karar alma aşamasında başka bir aile ferdine tabi veya kadının söz hakkının ötekileştirildiği bir topluluğa mensup oldukları; ya da kadınların vareste tutulduğu çatışma sonrası süreçlerinin bir parçası olarak kalıcı çözümler üretildiği için yerlerinden edilmiş kadınlara ilişkin bir bakış açısına sıklıkla yer verilmemektedir. Bununla beraber anlatıları, büyük ölçüde erkek bakış açısından ifade edilegelmiş geleneksel zülüm algısına uymayabildiği için; çatışma etkisi altında kalan bölgelerden gelen kadın sığınmacıların sığınma talepleri, toplumsal cinsiyet temelli engellerle karşılaşabilmektedir.

57. Komite,

(a) Seyahat, yer değiştirme süreçleri ile kalıcı çözüm arayışlarında, temel hizmetlere erişim dâhil yerlerinden edilen kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının korunmasının yanı sıra, zorla yerlerinden edilmelerine karşı koruma sağlamak üzere gerekli önleyici tedbirleri almaları;

(b) Engelli kadınlar, yaşlı kadınlar, kız çocukları, hane halkını yöneten kadınlar, hamileler, HIV/AIDS ile yaşayan kadınlar, kırsalda yaşayan kadınlar, yerli kadınlar ile etnik, ulusal, cinsel veya dini azınlıklara mensup kadınlar ve insan hakları savunucuları dâhil olmak üzere birden çok ve kesişen ayrımcılık türlerine maruz kalmış farklı kesimlerden yerlerinden edilmiş ve mülteci kadın gruplarını bekleyen belirli risklere ve bunların özel ihtiyaçlarına hitap etmeleri;

166

(c) Ülke içinde yerinden edilmiş kadınlar ile mülteci kadınların ve kız çocuklarının yardım programlarının ve kamp yönetiminin planlanması ve icrasıyla ilgili tüm hususlar, kalıcı çözümlerin belirlenmesi ilgili alınacak kararlar ve çatışma sonrası süreçlerle ilgili tüm icraatlar dâhil bütün karar alma süreçlerinde anlamlı roller üstlenmelerini ve bu süreçlere katılımlarını sağlamaları;

(d) Ülke içinde yerinden edilmiş kadınlar ile mülteci kadınların ve kız çocuklarının zorla ve erken evlilikleri de kapsayarak toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı güvence altına alınması dâhil yollarla korunmalarını ve desteklenmelerini sağlamaları; hizmetlere ve sağlık imkânlarına eşit erişimlerini ve kendi özel ihtiyaçlarını da dikkate alan yardım programlarının geliştirilmesi ve uygulanmasının yanı sıra, erzak dağıtımına tam katılımlarını sağlamaları; özellikle toprağa dayalı bir yaşam sürdüren yerli, kırsalda yaşayan ve azınlık mensubu kadınların yerlerinden edilmesine karşı koruma sağlamaları ve de eğitim, gelir üretme ve beceri geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesini sağlamaları;

(e) Yer değişiminin yaşandığı ortamların tamamında hesap verilebilirlik mekanizmalarının yanı sıra toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin koruma ve önleme amaçlarına yönelik pratik önlemler almaları;

(f) Çatışmayla ilişkili yer değiştirme döngüsünün tüm evrelerinde yaşanan bütün toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddet olaylarını soruşturmaları ve kovuşturmaları;

(g) Ülke içinde yerinden edilmiş ve mülteci kadınlar ile cinsel şiddet de dâhil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağduru kız çocuklarına tıbbi hizmetlere, hukuki yardıma ve güvenli bir ortama ücretsiz ve hızlı erişimlerini sağlamaları; kadın sağlık çalışanları ile cinsel sağlık bakımı ve uygun danışma hizmeti dahil hizmetlere erişim sağlamaları; yer değiştirmelerle ilgili askeri ve sivil otoritelerin koruma güçlükleri, insan hakları ve yer değiştiren kadınların ihtiyaçları konusunda uygun eğitim almalarını sağlamaları;

(h) Ülke içerisinde yerlerinden edilen ve mülteci kadınların kendi ihtiyaçlarına uyan kalıcı çözümü seçebilmeleri için güçlendirilmelerini sağlamak üzere, acil insani yardım ihtiyaçları

167

ve korunma gereksinimlerinin kendilerinin sosyoekonomik haklarını ve geçim olanaklarını, liderliklerinin ve katılımlarının artırılmasını destekleyen uzun erimli stratejilerle takviyesini sağlamaları;

(i) Kadınlar ve kız çocukları dâhil mülteci ve yerinden edilenlerden oluşan büyük kitle hareketlerinin yaşandığı bütün durumlarla yeterince ilgilenilmesini ve bu kitlelerin korunma ve yardım ihtiyaçlarının uluslararası kurumların görev tanımlarının net olarak ortaya koyulmaması veya kaynak sıkıntıları nedeniyle karşılanmamasını önlemeleri yönünde Taraf Devletlere tavsiyelerde bulunur.

6. Uyrukluk ve uyruksuzluk (madde 1-3 ve 9)

58. Ülke sınırları içerisinde yerlerinden edilenler, mülteciler ve sığınma talep edenlerin karşılaştığı yüksek risklere ek olarak çatışma da, uyruksuzluğun hem bir nedeni hem de sonucu olabilmekte; kadınları ve kız çocuklarını kamu hayatında ve özel yaşamda çeşitli yollarla istismara açık hale getirmektedir. Bir kadının yaşadığı çatışma deneyiminin evlilik akdi veyahut da akdin feshi sonucunda kadının uyruk değiştirmesini öngören ve kendi uyruklarını taşıma hakkını inkâr eden kanun hükümleri gibi uyrukluk hakları nedeniyle ayrımcılıkla kesiştiği noktada uyruksuzluk ortaya çıkabilmektedir.

59. Kadınlar, kimlik belgeleri, doğum kaydı vs. gibi gerekli belgeleri hiç çıkarılmamış, kaybolmuş veya çatışma ortamında yok edilmiş olduğu için uyruklarını kanıtlayamadıklarında ve bu belgeleri yeniden çıkarmaları mümkün olmadığında, uyruksuz kalabilmektedirler. Uyruksuzluk ayrıca, kadınların cinsiyet ayrımcı uyrukluk kanunları dolayısıyla kendi uyruklarını çocuklarına geçirememelerine de yol açabilmektedir.

60. Konsolosluk yardımı dâhil vatandaşlığın sağladığı korumadan faydalanamadıkları ve de birçoğunun gerekli belgeleri olmadığı ve/ya etnik, dini ve dilsel azınlıklara mensup oldukları için, çatışma ortamlarında uyruksuz kadınlar ve kız çocukları yüksek risk altında kalmaktadır. Uyruksuzluk çatışma sonrası dönemlerde temel insan haklarının ve özgürlüklerinin yaygınlıkla inkârına da neden olabilmektedir: Kaynak sıkıntılarının arttığı zamanlarda Hükümetler

168

vatandaşlarına verdikleri hizmetleri kısıtlama yoluna gittiğinden, bu dönemlerde kadınların sağlık, istihdam ile diğer sosyoekonomik ve kültürel haklara erişimleri engellenebilmektedir. Uyruğu olmayan kadınlar, Sözleşmenin 7. ve 8.Maddelerinin aksine; siyasi süreçlerin ve yeni kurulan hükümetlere ve kendi ülkelerinin yönetişimine katılmaktan da sıklıkla alıkonulmaktadır.

61. Komite,

(a) Uyruksuzluğu engellemeye yönelik önlemlerin tüm kadınlara ve kız çocuklarına uygulanmasını sağlamaları ve ülkesinde yerinden edilen, mülteci, sığınmacı ve insan ticaretine konu olan kadınlar gibi çatışma nedeniyle uyruksuz kalmaya bilhassa açık olan kitlelere hitap etmeleri;

(b) Uyruksuz kadınları ve kız çocuklarını korumaya yönelik önlemlerin çatışma öncesinde, esnasında ve akabinde uygulanmasını sağlamaları;

(c) Çatışmadan etkilenen kadınların ve kız çocuklarının yasal haklarından faydalanabilmeleri için gerekli olan belgelerin alınmasında eşit haklar tanınmasını ve kendi isimlerine bu tür belgeleri çıkarma haklarını güvence altına almaları ve yerlerinden edilen bu kadınların ve kız çocuklarının belge alabilmek için asıl ikametlerine dönmeleri gibi makul olmayan koşullar aranmaksızın belgelerinin hızla çıkarılması veya yenilenmesini sağlamaları;

(d) Çatışma sonrasında görülen göç akışları dahil olmak üzere yerlerinden edilen kadınların, mültecilerin ve sığınmacıların ve yanı sıra ailelerinden ayrılmış ve yalnız kalmış kızların bireysel olarak belgelendirilmelerini sağlamaları ve tüm doğum, evlilik ve boşanma kayıtlarının zamanında ve eşit koşullarda kayıt altına alınmasını sağlamaları yönünde Taraf Devletlere tavsiyede bulunur.

7. Evlilik ve aile ilişkileri (madde 15-16)

62. Evlilik içi ve aile ilişkilerinde eşitsizlikler, kadınların çatışma durumlarında ve sonrasında yaşadıkları deneyimleri etkilemektedir. Bu gibi durumlarda, kadınlar ve kız çocukları, silahlı grupları yatıştırmak üzere veya çatışma akabinde gelen yoksulluklarının etkisiyle maddi güvence

169

arayışıyla evlenmeye ittiği için evlenmek zorunda kalabilmekte; bu ise Sözleşmenin 16.Maddesinin 1.bendinin (a) ve (b) fıkralarında temin edilenin aksine, onların eşlerini seçme ve özgür iradeyle evlenme haklarını engellemektedir. Çatışma esnasında kız çocukları, silahlı gruplarca giderek daha fazla başvurulan zararlı bir uygulama olan zorla evliliklere karşı özellikle savunmasızdırlar. Aileler de yoksulluk ve çocuklarını tecavüzden koruyacakları yanılgısıyla kızlarını evlenmeye zorlayabilmektedir.

63. Konut ve toprağın kurtarma çabalarındaki hayati önemi düşünüldüğünde; özellikle ailelerin parçalanması ve dul kalmaları nedeniyle kriz zamanlarında sayıları artma eğilimi gösteren kadın reisli hane halklarında kadınlar bakımından, 16.Maddenin 1.Bendinin (h) fıkrasıyla da güvence altına alınan mülkiyete eşit erişim, çatışma sonrası durumlarda bilhassa kritik değer taşımaktadır. Çatışma sonrası durumlarda bilhassa kocalarını ya da yakın erkek akrabalarını kaybeden yerinden edilmiş kadınların evlerine döndüklerinde kendi toprakları üzerinde hak iddia edememeleri ve sonuç olarak hiçbir geçim kaynaklarının kalmaması gerçeği karşısında, kadınların mülkiyete kısıtlı ve eşitsiz erişimi daha çok hasara yol açmaktadır.

64. Çatışmanın etkisinde kalan bölgelerde, kadınların zorla hamile bırakılması, kısırlaştırılması veya kürtaj; 16.Maddenin 1.bendinin (e) fıkrasında öngörülen kadınların sahip olmak istedikleri çocuk sayısına ve çocukları arasındaki yaş aralığına özgürce ve sorumluluk bilinciyle karar verme hakkı dâhil olmak üzere sayısız kadın hakkını ihlal etmektedir.

65. Komite 21 Sayılı (1994) ve 29 Sayılı (2013) Genel Tavsiye Kararlarını tekrarlamakla birlikte; Taraf Devletlere ayrıca;

(a) Çatışmanın etkisinde kalan bölgelerde, kadınların ve kız çocuklarının zorla hamile bırakılması, kısırlaştırılması veya kürtaj gibi toplumsal cinsiyetle ilişkili hak ihlallerini önlemeleri, soruşturmaları ve cezalandırmaları,

(b) Kadınların tapu belgeleri veya diğer evrakları çatışma dolayısıyla kaybetmeleri durumu da dâhil olmak üzere çatışma sonrası ortamda toprak ve yanı sıra miras bakımından hak talep

170

ederken karşılaştıkları özel dezavantajları dikkate alan toplumsal cinsiyete duyarlı mevzuat ve politikaları benimsemeleri yönünde tavsiyede bulunur.

8. Güvenlik sektörü reformu ve silahsızlanma, seferberlik sonu ve yeniden entegrasyon

66. Geniş anlamıyla güvenlik reformu çerçevesinin bir parçası ve güvenlik girişimlerinden ilki olarak silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon çatışma sonrası ve geçiş dönemlerinde devreye girer. Buna karşın, silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon programları nadiren güvenlik sektörü reformu girişimleriyle eşgüdüm halinde geliştirilmekte veya uygulanmaktadır. Eşgüdümün sağlanamaması ise; tıpkı toplumsal cinsiyetle ilişkili hak ihlallerinde bulunmuş eski muhariplerin güvenlik sektöründe kendilerine verilen pozisyonlarla yeniden entegrasyonlarını kolaylaştırmak üzere aflar tanınmasında olduğu gibi, kadın haklarını zayıflatmaktadır. Güvenlik sektörü reformu ve silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ile yeniden entegrasyon girişimlerinde görülen koordinasyon eksikliği dolayısıyla kadınlara, güvenlik sektöründe tesis edilen yeni kurumlarda da görev verilmemektedir. Dezavantajlı kesimler dahil olmak üzere kadınların ve kız çocuklarının ihtiyaçlarına yanıt verebilen, ayrımcılıktan ari, toplumsal cinsiyete duyarlı güvenlik sektörü kuruluşlarının geliştirilmesinde anahtar faktör olan başvuru inceleme süreçlerinin yetersizliği de toplumsal cinsiyete duyarlı güvenlik sektörü reformunu daha da sekteye uğratmaktadır.

67. Çatışmanın sonlanmasıyla birlikte, kadınlar eski muharipler olarak ve kız çocuklarıyla birlikte silahlı gruplara hizmet etmiş aşçı, sıhhiyeci, hastabakıcı, zoraki işçi veya eşler olarak belirli güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Silahlı grupların geleneksel olarak erkek yapılanmasına sahip olduğu göz önünde tutulduğunda; silahsızlanma, seferberliğin sonlandırılması ve yeniden entegrasyon programları sıklıkla kadınların ve kız çocuklarının ayrı gereksinimlerine yanıt vermemekte; onların görüşlerini dikkate almamakta ve de onları dışlamaktadır. Kadın eski muhariplerin silahsızlanma, seferberliğin sonlandırılması ve yeniden entegrasyona ilişkin programların dışında bırakılması sıra dışı bir durum değildir. Silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon programları, silahlı gruplarla temas içinde olan kız çocuklarının statülerini de onları bu gruplarca alıkonulmuş değil de; bu gruplara tabi kimseler olarak tanımlayarak, ya da savaşta görünür roller üstlenmeyenleri dışlayarak reddetmektedir.

171

Birçok kadın muharip, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalmakta; bu şiddet tecavüz sonucunda doğan çocuklara, cinsel yollarla bulaşan hastalıkların yüksek düzeyde görülmesine, aileler nezdinde reddedilmeye ve damgalanmaya ve diğer travmalara yol açmaktadır. Silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon programları çoğu kez, bu kişilerin psikolojik travmalarının yanı sıra, çatışma deneyimlerine hitap edememektedir. Sonuç itibariyle bu kişilerin, ailelerine ve toplum hayatına başarılı bir şekilde yeniden entegrasyonu sağlanamamaktadır.

68. Kadınların ve kız çocuklarının silahsızlanma, seferberliğin sonlandırılması ve yeniden entegrasyon süreçlerinin dışında kaldığı durumlarda bile, sağlanan destek yetersiz düzeyde, toplumsal cinsiyet kalıp yargılarıyla verilmekte; sadece geleneksel kalıplarla kadına ayrılan alanlarda beceri geliştirmelerine imkan tanıyarak kadınların ve kız çocuklarının ekonomik yönden güçlenmelerini kısıtlamaktadır. Silahsızlanma, seferberliği sonlandırma ve yeniden entegrasyona ilişkin programlar ayrıca, kadınların ve kız çocuklarının çatışma ortamlarında ve çatışma sonrasında yaşadıkları psikososyal travma ile de başa çıkamamaktadır. Böylece, kadınların toplum nezdinde damgalanması, dışlanması ve ekonomik yönden güçsüzleştirilmesiyle bazı kadınların sömürülen konumda kalmaya (esir tutulma durumunda olduğu gibi) veya kendilerinin ve bakmakla yükümlü olduklarının geçimini sağlamak üzere yasadışı faaliyetlere yönelerek yeni yollarla sömürülmeye itildiği düşünüldüğünde, bu durum daha fazla hak ihlaline yol açabilmektedir.

69. Komite, Taraf Devletlere

(a) Güvenlik sektörü reformuyla eşgüdümlü ve bu çerçevede silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon programları geliştirmeleri ve uygulamaları;

(b) Kadınların güvenlikle ilgili farklı deneyimlerine ve önceliklerine hitap eden temsilci güvenlik sektörü kurumları yaratacak güvenlik sektörü reformunu toplumsal cinsiyet duyarlılığı ve bilinciyle gerçekleştirmeleri;

172

(c) Güvenlik sektörü reformunun eski muhariplerin güvenlik incelemesini de içerecek şekilde kapsayıcı bir gözetimle ve yaptırımlarla desteklenmiş hesap verebilirlik mekanizmalarıyla gerçekleştirilmesini sağlamaları;

(d) Barış anlaşmalarının müzakereleri ve ulusal kurumların tesisinden, programların tasarım ve uygulamasına kadar silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon çalışmalarının tüm evrelerinde kadınların eşit katılımını sağlamaları;

(e) Silahsızlanma, seferberlik sonlandırma ve yeniden entegrasyon programlarının özellikle kadın muharipler ile silahlı gruplarla ilişkili kadınlar ve kız çocuklarını faydalanıcı olarak hedef almasını ve bu kişilerin eşit katılımlarının önündeki engellere hitap etmesini sağlamaları; ayrıca, bu kişilere psikososyal ve diğer destek hizmetlerinin ulaştırılmasını sağlamaları;

(f) Genç annelerin ve çocuklarının özel sorunlarına onları hedef haline getirmeden ve daha fazla yaftalanmalarına izin vermeden yanıt verilmesini de sağlayarak, yaşa ve cinsiyete özel silahsızlanma, seferberliğin sonlandırılması ve yeniden entegrasyon desteği vermek üzere, silahsızlanma, seferberliği sonlandırma ve yeniden entegrasyon süreçlerinin kadınların ihtiyaçlarına özellikle hitap etmesini sağlamaları yönünde tavsiyede bulunur.

9. Anayasa ve seçim reformu (madde 1-5 (a), 7 ve 15)

70. Çatışma sonrası seçim reformu ve anayasa hazırlık süreci, geçiş sürecinde ve bu sürecin ötesinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin temellerinin atılması bakımından çok önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Hem reform süreci hem de reformların içeriği, kadın hakları savunucularının geçiş süreçlerinde ortaya çıkacak toplumsal cinsiyete duyarlı başka reform taleplerini de dayandırabilecekleri bir yasal zemin sağlanmasına ek olarak, kadınların çatışma sonrası dönemde sosyal, ekonomik ve siyasi hayata katılımları için emsal teşkil edebilmektedir. Çatışma sonrasında yapılan seçim ve anayasa reformuna bir toplumsal cinsiyet bakış açısının yerleştirilmesinin önemi, Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararında da (2000) vurgulanmaktadır.

173

71. Anayasa oluşturma sürecine kadınların eşit ve anlamlı düzeyde katılımı, kadın haklarına dair anayasal güvencelerin yerini alması için esastır. Taraf Devletler, oluşturulan yeni anayasalarında Sözleşme paralelinde kadın erkek eşitliği ve ayrımcılık gözetilmemesi ilkelerine yer verilmesini sağlamalıdırlar. Kadınların insan haklarından ve temel özgürlüklerden erkeklerle eşit düzlemde faydalanabilmesi için, fiili anlamda eşitliğin sağlanmasını hızlandıracak geçici özel önlemler yoluyla kadınlara eşit bir başlangıç yapma şansı tanınması önemlidir.

72. Seçim sistemleri her zaman cinsiyet ayrımı gözetmeden tasarlanmadığı için, çatışma sonrası bağlamda seçim reformu ve anayasa hazırlık süreçlerine kadın katılımının sağlanması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi yolunda bir dizi kendine has güçlük teşkil edebilmektedir. Çatışma sonrası dönemde anayasa hazırlık birimlerinde ve diğer seçim kurullarında hangi çıkar gruplarının temsil edileceğini belirleyen seçim kuralları ve prosedürleri, kadınların kamu yaşamındaki ve siyasi hayattaki rollerinin teminatı bakımından hayati önem arz etmektedir. Seçim sistemlerinin belirlenmesine ilişkin kararlar, kadın katılımını sekteye uğratan geleneksel toplumsal cinsiyet yanlılığının ortadan kaldırılmasında önemlidir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bir seçim sisteminin yanı sıra, kadın adayların katılımını artıracak, düzgün bir seçmen kayıt sistemi tesis edecek ve kadın seçmenler ile kadın siyasi adayların devlet ya da özel aktörler eliyle şiddete uğramamasını sağlayacak geçici özel önlemlerin alınması dahil olmak üzere gerekli bir dizi önlem alınmadıkça; seçimlerin özgür ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesinin yanı sıra, kadınların bu seçimlere aday ve seçmen olarak eşit katılımlarını sağlama yolunda kayda değer bir ilerleme mümkün olmayacaktır.

73. Komite, Taraf Devletlere

(a) Anayasa hazırlık süreçlerine kadınların eşit katılımını sağlamaları ve bu süreçlere halkın katılımının ve girdi sağlanması için toplumsal cinsiyete duyarlı mekanizmaları benimsemeleri;

(b) Anayasa reformu ve mevzuatın diğer kısımlarında yapılan reformların Sözleşmede öngörülen kadının insan haklarına ve Sözleşmenin 1.maddesi paralelinde özel ve kamusal alanlarda doğrudan ve dolaylı ayrımcılığı kapsamak üzere kadına karşı ayrımcılığın

174

yasaklanmasına ve ayrıca kadına karşı her türlü ayrımcılığı yasaklayan hükümlere yer verilmesini sağlamaları;

(c) Yeni anayasalarda geçici özel önlemler öngörülmesi ve vatandaş statüsünde olanların ve olmayanların anayasa kapsamına alınmasını ve de anayasaların kadının insan haklarının acil durumlarda değiştirilemezliğini temin etmesini sağlamaları;

(d) Seçim reformu kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin yer almasını ve kota uygulaması gibi geçici özel önlemlerin alınması yoluyla, dezavantajlı kadın grupları da dahil olmak üzere kadınların eşit temsilinin güvence altına alınmasını sağlamaları; orantılı temsil sağlayan bir seçim sistemi benimsemeleri; siyasi partileri düzenlemeleri ve yaptırımlar aracılığıyla bu sisteme bağlılığı sağlamak üzere seçim yönetim birimleri görevlendirmeleri;

(e) Gerekli görüldüğü hallerde postayla oy kullanımına izin verilmesi gibi yöntemlerle kadın seçmenlerin kayıt olmalarını ve oy kullanmalarını sağlamaları; oy kullanma noktalarının yeterli sayıda ve erişilebilir olmasını sağlayarak tüm engelleri kaldırmaları;

(f) Kamuda iş imkanı için kampanya yürüten veya seçme hakkını kullanan kadınları hedef alan devlet ve devlet dışı grupların şiddeti de dahil olmak üzere, kadınların katılımını sekteye uğratan her türlü şiddete karşı sıfır tolerans politikasını benimsemeleri yönünde tavsiyede bulunur.

10. Adalete erişim (madde 1-3, 5 (a) ve 15)

74. Çatışma sona erdiğinde, toplum ‘geçmişle yüzleşme’ karmaşık göreviyle karşı karşıya kalmaktadır ve bu sorumluluk insan haklarını ihlal edenlerden hesap sorulması, ceza muafiyetine son verilmesi, hukukun üstünlüğünün yeniden sağlanması ve savaş tazminatıyla birlikte adaletin sağlanmasıyla geride kalanların tüm gereksinimlerine hitap edilmesi ihtiyacını içermektedir. Formel adalet sistemleri ortadan kalkabildiği veya etkili ve verimli bir şekilde işlemeyebildiği için, adalete erişimle ilgili sıkıntılar çatışma ve çatışma sonrası ortamlarda bilhassa şiddetlenmekte ve vahim hal almaktadır. Mevcut adalet sistemleri çoğu kez kadın haklarını

175

korumak bir yana, bu hakları ihlal etme eğilimi göstermekte; bu da mağdurların adalet aramaktan vazgeçmesine neden olmaktadır. Çatışma öncesi durumda kadınların ulusal mahkemeler nezdinde adalete erişimde karşılarına çıkan yasal, prosedürle ilgili, kurumsal, sosyal ve uygulama bağlamında bütün engeller ile kemikleşmiş toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, çatışma döneminde daha da kötüye gitmekte; çatışma sonrası döneme nüfuz etmekte ve kolluk ve yargı yapılarının çökmesiyle birlikte etkin hale gelerek kadınların adalete erişimini ortadan kaldırmakta ya da engellemektedir.

75. Çatışma sonrasında, çatışmadan arda kalan insan hakları suiistimallerinin üzerine gidilmesi amacıyla, çatışmaların asıl nedenleri üzerine eğilecek, çatışmadan demokratik yönetişime geçişi kolaylaştıracak, temel insan hak ve özgürlüklerini korumak ve geliştirmek üzere tasarlanmış Devlet mekanizmasını kurumsallaştıracak, adaleti yerine getirecek ve tüm insan hakları ve insani hukuk ihlallerinin hesabını sorarak bunların tekrarlanmamasını sağlayacak geçiş dönemi adalet mekanizmaları kurulmaktadır. Bu çok sayıda hedefi gerçekleştirmek için sıklıkla, işlerliğini kaybetmiş ulusal yargı sistemlerinin yerini alacak ya da bu sistemleri takviye edecek hakikat komisyonları ve karma mahkemeler dahil geçici adli ve adli olmayan mekanizmalar oluşturulmaktadır.

76. Çatışma ortamında yaşanan en korkunç ve yaygın hak ihlalleri, geçiş döneminde tesis edilen adalet mekanizmalarında çoğu kez cezasız kalmakta ve çatışma sonrası ortamda ‘normalleşmektedir’. Ulusal yargı sistemlerinin güçlendirilmesi ve takviyesine yönelik tüm uğraşlara karşın; geçiş dönemi adalet mekanizmaları yaşanan tüm hasara yeterli düzeyde adalet veya tazminat sağlayamayarak kadınların ümidini kırmıştır ve kırmaktadır; böylelikle, kadının insan haklarını ihlal edenlerin ceza muafiyetini pekiştirmektedir. Geçiş dönemi adalet mekanizmaları, çatışmanın cinsiyetçi etkisinin tamamıyla üzerine eğilememiş ve çatışma esnasında yaşanan insan hakkı ihlallerinin karşılıklı bağımlılığını ve birbiriyle bağlantısını göz ardı etmiştir. Çoğu kadın için, çatışma sonrası adalet öncelikleri medeni ve siyasi hak ihlallerinin sonlandırılmasıyla sınırlı kalmamalı; ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dahil tüm hak ihlallerini kapsamalıdır.

176

77. Taraf Devletlerin Sözleşmeden doğan yükümlülükleri, kadının hak ihlallerinin altında yatan yapısal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın yanı sıra, tüm bu ihlallerin üzerine gitmelerini gerektirir. Çatışma ortamında kadınların yaşadığı toplumsal cinsiyetle ilişkili ihlallerin tazminin yanı sıra, geçiş dönemi adalet mekanizmalarının kadınların yaşamlarını dönüştürecek değişimleri gerçekleştirecek potansiyelleri vardır. Yeni bir toplumun temellerinin atılmasında oynadıkları rolün önemi düşünüldüğünde; bu mekanizmalar Taraf Devletlerin, kadınların Sözleşme ile güvence altına alınan haklarından istifade etmelerini engelleyen, süregelmiş ve kemikleşmiş cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın üzerine giderek toplumsal cinsiyet eşitliğinin somut anlamda sağlanmasının zeminini hazırlamaları için bulunmaz birer fırsat teşkil etmektedir.

78. Uluslararası mahkemelerin toplumsal cinsiyetle ilgili suçların tespitine ve kovuşturulmasına sağladığı katkıya rağmen; kadınların adalete erişiminin sağlanması yolunda bir dizi güçlük hala varlığını sürdürmekte ve prosedürle ilgili, kurumsal ve toplumsal birçok engel onları uluslararası yargı süreçlerine katılmaktan alıkoymaktadır. Geçmişte yaşanan şiddetin zımni muvafakati, göz yumma ve damgalama kültürünü perçinlemektedir. Hakikat ve uzlaşma komisyonları gibi uzlaşma süreçleri sıklıkla kadın mağdurlara güvenli bir ortamda geçmişleriyle yüzleşme ve geçmişi resmi olarak kayda geçirme fırsatı tanımaktadır; ne var ki, kadınların ve kız çocuklarının insan hakkı ihlallerinde faillerin soruşturulması ve kovuşturulmasında bu kişiler asla vekil olarak kullanılmamalıdır.

79. Komite, Taraf Devletlerin yükümlülüklerinin kadınlara Sözleşme kapsamında öngörülen hak ihlalleri karşılığında yeterli ve etkili düzeyde tazminat hakkını da kapsayacak şekilde tazminat hakkı tanımalarını da gerektirdiğini yineler. Tazminata ulusal ya da uluslararası mahkemeler veya idari tazminat programlarınca hükmedilmesine bakılmaksızın, çatışma ortamında yaşanan hak ihlalleri karşılığında kadınlara yeterli, etkili ve hızla tazminat sağlanması için, yaratılan hasarın toplumsal cinsiyet boyutunun bir değerlendirmesinin yapılması gereklidir. Tazminat tedbirleri, kadın hakkı ihlallerinden önceki durumu yeniden tesis etmektense; kadın haklarının ihlaline yol açan yapısal eşitsizlikleri değiştirmeye çalışmalı, kadınların özel ihtiyaçlarına yanıt vermeli ve bu durumların yeniden yaşanmasına engel olmalıdır.

177

80. Çatışma ortamından çıkan birçok ülkede, mevcut gayrı resmi adalet mekanizmaları, kadınların başvurabileceği tek adalet yoludur ve bunlar çatışma sonrasında değerli araçlara dönüşebilmektedir. Ancak, bu mekanizmaların işlem ve kararlarında kadınlara ayrımcılık yapabildiği düşünüldüğünde; buralarda dikkate alınacak ihlal türlerinin ve bunların kararlarına resmi adalet sisteminde itiraz olanağının belirlenmesi gibi yönlerden, bunların kadınların adalete erişimlerini sağlamadaki rolünün itinayla değerlendirilmesi hayati önem arz etmektedir.

81. Komite,

(a) Toplumsal cinsiyete duyarlı ve kadın haklarını destekleyen hakikat komisyonları ve tazminatlar dahil adli ve adli olmayan mekanizmaları içeren adalet geçiş mekanizmalarında kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamaları;

(b) Toplumsal cinsiyetle ilişkili tüm hak ihlalleriyle ilgili birimler görevlendirmek, toplumsal cinsiyet temelli hak ihlallerinin affını reddetmek ve adalete geçiş mekanizmalarınca çıkarılan tavsiye kararlarına ve/ya kararlara uyulmasını sağlamak suretiyle adalet geçiş mekanizmalarının esas olarak kadınların adalete erişimini güvence altına almasını sağlamaları;

(c) Uzlaşma süreçlerine verilen desteğin, bilhassa kadınlara ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet olmak üzere herhangi bir insan hakkı ihlalinin genel af kapsamına girmesine olanak tanımamasını sağlamaları ve bu süreçlerin söz konusu suçların ceza muafiyetiyle mücadele çabalarını güçlendirmesini sağlamaları;

(d) Hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi esnasında yasal reform sürecinde kadına karşı her türlü ayrımcılığın yasaklanmasını sağlamaları ve gerektiğinde cezai, medeni ve tedip edici yaptırımlar getirmeleri ve kadınların ayrımcılıktan korunmasına yönelik özel tedbirler almaları;

(e) Kadınların çatışmayla ilgili deneyimlerinin de yerini almasını, özel ihtiyaç ve önceliklerine hitap edilmesini ve yaşanan tüm hak ihlallerinin üzerine gidilmesini temin etmek üzere adalet geçiş mekanizmalarının hazırlık, faaliyet ve izleme olmak üzere tüm

178

kademelerine dahil edilmesini sağlamaları; ayrıca, tüm tazminat programlarının hazırlık çalışmalarına kadınların katılımını sağlamaları;

(f) Duruşmaların açık oturumlarında kimliklerinin saklı tutulması ve ifadelerinin kadın yetkililer tarafından alınması dahil yollarla kadınların adalet geçiş mekanizmalarında katkılarının ve işbirliklerinin tam anlamıyla sağlanması ve teşviki için uygun mekanizmaların benimsenmesi;

(g) Kadınların yaşadığı çeşitli hak ihlallerine yanıt veren etkili ve zamanlı tazminat imkanı sağlamaları ve verilen tazminatın yeterli ve kapsamlı olmasını sağlamaları; cinsel şiddete ek olarak cinsel haklar ve üreme hakları ihlalleri, ev köleliği ve seks köleliği, zorla evlendirme ve yerinden edilmenin yanı sıra ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dahil toplumsal cinsiyet temelli tüm hak ihlallerinin üzerine gitmeleri;

(h) Yeniden mağduriyet ve damgalanmadan kaçınmak için toplumsal cinsiyete duyarlı prosedürler benimsemeleri; özel koruma birimleri ve polis karakollarında toplumsal cinsiyet masaları kurmaları; soruşturmaların gizlilik ve hassasiyet içinde yürütülmesini sağlamaları; ayrıca, soruşturmalar ve duruşmalar boyunca kadınlara ve kız çocuklarının tanıklığına erkeklerinkiyle eşit düzeyde itimat edilmesini sağlamaları;

(i) Kadın hakları ihlallerinde ceza muafiyetiyle mücadele etmeleri ve tüm insan hakları ihlallerinin gereğince soruşturulması, kovuşturulması ve faillerin adalete teslim edilerek cezalandırılmasını sağlamaları;

(j) Adalet sisteminin bağımsız, tarafsız ve bütün olmasını da sağlayarak ceza sorumluluğunu yükseltmeleri; çatışmada ve çatışma sonrası ortamlarda cinsel şiddetle ilgili adli delilin toplanmasından ve muhafazasından sorumlu emniyet, sağlık ve yargı çalışanlarının kapasitelerini artırmaları ve Uluslararası Ceza Mahkemeleri dahil diğer yargı sistemleriyle işbirliğini artırmaları;

179

(k) Hukuki destek dahil birtakım yolarla kadınların adalete erişimlerini artırmaları; ev içi şiddet ve aile mahkemeleri dahil özel mahkemeler tesis etmeleri; ücra kesimlerin yanı sıra, kamp ve yerleşim yerleri için mobil mahkeme hizmeti sağlamaları; mağdur ve tanıklar için kimliğin gizli tutulması ve sığınma imkanı sağlanması dahil yeterli koruma önlemleri almaları;

(l) Gayrı resmi adalet mekanizmalarıyla doğrudan ilişki kurmaları ve adli işlemlerde insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği standartlarına uyumu sağlamak üzere gerektiğinde reform yapılmasını teşvik etmeleri ve kadınlara karşı ayrımcılığı önlemeleri yönünde Taraf Devletlere tavsiyelerde bulunur.

V. Sonuç

81. Komite, yukarıda sıralanan tavsiyelerine ek olarak, Taraf Devletlere aşağıdaki tavsiyelerde bulunur.

A. İzleme ve Rapor

82. Taraf Devletler, çatışma önleme girişimlerinde, çatışma esnasında ve sonrasında kadının insan haklarının yerleştirilmesi için uyguladıkları yasal çerçeve, politika ve programları rapor etmelidir. Taraf Devletler kadınlar, barış ve güvenlik konularında cinsiyete göre ayrılmış istatistikler ve zaman içindeki eğilimleriyle ilgili bilgi toplamalı, analiz etmeli ve hazırlamalıdırlar. Taraf Devletler raporlarında, yetki alanları dâhilindeki bölgelerin içinde ve dışında alınan tedbirlere, kendi bireysel tedbirlerine ve kadın, çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası durumlarla ilgili uluslararası kuruluşların üyesi olarak aldıkları tedbirlere yer vermelidirler.

83. Taraf Devletler, Güvenlik Konseyi’nin bilhassa 1325 (2000), 1820 (2008), 1888 (2009), 1960 (2010) ve 2106 (2013) sayılı kararları olmak üzere kadın, barış ve güvenlik konularına ilişkin gündeminin uygulanmasına ilişkin bilgi sağlayacak ve özel olarak kabul görmüş Birleşmiş

180

Milletler kıstasları veya bu gündemin bir parçası olarak geliştirilen göstergelere bağlılık konusunda rapor vereceklerdir.

84. Komite, çatışma önleme, çatışma ve sonrasıyla ilgili olmak suretiyle kendi sevk ve idareleri altındaki bölgelerde kadın haklarının durumuyla ilgili olarak yabancı bölgelerin sevk ve idaresiyle ilgili Birleşmiş Milletler özel görev birimlerinin rapor sunmalarını da hoşnutlukla karşılar.

85. Komite, Sözleşmenin 22.maddesine uygun olarak çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası ortamlarda Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin rapor sunmaları konusunda özel kuruluşlara çağrı yapar.

B. Antlaşmanın onaylanması ve taraf olma

86. Komite Taraf Devletleri, çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası bağlamında kadın haklarının korunmasına ilişkin aşağıda maddelerle belirtilenler dahil tüm uluslararası belgeleri imzalamaya teşvik eder:

(a) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi İhtiyari Protokolü (1999);

(b) Çocukların silahlı çatışmalara karışmasına ilişkin Çocuk Hakları Sözleşmesi İhtiyari Protokolü (2000);

(c) Uluslararası silahlı çatışmalarda mağdurların korunmasına ilişkin, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerine ek protokol (1977); uluslararası çapta olmayan silahlı çatışmalarda mağdurların korunmasına ilişkin, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerine ek protokol (1977);

(d) Mültecilerin statüsüne ilişkin Sözleşme (1951) ve Protokolü (1967);

181

(e) Uyruksuz Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme (1954) ile Uyruksuzluğun Azaltılmasına İlişkin Sözleşme (1961);

(f) Ulusaşırı Organize Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesini (2000) tamamlayıcı nitelik taşıyan, Başta Kadınlar ve Kız Çocukları Olmak Üzere İnsan Ticaretinin Önlenmesi, Yasaklanması ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol;

(g) Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Tüzüğü (1998);

(h) Silah Ticareti Antlaşması (2013).

Birleşmiş Milletler CEDAW/ C / GC / 31-CRC / C / GC /18

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

Çocuk Hakları Sözleşmesi

Dağıtım: Genel

14 Kasım 2014

Aslı: İngilizce

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Çocuk Hakları Komitesi

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin 31 Sayılı ve Çocuk Hakları Komitesinin 18 Sayılı Zararlı Uygulamalara İlişkin Ortak Genel Tavsiye Kararı/Genel Yorumu

182

İçerikler Sayfa

I.Giriş . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

183

II. Ortak Genel Tavsiye/genel yorumun amacı ve kapsamı. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

183

III. Ortak genel tavsiye/genel yorum için gerekçe . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

184

IV. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin

Çocuk Hakları Sözleşmesinin normatif içeriği . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ..

186

V. Zararlı uygulamaların belirlenme kriterleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

187

VI. Zararlı uygulamaların nedenleri, biçimleri ve tezahürü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

188

A. Kadın sünneti. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

189

B. Çocuk evliliği ve / veya zorla evlilik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

190

C. Çok eşlilik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

192

D. Sözde namus adına işlenen suçlar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

193

VII. Zararlı uygulamalar ele almaya yönelik bütünsel bir çerçeve. . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

193

A. Veri toplama ve izleme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

195

B. Mevzuat ve uygulama . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

196

C. Zararlı uygulamaların önlenmesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

202

D. Koruyucu önlemler ve tepkisel hizmetler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

212

VIII. Ortak Genel tavsiye/genel yorumun yayılması ve kullanılması ve raporlama . .

215

IX. Antlaşma onayı ya da katılımı ve çekince . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

215

183

I. Giriş

1. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Çocuk Hakları Sözleşmesi (CRC), hem genel hem de özel olarak zararlı uygulamaların ortadan kaldırılmasına ilişkin yasal bağlayıcı yükümlülükler içermektedir. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi ve Çocuk Hakları Komitesi, kendi izleme görevlerinin icra ederken, kadınları, çocukları ve özellikle kız çocuklarını etkileyen bu uygulamalara sürekli dikkat çekmektedirler. CEDAW Komitesi ve Çocuk Hakları Komitesi, çakışan bu görevleri ve nerede ve ne suretle meydana gelirse gelsin bu zararlı uygulamaları önleme ve bunlara çözüm üretme yönündeki ortak taahhütleri dolayısıyla bu Ortak Genel Tavsiye Kararı/Genel Yorumu hazırlamaya karar vermişlerdir.

II. Genel Tavsiye Kararı/ Genel Yorumun amacı ve kapsamı

2. Bu Genel Tavsiye Kararı/Genel Yorumun amacı, Taraf Devletlerin zararlı uygulamaların ortadan kaldırılmasına yönelik olarak her iki Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirebilmeleri için alınması gereken idari, siyasi ve diğer uygun tedbirlerle ilgili güvenilir rehberlik imkânı sunmaktır.

3. Komiteler, zararlı uygulamaların doğrudan ve/ veya çocukluk dönemlerinde maruz kaldıkları uygulamaların uzun vadeli etkileri nedeniyle yetişkin kadınları etkilediği kabul eder. Dolayısıyla bu belgede, kadın haklarını etkileyen zararlı uygulamaların ortadan kaldırılmasıyla ilgili hükümler bakımından Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine Taraf Devletlerin yükümlülükleri de ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

4. Ayrıca Komiteler, erkek çocuklarının da şiddet, zararlı uygulamalar ve önyargılar dolayısıyla mağdur olabildiğini ve bu çocukların korunabilmesi ve yanı sıra toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ve önyargıların ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaşamlarının ilerideki dönemlerine sirayet etmesini önlemek üzere bu çocuklarının haklarının da üzerine eğilmenin gerekliliğini kabul ederler. Dolayısıyla bu belgede, Taraf Devletlerin ayrımcılık nedeniyle erkek çocuklarının haklarından faydalanmalarını etkileyen zararlı uygulamalarla ilgili olarak Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine atıfta bulunulmaktadır.

184

5. Bu Genel Tavsiye/Genel Yorum her iki Komite’nin ilgili Genel Tavsiyeleri ve Genel Yorumlarıyla, özellikle de kadına yönelik şiddete ilişkin 19 Sayılı (1992) CEDAW Genel Tavsiyesi, Çocuk Hakları Komitesi’nin çocukların fiziksel cezalandırılmaya karşı korunma hakkına ilişkin 8 Sayılı (2006) ve çocukların Her türlü şiddete karşı dokunulmazlık hakkına ilişkin 13 Sayılı (2011) Genel Yorumları ile birlikte okunmalıdır. Kadın sünnetine ilişkin 14 Sayılı Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Genel Tavsiyesinin içeriği de bu Genel Tavsiye/Genel Yorum ile güncellenmiştir.

III. Ortak Genel Tavsiye/Genel Yorumun gerekçeleri

6. CEDAW ve Çocuk Hakları Komiteleri, zararlı uygulamaların köklerinin kadınların ve kız çocuklarının atfedilen basmakalıp rolleri dolayısıyla erkeklerden aşağı görüldüğü toplumsal yaklaşımlara dayandığını sürekli olarak dile getirmektedir. Ayrıca, şiddetin toplumsal cinsiyet boyutunu vurgulayarak, cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı yaklaşımlar ve kalıp yargıların, güç dengesizliklerinin, eşitsizliklerin ve ayrımcılığın sıklıkla şiddet veya zorlama içeren uygulamaların yaygınlığını sürekli kıldığını belirtmektedirler. Komitelerin evde, topluluk içinde, okullarda, diğer eğitim ortamlarında ve kurumlarında ve daha geniş anlamıyla toplum içinde kadınların 1 ve çocukların “korunması” veya denetiminin" bir yolu olarak toplumsal cinsiyete dayalı şiddete başvurulmasını haklı çıkarmak üzere de bu uygulamalardan faydalanılmasından endişe duyduğunu unutmamak da önemlidir. Komiteler ayrıca, cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın özellikle dezavantajlı kesimlere mensup olan veya olduğu düşünülen ve dolayısıyla zararlı uygulamalar bakımından daha büyük mağduriyet riski altında olan kadınlar2 ve kız çocuklarını etkileyen diğer faktörlerle kesiştiğine Taraf Devletlerin dikkatini çeker.

7. Bu nedenle zararlı uygulamalar; cinsiyete, toplumsal cinsiyete ve yaşa ve diğer nedenlere dayalı ayrımcılıktan dayanak almakta ve sıklıkla bazı dezavantajlı kadın ve çocuk kesimlerine ilişkin yanlış algıların yanı sıra sosyo-kültürel ve dini gelenek ve değerlere başvurularak meşrulaştırılmaktadır. Genel anlamda, zararlı uygulamalar sıklıkla şiddetin çeşitli formlarıyla

1 19 Sayılı CEDAW Genel Tavsiye Kararı, para.11 ve Çocuk Hakları Komitesi 9 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, 8, 10 ve 79.Paragraflar, Çocuk Hakları Komitesi 15 Sayılı Genel Yorumu 8 ve 9.paragraflar

2 CEDAW Sözleşmesi’nin 2.Maddesi’nin 2.Bendi kapsamında taraf devletlerin esas yükümlülüklerine ilişkin 28 Sayılı CEDAW Genel Tavsiye Kararı (2011)

185

ilişkilendirilmekte veya bizzat kadınlara ve çocuklara yönelik bir ayrımcılık türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamaların doğası ve yaygınlığı bölgelere ve kültürlere göre farklılık göstermekle birlikte; içlerinde en yaygın olan ve en iyi belgelenen uygulamalar kadın sünneti, çocuk gelinler ve/ veya zorla evlendirme, çok eşlilik, sözde namus adına işlenen suçlar ve başlık parası şiddetidir. Bu uygulamalar, sıklıkla her iki Komite’de de ele alınmış ve bazı durumlarda yasal ve programlı yaklaşımlarla açıkça törpülenmiştir; bu ortak Genel Tavsiye/Genel Yorumda da sözü edilen uygulamalar önemli açıklayıcı örnekler olarak değerlendirilecektir.

8. Zararlı uygulamalar, dünyanın birçok ülkesinde çok çeşitli topluluklar arasında endemik olarak görülmektedir. Bu uygulamaların bazılarına özellikle göç gibi nedenlerle daha önce yaygın olmadıkları ve kayıtlara geçmedikleri bölge ve ülkelerde de rastlanırken; bu tür uygulamaların çatışma gibi bir dizi etkene bağlı olarak ortadan kaybolduğu ülkelerde bugünlerde yeniden ortaya çıktıkları görülmektedir.

9. Toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil güç ilişkisi sistemleriyle sıkı sıkıya bağlı ve bunları pekiştiren; kimi zaman da engelliler ve albinizmli bireyler dâhil dezavantajlı belirli kadın ve çocuk gruplarına yönelik olumsuz görüşleri veya ayrımcı inanışları yansıtan çok sayıda diğer uygulama, zararlı uygulama olarak tanımlanmaktadır. Bu uygulamalar, belirtilenlerle sınırlı kalmamak üzere şunlardır: kız çocuklarının ihmal edilmesi (erkek çocuklarının bakım ve tedavisinin tercih edilmesine bağlı olarak) beslenmeyle ilgili aşırıya kaçan kısıtlamalar (zorla yedirme, yemek tabuları, hamilelik süreci dâhil), bekâret testi ve ilgili uygulamalar, bağlı tutma, yaralama, damgalama/kabilelere özgü işaretleme, fiziksel cezalandırma, taşlama, şiddet içeren başlatma ritüelleri, dulluk uygulamaları, cadılık, bebek katli ve ensest.1 Kadınların ve kız çocuklarının güzelleştirilmesi veya evlenebilmesi amacıyla (kilo aldırma, tecrit etme, dudak tabağı taktırma ve boyun halkaları taktırarak boyun uzatma2) ya da kız çocuklarının erken yaşta hamile kalmasını önleme veya cinsel taciz ve şiddetten koruma (meme ütüleme / düzleştirme gibi) çabasıyla yapılan bedensel değişiklikler de zararlı uygulama kapsamına girmektedir. Buna ek olarak, pek çok kadın ve çocuk tıbbi veya sağlık sorunları nedeninden ziyade fiziğe yönelik

1 Bkz. 19 Sayılı Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi Genel Tavsiye Kararı, Paragraf 11 ve 13 Sayılı Çocuk Hakları Komitesi Genel Yorumu, Paragraf 29.

2 Bkz A / 61/299, para. 46

186

sosyal normlara uygun olmak için tıbbi müdahale ve/veya estetik cerrahi yaptırmaktadır ve pek çoğu yemek yeme ve sağlık sorunlarına yol açan modaya uygun bir şekilde zayıf olmaya zorlanmaktadır.

IV. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin normatif içeriği

10. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin ve Çocuk Hakları Sözleşme-sinin hazırlanması sırasında zararlı uygulamalar daha az bilinirken, her iki sözleşme de zararlı uygulamaları insan hakları ihlali olarak kabul etmekte ve bunların engellenmesi ve ortadan kaldırılması için Taraf Devletleri sorumlu tutmaktadır. Buna ek olarak, Komiteler, Taraf Devletlerin raporlarını incelerken, Taraf Devletlerle devam eden diyaloglarla ve nihai incelemelerinde bu sorunlarla daha fazla ilgilenmişlerdir. Bu konular, Komitelerin genel tavsiye kararları ve genel yorumlarıyla daha da geliştirilmiştir.1

11. Sözleşmelere Taraf olan Devletlerin, kadın ve çocuk haklarına saygı duyma, onları koruma ve yerine getirmek gibi yükümlülüklere uyma görevi vardır. Taraf Devletlerin aynı zamanda, kadın ve çocuk haklarının tanınması, kullanılması veya icra edilmesini zedeleyen kanunları engellemek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü2 vardır ve aynı zamanda özel aktörlerin Kadına Karşı Her Türlü Şiddetin Önlenmesi Sözleşmesine ilişkin olarak cinsiyet temelli şiddet dâhil kadın ve kızlara karşı ayrımcılık yapmayacağını veya Çocuk Hakları Sözleşmesine ilişkin olarak çocuklara karşı herhangi bir şiddet türünü uygulamayacağını temin eder.

1 Günümüze kadar, Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, genel tavsiye kararlarının dokuzunda zararlı uygulamalara atıfta bulunmuştur. Bunlar: Sözleşmenin 5'nci maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak 3 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, evlilik ve aile ilişkilerinde eşitliğe ilişkin 14, 19 ve 21 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, geçici özel önlemlere ilişkin 25 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, Sözleşmenin 2'nci maddesi kapsamındaki Taraf Devletlerin temel yükümlülüklerine ilişkin 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararı evlilik, aile ilişkileri ve bunların dağılmasının ekonomik sonuçlarına ilişkin 29 Sayılı Genel Tavsiye Kararı ve çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası durumlara ilişkin kadına yönelik 30 Sayılı Genel Tavsiye Kararı. Çocuk Hakları Komitesi, 8 ve 13 sayılı genel yorumlarında zararlı uygulamaların kapsamlı olmayan bir listesini hazırlamıştır.

2 Durum tespitinden kasıt, Sözleşmeye Taraf Devletlerin yükümlülüğünün, şiddetin veya insan hakları ihlallerinin önlenmesi, ihlallere karşı mağdurların ve tanıkların korunması, özel aktörler dâhil sorumlu olanların soruşturulması ve cezalandırılması ve insan hakları ihlallerinin çözülmesi için erişim sağlanması Bkz. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi 19 Sayılı Genel Tavsiye Kararı paragraf 9; 28, paragraf 13; 30, paragraf 15; Ayrı tebliğ ve araştırma konularında Komitenin görüş ve kararları ve Çocuk Hakları Komitesi 13 Sayılı Genel Yorumu, paragraf 5.

187

12. Sözleşmeler, insan haklarının korunması ve desteklenmesini sağlamak amacıyla iyi tanımlanmış bir yasal çerçeve oluşturulması için Taraf Devletlerin yükümlülüklerini belirler. Bunu gerçekleştirmek için söz konusu sözleşmelerin ulusal yasal çerçevenin bünyesine katılması oldukça önemlidir. Her iki Komite de, zararlı uygulamaları kaldırmayı amaçlayan düzenlemelerin bütçe, uygulama, izleme, etkin yaptırım önlemlerini içermelidir.1

13. Ayrıca, koruma yükümlülüğü, Taraf Devletlerin zararlı uygulamaların ivedi, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını ve etkin kanuni yaptırımın mevcut olduğunu ve etkin kanun yollarının söz konusu uygulamalardan zarar görenlere sağlandığını temin etmek için yasal yapılar oluşturmasını zorunlu kılmaktadır. Komiteler, Taraf Devletlerden suçun ve sebep olunan zararın ağırlığına göre, zararlı uygulamaları cezalandırmasını veya yeteri derecede yaptırım uygulamasını ve açıkça kanunla yasaklamasını, mağdurlara önleme, koruma, iyileşme, tekrardan entegre olma ve ıslah yolları sağlamasını ve zararlı uygulamaların cezasız kalmamasını sağlama-yı talep etmektedir.

14. Zararlı uygulamalara etkin bir şekilde çözüm bulunması, iki Sözleşmenin kapsamında bulunan Taraf Devletlerin temel yükümlülükleri arasında olduğunu düşünürsek, kadın ve çocukların zararlı uygulamalardan ari bir şekilde yaşamasını sağlayan haklara saygı gösterilmesi, korunması ve yerine getirilmesi konusunda Taraf Devletlerin yükümlülüklerini oldukça kısıtlayan veya sınırlayan söz konusu maddelere yönelik olan çekinceler2 söz konusu Sözleşmelerin amaç ve hedefleriyle uyumsuzdur ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 28(2)'nci maddesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin 51(2)'nci maddesi uyarınca yasaktır.

V. Zararlı uygulamaların belirlenme kriterleri

15. Zararlı uygulamalar, genellikle şiddet içeren, fiziksel ve/veya psikolojik zarar veya acıya sebep olan çoklu ve/veya kesişen biçimlerde gerçekleşenlere ek olarak cinsiyet, toplumsal

1 Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 38 (a), nihai incelemeleri ve Çocuk Hakları Sözleşmesi Komitesi 13 Sayılı Genel yorum, paragraf 40

2 Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Madde 2, 5 ve 16 ve Çocuk Hakları Sözleşmesi, Madde 19 ve 24 (3).

188

cinsiyet ve yaş ve benzeri ayrımcılık temelinde ortaya çıkan sürekli bir uygulama ve bir tür davranış biçimidir. Mağdurlara söz konusu uygulamaların neden olduğu zarar acil fiziksel ve akli sonuçları gölgede bırakmakta ve kadınların ve çocukların temel özgürlüklerini ve insan haklarının tanınmasını, kullanılmasını ve uygulanmasını zedelemektedir. Aynı zamanda söz konusu uygulamaların mağdurların onuru, fiziki, psiko-sosyal ve ahlaki bütünlüğü ve gelişmesi, katılımı, sağlığı, eğitimi ve ekonomik ve sosyal statüsü üzerinde olumsuz bir etkisi vardır. Bu yüzden, söz konusu uygulamalar her iki Komitenin de çalışmalarına yansıtılmaktadır.

16. Mevcut ortak genel tavsiye kararı/genel yorum çalışmasının amaçları doğrultusunda, zararlı olarak kabul edilmesi için uygulamalar aşağıdaki kriterleri karşılamalıdır:

(a) İki Sözleşmede de belirtilen insan hakları ve temel özgürlükleri ihlal etmekte ve kişi onuru ve/veya bütünlüğünü inkâr etmektedir;

(b) Söz konusu uygulamalar kadınlara veya çocuklara karşı ayrımcılık teşkil etmekte ve fiziksel, psikolojik, ekonomik ve sosyal zarar ve/veya şiddet ve topluma tamamen katılma yeteneklerine ve tam potansiyellerine ulaşmalarına sınırlamalar getirmek dâhil, bireysel olarak veya grup olarak onlar için olumsuz sonuçlara yol açan zararlı faaliyetlerdir;

(c) Söz konusu uygulamalar, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, yaş ve diğer kesişen faktörler temelinde kadın ve çocukların eşit haklara sahip olmamasına ve erkek hâkimiyetini ebedileştiren sosyal normlarla belirlenmiş ve/veya muhafaza edilmiş geleneksel, tekrardan ortaya çıkan veya gelişen uygulamalardır;

(d) Mağdurun tam, özgür ve bilgilendirilmiş onam sağlamasına bakmaksızın söz konusu uygulamalar, aile üyeleri, topluluk üyeleri veya bütünüyle toplum tarafından çocuklara ve kadınlara uygulanmaktadır.

VI. Zararlı uygulamaların sebepleri, türleri ve tezahürleri

17. Zararlı uygulamaların sonuçları çok boyutludur ve basmakalıp cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rollerini, cinsiyetlerin varsayılan üstünlüğünü veya aşağılığını içerir ve kadınların ve kızların

189

bedenleri ve cinsellikleri, sosyal eşitsizlikler ve erkek egemen güç yapılarının yaygınlığı üzerinde kontrol elde etmeye çalışır. Uygulamaları değiştirme çabaları, geleneksel, tekrardan ortaya çıkan ve gelişen zararlı uygulamaların altında yatan sistemsel ve yapısal nedenlerine çözüm bulmalı ve zararlı uygulamalara göz yuman geleneksel kültürel tavırların dönüştürülmesi için kız ve kadın, erkek çocuk veya erkekleri güçlendirmelidir.

18. Etkilenen kız ve kadınların sayısı oldukça yüksek olmasına rağmen zararlı uygulamalarla mücadele etme çabaları, sosyal medyanın yaygın bir şekilde kullanılması gibi teknolojik gelişmelerin sonucu olarak ve çatışma durumları gibi örneklerde de artmaktadır. Taraf Devletlerin raporlarının incelenmesi aracılığıyla Komiteler, göçmenlik veya sığınmacı olarak gittikleri ülkeye taşınan topluluk üyeleri tarafından zararlı uygulamalara bağlılığın devam ettiğini belirtmiştir. Söz konusu zararlı uygulamaları destekleyen sosyal normlar ve kültürel inançlar, toplumsal cinsiyet rollerinin kadın ve kızlara daha geniş kişisel özgürlük alanı tanıdığı hedef ülkede özellikle yeni çevrede kendi kültürel kimliklerini korumaya yönelik bir çaba olarak topluluklar tarafından vurgulanmakta ve devam ettirilmektedir.

A. Kadın sünneti

19. Kadın klitorisinin çıkartılması, kadın sünneti veya kadın genital kesimi, tıbbi veya sağlıkla ilgili olmayan kadın cinsel organına zarar verilmesi veya kadın klitorisinin tamamen veya kısmen çıkarılması uygulamasıdır. Mevcut ortak genel tavsiye/genel yorumun bağlamında, buna kadın sünneti denilmektedir. Kadın sünneti pek çok bölgede gerçekleştirilmektedir ve bazı kültürlerde evlilik için gerekmektedir ve kadınların ve kızların cinselliğini kontrol altına almak için uygulanan etkin bir yöntem olarak görülmektedir. Doğum sırasında şiddetli acı, şok, enfeksiyon ve diğer komplikasyonlar (Hem anneyi hem de çocuğu etkileyen) dâhil çeşitli ani ve/veya uzun dönemli sağlık sonuçları ve fistül, psikolojik etkiler ve ölüm gibi uzun vadeli jinekolojik sorunlara yol açabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, dünya çapında 100 milyon ila 140 milyon kız ve kadının, kadın sünnetinin bir türüne maruz kaldığını tahmin etmektedir.

190

B. Çocuk yaşta ve / veya zorla evlendirme

Aynı zamanda erken yaşta evlilik de denilen çocuk evliliği, taraflardan en az birisinin 18 yaşından küçük olduğu evlilik türüdür. Gerek resmi gerekse gayri resmi çocuk evliliklerinin ezici

çoğunluğu, eşlerinin de 18 yaşından küçük olduğu kızları içermektedir. Çocuk evliliği, taraflardan birisinin ve/veya her iki tarafın da açık, tam, özgür ve bilgilendirilmiş onam vermediğini göz önüne aldığımızda, zorla evlilik türü olarak kabul edilebilir. Çocuğun en az 16 yaşında olması ve söz konusu kararların kanunca tanımlanmış, meşru istisnai gerekçelere dayanarak ve kültür ve geleneğe hürmet göstermeksizin erişkinlik temelinde bir hâkim tarafından verilmesi koşuluyla kendi hayatını etkileyecek kararlar verirken çocuğun bağımsızlığına ve gelişen kapasitesine saygı göstermek maksatlı olarak 18 yaşından küçük, olgun ve kapasiteye sahip çocuğun evliliğine istisnai durumlarda izin verilir.

21. Bazı bağlamlarda, çocuklar oldukça genç yaşta nişanlanmakta veya evlenmektedir ve çoğu durumlarda genç kızlar kendilerinden onlarca yaş yaşlı birileriyle evlendirilmektedir. 2012 yılında, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, dünya çapındaki 20 ila 49 yaşı arasındaki yaklaşık 400 milyon kadının 18 yaşına gelmeden evlendiği veya evlilik ilişkisi içine girdiğini raporlamıştır.1 Bu yüzden, Komiteler, kızların erişkin hayatına fiziksel ve psikolojik olarak hazır olamayacak veya bilinçli ve bilgiye dayanan karar veremeyecek ve bu yüzden de evliliğe rıza gösteremeyecek kadar genç yaşta evlendirildikleri durumlarda, kızların kendi tam, özgür ve bilinçli onamına karşı evlendirildiği durumlarda özel önem vermektedir. Örf ve adet hukukuna göre vasilerin kızların evlendirilmesine rıza göstermesine yönelik yasal yetkisinin olduğu ve bu yüzden kızların özgürce evlilik ilişkisine girme yetkisine karşı olarak evlendirildikleri durumlar da vardır.

22. Çocuk evliliğine, ortalamanın üstünde maternal morbidite ve anne ölüm oranlarına yol açan erken ve sık hamilelik ve doğum eşlik etmektedir. Hamileliğe bağlı ölümler, dünya çapında gerek evli gerekse bekâr 15-19 yaşları arasındaki kızlar için ölümün başlıca sebebidir. Çok genç annelerin çocukları arasındaki bebek ölümleri, daha yaşlı annelerinkinden daha fazladır (kimi zaman iki katı kadardır). Kocanın karısından oldukça yaşlı ve kızların sınırlı eğitime sahip

1 bkz www.apromiserenewed.org.

191

olduğu çocuk ve/veya zorla evlilik durumlarında, kızların genellikle kendi hayatlarına yönelik sınırlı karar verme yetkisine sahiptir. Çocuk evlilikleri, özellikle kızlar arasında okul bırakma, okuldan atılma yüksek oranlarına ve hareket özgürlüğünün kısıtlanmasına ek olarak artan aile içi şiddet riskine katkı sağlamaktadır.

23. Zorla evlilikler, taraflardan herhangi birinin ve/veya her ikisinin de kişisel olarak evlilik birliğine tam ve özgür iradelerini beyan etmedikleri evliliklerdir. Yukarıda belirtildiği gibi, bunlar takas veya değiş tokuş evlilik (örnek baad ve baadal) köle evliliği ve erkek kardeşinin dul eşiyle evlenme evlilik (dul birinin, ölen kocasının bir akrabasıyla evlenmesi). Bazı bağlamlarda, zorla evlilik genellikle ailenin rızasıyla tecavüzcünün mağdur ile evlenerek cezadan kaçtığı durumlarda meydana gelir. Zorla evlilik, kızın kendi aile topluluğu içerisinde evlenmesini sağlamak veya geniş aile üyelerinin belirli bir hedef ülkede yaşaması ve/veya göç etmesi için belge verilmesi için göçmenlik kapsamında da meydana gelmektedir. Zorla evlilikler, çatışma sırasında silahlı gruplar tarafından da artan bir şekilde kullanılmakta ve kızlar için çatışma sonrası fakirlikten kurtulma yolu olarak kullanılmaktadır.1 Zorla evlilik, taraflardan birinin evliliği bitirmeye izninin olmadığı evlilikler olarak da tanımlanabilmektedir. Zorla evlilikler genellikle kişisel ve ekonomik bağımsızlığı olmayan kızların kaçmaya çalışması veya evlilikten kaçınmak veya kaçmak için kendi canına kıyması veya intihar etmesiyle sonuçlanmaktadır.

24. Uygulaması olan topluluklarda çeyiz ve başlık parası ödemesi, kadın ve kızları şiddete ve diğer zararlı uygulamalara zafiyetini artırabilir. Koca veya onun aile üyeleri, başlık parasının veya benzerinin ödemesine ilişkin beklentilerinin karşılanmaması durumunda cinayet, yakma ve asit saldırısı gibi fiziksel veya psikolojik şiddet eylemlerinde bulunabilir. Bazı durumlarda, insan ticaretinin bir türü olan ve aynı zamanda anlaşmalı evlilik olarak da anılan evlilik türüne, aileler finansal kazanç karşılığında kızlarının geçici "evliliğine" izin vermektedir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol'ün Taraf Devletleri, Protokolün 2(a) maddesinde tanımlanan çocuk satışı teşkil edebileceği için başlık parası veya çeyiz ödemesi içeren çocuk ve/veya zorla evliliğe ilişkin açık yükümlülüklere sahiptir.2 Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi defalarca söz

1 Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi 30 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 62.

2 Ayrıca bkz. madde 3 (1)(a)(i)

192

konusu ödeme veya sunma aracılığıyla evliliğe izin verilmesinin özgürce eş seçme hakkını ihlal ettiğini belirtmiş ve 29 Sayılı Genel Tavsiye Kararında söz konusu uygulamanın, evliliğin geçerli olması için gerekli olmadığını ve Taraf Devlet tarafından uygulanabilir olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Poligami (Çokeşlilik)

25. Poligami kadınların ve kızların haysiyetine ters düşmekte ve aile içerisinde eşitlik ve korunma dahil onların insan hak ve özgürlüklerine tecavüz etmektedir. Poligami yasal ve sosyal bağlamlar arasında ve içerisinde farklılık göstermekte ve etkisi, sıklıkla refahları yönünden ciddi sonuçlarla, fiziksel, ruhsal ve sosyal refahları olarak anlaşılmak üzere kadınların (eşlerin) sağlığına hasarı, maddi hasarı ve kadınların maruz kaldıkları yoksunluğu ve çocuklara duygusal ve maddi hasarı içermektedir.

26. Pek çok taraf devlet poligamiyi yasaklamayı seçmiş olsa da, poligami yasal olarak veya olmayarak hala bazı ülkelerde uygulanmaya devam etmektedir. Tarih boyunca çokeşli aile sistemleri bireysel ailelere yönelik daha fazla işgücü sağlama yolu olarak bazı tarım toplumlarında fonksiyonel olmuş olmasına karşın, çalışmalar poligaminin gerçekte, özellikle de kırsal bölgelerde, ailede artan yoksullukla sonuçlandığını göstermiştir.

27. Kızların çok daha yaşlı erkeklerle nişanlanma veya evlenme olasılıklarının daha fazla olduğunu ve bunun da şiddeti ve haklarının ihlalini artırmasıyla sonuçlandığını gösteren kanıtlara dayanarak hem kadınlar hem de kızlar kendilerini çokeşli birliktelikler içerisinde bulmaktadır. Devlet yasalarının dini, aile durumu ve örf ve adet hukuku ve uygulamaları ile bir arada var oluşu sıklıkla uygulamanın devamlılığına katkı sağlamaktadır. Bazı taraf devletlerde ise poligami medeni hukukla onaylanmıştır. Kültür ve din özgürlüğünü koruyan anayasal ve diğer hükümler de bazen çokeşli evliliklere izin veren yasa ve uygulamaları haklı çıkarmak üzere kullanılmıştır.

28. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine taraf devletlerin, Sözleşmeye ters düştüğü için poligamiyi caydırmak ve yasaklamak üzere açık yükümlülükleri

193

mevcuttur.1 Kadınlara karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi ayrıca poligaminin kadınların ve çocuklarının ekonomik refahı için önemli sonuçlarının olduğunu iddia etmektedir.2

D. Sözde namus adına işlenen suçlar

29. Sözde namus adına işlenen suçlar, aile üyeleri bazı şüpheli, algılanan veya gerçek davranışların aile veya topluma leke süreceğini düşündüğü için, özellikle olmasa da orantısız şekilde kızlara ve kadınlara karşı işlenen şiddet eylemleridir. Bu tip davranışlar, evlilik öncesi cinsel ilişkiye girme, görücü usulü evliliği kabul etmeme, aile onayı olmaksızın evlenme, zina yapma, boşanmayı isteme, toplum tarafından kabul edilmeyen şekilde giyinme, evin dışında çalışma veya genellikle kalıplaşmış cinsiyet rollerine uyamamayı içermektedir. Sözde namus adına işlenen suçlar ayrıca cinsel şiddet kurbanları oldukları için de kızlar ve kadınlara karşı işlenebilmektedir.

30. Bu suçlar cinayeti içermekte ve bu sıklıkla bir eş, kadın veya erkek akraba veya mağdurun toplumundan bir üye tarafından işlenmektedir. Kadınlara karşı cezai eylemler olarak görülmekten ziyade, sözde namus adına işlenen suçlar genellikle, iddia edilen ihlalleri takiben toplumun kültürel, geleneksel, göreneksel veya dini normlarının bütünlüğünün korunması ve/veya sağlanmasına yönelik bir araç olarak söz konusu toplum tarafından onaylanmaktadır. Bazı bağlamlarda, ulusal mevzuat veya bunun pratik uygulaması veya bunun olmaması, azaltılmış onay veya cezasız kalmayla sonuçlanan bu tür suçların suçlularına yönelik beraat ettiren veya hafifletici neden olarak sunulacak onurun korunmasını sağlamaktadır. Ayrıca, kovuşturma davaları ek kanıt sağlayacak dava bilgisine sahip şahısların razı olmama durumundan dolayı engellenebilir.

VII. Zararlı uygulamalara yönelik bütünsel çerçeve

31. Her iki Sözleşme de zararlı uygulamaların önlenmesine yönelik spesifik referanslar içermektedir. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine taraf devletler

1 Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi 21, 28 ve 29 Sayılı Genel Tavsiye Kararları

2 Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi 29 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 27.

194

uygun mevzuatı, politikaları ve önlemleri planlamak ve benimsemek zorunda olup uygulamalarının, kadınlara karşı zararlı uygulamalara ve şiddete yol açan ayrımcılığın önlenmesine yönelik spesifik engellere, bariyerlere ve dirence etkili bir şekilde yanıt vermesini sağlamaktadır (2 ve 3.maddeler). Taraf devletler en başta kadın insan haklarının tecavüze uğramadığını garanti ederek alınan önlemlerin doğrudan ilişkisini ve uygunluğunu ve bu önlemlerin istenen etki ve tepkiyi sağlayıp sağlamayacağını gösterebilmelidir. Ayrıca, taraf devletlerin bu hedeflenen politikaları takip etme zorunluluğu doğrudan doğal bir durum olup, taraf devletler kültürel ve dini gerekçeler dahil herhangi bir gerekçeyle herhangi bir ertelemeyi meşrulaştıramaz. Taraf devletler ayrıca geçici özel önlemler dahil tüm uygun önlemleri almak (madde 4 (1))1 iki cinsiyetten birinin aşağılık veya üstünlük fikrine veya kalıplaşmış erkek ve kadın rollerine dayanan önyargıları, alışılagelmiş ve diğer tüm uygulamaların önlenmesini sağlamak amacıyla sosyal ve kültürel erkek ve kadın idaresi kalıplarını değiştirmek (madde 5 (a)) ve bir çocuğun nişanlanması ve evlenmesinin herhangi bir yasal etkisinin olmayacağını garanti etmek zorundadır (madde 16 (2)).

32. Çocuk Hakları Sözleşmesi ise taraf devletleri çocukların sağlığına yönelik geleneksel önyargılı uygulamaları yürürlükten kaldırmak amacıyla tüm etkili ve uygun önlemleri almaya mecbur kılmaktadır (madde 24 (3)). Ek olarak, söz konusu sözleşme çocuk hakkının, fiziksel, cinsel veya psikolojik dahil şiddetin tüm biçimlerinden korunmasını sağlamakta (madde 19) ve taraf devletlerin hiçbir çocuğun işkenceye veya diğer zalim, acımasız veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılmayacağını sağlamasını gerektirmektedir (madde 37 (a)). Zararlı uygulamalara yönelik Sözleşmenin dört genel ilkesini uygulamaktadır, yani ayrımcılıktan koruma (madde 2), çocuğun çıkarlarını sağlama (madde 3 (1)),2 yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkını sürdürme (madde 6) ve çocuğun sesini duyurma hakkı (madde 12).

33. Her iki durumda da, zararlı uygulamaların önlenmesi ve ortadan kaldırılması, tüm katmanlarda uygun siyasi ve sosyal taahhüt ve sorumlulukla kombine edilen sosyal önlemler dahil destekleyici yasal ve politika önlemlerini içeren iyi tanımlanmış, haklara dayalı ve yerel olarak uygun bütünsel bir stratejinin oluşturulmasını gerektirmektedir. Sözleşmede özetlenen

1 Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi 25 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 38.

2 Çocuk Hakları Komitesi’nin ilk planda çocuğun yüksek yararının düşünülmesi gerektiğine dair 14 Sayılı Genel Yorumu

195

yükümlülükler elemanları burada belirtilen zararlı uygulamaların önlenmesine yönelik bütünsel bir stratejinin geliştirilmesine zemin hazırlamaktadır.

34. Böyle bir bütünsel strateji hem dikey hem de yatay olarak yaygın hale getirilmeli ve koordine edilmedi ve zararlı uygulamaların tüm biçimlerine eğilmek ve bunları önlemek için ulusal çabalarla bütünleştirilmelidir. Yatay koordinasyon eğitim, sağlık, adalet, sosyal refah, kanun yaptırımı, göç ve iltica ve iletişim ve medya dahil sektörler arasında örgütlenmeyi gerektirmektedir. Benzer şekilde, dikey koordinasyon yerel, bölgesel ve ulusal düzeylerde aktörler arasında ve geleneksel ve dini yetkililerle örgütlenmeyi gerektirmektedir. İşlemi kolaylaştırmak adına, tüm uygun ortaklarla işbirliği ile mevcut veya özel olarak kurulmuş bir üst düzey kuruluşa sorumluluk vermeye dikkat edilmelidir.

35. Herhangi bir bütünsel stratejinin uygulanması mutlaka, yönetmelikler, politikalar, planlar ve bütçeler gibi uygun önlem ve araçlarla desteklenen uygun örgütsel, insani, teknik ve finansal kaynakların karşılanmasını gerektirmektedir. Ek olarak, taraf devletler kadınların ve çocukların zararlı uygulamalardan korunması ve haklarının gerçekleştirilmesindeki gelişmeleri izleyecek bağımsız bir izleme mekanizmasını sağlamak zorundadır.

36. Zararlı uygulamaları önlemeyi hedefleyen stratejilerin ayrıca, ulusal bağımsız insan hakları kurumları, sağlık, eğitim ve kanun uygulama çalışanları, sivil toplum üyeleri ve uygulamalarda yer alanlar dahil diğer çok sayıda ortağa da ihtiyacı vardır.

A. Veri toplama ve izleme

37. Nicel ve nitel verilerin düzenli ve kapsamlı toplanması, analizi, dağıtımı ve kullanımı etkili politikalar sağlama, uygun stratejiler geliştirme ve eylemler formüle etmenin yanı sıra etkileri değerlendirme, zararlı uygulamaların önlenmesine yönelik gerçekleşen gelişmeleri izleme ve tekrar ortaya çıkan ve ortaya çıkan zararlı uygulamaları tanımlamak açısından son derece önemlidir. Mevcut veri eğilimlerin incelenmesini sağlamakta olup devlet aktörleri ve devlet dışı aktörler tarafından politikalar ve etkili program uygulamaları arasında uygun bağlantıların kurulmasını ve tutumlara, davranış biçimlerine, uygulamalara ve prevalans oranlarına uygun

196

olan değişikliklerin olmasını sağlamaktadır. Cinsiyet, yaş, coğrafik konum, sosyoekonomik statü, eğitim düzeyi ve diğer kilit unsurlarla bölümlere ayrılan veriler yüksek riskli ve dezavantajlı kadın ve çocuk gruplarının tanımlanmasında esas olup zararlı uygulamalara eğilmek üzere politika oluşturmaya ve eyleme rehberlik edecektir.

38. Bu tür bir tanımlamaya karşın, zararlı uygulamalara yönelik bölümlere ayrılmış veriler sınırlı olup, ülkelerle ve zamanla nadiren kıyaslanabilmekte ki bu da problemin boyutunun ve oluşumunun sınırlı anlayışı ve uygun bir şekilde özel ve hedeflenen önlemlerin tanımlanmasıyla sonuçlanmaktadır.

39. Komiteler Sözleşmeye taraf devletlere aşağıdaki maddeleri önermektedir:

(a) Cinsiyet, yaş, coğrafik konum, sosyoekonomik statü, eğitim düzeyi ve diğer kilit unsurlarla bölümlere ayrılan zararlı uygulamalara yönelik nitel ve nicel verilerin düzenli toplanması, analizi, dağıtımı ve kullanımının öncelikle ele alınması ve bu tür faaliyetlere yeterli bir şekilde kaynak sağlanması. Düzenli veri toplama sistemlerinin sağlık hizmetlerinde ve sosyal hizmetlerde, eğitim ve korumayla ilgili konularda yasa ve kanun uygulayıcı sektörlerde kurulmalı ve/veya sürdürülmelidir.

(b) Ulusal temsili hane halkı anketlerinden verilerle tamamlanabilecek ulusal demografik ve gösterge araştırmaları ve nüfus sayımlarının kullanılması yoluyla veri toplanması. Nitel araştırma odak grup görüşmeleri, çok sayıda ortakla detaylı anahtar bilgi veren görüşmeler, yapılanmış gözlemler, toplumsal haritalama ve diğer uygun metodolojilerle yürütülmelidir.

B. Mevzuat ve uygulaması

40. Herhangi bir bütünsel stratejinin anahtar elemanı ilgili mevzuatın geliştirilmesi, yasalaşması, uygulanması ve izlenmesidir. Her taraf devlet1 zararlı uygulamaların kınanmasına yönelik açık

1 Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Madde 2 (a)-(c), 2(f) ve 5 ve Çocuk Hakları Komitesi’nin 13 Sayılı Genel Yorumu

197

bir mesaj göndermekle, mağdurlar için yasal koruma sağlamakla, devlet aktörlerinin ve devlet dışı aktörlerin risk altındaki kadınları ve çocukları korumalarını sağlamakla, uygun yanıtlar ve ilgiyi sağlamakla ve tazminat sağlamakla ve cezadan muafiyeti sonlandırmakla yükümlüdür.

41. Mevzuatın yasalaşması tek başına zararlı uygulamalarla etkili bir şekilde mücadele etmek için yetersizdir. Gerekli özenin gerekliliklerine uygun olarak, mevzuat uygulanmasının, takibinin ve izlenmesinin ve elde edilen sonuçların değerlendirilmesinin kolaylaştırılması için kapsamlı bir dizi önlemle desteklenmelidir.

42. Her iki Sözleşme gereğince yükümlülüklerinin aksine, çok sayıda taraf devlet, çocuk yaşta evliliğe izin veren, kızlara ve kadınlara karşı işlenen suçlar için beraat ettiren veya hafifletici bir unsur olarak sözde namusun korunmasını sağlayan, tecavüz ve/veya diğer cinsel suçları işleyenlerin mağdurla evlenerek yaptırımdan kaçmasını sağlayan mevzuat gibi zararlı uygulamaları meşrulaştıran, bunlara izin veren veya yol açan yasal hükümleri sürdürmektedir.

43. Çoğul yasal sisteme sahip taraf devletlerde, yasaların zararlı uygulamaları açıkça yasakladığı yerlerde dahi, yasaklama göreneksel, geleneksel veya dini hukukun varlığı aslında bu uygulamaları destekleyebileceğinden ötürü etkili bir şekilde uygulanmayabilir.

44. Örf ve şeriye mahkemelerinde veya geleneksel yargılama mekanizmalarında hakimler arasında çocukların ve kadınların haklarını irdelemeye yönelik önyargılar ve zayıf kapasite ve bu tür örfi sistemlerin kapsamında yer alan konuların devlet veya diğer yargı organları tarafından herhangi bir incelemeye veya denetleme maruz bırakılmaması gerektiğine olan inanış zararlı uygulama mağdurlarının adalet erişimini engellemekte veya sınırlandırmaktadır.

45. İlgili ortakların zararlı uygulamalara karşı mevzuatın tasarısına tam ve kapsamlı katılımı uygulamalarla ilgili temel sorunların doğru bir şekilde tanımlandığını ve irdelendiğini garanti edebilmektedir. Girdilerle uğraşmak ve bunları uygulayan toplumlardan, diğer ilgili ortaklardan ve sivil toplum üyelerinden talep etmek bu işlemin merkezindedir. Zararlı uygulamaları destekleyen yaygın tutumların ve sosyal normların mevzuatın kanunlaştırılması ve uygulanmasına yönelik çabaları azaltmamasını garanti etmek için dikkat edilmelidir.

198

46. Çok sayıda taraf devlet devir ve intikal yoluyla devlet gücünü dağıtmak için adımlar atmıştır, ancak bu zararlı uygulamaları yasaklayan ve yargı yetkileri boyunca uygulanabilir olan mevzuatın kanunlaştırılması zorunluğunu azaltmamalı veya hükümsüz kılmamalıdır. Merkezsizleşmenin veya devrin, farklı bölgelerde ve kültürel bölgelerde zararlı uygulamalara karşı çocukların ve kadınların korunması ile ilgili ayrımcılığa yol açmamasını garanti etmek için önlemler devreye sokulmalıdır. Devredilmiş yetkiler, zararlı uygulamaların önlenmesini amaçlayan mevzuatın etkili bir şekilde uygulanması için gereken insani, finansal, teknik ve diğer kaynaklarla donatılmalıdır.

47. Zararlı uygulamalarda yer alan kültürel gruplar bu tür uygulamaların ulusal sınırları geçerek yayılmasına katkı sağlayabilir. Bunun olduğu yerlerde, yayılımı kontrol altına almak için uygun önlemlere ihtiyaç vardır.

48. Ulusal insan hakları kurumları, zararlı uygulamalardan uzak olmak adına kişinin hakları dahil insan haklarının desteklenmesi ve korunmasında ve bu haklara yönelik toplum bilincinin artırılmasında anahtar bir role sahiptir.

49. Kadınlar ve çocuklara hizmet sağlayan bireyler, özellikle de sağlık personeli ve öğretmenler, zararlı uygulamaların gerçek ve potansiyel mağdurlarını tanımlamak için özellikle yerleştirilmiştir. Bu kişiler genellikle, zararlı bir uygulamanın gerçekten meydana gelmesini veya gelme olasılığını raporlama zorunluluğu ile çelişebilecek gizlilik kurallarıyla bağlanmıştır. Bu, bu tür olayların raporlanmasının onlar için zorunlu kılacak spesifik yönetmeliklerle önlenmelidir.

50. Sağlık çalışanlarının veya devlet çalışanlarının veya memurların zararlı uygulamalarda yer aldığı veya suç ortaklığı yaptığı yerlerde, statü ve sorumlulukları, rapor dahil, uyarılarla izlenmesi gereken meslek ruhsatı kaybı veya sözleşmenin feshi gibi cezai yaptırımların veya idari yaptırımların belirlenmesinde bir ağırlaştırıcı neden olarak görülmelidir. İlgili çalışanların sistematik eğitimi bu bağlamda etkili önleyici bir önlem olarak görülmektedir.

51. Cezai suç yaptırımlarının tutarlı bir şekilde zararlı uygulamaların önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına katkı sağlayacak şekilde uygulanma gerekliliğine rağmen, taraf devletler, kısasa

199

kısas yasası dahil mağdurlara yönelik potansiyel tehditleri ve negatif etkileri göz önünde bulundurmak zorundadır.

52. Parasal tazminat çok yaygın bölgelerde uygun olmayabilir. Her durumda, zararlı uygulama-lardan etkilenen kadınlar ve çocukların yasal çarelere, mağdur desteğine ve rehabilitasyon servislerine ve sosyal ve ekonomik imkanlara erişimi olmalıdır.

53. Çocuğun çıkarları ve kız ve kadın haklarının korunması her zaman göz önünde bulundurulmalı ve gerekli durumlar bu kişilerin kendi bakış açılarını ifade edebilmelerini ve düşüncelerine gereken ağırlığın verilmesini garanti etmek için yerini almalıdır. Çocuklar veya kadınlar üzerine potansiyel kısa dönem ve uzun dönem etkilere ve çocuk ve/veya zorunlu evliliklerin dağılmasına ve çeyiz ve başlık parasının iadesine dikkatli önem verilmelidir.

54. Taraf devletler ve özellikle de göç ve iltica memurları kadınların ve kızların memleketlerini zararlı bir uygulamaya maruziyetten kaçmak üzere terk edebileceklerinin farkında olmalıdır. Bu memurlar, bu tür kadınların ve kızların korunması için hangi adımların atılması gerektiğine dair uygun kültürel, yasal ve cinsiyete duyarlı eğitimi almalıdır.

55. Komiteler Sözleşmeye taraf devletlerin, zararlı uygulamaları etkili bir şekilde irdelemek ve önlemek amacıyla mevzuatı benimsemesini veya değiştirmesini önermektedir. Bu şekilde söz konusu taraflar:

(a) Mevzuat tasarısı işleminin tam anlamıyla kapsamlı ve katılımcı olduğunu garanti etmelidir. Bu amaçla, mevzuatın tasarısı, benimsenmesi, dağıtımı ve uygulanmasına yönelik geniş kamusal bilgi ve destek sağlamak üzere söz konusu tarafların hedeflenen savunmayı ve farkındalık yaratmayı yürütebilmeli ve sosyal mobilizasyon önlemlerini kullanmalıdır;

(b) Mevzuatın zararlı uygulamaları yasaklayan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası insan hakları standartlarında özetlenen ilgili yükümlülükler ile tam olarak uygun olması ve söz konusu mevzuatın, özellikle çoğul yasal sistemleri olan ülkelerde

200

herhangi bir zararlı uygulamaya izin veren, göz yuman veya bunu tavsiye eden örfi, geleneksel veya din hukukunun önüne geçmesi sağlanmalıdır;

(c) Söz konusu taraflar, geleneksel, örfi veya şerri hukuk ve sözde namus adına işlenen suçlarda bir korunma veya hafifletici unsur olarak kabul eden herhangi bir mevzuat dahil zararlı uygulamalara göz yuman, izin veren veya yol açan tüm mevzuatları daha fazla gecikmeksizin feshetmelidir;

(d) Mevzuatın tutarlı ve kapsamlı olması ve mağdurların fiziksel ve psikolojik iyileşmesi ve sosyal reintegrasyonu dahil önleme, koruma, destek ve takip hizmetleri ve bu kişilere yardıma yönelik detaylı rehberlik sağlamalı ve uygun sivil ve/veya idari mevzuat hükümleriyle tamamlanmalıdır;

(e) Mevzuat yeterli düzeyde, geçici özel önlemlerin benimsenmesine yönelik zemini sağlayarak, cinsiyet, yaş ve diğer kesişen unsurlara dayanan ayrımcılık dahil zararlı uygulamaların temel nedenlerini irdelemeli, insan haklarına ve mağdurların ihtiyaçlarına odaklanmalı ve çocukların ve kadınların çıkarlarını tam anlamıyla göz önünde bulundurmalıdır;

(f) Aile onayı olsun olmasın kızlar ve erkekler için yasal asgari evlilik yaşı 18 olmalıdır. İstisnai durumlarda daha erken yaştaki bir evliliğe izin verildiği zaman, mutlak asgari yaş en az 16 olmalı, izin alma gerekçeleri yasal olmalı ve kanun tarafından katı bir şekilde belirlenmiş olmalı ve evliliğe yalnızca, mahkemede bizzat bulunması gereken bir çocuğun veya her iki çocuğun da tam, özgür ve bilgilendirilmiş rızası üzerine mahkemece izin verilmelidir.

(g) Yasal evlenme kaydı gerekliliği koyulmalı ve etkili uygulama kaydının yetkileri kapsamında tüm kişilere açık hale getirilmesi için uygun alt yapının varlığı, eğitim ve farkındalık yaratmayla sağlanmalıdır;

(h) Çocuk yaşta evlilik dahil zararlı uygulamaların etkili bir şekilde önlenmesi için zorunlu, ulaşılabilir ve ücretsiz doğum kaydına yönelik ulusal bir sistem

201

oluşturulmalıdır;

(i) Ulusal insan hakları kurumları, kadınlar ve çocuklar adına veya doğrudan onlar tarafından bildirilen bireysel şikayetleri ve dilekçeleri göz önünde bulundurmak ve incelemeleri yürütmek üzere güvenli, cinsiyete duyarlı ve çocuk dostu bir şekilde koruma altına alınmalıdır;

(j) Zararlı bir uygulamanın olduğuna veya olabileceğine inanmak için mantıklı gerekçeleri varsa, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel olayların bildirilmesi çocuklar ve kadınlar ve onlarla çalışan profesyonellere ve kurumlara için kanunen mecburi kılınmalıdır. Zorunlu raporlama sorumluluğu, ihbarda bulunanların gizliliğinin korunmasını garanti etmelidir;

(k) Ceza hukukunun tasarlanması ve değiştirilmesi için tüm girişimler mağdurlara ve zararlı uygulamalara maruz kalma riski olanlara yönelik koruma önlemleri ve hizmetleriyle ilgilidir.

(l) Mevzuat, yasa dışı olduğu beyan edilmeyen bir ülkede işlendikleri zaman dahi taraf devletin yurttaşları ve her zamanki sakinleri için geçerli olan zararlı uygulamalardan doğan suçlara yönelik yargı yetkisi oluşturmalıdır;

(m) Göç ve ilticayla ilgili mevzuat ve politikalar iltica tanıma gerekçesi gibi uygulamalar sonucunda zulme veya zararlı uygulamalara maruz kalma riskinin farkında olmalıdır. Duruma göre kıza veya kadına eşlik eden bir akrabanın korunmasının sağlanmasına da dikkat edilmelidir;

(n) Mevzuat uygulama, yürütme ve takiple ilgili olarak da olmak üzere düzenli değerlendirme ve izlemeye yönelik hükümleri içermelidir;

(o) Zararlı uygulamalara maruz kalan kadınlar ve çocukların, zaman aşımı süresi gibi kanuni takibin başlatılmasına yasal ve pratik engellerin irdelenmesiyle, adalete eşit olarak erişimi olmalıdır ve suçlular ve bu tür uygulamalara yardım eden veya göz yumanlar sorumlu tutulmalıdır;

202

(p) Mevzuat zararlı uygulama riski altında olanları korumak için zorunlu sınırlayıcı veya koruma kararları içermeli ve mağdurları cezalandırmadan korumak için onların güvenliklerini ve önlemleri sağlamalıdır;

(q) İhlale uğramış mağdurlar uygulamada yasal çözümlere ve uygun tazminatlara eşit şekilde erişebilmelidir.

C. Zararlı uygulamaların önlenmesi

56. Zararlı uygulamalarla mücadelenin ilk adımlarından biri, bu uygulamaların önlenmesidir. Her iki Komisyon da; sosyal ve kültürel normların değiştirilmesinde haklara dayalı bir yaklaşım benimseme, kadınlar ve kızları güçlendirme, her düzey mağdur, mağdur adayı ve suçlularla düzenli olarak temas haline bulunan tüm ilgili uzmanların kapasitelerini geliştirme ve zararlı uygulamaların sebepleri ve ilgili paydaşlarla diyaloglar geliştirerek sonuçları hakkında bilinçlendirme yoluyla bu uygulamaların en iyi şekilde önlenebileceğinin altını çizmişlerdir.

1. Haklara-dayalı sosyal ve kültürel normların oluşturulması

57. Sosyal norm, olumlu olabilecek ve toplumun kimliği ve birliğini güçlendirecek ya da olumsuz olarak zararla sonuçlanabilecek birtakım uygulamaların sosyal belirleyicisi olarak bu uygulamalara katkıda bulunan bir etmendir. Bu ayrıca, bir toplum üyelerinin gözlemlemelerinin beklendiği davranışa ilişkin sosyal bir kuraldır. Bir toplumdaki bireylerin davranışlarını düzenleyen (uygulamayla aynı fikirde olmasalar dahi) bir sosyal yükümlülük ve beklenti algısı oluşturur ve bu algıyı devam ettirir. Örneğin; kadın sünneti sosyal bir normdur. Aileler kızlarına bu sünnetin yapılmasına razı olmaları yönünde desteklenir çünkü bu aileler, diğer ailelerin de aynı şekilde davrandıklarını görür ve bu ailelerin de aynı şeyi kendilerinden beklediklerine inanırlar. Bu norm veya uygulama sıklıkla, toplumsal ağlardaki diğer kadınlar tarafından devam ettirilir. Bu kadınlar aynı uygulamaya önceden maruz kalmışlardır ve genç kadınların da aynı uygulamaya uymaları yönünde ekstra bir baskı uygularlar. Bu uygulamaya uymayanlar toplumdan dışlanma, sürgün edilme ve damgalanma riskiyle karşı karşıyadır. Bu marjinal uygulamalar arasında, ekonomik ve sosyal destek ile sosyal hareketlilik açısından önemli kayıplara maruz kalmak da yer alabilir. Bunun aksine bireyler sosyal norma uyduklarında, içlerine alınarak veya övülerek ödüllendirilmeleri beklenir. Zararlı uygulamaları doğuran ve

203

haklı kılan sosyal normların değiştirilmesi, bu yöndeki beklentilere karşı çıkılarak bu beklentilerin düzenlenmesini gerektirir.

58. Sosyal normlar birbirleriyle ilişkilidirler. Bu da; zararlı uygulamaların tek başına değil, uygulamaların diğer kültürel ve sosyal norm ve uygulamalarla ilişkisine dayalı daha kapsamlı bir bağlamda değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu durumda, hakların birbirlerine bağımlı ve ayrılamaz oldukları bilincine dayalı olan hak-temelli yaklaşımın benimsenmesi gerekliliği doğar.

59. Yüzleşilmesi gereken temel sorunlardan biri, zararlı uygulamaların mağdur ve mağdurun ailesi ve toplumu için faydalı etkileri olduğu yönünde algılanabilecek olmasıdır. Bu sebeple, yalnızca bireysel davranış değişikliğini hedef alan yaklaşımlar son derece sınırlılık arz etmektedir. Bu yaklaşımların yerine, daha geniş kapsamlı ve bütünlüklü veya tüm toplumu kapsayan yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. İnsan haklarına katkı sağlayan ve toplumları, değerlerini ve onurlarını tatmin etmelerini veya herhangi bir zarara yol açmadan, kadın ve çocuk haklarını ihlal etmeden geleneklerini keşfetmelerine ve belirlemelerine imkan veren kültür- duyarlı müdahaleler, zararlı uygulamaların büyük-ölçekli ve sürdürülebilir biçimde giderilmesini ve yeni sosyal kuralların bütün olarak benimsenmesini sağlayabilir. Bu bağlamda, toplum liderlerinin aktif katılımı son derece önemlidir.

60. Komisyonlar, Sözleşme taraf Devletlerinin zararlı uygulamalarla mücadele etmek ve bunların altında yatan sosyal normlara karşı çıkıp bunları değiştirmek için ortaya koydukları çabaların bütünlüklü ve toplum temelli olup özellikle kadınlar ve kızlar olmak üzere tüm ilgili paydaşların aktif katılımını içeren hak-temelli bir yaklaşıma dayalı olmaları gerektiğini ifade etmektedirler.

2. Kadın ve kızların güçlendirilmesi

61. Taraf devletler, kadın ve kızların insan hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla kullanmalarını sınırlandıran ataerkil ideoloji ve yapılara karşı çıkıp bunları değiştirme yükümlülüğündedirler. Kadınlar ve kızların birçoklarının yaşadığı ve sömürülmeye, zararlı uygulamalara ve cinsiyet-

204

temelli şiddetin diğer biçimlerine maruz kalma risklerini arttıran sosyal dışlanma ve yoksulluktan kurtulmaları için, haklarını savunmaları, özerk ve bilinçli kararlar vermelerini kendi yaşamlarıyla ilgili seçim yapmaları için gerekli olan beceri ve yeterliklerle donatılmaları gerekmektedir. Bu bağlamda eğitim, kadınlar ve kızların haklarını savunabilmeleri için güçlendirilmelerinde önemli bir araçtır.

62. Kadınlar ve kız çocuklarının eğitim düzeylerinin düşüklüğü ile zararlı uygulamaların yaygınlığı arasında belirgin bir ilişki mevcuttur. Sözleşme taraf devletlerinin, kaliteli eğitim hakkının kullandırılması ve kadınlarla kızların değişimin aracıları olmasını sağlayacak bir ortamın oluşturulmasına yönelik yükümlülükleri mevcuttur (Çocuk Hakları Sözleşmesi, Madde 28-29; Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, Madde 10). Bu yükümlülükler, ilkokula kaydolmanın küresel, ücretsiz ve zorunlu olmasının ve düzenli katılımın sağlanması, okul terklerinin önüne geçilmesi, mevcut cinsiyet ayrımlarının giderilmesi, uzak bölgelerde ve kırsalda yaşayan kız çocuklarının okula erişimlerinin desteklenmesi gibi faaliyetleri kapsar. Yükümlülükler yerine getirilirken, okulların ve okul çevrelerinin kızlar için güvenli ve samimi ve performanslarını göstermeleri için uygun bir ortam haline getirilmesine özen gösterilmelidir.

63. Kız çocuklarının ilköğretim ve ortaöğretim eğitimlerini tamamlamaları, çocuk evliliklerinin ve ergen gebeliklerinin önlenmesi, anne ve bebek hastalık ve ölüm oranlarının düşürülmesi, kadınların ve kız çocuklarının şiddete karşı durarak özgürlüklerini elde etmeleri ve yaşamın her alanına etkin bir biçimde katılımlarının sağlanması gibi kısa-vadeli ve uzun-vadeli faydalar sağlamaktadır. Komisyonlar, taraf Devletleri, ilkokul eğitimlerinin tamamlanmasını sağlayarak, ilkokul ve ortaöğretime yönelik okul harçlarını ortadan kaldırarak, ortaöğretime ve ayrıca teknik-mesleki eğitim fırsatlarına erişimde eşitlik sağlayarak ve ortaöğretimi zorunlu kılma konusunu değerlendirmeye alarak ortaöğretime kayıt ve devam oranlarını arttırmaları konusunda gerekli önemli almaya teşvik etmektedir. Ergen kızların hamilelikleri sırasında ve sonrasında eğitimlerine devam etme hakları, ayrımcı olmayan geri dönüş politikalarıyla garanti altına alınabilir.

205

64. Okulu bırakmış kızlar için yaygın eğitim, eğitim-öğretimdeki tek seçenekleri olarak karşılarına çıkmakta olup onları temel eğitim ve yaşam becerileri ile donatmalıdır. Yaygın eğitim, ilkokul ya da ortaokul eğitimlerini tamamlamamış kızlar için örgün eğitime bir alternatif olup radyo programları ve dijital medya dahil olmak üzere diğer medya araçları yoluyla da mümkün kılınabilir.

65. Kadınlar ve kız çocuklarına geçim ve girişimcilik becerileri eğitimi verilerek ve evliliğin 18 yaş sonrasına bırakılmasına yönelik burs, mikro-kredi programları veya tasarruf programları gibi maddi teşvik programları sunularak, ekonomik varlıklarını geliştirme olanağı verilmektedir (Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, Madde 11 ve 13); Çocuk Hakları Sözleşmesi, Madde 28). Kadın haklarının ev ortamı dışına da yayılması ve kadınların çalışmasına ilişkin tabuların yıkılması için tamamlayıcı bilinçlendirme programları da gerekmektedir.

66. Kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesinin teşvik edilmesinin bir diğer yolu da, sosyal varlıklarının geliştirilmesidir. Bu, kızların ve kadınların akranlarıyla, öğretmenleriyle ve topluluk liderleriyle bir araya gelip kendilerini ifade edebilecekleri, fikir ve endişelerini paylaşabilecekleri, yaşamlarını etkileyen kararların alım sürecine katkıda bulunabilecekleri güvenli alanların oluşturulmasıyla desteklenebilir. Böylelikle özgüvenlerini ve öz yeterliklerini, iletişim, müzakere ve problem becerilerini geliştirebilir, hakları konusunda bilinçlenebilirler. Bu özellikle, göçmen kızlar için önemlidir. Her düzey güç ve etki pozisyonunun eskiden beri erkeklerce işgal edildiği bir düzende kadınların katılımının sağlanması, çocukların ve kadınların aileleri, toplumları, sivil toplulukları ve karar vericilerle ilişki içinde olmaları ve onlar tarafından desteklenmelerinin sağlanması açısından son derece önemlidir.

67. Çocukluk ve erken ergenlik dönemleri, hem kızların hem de erkeklerin cinsiyet-temelli tavırlarının değiştirilmesi ve evde, okulda ve toplum genelinde daha pozitif rol ve davranış biçimleri kazanmalarına destek olunması açısından kilit dönemlerdir. Bu süreç; geleneksel kadın ve erkek rolleri ile cinsiyet-bazlı stereotipik rollerle ilişkili sosyal normlar, tavırlar ve beklentiler hakkında kendileriyle müzakereler yapılmasını ve birlikte çalışmak suretiyle özellikle ergenlik dönemi öncesinde ve ergenlik döneminde bulunan kızları etkileyen zararlı uygulamaların

206

giderilmesine yönelik çabalar çerçevesinde eğitimin ve özelliklede kızların eğitiminin öneminin vurgulanması ve cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine yönelik bireysel ve sosyal değişimlerin desteklenmesini içerir.

68. Zararlı uygulamalara maruz kalan veya maruz kalma riski altında olan kadınlar ve ergen kızlar, özellikle de bilgi eksikliği ve ergen-dostu hizmetler dahil olmak üzere hizmet eksikliğinden kaynaklı birtakım sorunlar hakkında karar verme sürecinde engellerle karşılaştıkları bir ortamda cinsel ve üreme sağlıkları açısından ciddi tehdit altındadırlar. Bu nedenle; kadınlar ve ergenlerin cinsel ve üreme sağlıkları, hakları ve zararlı uygulamaların etkileri hakkında doğru bilgilere ve ayrıca güvenilir ve yeterli oranda hizmetlere erişebilmelerinin sağlanması gerekmektedir. Kadınlar ve kızların yaşlarına uygun bir şekilde verilecek ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakkında bilimsel bilgi de içeren bir eğitime tabi tutulmaları, bilinçli karar verebilmeleri ve haklarını gözetebilmelerinin sağlanması açısından bu kadın ve kızların güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu noktada, yeterli bilgi, anlayış ve beceri sahibi olan sağlık-bakım tedarikçileri ve öğretmenler, bilgilerin iletiminde, zararlı uygulamaların önüne geçilmesinde ve bu zararlı uygulamalara maruz kalan veya maruz kalma riski altında olan kadınlar ve kızların belirlenerek bu kişilere yardım edilmesinde kilit öneme sahiptirler.

69. Komisyonların Sözleşme Taraf Devletlerine tavsiyeleri:

(a) İlköğretim kademesi, uzak bölgelerde ve kırsalda yaşayan kızlar da dahil olmak üzere kız çocukları için uygun küresel, ücretsiz ve zorunlu hale getirilmeli, ortaöğretimin zorunlu hale getirilmesi konusu değerlendirilmeli, hamile kızlar ve ergen annelerin ortaöğretimlerini tamamlamalarına yönelik maddi teşvikler verilmeli ve ayrımcı olmayan geri dönüş politikaları oluşturulmalıdır;

(b) Kadınlar ve kızlara özgüvenlerini, hakları konusundaki bilinçlerini, iletişim, müzakere ve problem-çözme becerilerini geliştirebilecekleri uygun ve güvenli bir ortamda eğitim fırsatları ve ekonomik fırsatlar sunulmalıdır;

207

(c) Kadın ve çocuk hakları dahil olmak üzere insan hakları, cinsiyet eşitliği ve öz-bilinç gibi konular eğitim programlarına dahil edilerek cinsiyet stereotiplerinin giderilmesine ve ayrımcı olmayan bir ortam oluşturulmasına katkıda bulunulmalıdır;

(d) Okullarda, karşı cins ilişkileri ve sorumlu cinsel davranış bağlamında cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklar konusunda, AIDS’den korunma, beslenme, şiddetten ve zararlı uygulamalardan korunma konusunda öğrencilerin yaşına uygun bilgiler verilmelidir;

(e) Örgün eğitimi bırakmış veya hiç kaydolmamış ve okuma yazması olmayan kızların yaygın eğitim programlarına erişimleri sağlanmalı ve bu programların kalitesi denetlenmelidir;

(f) Kadınlar ve kızların güçlendirilmesini destekleyen ortamların sağlanması sürecine erkekler dahil edilmelidir;

3. Her düzeyde kapasite geliştirme

70. Zararlı uygulamaların ortadan kaldırılmasında karşılaşılan en temel sıkıntılardan biri, ön safhalarda yeralan uzmanlar dahil olmak üzere ilgili uzmanların, zararlı uygulamaları veya bu yöndeki riskleri yeteri oranda algılama, tanımlama ve bunlara gerekli müdahalelerde bulunma konusundaki bilinç veya kapasitelerinin eksikliğidir. Kapasite geliştirme konusunda kapsamlı, bütünlüklü ve etkili bir yaklaşım, geleneksel ve bölgesel liderler gibi etki sahibi liderlere ve mümkün olduğunca çok sayıda ilgili uzman grubuna (her düzey sağlık, eğitim ve sosyal sektör çalışanları, sığınma evi ve göçmenlerle ilgili makamlar, polis, savcılar, hakimler ve siyasetçiler) hitap etmelidir. Bu ilgililer, uygulamalar ve mevcut insan hakları normları ve standartları konusunda doğru bilgilerle donatılmalı ve bu sayede kendi gruplarında ve daha geniş topluluklarda tavır ve davranış biçimi değişikliklerini desteklemeleri sağlanmalıdır.

71. Geleneksel yargı sistemlerinin ya da alternatif ihtilaf çözüm mekanizmalarının mevcut olduğu durumlarda, bunların yönetiminde rol alan kişilere insan hakları ve zararlı uygulamalar hakkında

208

eğitim verilmelidir. Ayrıca polis memurları, savcılar, hakimler veya diğer yargı görevlilerinin de, kadın ve çocuk hakları ile mağdurların hassas durumları konusunda bilinçli hale gelmelerini sağlamak adına zararlı uygulamaların faillerinin cezalandırılması konusundaki mevcut ve yeni mevzuatın uygulanması hakkında eğitim almaları gerekmektedir.

72. Zararlı uygulamaların genel olarak göçmen topluluklarıyla sınırlı olduğu Taraf devletlerde ise sağlık-bakım tedarikçileri, öğretmenler ve çocuk bakım uzmanları, sosyal işçiler, polis memurları, göçmenlerden sorumlu memurlar ve yargı sektörü çalışanları, zararlı uygulamalara maruz kalan ya da maruz kalma riski altında olan kadın ve kızların belirlenmesi ve bu kadın ve kızların korunmasına yönelik alınması gereken tedbirler konusunda hassas ve bilinçli davranmalarının sağlanmasına yönelik eğitimden geçirilmelidirler.

73. Komisyonların Sözleşme taraf Devletlerine tavsiyeleri:

(a) Tüm ilgili uzmanlar, zararlı uygulamaları ve mevcut insan hakları norm ve standartları hakkında bilgilendirilmeli ve bu kişilerin zararlı uygulamaları içeren vakaların belirlenmesi ve bunlara gerekli müdahalelerde bulunulması, mağdurlar üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması ve söz konusu mağdurların çözüme ve uygun hizmetlere kavuşturulmasına yardımcı olunması konusunda gerekli eğitimleri almaları sağlanmalıdır;

(b) Özellikle de çocuklarla ilgili olan kilit insan hakları ilkelerinin doğru bir biçimde uygulanmasına ve çocukların ilgili idari süreçlere ve yargı süreçlerine katılmalarına yönelik geleneksel yargı ve alternatif ihtilaf çözüm sistemlerinde yer alan kişilere eğitim verilmelidir;

(c) Yargı personeli dahil tüm kanun görevlilerine, zararlı uygulamaların yasaklanması ve bu zararlı uygulamaların faillerinin cezalandırılmasına ilişkin mevcut ve yeni mevzuat uygulamaları hakkında eğitim verilmeli; kadın ve çocukların hakları ve mağdurların zararlı uygulamalardan korunmaları hakkında bilinçlenmeleri sağlanmalıdır;

209

(d) Kadın sünneti veya diğer zararlı uygulamalara maruz kalmış çocuk ve kadınların özel sağlık-bakım ihtiyaçlarına ilişkin pozisyonlarda çalışan sağlık-bakım tedarikçileri için özel bilinçlendirme ve eğitim programları yürütülmeli ve ayrıca, çocuk refah hizmetleri ve kadın hakları hizmetlerinde görevli uzmanlar, eğitim ve yargı sektörü çalışanları, polisler, kadın ve göçmenlere yönelik basın mensupları ve siyasetçiler için de özel eğitimler verilmelidir.

4. Bilinçlendirme, sosyal diyalog ve diğer uygulamalar

74. Zararlı uygulamaların altında yatan sosyo-kültürel norm ve tavırlarla (ataerkil güç mekanizmaları, cinsiyet bazlı ayrımcılık ve yaş hiyerarşileri dahil) mücadelede her iki Komisyon, taraf Devletlere, zararlı uygulamaların giderilmesinde yönelik uzun-vadeli stratejilerin bir parçası olarak kapsamlı kamu bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları üstlenmelerini tavsiye etmektedir.

75. Söz konusu bilinçlendirme faaliyetleri, uygulamaların yol açtığı zararlar hakkında güvenilir kaynaklardan doğru bilgiler edinilmesini sağlamak ve bu uygulamaların neden ortadan kaldırılması gerektiği hakkında ikna edici gerekçeler ortaya koymak gibi faaliyetleri içermelidir. Bu bağlamda kitle iletişim araçları, özellikle de kadınların ve çocukların, sosyal ve ahlaki durumları ile fiziksel ve zihinsel sağlıklarının iyileştirilmesine yönelik bilgi ve materyallere erişimini sağlayarak önemli bir işlev üstlenebilir. Böylelikle, her iki Sözleşme çerçevesinde yer alan kadınlar ve çocukların söz konusu zararlı uygulamalardan korunmalarına yardımcı olma yükümlülükleri yerine getirilmiş olur.

76. Bilinçlendirme kampanyalarının ortaya konulması, zararlı uygulamalar hakkında kamu müzakereleri başlatma fırsatı sunarak herhangi bir zarara yol açmayan veya kadın ve çocukların haklarını ihlal etmeyen alternatif çözümlerin bulunmasına ve ayrıca, zararlı uygulamaların temelinde yatan ve bu uygulamaların sürekliliğini sağlayan sosyal normların değiştirilebileceği ve değiştirilmesi gerektiği konusunda ortak bir görüş birliğine ulaşılmasına yardımcı olur. Bir toplumun, esas değerlerini yerine getirmede yeni yollar belirlemesi ve bunları benimsemesi,

210

herhangi bir zarara yol açmayacak veya insan haklarını ihlal etmeyecek yeni sosyal normların oluşturulmasını ve bunların sürdürülmesini sağlayacaktır.

77. Bu konudaki en etkili çabalar, kapsamlı olup her düzeyden ilgili paydaşları, özellikle de zararlı uygulamaların görüldüğü bölgelerdeki kadınlar ve kızlar ile erkekleri içine alan çabalardır. Bu çabalar ayrıca, yeterli kaynakların tahsis edilerek bölge liderlerinin aktif katılım ve desteğinin sağlanması da gerektirmektedir. İlgili paydaşlarla, kurum ve kuruluşlarla ve sosyal ağlarla (dini ve geleneksel liderler, uygulayıcılar ve sivil toplum) mevcut ortaklıkların kurulması veya güçlendirilmesi, destek grupları arasında köprülerin kurulmasına yardımcı olabilmektedir.

78. Belli bir bölge ya da diasporada veya aynı coğrafi bölgeden olup benzer bir geçmişe sahip olan diğer uygulayıcı topluluklarda zararlı uygulamaların giderilmesinin ardından gelen olumlu deneyimlere ilişkin bilginin yaygınlaştırılmasına ve ayrıca, iyi uygulamaların bölge içinde ve diğer bölgelerle paylaşımına önem verilmelidir. Bu yöndeki faaliyetler arasında yerel, ulusal ya da bölgesel konferans ya da etkinlikler düzenlenmesi, topluluk liderlerinin ziyaretleri veya sesli-görsel araçların kullanımı yer almaktadır. Ayrıca bilinçlendirme faaliyetleri de özenli bir şekilde tasarlanarak, yerel bağlamı doğru bir biçimde yansıtmaları sağlanmalı, ters tepkilere yol açmaları veya mağdurların utancını ve/veya mağdurlara ve/veya uygulayıcı topluluklara ilişkin ayrımcılıklara yol açmaları engellenmelidir.

79. Topluluk-temelli ve yaygın medya, Hükümetlerle ortak girişimlerde bulunarak tartışma ve sohbet programlarına ev sahipliği yapma, belgeseller hazırlayıp yayımlama, radyo ve televizyon kanalları için eğitim programları tasarlama yoluyla zararlı uygulamaların giderilmesine yönelik bilinçlendirme faaliyetlerinin yürütülmesinde ve yayılmasında önemli birer ortak olabilirler. Cep telefonlarının giderek artan biçimde her yaştan kişilerin birbirlerine mesajlarını iletmelerini ve birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan internet ve sosyal medya ayrıca, tartışmalar için bilgi ve fırsatlar sunulmasında da önemli birer araç olabilir. Radyo, sokak tiyatrosu, müzik, sanat, şiir ve kukla sanatı gibi dalları içeren topluluk-temelli medya, bilgi ve diyalog bağlamında faydalı bir ortam işlevi üstlenebilir.

80. Zararlı uygulamalara yönelik etkili ve yaptırım gücü yüksek mevzuatı olan taraf Devletlerde, uygulayıcı toplulukların saklanması veya uygulamalarını yerine getirmek için yurt dışına

211

gitmeleri riski mevcuttur. Uygulayıcı topluluklara ev sahipliği yapan taraf Devletler, bu uygulamaların mağdurlar ya da risk altındakiler üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler ve ihlalin getireceği yasal cezalar hakkındaki bilinçlendirme faaliyetlerini desteklemeli ayrıca bu topluluklara yönelik ayrımcılık ve etiketlemeleri engellemelidirler. Bu bağlamda, söz konusu toplulukların sosyal entegrasyonunu desteklemeye yönelik adımlar atılmalıdır.

81. Komisyonların Sözleşme Taraf Devletlerine tavsiyeleri:

(a) Zararlı uygulamaların sürdürülmesine yol açan davranış biçimlerinin altında yatan kültürel ve sosyal tavırlara, gelenek ve adetlere karşı çıkan ve bunları değiştirmeye yönelik olan kapsamlı bilinçlendirme faaliyetleri geliştirilip benimsenmelidir;

(b) Bilinçlendirme programlarının, zararlı uygulamaların kadınlar, çocuklar ve özellikle de kız çocukları, onların aileleri ve toplum genelindeki olumsuz etkileri hakkında doğru, net ve öz bilgiler sunan güvenilir kaynaklarca yürütülmesi sağlanmalıdır. Bu tür programlar sosyal medya, İnternet ve topluluk iletişimi ve yaygınlaştırma araçlarını kapsamalıdır;

(c) Mağdurların ve/veya uygulayıcı göçmenlerin ya da azınlık topluluklarınım etiketleme ve ayrımcılığa maruz kalmamaları için gereken tüm tedbirler alınmalıdır;

(d) Devlet yapılarını hedef alan bilinçlendirme programlarının, karar vericileri ve tüm ilgili program personeli ile yerel ve ulusal devlet makamları ve acentelerinde çalışan kilit uzmanları sürece dahil etmesi sağlanmalıdır;

(e) Ulusal insan hakları kurumları personelinin, taraf Devlet içerisindeki zararlı uygulamaların etkileri hakkında tam bir bilinç ve hassasiyete sahip olmaları ve bu uygulamaların giderilmesi konusunda desteklenmeleri sağlanmalıdır;

(f) Zararlı uygulamaların önlenmesi ve giderilmesine yönelik kamu müzakereleri yapılmalı, yerel liderler, uygulayıcılar, köklü kurumlar ve dini topluluklar dahil olmak

212

üzere tüm ilgili paydaşların söz konusu tedbirlerin oluşturulması ve uygulanması sürecine dahil edilmeleri sağlanmalıdır. Faaliyetler, bir topluluğun insan haklarıyla uyumlu olumlu kültürel ilkelerini desteklemeli ve benzer geçmişe sahip olup bu zararlı uygulamaları daha önceden gerçekleştirmiş, sonrasında ise bunları başarılı bir şekilde aşmış olan toplulukların deneyimlerine ilişkin bilgiler içermelidir;

(g) Yaygın medya ile etkili ortaklıklar oluşturulup desteklenerek bilinçlendirme programlarının uygulanmasına katkıda bulunulmalı, kamu müzakereleri gerçekleştirilmeli ve bireylerin mahremiyetine saygı duyan öz-denetim mekanizmalarının oluşturulması ve takibi teşvik edilmelidir.

D. Koruyucu tedbirler ve duyarlı hizmetler

82. Zararlı uygulamalara mazur kalan kadınlar ve çocuklar, tıbbi, psikolojik ve yasal hizmetler dahil olmak üzere acil destek hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı duyarlar. Burada yer alan zararlı uygulamaların bir kısmı aşırı fiziksel şiddet içerdiği gerçeğinde hareketle mağdurların maruz kaldıkları ciddi zararların tedavi edilmesi veya ölümlerin önlenmesi için temin edilmesi gereken ilk ve en önemli hizmet, acil tıbbi hizmet olabilir. Kadın sünneti veya diğer zararlı uygulamaların mağdurları üzerindeki kısa-vadeli ve uzun-vadeli fiziksel sonuçlara yönelik tıbbi tedaviler veya cerrahi müdahalelere de ihtiyaç duyulabilir. Kadın sünneti olmuş kadın ya da kızların hamilelik ve doğum süreçlerinin yönetimi konularına, ebelere, doktorlara ve diğer doğum uzmanlarına verilen hizmet öncesi ve hizmet-içi eğitimlerde yer verilmelidir.

83. Ulusal koruma sistemleri veya bunların yokluğunda geleneksel yapılar, çocuk dostu ve cinsiyet konusunda duyarlı olup kadın sünnetin, zorlama evliliklere veya sözde namus için yapılan diğer suçlara maruz kalmamak için kaçan kadınlar ve kızlar dahil olmak üzere şiddet görme açısından yüksek risk altında bulunan kadınlar ve kızlar için gerekli her türlü koruma hizmetini sunacak şekilde tasarlanmalıdır. Ülke çapında hatırlaması kolay, ücretsiz ve gün boyu aktif bir yardım hattı oluşturulması fikri gündeme alınmalıdır. Mağdurlar için uygun güvenlik tedbirleri yer almalı, şiddet mağdurlarına yönelik geçici sığınaklar ya da özel hizmetlerin sunulduğu sığınaklar oluşturulması da bu tedbirler arasında yer almalıdır. Zararlı uygulamaların faillerinin genellikle mağdurun eşi, aile veya toplum üyelerinden biri olduğu gerçeğinden

213

hareketle söz konusu koruyucu hizmetler, mağdurların güvenliklerinin tehdit altında bulunabileceği yakın çevrelerinden uzakta başka bir yere konumlandırılmalarını sağlamalıdır. Sorunun sözde namus sorunu olarak görüldüğü durumlarda, gözetimsiz ziyaretlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca mağdurların maruz kaldıkları yakın ve uzun-vadeli psikolojik travmanın, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı ve depresyon hallerinin tedavisine yönelik psiko-sosyal destek sağlanmalıdır.

84. Bir uygulamaya maruz kaldığı veya maruz kalmayı reddetmiş olduğu için evinden ya da toplumundan kaçarak sığınmaya başvurmuş olan bir kadın veya kız geri dönmek istediğinde, bu kararının yeterli ulusal koruma mekanizmaları ile desteklenmesi gerekir. Bu özgür ve bilinçli kararı vermesinde kendisine destek olunurken, güvenli bir şekilde dönüş yapması mümkün kılınmalı, tekrar mağduriyete uğramadan kendisi için en faydalı olacak biçimde yeniden entegrasyonu sağlanmalıdır. Bu tür durumlarda mağdurların kısa-vadeli ve uzun-vadeli haklarından yararlanmalarını sağlamak adına sıkı bir şekilde takip edilmeleri ve izlenmeleri son derece önemlidir.

85. Zararlı uygulamalar neticesinde haklarının ihlal edilmesi dolayısıyla adalet arayan mağdurlar sıklıkla damgalanma, yeniden mağdur olma, sömürü ve olası intikam uygulamasına maruz kalırlar. Bu nedenle; Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, Madde 2 (c) ve 15 (2) ve (3) doğrultusunda kadın ve kızların haklarının yasal çerçevede korunmasını sağlamak ve Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 12 doğrultusunda çocukların mahkemede dinlenme haklarının bir parçası olarak mahkeme duruşmalarına etkin biçimde katılımlarının sağlamak adına gerekli adımlar atılmalıdır.

86. Birçok göçmen istikrarsız bir ekonomik ve yasal statüye sahip olduğundan, zarralı uygulamalar dahil olmak üzere her türlü şiddete karşı hassasiyetleri de üst seviyededir. Göçmen kadınlar ve çocuklar genellikle hizmetlere yeterli derecede ve diğer vatandaşlarla eşit bir şekilde ulaşamamaktadırlar.

214

87. Komisyonların Sözleşme taraf Devletlerine tavsiyeleri:

(a) Zararlı uygulamalara maruz kalan veya bu açıdan yüksek risk altında bulunan kadın ve çocuklar için her türlü tedbir ve koruma hizmetini sunmak ve koruma hizmetlerinin yeterli biçimde desteklenip yönetilmesi sağlanmalıdır;

(b) Mağdurların, zararlı bir uygulamanın gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olduğu durumların rapor edebilmelerini ve zararlı uygulamalar hakkında doğru bilgileri ve gerekli hizmetleri alabilmelerini sağlamak adına, eğitimli danışmanların görevlendirildiği ücretsiz ve 24-saat aktif bir yardım hattı oluşturulmalıdır;

(c) Hakim, avukat, savcı ve tüm ilgili paydaşlar dahil olmak üzere her türlü yargı personelinin, Sözleşmelerle uyumlu bir biçimde cinsiyet ve yaş bakımından duyarlı kanunların ve ayrımcılığı yasaklayan mevzuatın uygulanması konusundaki rollerine ilişkin kapasite-geliştirme programları tasarlanmalı ve uygulanmalıdır;

(d) Yasal süreçlere dahil olan çocukların haklarını ve güvenliklerini korumak ve süreçlerin olası olumsuz etkilerini önlemek adına çocuklara karşı duyarlı uygun hizmetlere erişebilmeleri sağlanmalıdır. Koruyucu faaliyetler arasında, mağdurun beyanat verme sayısını sınırlandırmak ve faille veya faillerle yüz yüze gelmesini önlemek gibi hususlar yer alabilir. Bu konuda atılabilecek diğer adımlar arasında, mağdur için bir koruma ya da kayyum (özellikle de failin bir ebeveyn veya yasal temsilci olması halinde) tahsis edilmesi ve çocuk mağdurların süreçle ilgili olarak kendilerine uygun bir şekilde bilgilendirilip süreçten ne gibi bir beklentileri olması gerektiğini tam olarak anlamalarının sağlanması yer alabilir;

(e) Göçmen kadın ve çocukların, yasal statülerinden bağımsız olarak hizmetlere eşit bir şekilde ulaşabilmeleri sağlanmalıdır.

215

VIII. Ortak genel tavsiye/genel görüş ve raporun kullanımı ve yaygınlaştırılması

88. Taraf devletler mevcut ortak genel tavsiyeleri/genel görüşleri parlamentolara, Hükümetlere ve yargıya ulusal ve yerel çerçevede yaygınlaştırılmalıdırlar. Bu tavsiye ve görüşler ayrıca; kızlar ve kadınlara, çocuklarla birlikte ve çocuklar için çalışan (örneğin halimler, avukatlar, polis memurları ve diğer kanun görevlileri, öğretmenler, korumalar, sosyal işçiler, kamu veya özel refah kurumları ve sığınma evi personeli ile sağlık-bakım tedarikçileri) tüm ilgili uzman ve paydaşlara ve sivil toplum geneline de yayılmalıdır. İlgili dillere tercüme edilmeli, çocuk-dostu/çocuklara uygun ve engellilere uygun versiyonları da çıkartılmalıdır. Tüm ilgili uzmanların ve teknik personelin resmi hizmet-öncesi ve hizmet-içi eğitimlerine dahil edilmeli ve tüm ulusal insan hakları kuruluşları, kadın kuruluşları ve diğer sivil insan hakları kuruluşlarına sunulmalıdır.

89. Taraf Devletler Sözleşme raporlarında, zararlı uygulamaların altında yatan tutum ve geleneklerin ve sosyal normların doğası ve miktarı ve ayrıca uygulamaya koydukları mevcut ortak genel tavsiye/genel görüşler çerçevesinde almış oldukları tedbirler ile bunların etkileri hakkında bilgilere yer vermelidirler.

IX. Anlaşmaların onayı veya anlaşmalara katılım ve ayırmalar

90. Taraf Devletler, aşağıdaki araçları onaylama konusunda teşvik edilirler:

(a) Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol;

(b) Çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve çocuk pornografisine ilişkin Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol;

(c) Çocukların silahlı çatışmaya dahil edilmelerine ilişkin Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol;

(d) İletişim prosedürüne ilişkin Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol.

216

91. Taraf Devletler, Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi Madde 2, 5 ve 16 veya Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 19 ve 24 (3) ve bunların alt paragraflarında herhangi bir düzenleme, düzeltme veya ayırma işlemi yapamaz. Kadına karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komisyonu, bu maddelerin ayrılmasının, Sözleşmelerin esas amacı ve hedefiyle uyumsuz olduğunu kabul ettiğinden, Kadına karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi Madde 28 (2) uyarınca böyle bir işleme izin vermemektedir.

Birleşmiş Milletler CEDAW/ C / GC / 32

Kadınlara Karşı Her Türlü Sözleşmesi

Ayrımcılığın Önlenmesi

Sözleşmesi

Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin kadınların mülteci, sığınmacı, uyrukluk ve uyruksuzluk statülerinin toplumsal cinsiyetle ilgili boyutlarına ilişkin 32 Sayılı Genel Tavsiye Kararı

I. Giriş

1. Mevcut genel tavsiye kararı yoluyla, Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi kadınların mülteci, sığınmacı, uyrukluk ve uyruksuzluk statülerine bakımından ayrımcılık yapılmaması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına ilişkin Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi ve Sözleşmenin İhtiyari Protokolü altındaki yükümlülüklerin

217

uygulanmasını sağlamak üzere Devletlere yasal, politik ve diğer uygun görülen önlemlere ilişkin yetkili rehberlik sunmayı hedefler.

2. Sözleşme, uluslararası hukuka katkı sağlayan ve uluslararası hukuku benimseyen dinamik bir araçtır. Mevcut tavsiye kararı Komitenin kadına yönelik şiddete ilişkin 19 Sayılı, kadın göçmen işçilere ilişkin 26 Sayılı, sözleşmenin 2.Maddesine yönelik taraf Devletlerin temel yükümlülüklerine ilişkin 28 Sayılı, çatışmanın önlenmesinde, çatışma esnasında ve çatışma sonrası durumlarda kadına ilişkin 30 Sayılı Tavsiye Kararları ve Sözleşmeye ve Komitenin nihai yorumlarına istinaden taraf Devletlerce sunulan raporlar üzerinde inşa olur. Tavsiye kararı ayrıca İhtiyari Protokole istinaden Komitenin bireysel tebliğleri ve tebliğlere ilişkin tahkikatlar temelleri üzerinde gelişir.

3. Bölüm 3'te Komite toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık yapmama yükümlülüklerinin sığınma süreçlerine odaklanarak yer değiştirme süresi boyunca mülteci ve sığınmacılar bakımından da Sözleşmeye taraf Devletlerce desteklenmesinin sağlanmasını hedefler. Bölüm 4'te Komite toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık yapmama ilkelerinin kadınların uyruk edinme, değiştirme ve var olan uyruklarını muhafaza etme ve uyruklarını eş ve çocuklarına verme hakkı dahil uyruk haklarına ilişkin olarak taraf Devletlerce desteklenmesinin sağlanmasını hedefler.

II. Genel Tavsiye Kararının Kapsamı

4. Hali hazır tavsiye kararının amaç ve kapsamı, medeni durumlarına bakılmaksızın kadınların siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel sivil veya herhangi diğer bir alanda tüm insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınması, bu hakların kullanılması ve icra edilmesinde kadınlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını hedefleyen Sözleşmenin genel kapsam ve amacı doğrultusunda belirlenmelidir. Bu genel kapsamda mevcut tavsiye kararının amacı, taraf Devletlerin Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tüm boyutları ile nasıl ele alabilecekleri ve barış zamanlarında, uluslararası ve uluslararası olmayan silahlı çatışma ve istila durumlarında mültecilerin, sığınma arayanların ve uyruksuz kadınların haklarına saygı gösterilmesi, korunması

218

ve gerçekleştirilmesine yönelik yükümlülüklerini nasıl yerine getirebilecekleri hususunda taraf Devletlere yol göstermektir.

5. Toplumsal cinsiyete özgü bir insan hakları belgesi olarak Sözleşme, burada açıkça belirtilmeyen diğer hakları kapsamakla birlikte kadın erkek eşitliğinin1 gerçekleştirilmesi üzerinde bir etkiye sahiptir. Buradan hareketle, Sözleşme insan hakları hukukunun toplumsal cinsiyete duyarlı bir yorumunu sunar ve kadınları İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve diğer insan hakları belgelerinde2 yer verilen tüm insan haklarına ilişkin cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıktan korur. Sözleşmenin bu şekilde uygulanması, yaşama hakkı, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye maruz bırakılmama hakkı dahil korunan haklardan bir takımını sıraladığı 19 Sayılı genel tavsiye kararında kadına yönelik şiddetin kadına yönelik bir ayrımcılık türü olarak yasaklanmasına yönelik olarak Komite tarafından ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Mevcut genel tavsiye kararı, Sözleşmenin özellikle İnsan Hakları Ulusal Bildirgesinin 14.Maddesinde yer alan sığınma hakkına, mevcut uluslararası sığınmacı ve insan hakları belgelerinden doğan yükümlülükler doğrultusunda mülteci ve sığınmacıların sınır dışı edilmemesi ilkesi ve Sözleşmenin 9.Maddesinde yer alan uyruk hakkı ve uyruksuzluğa karşı korunmaya karşı uygulanmasını ele alır.

6. Komite daha önceki tavsiye kararlarında, Sözleşmenin 1, 2 (f) ve 5 (a) maddelerinin Sözleşmenin kadına yönelik cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı içerdiğini açıklığa kavuşturmuştur. Komite Sözleşmenin toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulanmasının kadınların insan haklarının ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, bu haklardan faydalanmasını ve bu hakların icra edilmesini engelleme, bu haklarını yok soyma etkisine veya amacına sahip olan herhangi bir ayrım, dışlama veya sınırlamanın ayrımcılık anlamına geldiğini belirten madde 1'de yer alan ayrımcılığın tanımına girdiğini açıklamıştır. Cinsiyet ve/veya toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık, ayrılmaz biçimde ırk, etnik köken, din veya inanç, sağlık, sınıf, kast ve bunun yanı sıra lezbiyen, biseksüel, transgender (LBT) olmak ve diğer bir statüye3 sahip olmak gibi kadınları etkileyen diğer faktörlerle bağlantılıdır ve bu faktörlerle birleşmiştir. Cinsiyete veya toplumsal

1 Sözleşmenin 2.Maddesi 7. Paragrafından doğan taraf Devletlerin temel yükümlülüklerine ilişkin 28 Sayılı Tavsiye.

2 Sözleşmenin 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 3, 25 Sayılı genel tavsiye kararı paragraf 3, madde 4'e ilişkin 25 sayılı genel tavsiye kararı ve geçici özel önlemlere ilişkin Sözleşmenin 1 paragrafı, paragraf 13.

3 28 Sayılı genel tavsiye kararı, paragraf 5 ve 18.

219

cinsiyete dayalı ayrımcılık bu çeşit gruplara ait olan kadınları erkeklere nazaran farklı derecede ve farklı şekillerde etkileyebilir. Taraf Devletler ayrımcılığın bu çeşit kesişen türlerini ve kadınlar üzerindeki mükerrer etkilerini tanımalı ve bunları yasaklamalıdır.

7. Komite üçüncü bir ülkede ilticadan entegrasyona, geri dönüş veya yerleşmeye kadar uyruksuz olanlar da dahil olmak üzere kadınların yaşadıkları deneyimlerin bir takım aktörlerin eylemleri veya eylemsizlikleriyle şekillendiğinin altını çizer. Taraf Devletler, özel kişilerce veya Devlet dışı aktörlerce1 işlenen ihlaller de dahil, kendi sınırları dâhilinde yer almasa bile kendi topraklarında veya kendi etkili kontrol veya yargılama yetkileri altında bulunan sığınmacı kadınlar, mülteci kadınlar, uyruk başvurusunda bulunan kadınlar ve uyruksuz kadınların Sözleşmeden doğan haklarının ihlali gibi ihlallere maruz kalmamalarını sağlama yükümlülüğünü taşırlar.

8. Sığınmacı, mülteci, uyrukluk ve uyruksuzluk bağlamında saygı gösterme yükümlülüğü taraf Devletlerin kadınların haklarından erkeklerle eşit bir şekilde istifade etmelerinin doğrudan veya dolaylı olarak engellenmesiyle sonuçlanan herhangi bir kadına yönelik ayrımcılık eyleminde yer almaktan kaçınmalarını ve Devlet adına hareket eden Devlet yetkilileri, görevlileri, kurum ve kuruluşları ve diğer aktörlerin bu yükümlülüğe2 uyun şekilde davranmalarını gerektirir. Taraf Devletlerin, devlet-dışı aktörlerce işlenen kadına yönelik ayrımcılık eylemlerini önlemek, soruşturmak, kovuşturmak ve bu eylemlerin faillerini yeterli şekilde cezalandırmak ve ayrımcılık mağduru olan kadınlara tazminat sağlamak üzere gerekli yasal ve diğer önlemleri almaya ilişkin özen yükümlülüğü de bulunmaktadır. Koruma yükümlülüğü, her şeyden önce Devlet ve özel aktörlerin kanunsuz bir biçimde kadınların haklarının ihlal edilmesini önlemek üzere gerekli tüm uygun önlemlerin alınmasını gerektirir. Yerine getirme yükümlülüğü taraf Devletlerin, kadınların haklarına erişimlerini kolaylaştırılması ve kadın haklarının tam anlamıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması yükümlülüğünü ihtiva eder. Yerine getirme yükümlülüğü ayrıca taraf Devletlerin erkeklerle birlikte, kadınların pozisyonlarını güçlendirmeyi ve uygun durumlarda Sözleşmenin 4.(1) maddesi ve 25 sayılı tavsiye kararı doğrultusunda geçici özel önlemlerin benimsenmesi yoluyla bu eşitliğin gerçekleştirilmesini hedefleyen özel ve etkili politika ve programlar dâhil uygun olan tüm yollarla fiili ve gerçek eşitliği sağlamasını gerektirir.

1 Çatışmanın önlenmesinde, çatışmada ve çatışma sonrası durumlarda kadınlara ilişkin 28 ve 30 Sayılı Genel Tavsiye Kararları

2 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, paragraf 9

220

III. Sözleşme, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Uluslararası Mülteci Hukuku İlişkisi

9. Sözleşme, uluslararası mülteci hukuku ve uyruksuz kişilerin durumu ve uyruksuzluğun azaltılmasına ilişkin diğer kanunlarla eş zamanlı olarak işleyen kapsamlı uluslararası insan hakları yasal çerçevesinin bir parçasıdır. Sözleşme, Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesi ve buna ilaveten 1967 Protokolü, Uyruksuz Kimselerin Durumlarına ilişkin 1954 Sözleşmesi ve Uyruksuzluğun Azaltılmasına ilişkin 1961 Sözleşmesi dahil uluslararası insan hakları kanunları arasında birbiriyle örtüşen karşılıklı bir ilişki mevcuttur. İki koruma rejiminin ortak hedefi de mültecilerin, sığınmacıların ve uyruksuz kimselerin tamamlayıcı ve kümülatif bir şekilde korunmasının sağlanmasıdır.

10. Sözleşme hükümleri, açık toplumsal cinsiyet eşitliği hükümlerinin, bilhassa Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesi ve buna ilaveten 1967 Protokolü, Uyruksuz Kimselerin Durumlarına ilişkin 1954 Sözleşmesi ve Uyruksuzluğun Azaltılmasına ilişkin 1961 Sözleşmesi1 gibi ilgili uluslararası antlaşmalarda bulunmaması nedeniyle mülteciler, uyruksuz kadın ve kız çocukları için uluslararası yasal koruma rejimini güçlendirir ve tamamlar.

11. Yer değiştirmenin her bir aşaması için geçerli olduğu göz önünde bulundurulduğunda Sözleşme cinsiyete ve cinsiyete dayalı ayrımcılığın her aşamada yasaklanması amacına hizmet ettiği görülür: mülteci statüsünün belirlenmesi prosedürü, geri dönüş veya yerleşme süreci ve sığınma hakkı verilen kadınlara yönelik entegrasyon süreci. Sözleşme ayrıca uyruksuzluğun belirlenmesi süreçleri ve kadınların uyruk edinme, değiştirme ve var olan uyruklarını muhafaza etme ve uyruklarını eş ve çocuklarına verme süreçleri için de geçerlidir.

1 Bkz. UNHCR, “ Uyruksuzluğa ilişkin Rehber No: 4: Uyruksuzluğun Azaltılmasına ilişkin 1961 Sözleşmesinin 1-4.Maddeleri yoluyla her çocuğa uyruk edinme hakkının sağlanması" (HCR/GS/12/04), paragraf 13-15. www.refworld.org/docid/50d460c72.html.

221

IV. Ayrımcılık Yapmama ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Uluslararası Mülteci Hukukuna Uygulanması

A. Genel Yorumlar

12. Komite, Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesi tarafından sunulan mülteci tanımının Sözleşmede açık bir şekilde yer alan kimselere ilişkin mülteci statüsünün belirlenmesi bakımından bir kriter oluşturduğunun altını çizerken mevcut tavsiye kararının, Sözleşmeden kaynaklanan uluslararası korumaya ihtiyaç duyan tüm kadınları kapsadığının ve Sözleşmenin sağladığı korumayı mülteci ve sığınmacı statüsündeki tüm kadınlara uygulamayı hedeflediğinin altını çizer. Ancak 1951 Sözleşmesinde yer alan "mülteci" kelimesinin tanımınca sağlanan kriterler uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kadınların belirlenmesi bakımından önemlidir. Aynı zamanda, Komite bölgesel mülteci belgelerinin ve ulusal kanunlarının 1951 Sözleşmesinde sunulan tanımı kabul ettiğinin ve uluslararası, iç/uluslararası olmayan silahlı çatışma ve istilalar, kamu düzenini ciddi şekilde bozan olaylar, ciddi insan hakları ihlalleri ve genele yayılan şiddet1 gibi çeşitli nedenlerle uluslararası korumaya ihtiyaç duyan çok sayıda kişiyi de kapsamak üzere 1951 Sözleşmesinde sunulan tanım üzerinde detaylandırıldığının altını çizer.

13. Komite, sığınma talebinde bulunan kimselerin haklı nedenlere dayanan işkence korkusu veya kötü muameleye maruz kalma veya ciddi hasarlara maruz bırakılma riski altında oldukları nedeniyle menşe ülkelerine dönemeyeceklerine dayanarak uluslararası koruma talebinde

1 "mülteci" teriminin dış saldırı, istila, yabancı mandası veya kendi menşe ülkesinin veya ulusunun tamamında kamu düzenini ciddi şekilde bozan olaylar nedeniyle kendi menşe ülkesinin ve ulusunun dışında başka bir yerde sığınma aramak üzere kendi mutat meskenini terk etmek zorunda kalarak ülkesinden ayrılan kimseler olduğunu belirten mülteci sorunlarının belli yönlerine ilişkin 1969 Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesinin 1.Maddesine bakınız. 19-22 Kasım 1984 tarihleri arasında Kolombiya Cartagena de Indias şehrinde düzenlenen Orta Amerika, Meksika ve Panama'da Mültecilerin Uluslararası Korunması Meslektaşlar Toplantısı tarafından kabul edilen mültecilere lişkin Cartagena Bildirgesi bölüm III (3)'te bölgede kullanılması için tavsiye edilen "mülteci" tanımı veya kavramının 1951 Sözleşmesi ve 1967 Protokolüne ilişkin elementleri içermenin yanı sıra hayatları, güvenlikleri veya özgürlüklerini tehdit eden genele yaygınlaşan şiddet nedeniyle ülkelerinden kaçan mültecileri de içeren bir tanım olduğunun altını çizer. Ayrıca Avrupa Parlamentosu 2011/95/AB direktifi ve Avrupa Birliği Avrupa Konseyi'nin 12 Aralık 20115 direktifi uluslararası korumanın yararlanıcıları olarak üçüncü ülke yurttaşları veya uyruksuz kimseler için standartlar, yardımcı korumaya uygun mülteciler ve kişiler için ve verilen korumanın içeriğine ilişkin tek tip statüsüyle bağlantılıdır.

222

bulunduklarının altını çizer. Komite ayrıca Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesi 1A(2) maddesi gereğince işkence sebebinin ırk, din, uyruk, belli bir sosyal grubun veya siyasi görüşün üyesi olma olarak sıralanan beş sebepten biriyle ilişkilendirilmesi gerektiğinin altını çizer. Metinde toplumsal cinsiyete dayalı işkenceye ilişkin bir hüküm mevcut değildir. Mevcut genel tavsiye kararı taraf Devletlerin yukarıda sıralanan beş gerekçeyi yorumlarken toplumsal cinsiyet bakış açısını göz önünde bulundurmalarını, 1951 Sözleşmesinden doğan mülteci statüsünün verilmesi amacıyla belli bir sosyal grup üyeliğinin tanınmasında toplumsal cinsiyeti bir faktör olarak değerlendirmelerini ve mülteciler ve sığınmacılara ilişkin ulusal mevzuat ve politikalarda cinsiyet ve/veya toplumsal cinsiyet gibi işkence nedenlerine yer vermelerini sağlamayı hedefler. Diğer uluslararası, ulusal ve bölgesel bağlamlarda yaşam tehlikesi, işkence veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele tehdidi nedeniyle menşe ülkesine iade edilemez durumda olan kişilere de sığınma sağlanması gerektiğinin altı çizilmelidir. Bu tür tamamlayıcı korumalara işbu belgede yer verilmektedir.

14. Kadınların evlerini terk ederek başka ülkelerde sığınma aramak zorunda kalmalarına neden olan birçok sebep bulunmaktadır. Ağır veya kümülatif işkenceye varan kadına yönelik ayrımcılık türlerinin yanı sıra kadınlar yer değiştirme döngüsü boyunca haklarının ihlalleri gibi birçok ihlallere maruz kalmaktadır. Komite, silahlı çatışma, toplumsal cinsiyete dayalı işkence ve kadınları etkileyen ciddi insan hakları ihlallerinden kaynaklanan yer değiştirmelerin kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik var olan engelleri daha da şiddetlendirdiğinin farkındadır. Komite ayrıca, cinsel sömürü ve iş gücü sömürüsü, kölelik ve esaret amaçlarıyla kadın ticareti gibi yer değiştirmeye eşlik eden diğer sömürü türlerinin de ısrarla varlığını sürdürdüğünün farkındadır. Komite, kadınlara insan onuruna yakışır bir şekilde muamele edilmesi, yer değiştirme1 döngüsünün her aşamasında ve entegrasyon ve/veya alıcı Ülkelere ve/veya menşe ülkeye gönüllü geri dönüş süreçleri dahil uzun ömürlü çözümlerden faydalanılmasında Sözleşmeden doğan haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların korunması ve gerçekleştirilmesinde taraf Devletlerin sahip oldukları yükümlülükleri yineler.

1 Bu genel tavsiye kararında geçen "yer değiştirme" kelimesi kaçarak kendi ülke sınırlarını aşanları ifade eder.

223

15. Toplumsal cinsiyete dayalı işkence türleri yalnızca kadın olduğu için kadınlara yöneltilen veya kadınları orantısız olarak1 etkileyen işkence türleridir. Komite, kadın haklarının ihlal ediliş biçiminin, bu tür işkence yöntemlerinin belirlenmesi bakımından önemli olduğunu değerlendirir. Komite ayrıca, kadınlara karşı yasaklanmış bir ayrımcılık türü olan kadına yönelik şiddetin mülteci ve sığınmacı statüsü çerçevesinde kadınlar tarafından maruz kalınan başlıca işkence türlerinden birisi olduğunun altını çizer. İşkencenin toplumsal cinsiyete dayalı türlerinde olduğu gibi bu tür şiddet de Sözleşme hükümlerinin bazılarını ihlal edebilir. Bu türler kanunda ve uygulamada2 uluslararası koruma için meşru bir gerekçe olarak tanınmaktadır. Bunlar kadın sünneti, zorla/erken evlilik, şiddet ve/veya sözde "namus cinayetleri", kadın ticareti3, asit saldırısı, tecavüz ve diğer cinsel saldırı türleri, ciddi aile içi şiddet türleri, ayrımcı adalet sistemlerinde mevcut olan ölüm cezası veya diğer fiziksel cezaların dayatılması, zorla kısırlaştırma4 tehdidi, feminist veya farklı bir görüşe sahip olunması nedeniyle siyasi veya dini işkence tehdidi, toplumsal cinsiyetin dayattığı sosyal normlar ve geleneklere uyulmaması veya Sözleşmeden doğan hakların talep edilmesi nedeniyle işkence içeren sonuçların doğmasını içerebilir.

16. Toplumsal cinsiyete dayalı mültecilik başvuruları yaş, ırk, etnik köken/uyruk, din, sağlık, sınıf, kast gibi ayrımcılık gerekçelerinin yanı sıra lezbiyen, biseksüel veya transgender olma (LBT) veya diğer bir statüye5 sahip olma gibi ayrımcılığın yasaklanmış gerekçeleriyle kesişebilir. Komite, birçok mülteci sistemlerinin mültecilik başvurularının uygun bir şekilde değerlendirilmemesi veya reddedilmesiyle sonuçlanabilen kadınların taleplerini erkek deneyimlerinin objektifinden tehdit etmeye devam etmesinden endişe duyar. Toplumsal cinsiyet, Mültecilerin Durumlarına ilişkin 1951 Sözleşmesinde yer alan mülteci tanımında

1 Kadına yönelik şiddete ilişkin 19 sayılı genel tavsiye kararının 6.Paragrafında yer alan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet tanımına bakınız. Ayrıca UNHRC "uluslararası koruma kılavuzu: 1951 Sözleşmesinin 1A(2) veya Sözleşmenin Mülteci Statüsüne ilişkin 1967 Protokolü, kılavuz No.1 (HCT/GIP02/01/ 3,9,16 ve 17.paragraflarına bakınız.

2 Kadına yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi madde 2 ve Genel tavsiye Kararı 28 paragraf 9.

3 Mülteci statüsünün temeli olarak bakınız UNHCR "uluslararası koruma kılavuzu: 1951 Sözleşmesinin 1A(2) veya Sözleşmenin Mülteci Statüsüne ilişkin 1967 Protokolünün ticaret mağdurlarına ve insan ticareti riski altında bulunan kişilere uygulanması kılavuz No: 7(HCR/GIP/06/07).

4 19 Sayılı Genel tavsiye kararı, paragraf 22; evlilikte ve aile ilişkilerinde eşitliğe ilişkin 21 Sayılı genel tavsiye kararı, paragraf 22; ve Komite tarafından 14 Ağustos 2006 tarihinde görüşler, A.S. v. Hungary tebliğ No. 4/2004

5 Yukarıda yer alan dipnot 3' bakınız; tebliğ No. 19/2008 , Cecilia Kell v. Canada, Komite tarafından 28 Şubat 2012'de kabul edilen görüşler, paragraf 10.2

224

özellikle belirtilmese de, işkence türlerini veya kadınlar tarafından çekilen hasarları ve bu tür muameleleri için gerekçeleri etkileyebilir veya dikte edebilir. Doğru şekilde yorumlanırsa 1951 Sözleşmesinde yer alan tanım mülteci statüsüne1 toplumsal cinsiyete dayalı başvuruları kapsar. Kadınların özel durum ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmayan sığınma usullerinin onların başvurularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini aksatabilir. Örneğin, sığınma yetkilileri "aile reisi" olan erkeklerle görüşebilir, güvenli ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir ortamda haklarını ortaya koymak üzere kadınlara hem cins görüşmeciler veya tercümanlar sağlamayabilir veya kadınları şikâyetlerinin asıl kaynağı olan kocaları veya erkek aile bireylerinin de bulunduğu bir ortamda görüşmeye alabilirler.

B. Sınır Dışı Etmeme İlkesi

17. Mültecilerin sınır dışı edilmemesi ilkesi mülteci korumanın temel esası ve geleneksel uluslararası hukukun bir normudur. Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesinde resmi olarak kanunlaştırılmasından bu yana, sınır dışı etmeme ilkesi İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayri insanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme (madde 3) ve Sivil ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme (madde 7) gibi uluslararası insan hakları belgelerine dönüşmüş ve bu belgelerle bütünleşmiştir. Ayrıca zalimane, gayrı insani veya küçültücü muamele veya ceza riskine karşı geri iadenin yasaklanması birçok bölgesel insan hakları anlaşmaları ve uluslararası bağlayıcı olmayan belgelerde2 derlenmiştir.

18. Birçok devletin mülteci ve sığınmacıların sınır dışı edilmesini yasaklayan uluslararası belgelere taraf olduğu, Devlet uygulamalarını ve her şeyden önce Mültecilerin Durumlarına

1 UNHCR, “uluslararası koruma kılavuzu: toplumsal cinsiyete dayalı işkence" paragraf 6 (yukarıda yer alan dipnot 10'a bakınız).

2 Bakınız; 2000 Avrupa Birliği Temel Haklar Şartına madde 19 (2); Asya-Afrika Hukuksal Danışma Komitesi tarafından kabul edilen Mültecilere yönelik Muamele1966 İlkeleri (madde II (3)); 2132 (XXII) (madde 3) kararıyla Genel Kurul tarafından kabul edilen Devlete Sığınmaya İlişki Bildiri; Afrika'daki mültecilerin sorunlarının farklı boyutlarını ele alan 1969 Afrika Birliği Örgütü (madde II (39); 1969 Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi (madde 22 (8)); 1984Mültecilere ilişkin Cartagena Bildirgesi. Ayrıca, Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesinin 33.Maddesi (1) model alınarak hazırlanan sınır dışı etmeme hükümleri evrensel ve bölgesel düzeylerde suçluların iadesi ve bir takım terörizmle mücadele sözleşmeleriyle bütünleştirilmiştir.

225

ilişkin 1951 Sözleşmesini imzalamamış olan Devletlerin sık sık kitlesel akın durumlarında birçok sığınmacıya ev sahipliği ettiği de göz önünde bulundurulursa, Sözleşmenin 33.Maddesinde de belirtilen ve uluslararası insan hakları hukukundan1 doğan sınır dışı etmeme yükümlülüklerince tamamlanan mültecilerin sınır dışı edilmesinin yasaklanması, geleneksel uluslararası hukukun2 kuralını oluşturur.

19. İşkenceye karşı Sözleşmenin 3.Maddesi kişinin işkenceye maruz kalma riski altında olduğuna dair geçerli nedenleri var ise kişinin ilgili ülkeye götürülmesini yasaklar. İşkenceye karşı Komite cinsiyete dayalı şiddet ve istismarı 2 Sayılı genel yorumunda toplumsal İşkenceye karşı Sözleşme3 çerçevesinde açık olarak konumlandırmıştır. Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 6. ve 7.Maddeleri Devletlerin kişinin götürüleceği veya akabinde götürülme ihtimali bulunan ülkede telafisi mümkün olmayacak gerçek bir zarar riski altında olduğuna inanılması için geçerli nedenlerin mevcut olması durumunda topraklarından sınır dışı etmeme, tehcir etmeme, uzaklaştırmama veya başka bir ülkeye göndermeme gibi sahip olduğu yükümlülükleri içinde barındırır. İnsan Hakları Komitesi geleneksel insan hakları hukukunun bir parçası olan işkencenin mutlak olarak yasaklanması, doğal bir element olarak, işkence, kötü muamele veya kişinin gelişi güzel hayattan mahrum edilmesi gibi muamelelere maruz bırakılacağı yere geri iade edilmesini yasaklanmasını gerektiren sınır dışının yasaklanmasını içerir.

20. Bu insan hakları hükümlerine göre hiçbir sığınmacı veya mülteci hiçbir şekilde, hayatlarının veya özgürlüklerinin tehdit altında olduğu veya işkence veya zalimane, gayri insani veya aşağılayıcı muameleye maruz kalma riski altında olduğu yerin sınırlarına gitmeye zorlanmayacak veya geri iade edilmeyecektir.

21. Komite, kadına karşı ayrımcılığın önlenmesi bakımından bir araç olarak Sözleşmenin sınır dışı etmeme ilkesine ilişkin açık bir hüküm içermediğinin altını çizer. İhtiyari Protokolde yer alan

1 UNHCR, 1951 Sözleşmesine Taraf Devletler Bildirgesi ve veya 13 Aralık 2001tarihinde kabul edilen Sözleşmenin 1967 Protokolü (HCR/MMSP/2001/09).

2 UNHCR, 1951 Sözleşmesine Taraf Devletler Bildirgesi ve veya 13 Aralık 2001tarihinde kabul edilen Sözleşmenin 1967 Protokolü (HCR/MMSP/2001/09).

3 Bakınız; Komite tarafından 26 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilen kabul edilemezlik kararı Tebliğ No. 35/2011,M.E.N Denmark, paragraf 8.8

226

kişisel iletişimlere ilişkin çalışmalarında Komite, ulusal düzeyde başvuruları reddedilen ancak zorla menşe ülkelerine döndürülmeleri halinde cinsel ve/veya toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve işkenceye maruz kalma riski altında bulunduklarını iddia eden sığınmacılar adına vakalarla ilgilenme yetkisine sahip olmaması nedeniyle taraf Devletlerin itirazlarını ele almak zorunda kalmıştır. Komite, sınır dışı etmeme ilkesinin Devletlere, kişinin uluslararası hukuk altında ciddi insan hakları ihlali, özellikle de gelişi güzel hayattan mahrum edilmesi veya işkence veya diğer zalimane, gayrı insani veya aşağılayıcı muamele veya cezalarla karşılaşabileceği bir yargılama yetkisine iade etmekten kaçınma görevi yüklediğinin altını çizer. Komite1 ayrıca, yaşam hakkı ve işkence veya kötü muameleye maruz bırakılmama hakkı dâhil sivil ve siyasi hakları ve özgürlükleri ve Devletlerin kişinin iade edileceği ülkede telafisi mümkün olmayacak gerçek bir zarar riski altında olduğuna inanılması için geçerli nedenlerin mevcut olması durumunda topraklarından sınır dışı etmeme, tehcir etmeme, uzaklaştırmama veya başka bir ülkeye göndermeme yükümlülüğü altında bulunduğunu hatırlatır.

22. Komite, Sözleşmenin 2 (d) maddesi gereğince taraf Devletlerin kadına yönelik ayrımcılık içeren herhangi bir eylem ve uygulamadan kaçınması ve devlet yetkililerinin ve kurumlarının bu yükümlülüğe uygun hareket etmelerini sağlaması gerektiğini değerlendirir. Bu görev, sonuçların sevk eden taraf Devletin topraklarında meydana gelip gelmediğine bakılmaksızın toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de dahil olmak üzere kadınların gerçek, kişisel ve öngörülebilir bir kadına yönelik ayrımcılık riskine karşı korunmasını içinde gerektirir: eğer taraf Devlet kendi yargılama yetkisi içerisinde bulunan bir kimse hakkında bir karar verirse gerekli ve öngörülen sonuç kişinin Sözleşmeden doğan haklarının başka bir yargılama yetkisi altında ciddi şekilde ihlal edileceği yönündeyse, taraf Devletin kendisinin Sözleşmeyi ihlal ettiği sonucu ortaya çıkabilir. Sonucun öngörülebilirliği, sonucun daha sonra meydana gelmese de taraf Devletçe mevcut bir ihlal olduğu anlamına gelecektir.

23. Sonuç olarak Komite taraf Devletlerin, gönderileceği ülkede hayatı, fiziksel bütünlüğü, özgürlüğü ve güvenliği tehdit altında olan veya toplumsal cinsiyete dayalı işkence veya toplumsal cinsiyete dayalı şiddet gibi ciddi ayrımcılık türlerine maruz kalma riski altında bulunan hiçbir

1 Bakınız; Komite tarafından 15 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilen kabul edilemezlik kararı Tebliğ No. 33/2011, M.NN. v Denmark, paragraf 8.5 ff.

227

kadının sınır dışı edilmemesi veya ilgili ülkeye geri iade edilmemesini sağlama yükümlülüklerinin bulunduğu görüşündedir. Toplumsal cinsiyete dayalı işkence dâhil kadına karşı ayrımcılık türlerinin ne anlama geleceği her bir vakanın durumuna bağlı olacaktır1.

C. Sözleşmenin Belli Maddelerine ilişkin Yorumlar

24. Madde 1-3, 5(a) ve 15 taraf Devletlere ülke sınırlarına varıldığı andan itibaren başlayacak tüm sığınma süreçleri boyunca kadınların ayrımcılığa uğramamasını sağlama gibi bir yükümlülük bindirir. Kadın sığınmacılar ilgili Sözleşmeden doğan haklarını kullanma hakkına sahiptir: kadınlar sığınma prosedürü süresince ve sonrasında, kabul eden Devlet tarafından sığınma statüsünün tanınmasıyla kalıcı çözümlerin bulunması sürecine kadar ayrımcılıktan uzak bir tutumla, saygı ve insan onuruna yakışır şekilde muamele edilme hakkına sahiptir. Kabul eden Devlet sığınma statüsü verilmiş olan kadınlara entegrasyon süreçlerini kolaylaştıracak yasal, tıbbi ve travma mağdurlarına yönelik psikolojik destekler ve dil kursları düzenleyerek uygun konaklama, eğitim ve/veya iş olanakları sağlama yükümlülüğüne sahiptir. Ayrıca, sığınma başvuruları reddedilmiş olan kadın sığınmacılar insan onuruna yakışır ve ayrımcılık içermeyen bir şekilde geri iade sürecine tabi tutulmalıdır.

25. Sözleşmenin 2 (c) Maddesi Devlet sığınma prosedürleri, kadınların sığınma başvurularının adil, tarafsız ve vakitli bir şekilde eşitlik ilkesine dayanarak sunulması ve değerlendirilmesini gerektirir. Sığınma sürecinin her aşamasında toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım uygulanmalıdır. Bu da kadınların sığınma başvurularının her yönüyle politika ve işleyişlerinde toplumsal cinsiyet veya cinsiyet nedeniyle kadınların maruz kaldığı çeşitli ayrımcılık türleri veya işkence ve insan hakları istismarları hakkında bilgi sahibi olan bir sığınma sistemi tarafından değerlendirilmelidir. Utanç duygusu, etiketlenme veya travma gibi nedenlerle bazı kadınlar yaşadığı veya korktuğu işkencenin gerçek boyutlarını açığa vurma ya da tanımlama hususunda isteksiz olabilmektedir. Bu kişilerin, otoritede yer alan kişilerden veya aileleri ve/veya toplumları tarafından reddedilmeden veya intikam alınmasından korkmaya devam ettiği gerçeği de göz

1 Bakınız Tebliğ No. 33//2011, MNN v. Denmark, paragraf 8.9 (yukarıda yer alan dipnot 21'e bakınız) Bakınız Tebliğ No. 33/2011.

228

önünde bulundurulmalıdır. Her durumda da, söz konusu kadınlar birinci derece sığınma kararlarına karşı temyize başvurma haklarına sahip olmalıdır.

26. Ayrıca, Madde 2, 15 (1) ve 16 taraf Devletlerin kadınların bağımsız sığınma başvurusunda bulunabilme hakkına sahip olduğunu tanımalarını gerektirir. Bu bağlamda, kadınların başvuruları çocuklarına ilişkin korkularına da dayalı olabilir. Örneğin, mülteci statüsü talepleri kız çocuklarının sünnete maruz kalacak olması, evliliğe zorlanacak olması veya kız çocuğu1 olmalarından dolayı ciddi toplum dışlamasına ve itilmesine maruz kalacak olmaları korkulardan kaynaklanıyor olabilir. Çocuğun korunması talebi, çocuğun2 en yüksek yararı doğrultusunda kendi içinde çocuğa duyarlı bir şekilde değerlendirilmelidir. Asıl başvuru sahibinin mülteci olarak tanınmasının ardından ailenin diğer üyeleri de doğal olarak mülteciler olarak tanınmalıdır (ikincil statü).

27. Kadın ve kız çocuklarına karşı verilen zararlar çoğu zaman aile üyelerinin, komşularının ve genellikle de toplumun yer aldığı Devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu gibi durumlarda Sözleşmenin 2 (e) Maddesi taraf Devletlerin özen yükümlülüğü ilkesini yerine getirmelerini ve kadınların Devlet dışı3 aktörler tarafından gerçekleştirilecek zararlardan etkin bir şekilde korunmalarının sağlanmasını gerektirir. Kamu yetkilileriyle karşılıklı olarak bireysel kadının dikey toplumsal cinsiyet eşitliği için gayret göstermek yeterli değildir; Devletler ayrıca aile içinde dahi yatay düzeyde de ayrımcılık yapılmamasını sağlamalıdır. Devlet dışı aktörler tarafından uğratılan zarar Devletin bu tür bir zararı önlemek üzere veya ayrımcı hükümet politikaları veya uygulamaları4 nedeniyle talep sahibini korumakta yetersiz veya isteksiz kaldığı bir işkencedir.

1 UNHCR, “ Kadın sünnetine ilişkin mülteci talepleri hususunda kılavuz not" (Cenevre, 2009), paragraf 12.

2 Çocuk talepleri için bakınız; UNHCR "uluslararası koruma kılavuzu: 1951 Sözleşmesinin 1(A)2 ve 1 (F) maddeleri ve Mültecilerin Durumuna ilişkin Protokol altında çocuk sığınmacı talepleri", kılavuz no 8 (2009) (HCR/GIP/09/08); menşe ülkeleri dışında kimsesiz ve ailesinden ayrı çocuklara muameleye ilişkin Çocuk Hakları Komitesinin 8 No'lu genel yorumu; çocuğun en yüksek yararının öncelik olarak değerlendirilmesi hakkına ilişkin 14 No'lu genel yorumu (madde, 3 paragraf 1).

3 Genel Yorum No.19, paragraf 9-10.

4 UNHCR, “Uluslararası koruma kılavuzu: toplumsal cinsiyete dayalı işkence", paragraf 19 (yukarıda yer alan 10 no'lu dipnota bakınız)

229

28. Komite, işkencenin Devlet dışı aktörlerce gerçekleştirildiği durumlarda, kabul eden Devletin bir kişinin menşe Devlet içerisinde güvenli bir yere yerleştirilmesi halinde Devlet dışı işkence riski altında olmadığına göre dahili kaçış alternatifi seçeneğini ileri sürdüğünün farkındadır. Sözleşmenin 2 (d) ve (e) Maddelerinin taraf Devletlerin kadınları Devlet dışı aktörler tarafından uygulanan ayrımcılıktan korumalarını ve mülteci kadınlar bağlamında mülteci statüsü esası doğrultusunda mülteci kadınların etkili bir şekilde korunmalarını gözetmelerini gerektirir. Komite dâhili kaçış alternatifinin kabul eden Devlet tarafından değerlendirilmesi durumunda seçeneğin kadınların ilgili alana seyahat edebilmesi, kabul kazanabilmesi ve oraya yerleşebilmesi1 gibi sıkı gereksinimlere tabii olmasını gerektirir. Devletler, dahili yer değiştirmenin izin verilebilir2 olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerinde toplumsal cinsiyete ilişkin boyutları ve riskleri de dikkate almalıdır. Menşe ülkelerinin diğer bölgelerine yerleştirilmeleri aşamasında kadınlar tarafından karşılaşılan zorluklar yasal, kültürel ve/veya sosyal kısıtlamaları veya kadınların yalnız seyahat etmeleri veya yaşamalarına ilişkin yasakları, güvenli konaklama, çocuk bakımının sağlanmasına ilişkin problemler, aile ve toplum desteği olmaksızın hayatta kalabilme gibi pratik gerçeklikleri, cinsel istismar ve şiddeti içeren saldırı ve istismar risklerini içerir.

29. Komite, menşe ülkenin uluslararası bir hukuk sorunu olarak kadınların Sözleşmeden doğan haklarından istifade etmeleri, korumanın mevcut olmaması durumunda ciddi ihlal riski altında bulunan temel insan haklarını korumak üzere uluslararası korumanın yürürlüğe girmesini sağlamak dâhil vatandaşlara öncelikle koruma sağlamakla yükümlü olduğunu kabul eder. Ancak Komite, kadının Devletten bir sığınma talebinde bulunmamış olmasının veya menşe ülkesinden ayrılmadan önce yetkililere bir şikâyette bulunmamış olmasının özellikle kadına yönelik şiddete müsemma gösterildiği veya kadının istismar şikâyetlerine cevap verilmediği durumlarda kadının sığınma talebini etkilememesi gerektiğinin altını çizer. Kadının ayrılışı öncesinde koruma aramış

1 Salah Sheekh v. the Netherlands, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 11 Ocak 2007 kararı uygulama No. 1948/04, Case of Sufi and Elmi v. the United Kingdom, uygulamalar 8319/7 ve 11449/07, Avrupa İnsan hakları Mahkemesi 25 Haziran 2011 kararı, paragraf 266. .

2 UNHCR, “uluslararası koruma kılavuzu: "1951 Sözleşmesinin 1 (A)2 maddesi ve 1967 Protokolü kapsamında dahili kaçış veya yer değiştirme alternatifi" kılavuz no. 4 (HCR/GIP/03/04); UNHCR " kadın sünnetine ilişkin mülteci talepleri hususunda kılavuz" paragraflar 28-32 (yukarıda yer alan 23 nolu dipnota bakınız).

27 5/2005 Sayılı Bildiri, Avusturya’ya karşı açılan Şahide Goekce (merhum) davası, 6 Ağustos 2007’de Komite tarafından kabul edilen görüşler, 6/2005 sayılı Bildiri, Avusturya’ya karşı açılan Fatma Yıldırım (merhum) davası, 6 Ağustos 2007’de Komite tarafından kabul edilen görüşler.

230

olmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Kadın adalet sistemine güvenmiyor olabilir ve böyle bir şikâyet1 gerçekleştirmeye ilişkin istismardan, tacizden veya misillemeden korkuyor olabilir.

30. Sözleşmeye paralel olarak taraf Devletlerin, Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesinde belirtilenler de dahil (ırk, din, uyruk, belli bir sosyal grup üyeliği ve siyasi düşünce) işkencenin yasal olarak tanınmış gerekçelerinin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde yorumlanmasını sağlamak üzere ileriye dönük önlemler almaları gerekir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet belli bir sosyal grup üyeliğinin tanınmasında veya esasen 1951 Sözleşmesi gereğince mülteci statüsünün belirlenmesi amacıyla böyle bir grubun özelliklerinin belirlenmesinde bir faktör olarak kullanılabilir. Taraf Devletlerin ulusal mevzuatlarına mülteci statüsü için ek bir dayanak olarak cinsiyeti veya toplumsal cinsiyeti eklemelerine yönelik teşvik edilmeleri gerekir.

31. Komite, kadınların sığınma taleplerine, mültecilik tanımında sürekli olarak “sosyal kesim” zemininde yer verildiğine; bu durumun da bağımlı mağdurlar olarak algılandıkları kalıp yargıları perçinleyebileceğini belirtir. Sözleşme’nin 5.Maddesinde Taraf Devletlerin kadınların sığınma taleplerini, önyargılara ve her iki cinsiyetten herhangi birinin yüceltilmesine veya aşağılanmasına dayalı kemikleşmiş algılara yer vermeksizin değerlendirmeleri öngörülür. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, kadınların iltica sürecinde tam ve adil erişim haklarını etkiler ve iltica yetkililerinin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve zulme dair peşin hükümlü yargılarına dayalı standartların oluşturulmasını önleyici tedbirler almalıdırlar.2 Ayrıca kadınlar, siyasi liderler, iktidar ve muhalefet üyeleri, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve aktivistler, avukatlar ve hâkimlerdir ve diğer önemli rolleri üstlenen aktif öznelerdir. Kadın haklarını dile getirmeleri dâhil olmak üzere siyasi görüşleri ve/veya faaliyetleri nedeniyle hedef haline gelmektedirler. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 7.Maddesinde Taraf Devletlerin siyasi yaşamda ve kamu hayatında kadınlar için eşitliği sağlayıcı girişimlerde bulunmasını öngörülür. Dolayısıyla, kadınların toplumsal cinsiyete dayalı zulüm nedeniyle veya siyasi, dini, ırksal ve etnik nedenlerle ve de dış

1 Tebliğ No 5/2005, Şahide Goekce (maktul) v. Austria, 6 Ağustos 2007 tarihinde Komite tarafından kabul edilen görüşler; Tebliğ No. 6/2005, Fatma Yildirim (maktul) v. Austria, 6 Ağustos 2007 tarihinde Komite tarafından kabul edilen görüşler.

2 18/2008 Sayılı Bildiri, Filipinler’e karşı Karen Tayag Vertido davası, 10 Temmuz 2010’da Komite tarafından kabul edilen görüşler, parag. 8.4 ve 8.9 (iv); 20/2008 Sayılı Bildiri, Bulgaristan’a karşı V.K. davası, 25 Temmuz 2011’de Komite tarafından kabul edilen görüşler.

231

saldırılar, işgaller, yabancı hâkimiyeti veya şiddetli iç çekişmeler dolayısıyla, yaşadıkları ülkeyi terk etmek zorunda kaldıkları durumlarda iltica talebinde bulunmaları yerindedir.1

32. Sözleşme’nin 2 (c) ve 15 (1) maddelerine uygun olarak, Taraf Devletler kamusal ve özel alanlarda kadına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik adımlar atmalı ve kanunlar önünde kadınların erkeklerle eşit olduğunu teyit etmelidirler. Bu amaçla, Taraflar kadınların ayrımcılığına uğramamasını ve gerektiğinde hukuki destek, yasal temsil ve yardım imkânı sağlamak dâhil yollarla, iltica sürecinin başından sonuna kadar etkili bir şekilde yasal koruma sağlamak üzere pozitif tedbirler almalıdırlar.2

33. Sözleşme’nin 3. ve 10. ila 13.Maddeleri, iltica talebinde bulunan kadınların ve mülteci kadınların barınma, eğitim, sağlık ve kadınların özel ihtiyaçlarına uygun olarak gıda, giyim ve gerekli sosyal hizmetler dahil diğer yardımlarla ilgili haklarının hiçbir ayrımcılık gözetilmeden tanınmasını öngörür. Ayrıca, kadın mültecilere geçim kaynağı ve istihdam imkânı sağlanmalıdır.3 Yükümlülükler arasında, haklarıyla ilgili ve bu hizmetlere nasıl erişeceklerine dair anladıkları bir dilde bilgilendirme yapılması da yer alır. Bazı toplumlarda kadınlar arasında okumaz-yazmazlık oranlarının yüksek düzeyde olduğu göz önüne alındığında, özel yardım gerekli olabilir.

34. Cinsel istismar ve sömürü mağdurları, travma ve işkence veya kötü muamele mağdurları ile özellikle hassas kesimlerden kadınlar ve kız çocuklarının özel ihtiyaçları göz önünde tutularak, kabul işlemlerinde toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla hareket edilmelidir.4 Kabul işlemleri, bölgeler içerisinde ve bilhassa kabul merkezleri bağlamında aile birliğini gözetecek şekilde yürütülmelidir.5 Genel bir kural olarak, özel ihtiyaçları olan hamile kadınlar ve emzikli anneler

1 28 Sayılı Genel Tavsiye, parag.10 ve 11.

2 Aynı yerde para. 34; ayrıca bkz. Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, 16. ve 25.Maddeler; ayrıca bkz. Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, 13. ve 17.-23.Maddeler.

3 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 25.madde; ayrıca bkz. Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, 13. ve 17.-23.maddeler.

4 BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Programı Yürütme Komitesi, ayrı iltica sistemlerinde sığınmacıların kabulüne ilişkin 93 sayılı karar (LIII), para. (b) (iii).

5 Aynı belgede para. (b) (iv); Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, 16.Madde.

232

tutuklanmamalıdır.1 Kadın sığınmacıların tutuklamamasının kaçınılmaz olduğu durumlarda ise; kadınların özel hijyen gereksinimlerini karşılayacak ayrı tesislerin ve materyalin sağlanması gerekir. Kadın gardiyan ve muhafızlar tarafından gözetimleri teşvik edilmelidir. Kadın tutuklular için görevlendirilen bütün personele, kadınların cinsiyete özgü ihtiyaçları ve insan hakları üzerine eğitim verilmelidir.2 Sözleşme’nin 1, 2, 5 (a) ve 12.Maddeleri uyarınca, göçmenlik tutuklamasıyla alıkonulan kadınların özel ihtiyaçlarının karşılanmaması ve tutuklu kadın sığınmacılara saygıyla muamele edilmemesi, Sözleşmedeki manasıyla ayrımcılık teşkil eder.3 Özellikle kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla, aile üniteleri haricinde kadın ve erkek tutuklular için ayrı tesisler gereklidir ve tutuklama alternatifleri sunulmalıdır.4

D. Komite’nin özel tavsiyeleri5

35. Taraf Devletler, Sözleşme ile ilgili çekincelerini gözden geçirmeli ve kaldırmalı, Sözleşme’nin İhtiyari Protokolü’nü onaylamak ve Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi ve bunun 1957 Protokolü’nü ve yanı sıra ilgili diğer uluslararası ve bölgesel belgeleri imzalamak üzerine düşünmelidir. Bu belgelerle ilgili çekincelerini kaldırmalı, bu

1 BM Kadın Mahkumlara Muamele ve Kadın Suçlular için Hapis Cezası İçermeyen Tedbirler (Bangkok Kuralları) (Genel Asamble Kararı 65/229, ek), kural 42; BMMYK, Sığınmacıların Tutuklanması ve Tutuklanmaya Alternatif Yollara İlişkin Standartlar ve Uygulanan Kriterler, (Cenevre, 2012)

2 Bangkok Kuralları, kural 5, 19 ve 33 (1); BMMYK, Sığınmacıların Tutuklanması ve Tutuklanmaya Alternatif Yollara İlişkin Standartlar ve Uygulanan Kriterler, para.9.3.

3 23/2009 Sayılı Bildiri, Belarus’a karşı Inga Abramova davası, 25 Temmuz 2011’de Komite’nin kabul ettiği görüşler, para. 7.5 ve 7.7; ayrıca bkz. Bangkok Kuralları ve kadın ve sağlığa ilişkin 24 Sayılı Genel Tavsiye, para.6.

4 Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, madde 9. İnsan Hakları Komitesi aynı hedefin gerçekleştirilmesinde daha az invasif yöntemler düşünme yükümlülüğünü doğrular (bkz. 900/1999 sayılı bildiri, Avustralya’ya karşı V. Davası, İnsan Hakları Komitesi’nin 28 Ekim 2002 tarihinde kabul ettiği görüşler, para.8.2. Ayrıca bkz. BMMYK Sığınmacıların Tutuklanması ve Tutuklanmaya Alternatif Yollara İlişkin Standartlar ve Uygulanan Kriterler, para.9.3

5 Komite, mültecilerin büyük çoğunluğunun ciddi mülteci girişlerinden kaynaklanan sorunların altında ezilen ve çözüm üretemeyen gelişmekte olan ülkelerde misafir edildiğinin farkındadır. Komite, mültecilerin korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Bu nedenle ve Taraf Devletlerin yükümlülüklerinden taviz vermeden ve bunları aksatmadan, uluslararası topluma, özellikle mülteci kabul etmeyen ülkelere, mülteci kabul eden ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmesinde yardımcı olarak yüklerini paylaşmak yoluyla dayanışma göstermeleri çağrısında bulunur. Diğer işlere ek olarak, büyük mülteci kitlelerinin karşılaştığı sorunların hafifletilmesinde, mültecilerin kabul edildiği Devletlere yeterli teknik ve mali yardım sağlamak ve mültecilere koruma ve hizmet sağlamakla yetkili BM ve diğer uluslararası ve bölgesel kuruluşları finansal olarak desteklemek gibi pro-aktif önlemler almalıdırlar.

233

doğrultuda bir iltica yasası benimsemeli ve tüm bu belgeleri bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirmelidirler.

36. Bölgesel iltica veya sığınma belgelerine imzacı devletler uluslararası koruma gereksinimi olan kadınların haklarına saygı duyulmasını sağlamalı ve bu belgeleri hayata geçirirken toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla hareket etmelidirler. Kadınların bu belgelerin sunduğu imkânlardan, ayrımcılıkla karşılaşmadan ve gerçek anlamda eşitlik temelinde faydalanmalarını sağlamalıdırlar.1

37. Taraf Devletler, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uygun olarak sınır dışı etmeme ilkesine saygı çerçevesinde mevzuat ve sair önlemler benimsemeli ve korunma gereksinimi olan toplumsal cinsiyetle ilişkili zulüm türleri dahil, ciddi ayrımcılık türlerinin mağdurlarının, ne koşulda olursa olsun, hayatlarının tehlikeye gireceği bir ülkeye veya toplumsal cinsiyete dayalı şiddet dahil olmak üzere ciddi ayrımcılık türleriyle; ya da işkenceye veya insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye veya cezalara maruz kalacakları yerlere gönderilmesinin statülerine veya ikametlerine bakılmaksızın engellenmesi için gerekli tüm önlemleri almalıdırlar.2

38. Taraf Devletler, 1951 Sözleşmesi’nde yer alan mülteci tanımını, ayrımcılık yapmama ve eşitlikle ilgili taahhütleri doğrultusunda yorumlamalıdırlar:3 yasal kabul görmüş bütün esasların yorumlanmasında toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımın tümüyle dahil edilmesi; gerektiğinde, toplumun belirli bir kesiminin üyeliğinin temelindeki toplumsal cinsiyetle ilgili

1 Afrika’daki mültecilerin sorunlarının özel boyutlarına ilişkin 1969 tarihli Afrika Birliği Organizasyonu Sözleşmesi; Mültecilere İlişkin Cartagena Bildirgesi, 1984; 2011/95/EU sayılı Avrupa Parlamentosu Yönetmeliği ve AB Konseyi’nin üçüncü ülkelerin mültecileri veya uluslararası korumadan faydalanan vatansızlar için yeknesak bir statü belirlenmesi ve sağlanan korumanın içeriğine yönelik yeterlik standartlarına ilişkin 13 Aralık 2011 tarihli yönetmeliği.

2 Bkz. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, madde 61 ve Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, madde 33.

3 Bkz. “Uluslararası Koruma Kılavuzu: 1951 Sözleşmesi’nin 1A(2) maddesinin ve/ veya Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü bağlamında toplumsal cinsiyete dayalı zulüm” 1 Sayılı Kılavuz (HCR/GIP/02/01) dahil BMMYK uluslararası koruma kılavuzları; “Uluslararası Koruma Kılavuzu: 1951 Sözleşmesi’nin 1A(2) maddesinin ve/ veya Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü bağlamında “özel bir sosyal grup üyeliği”, 2 Sayılı Kılavuz (HRC/GIP/02/02); ve “9 Sayılı Uluslararası Koruma Kılavuzu: 1951 Sözleşmesi’nin 1A(2) maddesinin ve/ veya Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü bağlamında cinsel yönelimlere dayalı sığınma statüsü talepleri ve/veya toplumsal cinsiyet kimliği” (HRI/GIP/12/09).

234

taleplerin sınıflandırılması; ulusal iltica mevzuatlarında mülteci statüsü tanınmasına esas dayanaklar listesine lezbiyen, biseksüel veya transseksüel (LBT) olma ve diğer statülerin yanı sıra cinsiyet ve/ veya toplumsal cinsiyetin eklenmesinin düşünülmesi.

39. Taraf Devletler, mülteciler ve sığınmacılarla ilgili ulusal politikaları ve mevzuatlarına ilişkin rapor sunmalı ve cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistiki veriler ile sığınma taleplerinin yıllar içerisindeki değişimi, çıkış ülkeleri, sığınma talebinde bulunma nedenleri ve kabul oranlarına ilişkin veri toplamalı, analiz etmeli ve işlemelidirler.

40. Taraf Devletler, Sözleşme’nin mülteciler ve sığınmacılar için uygulanması ve uygulamanın toplumsal cinsiyet boyutlarına yönelik olarak, yeterli insani ve mali kaynağı hazır bulundurmalı ve gerektiğinde, teknik görüş ve yardım talebinde bulunmalıdır.

41. Taraf Devletler, kadın mülteci ve sığınmacıların haklarını desteklemek üzere, Sözleşme’nin ve diğer belgelerin mültecilerle ilgili hükümlerinin hayata geçirilmesi için sığınma sistem ve işlemleriyle ilgili olarak başta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) olmak üzere tüm Birleşmiş Milletler kuruluşlarıyla işbirliği yapmalıdırlar.1 Kadın mültecileri ve sığınmacıları destekleyen sivil toplum ve tabanda faal sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmalıdırlar.

42. Taraf Devletler sığınma işlemlerini yürütürken; kadınların bir ailenin ferdi olsalar dahi bireysel başvuru yapabilmesine ve ayrı olarak dinlenmesine imkân tanımalıdırlar. Taraf Devletler, asıl başvuru sahibine hak tanındığında, ailenin diğer fertlerinin de doğal olarak mülteci statüsü kazanması gerektiğini kabul etmelidirler. Tıpkı ebeveynlerinden birine sığınmacı statüsü tanınan bir çocuğa sığınma hakkı doğduğu gibi, çocuğa statü tanındığında ebeveyni de bu statüye hak kazanmış sayılmalıdır.2 Doğrudan veya dolaylı olarak statü verilmesiyle mülteci

1 Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, madde 35; Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi 1967 Protokolü, madde II; BMMYK Tüzüğü (Genel Konsey Kararı 428 (V), ek) para. 8.

2 BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Programı Yürütme Komitesi, mültecinin ailesinin korunmasına ilişkin 88 sayılı karar (L), para (b) (iii); BMMYK “Uluslararası Koruma Kılavuzu: çocuk sığınma talepleri” para. 9 (bkz. Yukarıda yer alan 24 nolu dipnot).

235

olarak kabul edilen kadınlar için statülerini kanıtlar şahsi belgelerin düzenlenmesi, sınır dışı edilmeye karşı korunması ve ilgili haklarının emniyetinin sağlanması esastır.

43. Taraf Devletler, bir kadın sığınmacının sırf sığınma hakkını kanıtlayacak belgelerin eksikliği nedeniyle, güvenilir olmadığını düşünmemelidir. Bunun yerine, birçok ülkede kadınların kendi memleketlerinde dahi kendi adlarına düzenlenmiş belgelerinin olmadığını göz önünde tutarak başka yollardan güven tesis etmeye çalışmalıdırlar.

44. Taraf Devletler, sınır polislerinin ve göç yetkililerinin kadın mülteci ve sığınmacıların işlemleri esnasında toplumsal cinsiyete duyarlı duyarlı davranmaları ve ayrımcılık yapmamaları için eğitilmelerini, denetlenmelerini ve izlenmelerini sağlamalıdır. Kadın mülteci ve sığınmacılar ve de insan ticareti ve/veya cinsel istismar mağduru kadınlar için önyargılara ve kadınlarla ilgili basmakalıp görüşlere dayanmayan uygun bir tanılama sistemiyle toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım benimsemelerini ve uygulamalarını sağlamalıdırlar.1

45. Taraf Devletler, insan ticaretinin toplumsal cinsiyete dayalı zulmün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve insan ticareti mağduru olan veya mağdur olmaktan korkan kız çocuklarının ayrımcılıktan ari olarak ve herhangi bir ön koşul aranmaksızın iltica işlemlerine erişim haklarıyla ilgili olarak bilgilendirilmeleri ve bu hakkı etkin bir şekilde kullanabilmeleri sonucunu beraberinde getirdiğini kabul etmelidirler. Taraf Devletler, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği “Uluslararası Koruma Kılavuzu: insan ticareti mağdurları ve insan ticareti riski altındaki kişiler için 1951 Sözleşmesi’nin 1A(2) maddesinin ve/ veya 1967 Protokolü’nün uygulanması” uyarınca, mülteciliği tanımlarken insan ticareti mağdurlarına “sosyal grup” başlığı altında yer vermeye teşvik edilir ve Taraf Devletlere kadınların ve kız çocuklarının yeniden insan ticareti riskiyle karşı karşıya kalacakları yerlere dönmelerini önleyici tedbirler almaları tavsiye olunur.

1 15/2007 Sayılı Bildiri, Hollanda’ya karşı Zheng Zheng davası, 27 Ekim 2008’de Komite tarafından kabul edilen görüşler, para. 9.1 (a); ayrıca bkz. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, 5.madde; 25 Sayılı Genel Tavsiye, para.7.

236

46. Taraf Devletler; engelli kadınlar, refakatsiz kız çocukları,1 travma mağdurları, insan ticareti mağdurları ve/ veya fuhuşa zorlananlar, cinsel şiddet mağdurları ile işkence ve/ veya kötü muamele mağdurları dahil olmak üzere özel koruma ve destek ihtiyaçları olan kadın sığınmacıların erken tespitine yönelik yeterli izleme mekanizmalarını tesis etmelidirler.2

47. Taraf Devletler, her kademeden görüşmeci ve karar alıcıların toplumsal cinsiyetle ilişkili iltica taleplerine dair yargı kararlarına yönelik olarak yeterli eğitim, araç ve rehberlik bilgisiyle donatılmasını sağlamalıdır. Taraf Devletler, Sözleşme’nin ilgili hükümlerini de dikkate alarak söz konusu genel tavsiye kararı ve UNHCR “Uluslararası Koruma Kılavuzu: insan ticareti mağdurları ve insan ticareti riski altındaki kişiler için 1951 Sözleşmesi’nin 1A(2) maddesinin ve/ veya 1967 Protokolü’nün uygulanması” doğrultusunda politika geliştirmelidirler.

48. Taraf Devletler, iltica sürecinin başından sonuna ve mülteci statüsü tanınan kadınların entegrasyon süreci boyunca, kadın mülteci ve sığınmacılara sunulan geçim kaynakları ve istihdam olanaklarına ek olarak güvenli barınma imkanı, hijyen ve sağlık tesisleri, gıda, giyim ve gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere yeterli bir yaşam standardı sağlamalı ve kabul tesislerinde uygun izleme ve şikayet mekanizmaları tesis etmelidirler.3

49. Taraf Devletler ilticanın yasa dışı bir girişim olmadığını ve kadın sığınmacıların yetkililerin huzuruna zaman kaybetmeden çıkarak yasa dışı giriş ve kalışlarıyla ilgili geçerli gerekçe belirttikleri sürece yasa dışı giriş yaptıkları ve ülkede kaldıkları için (tutuklama dahil yollarla) cezalandırılmaması gerektiğini kendi mevzuatlarında tanımalıdırlar.4 Genel bir kural olarak, özel ihtiyaçları olan, hamile kadınların ve emziren annelerin tutuklanmasından kaçınılmalı; aile birliğini korumanın başka bir yolu kalmadıkça ve çocuğun çıkarına en uygun yol olarak görülmedikçe; çocuklar anneleriyle birlikte tutuklu kalmamalıdır. Her bir vakada ve özellikle

1 Çocuk Hakları Komitesi, kendi ülkeleri dışına çıkan refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocuklara yönelik muameleye ilişkin 6 sayılı genel yorumu

2 BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Programı Yürütme Komitesi, ayrı iltica sistemlerinde sığınmacıların kabulüne ilişkin 93 sayılı kararı (LIII), para.(b) (iii).

3 Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, madde 2 (c) ve (f) ve 3.

4 Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme, madde 31.

237

kadınlar ve/ veya aileler için ayrı tesislerin sağlanamadığı durumlarda, şartlı veya şartsız tahliye dahil tutuklamaya alternatif yollar düşünülmelidir.

50. Taraf Devletler, iltica süreçlerinin işletilmesi esnasında kadın sığınmacıların vaziyetlerini eşitlik temelinde ve ayrımcılıkla karşılaşmadan ifade edebilmelerini sağlamak üzere, işlemler sırasında toplumsal cinsiyete duyarlı koruma tesis etmelidirler. Taraf Devletler,

(a) Kadın sığınmacılara bağımsız olarak iltica başvurusunda bulunma hakkı tanınmasını ve bu bağlamda kendi vaziyetlerini dile getirebilmeleri için erkek aile fertlerinin bulunmadığı bir ortamda ayrıca görüşme imkânı sağlamalıdırlar.

(b) Kadın sığınmacıların hukuki danışmanlığa ek olarak tespit sürecinin durumu ve bu sürece nasıl erişecekleriyle ilgili olarak anlayabilecekleri şekilde ve dilde bilgilendirilmesini sağlamalıdır. Talepleri üzerine, kendileri için bir kadın görüşmeci ve çevirmen tahsis edilebileceği haklarına ilişkin bilgilendirilmelidirler.

(c) Kadın sığınmacıların ilk iltica görüşmesi öncesinde, uzman hukuki temsile erişimlerini sağlamalıdırlar. Gerektiğinde, hukuki desteğe ücretsiz olarak erişebilmelidirler. Refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş kız çocukları için, koşullar ne olursa olsun, iltica işlemlerinde kendilerine yardımcı olacak ve üstün faydalarına saygı duyulmasını sağlayacak nitelikli bir kanuni temsilci ve vasi atanmalıdır.1

(d) Görüşmeleri yürüten kişilerin toplumsal cinsiyete, yaşa ve kesişen diğer ayrımcılık temelleri ile kadın mülteci ve sığınmacıların başından geçen hak ihlallerini şiddetlendiren dezavantajlara duyarlı teknikler ve prosedürler kullanmalarını sağlamalıdırlar.

(e) Başvuru sahiplerinin hikayelerini anlatmasına ve özellikle travma, işkence ve/ veya kötü muamele ve cinsel şiddet mağdurları için hassas ve kişisel bilgilerin paylaşımına uygun bir görüşme ortamı ve görüşmeler için yeterli zaman ayrılmasını sağlamalıdırlar.

1 Bkz. Çocuk Hakları Komitesi, kendi ülkeleri dışına çıkan refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocuklara yönelik muameleye ilişkin 6 sayılı genel yorumu, para. 21, 33, 36 ve 39:

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Programı Yürütme Komitesi, risk altındaki çocuklara ilişkin 107 sayılı karar (LVIII), para. (g) (viii)

238

(f) Başvuru sahiplerinin hassas bilgiler içeren ifadelerini çocuklarının önünde vermek zorunda kalmalarını önlemek üzere, görüşmeler sırasında çocuk bakım imkânı sağlamalıdırlar.

(g) Sığınma talebinde bulunan kadın normal olarak iddiasını kanıtlamakla yükümlülüğüyken, konuyla ilgili tüm gerçekleri saptama ve değerlendirme görevi sığınma isteyen ile görüşme yürüten yetkilinin ortak sorumluluğudur. Sığınma başvurularının kabulünün sınırları, başvuru sahibinin haklı olarak zulüm korkusu yaşaması veya döndüğünde zulme uğrayacak olması olasılığından ziyade olabilirliğine göre çizilmelidir.

(h) Bazı durumlarda, başvuru sahibinin ülkesinden insan haklarına ilişkin güvenilir hükümet kaynaklarından ve hükümet harici kaynaklardan toplumsal cinsiyete ilişkin bilgi araştırma ve toplama dahil yollarla başvuruyu destekleyici gerekli kanıtı üretmek için tasarrufu altındaki tüm imkanları kullanma sorumluluğunu inceleme uzmanının üstlenmesini sağlamalıdırlar.

(i) Başvuru sahibinin sığınma prosedürleri esnasında cinsel şiddet ve diğer travmatik olayları geç ifşa etmesi, kişinin güvenirliğine ilişkin olarak otomatikman olumsuz bir yargıya vardırmaz. Yaşanan veya korku duyulan zulmün gerçek boyutlarıyla ifade edilmek istenmeyişi; utanç, lekelenme veya travma duygularından kaynaklanabilir. Kadın tarafından verilen bilgilerin aile fertleriyle kendi rızası dışında paylaşılmaması dahil olmak üzere görüşmelerin gizliliğine ilişkin beyanda bulunulması, standart bir uygulama olmalıdır.

(j) Gerekli görüldüğü takdirde, iltica görüşmesinin hem öncesinde hem de sonrasında, psiko-sosyal danışmanlık ve diğer destek hizmetlerine yönlendirme mekanizmalarının hazır bulundurulmasını sağlamalıdırlar.

(k) Başvurunun reddedilmesi halinde, red kararının bir sebebe dayanmasını ve başvuru sahibinin yetkili bir kurum nezdinde karara itiraz edebilmesini sağlamalıdırlar.

(l) Kalıcı çözümler üretmek adına, mültecilerin kendi rızalarıyla sürgünden eve dönüşlerinin ve emniyet içinde istikrarlı bir şekilde yeniden entegrasyon süreçlerinin insan onuruna yakışır şekilde gerçekleşmesini ve mültecilerin sosyal ve ekonomik güvenliğinin tesisini

239

sağlamalıdırlar.1 Sığınma talep eden kadınlara mülteci statüsü tanıyan devletler, yerel entegrasyonun eşitlik ve ayrımcılık yapmama temelinde gerçekleşmesini ve kadınların insan onuruna yaraşır muamele görmesini sağlamalıdırlar.

V. Vatandaşlık tespit süreçlerinde ve vatansızlık hallerinde ayrımcılık yapmama ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerinin uygulanması

A. Genel Yorumlar

51. Vatandaşlık hakları ve özellikle kadınları ve kız çocuklarını etkilemesi açısından Sözleşme, vatansızlığın önlenmesi ve azaltılmasına yönelik uluslararası çalışmalar için önemli bir araç teşkil eder.2 Sözleşme, vatandaşlıkla ilgili konularda kadınların eşitliğinin tam olarak korunmasını öngörür. Vatandaşlık, kişi ile devlet arasındaki hukuk bağıdır ve topluma tam katılımın sağlanması bakımından kritik öneme sahiptir. Bir devletin topraklarına giriş, sınırları dahilinde kalıcı olarak ikamet etme ve yurtdışından o ülkeye dönüş hakları dahil olmak üzere diğer hakların geçerliği ve kullanılabilirliğinin teminatı bakımından da esastır. Bu bakımdan, Sözleşme’nin 9.Maddesi kadınların tüm insan haklarından faydalanması için elzemdir. Vatandaşlık statüsüne bakılmaksızın insan haklarından herkesin faydalanması gerekirken; uygulamada, vatandaşlık sıklıkla, insan haklarından faydalanmanın bir ön koşulu olmaktadır. Vatandaşlık statüsü bulunmayan kadınlar ve kız çocukları, kadın oldukları için ve o ülkenin vatandaşı olmadıkları için veya vatansızlıkları nedeniyle daha şiddetli ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar.

52. Sözleşme’nin 9.Maddesi (2), kadınların evlilik, boşanma ve kocalarının kendi vatandaşlıklarıyla ilgili verdikleri kararlara bakılmaksızın vatandaşlık statüsü kazanma, sürdürme veya değiştirme hususlarında erkeklerle eşit haklara sahip olduklarını öngörür. Ayrıca

1 BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Programı Yürütme Komitesi, sürüncemeli mültecilik durumlarına ilişkin 109 sayılı karar (LXI).

2 Vatansız kişi, uluslararası hukuk teamüllerinde ve Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin 1954 Sözleşmesi’nin 1.maddesinin 1.bendinde “kanunlar hükmünde hiçbir ülkenin vatandaşlığına tabi olmayan” kimse olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası Hukuk Komisyonu, söz konusu tanımın uluslararası hukuk teamüllerinin bir parçası olduğu mütalaa etmiştir (A/61/10, IV. Kısım, 49. para.). Ayrıca Bkz. BMMYK, Vatansız Kişilerin Korunmasına İlişkin Elkitabı: Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin 1954 Sözleşmesi kapsamında (Cenevre, 2014).

240

kadınlar, Sözleşme uyarınca, ister kendi ülkelerinde ister ülkeleri dışında olsun, vatandaşlık haklarını eşleriyle aynı koşullar altında çocuklarıyla paylaşabilirler.

53. Vatandaşlık veya yurttaşlık statüsü bulunmayan1 vatansız kadınlar ve kız çocukları sıklıkla ötekileştirilmekte, devlet daireleri için oy kullanma ve aday olma hakkından mahrum bırakılmakta ve kamusal haklara erişememekte, yaşayacakları yeri özgürce seçememekte ve serbest dolaşım ve ayrıca eğitim, sağlık, mülkiyet veya istihdam hakları gibi yurttaşlık statüsünden kaynaklanan çeşitli haklar ve faydalara erişim hakkından mahrum kalmaktadırlar.

54. Vatandaşlık kanunlarında doğrudan veya dolaylı yollardan kadınlara karşı ayrımcılık yapılabilmektedir. Cinsiyet ayrımı gözetmez görünen mevzuat hükümleri uygulamaya döküldüğünde, kadınların vatandaşlık haklarından faydalanmalarını orantısız olarak ve olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yabancı biriyle evlenmeleri durumunda statülerini değiştirerek eşlerinin vatandaşlığına geçme eğilimi kadınlar arasında erkeklerden hala daha güçlüdür ve dolayısıyla vatandaşlık mevzuatında eşin vatandaşlığını kazanacaklarına dair herhangi bir teminat almadan veya kazanmadan kendi vatandaşlıklarından vazgeçmelerine imkân tanıyan veya bunu şart koşan bir boşluk bulunması halinde, kadınlar daha ciddi bir vatansız kalma riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Birçok vatandaşlık kanununda çifte vatandaşlığı yasaklayan hükümlerin bulunması nedeniyle vatansızlık olasılığı daha da artmaktadır. Birçok örnekte, kadınlara yabancı eşlerini kendi vatandaşlıklarına geçirme imkânı tanınmamıştır. Vatandaşlık kanunlarında yer alan cinsiyete ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık, kadınların ve beraberlerinde çocuklarının insan haklarından faydalanmalarını ciddi anlamda ve olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği önemli sayıda ülkenin vatandaşlık yasalarında ve uygulamalarında varlığını sürdürmektedir ve kadınların vatansız kalmasına yol açabilmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ayrıca annelerin, babalarla eşit koşullara tabi tutularak, kendi vatandaşlık haklarını çocuklarına aktarmalarının engellenmesiyle çocukların da vatansız kalmasına yol açabilmektedir. Bu şekilde kadına yönelik ayrımcılık, nesilden nesle sürüp gidecek bir vatansızlık döngüsünü tetikleyebilmektedir.2

1 “uyrukluk” ve “vatandaşlık” kelimeleri birbirinin yerine kullanılmıştır.

2 BMMYK, “Vatansızlığa İlişkin 4 Sayılı Kılavuz: her çocuğun bir ülke vatandaşı olma hakkı”, para. 13-15 (7 nolu dipnota bakınız).

241

55. Örgün eğitime erişim hakları engellenmiş veya engellenmekte olan kadınlar ve de vatansız kadınlar için erkeklere nazaran karşılaması daha da zor olabilecek bir koşul olan ev sahibi ülkenin dilinde yeterlilik kazanma gibi koşulların ve ölçütlerin yerine getirilmesini şart koşan vatandaşlığa kabul koşulları da dolaylı yoldan kadınlara karşı ayrımcılık içerebilmektedir. Kadınların ekonomik bağımsızlık ve malvarlığı gibi diğer şartları da kendi başlarına yerine getirmeleri zor olabilir. Yukarıda 54.paragrafta bahsi edilen, bir yabancıyla evlilik bağı kurulmasını izleyen vatansızlık durumları ve vatandaşlığa kabul koşulları, kadınların ekonomik, sosyal, kültürel ve dilsel yönlerden erkeklere bağımlı olmasına neden olabilmekte ve dönüşümlü olarak kadınların sömürüye maruz kalma risklerini daha da arttırmaktadır.

56. Doğum kaydının tutulması da, kadınların ve çocuklarının vatandaşlık hakkından faydalanmasıyla yakından ilgilidir. Doğum kaydı, kişinin kimliği ve aslı (kan bağı ilkesi) veya doğum yerine (doğuştan vatandaşlı ilkesi) göre vatandaşlık hakkı kazanımlarını belgeler. Uygulamada, dolaylı ayrımcılık, kültürel uygulamalar ve yoksulluk sıklıkla, annelerin, özellikle de evli olmayanların, çocuklarını babalarla eşit koşullarda kaydettirmelerini imkânsız kılmaktadır. Bir çocuğun doğum kaydının yaptırılmaması o çocuğun vatandaşlık hakkı, isim ve kimlik hakkı, kanunlar önünde eşitlik hakkı ve fiil ehliyetinin tanınması dâhil olmak üzere bir dizi haktan etkin olarak faydalanmasını aksatabilir veya engelleyebilir.

57. Ayrımcı kanun ve uygulamalar, kadınların ve çocuklarının kimliklerini ve vatandaşlıklarını kanıtlayan belgelere erişimlerinin engellenmesine yol açabilmektedir. Kimliğini ve vatandaşlığını kanıtlayan belgesi bulunmayan bir kadın ve çocukları; dolaşım özgürlüğünün kısıtlanması, diplomatik korumaya erişim sorunları, kimlik ve vatandaşlık belgelerinin tespitinin beklenmesi nedeniyle tutukluluk süresinin uzaması ve nihayetinde de hiçbir ülkenin kendilerini vatandaş kabul etmemesiyle vatansız kalma durumlarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.

58. Vatandaşlık statüsünün kadınların topluma tam katılımlarının sağlanması bakımından hayati öneme sahip olduğu düşünüldüğünde;1 imzacı ülkelerin bazılarının Sözleşme’nin 9.maddesine dikkate değer sayıda ve şekilde çekinceler koymuş olması, Sözleşme’nin amacını ve gayesini

1 Bkz. 21 Sayılı Genel Tavsiye Kararı, para.6.

242

baltalamaktadır. Kadınların eşit vatandaşlık hakkını pekiştiren insan haklarına ilişkin çok sayıda diğer belgede1 yer alan vatandaşlık hakları ve ayrımcılık yapmama ilkesi de, bu çekincelerin geçerliliğini veya yasal hükmünü sorgulatmaktadır. Komite, 9.maddeyle ilgili çekincelerin kaldırılması veya en azından daraltılması eğilimini ve Taraf Devletlerin vatandaşlık kanunlarına kadın erkek eşitliğini resmen ekleme eğilimlerini; böylelikle kadına karşı ayrımcılık riskinin ve bilhassa kadınlar ve çocuklar için vatansızlığın azaltılmasını ilgiyle izlemektedir.

B. Sözleşme’nin belirli maddeleriyle ilgili yorumlar

59. Sözleşme’nin 9.maddesinde kadınların erkeklerle eşit olarak vatandaşlık kazanma, değiştirme veya koruma ve vatandaşlık statülerini çocuklarına verme hakkına sahip oldukları öngörülmektedir. Komite, bu hakkın eşler için de geçerli olacağı yorumunda bulunmuştur.2

60. 9.maddenin 1.Bendi, Taraf Devletlerin bir yabancıyla evlenmesi veya evlilik nedeniyle otomatik olarak erkeğin vatandaşlığına tabi tutularak kadının vatandaşlık statüsünün değiştirilmesi dolayısıyla kadının vatansız kalmasını veya eşinin vatandaşlığına geçmeye zorlanmasını önlemelerini gerektirir. Sözgelimi, bir yabancıyla evlenmesi üzerine kadının otomatik olarak vatandaşlık hakkını kaybederek evliliğe bağlı olarak eşinin vatandaşlık haklarını kazanamamasına imkân tanıyan ayrımcı kanun ve uygulamalarla, eşlerinin vatandaşlık statüsünü değiştirmesi, vatansız kalması veya ölmesi ya da evliliğin boşanmayla sonlanması halinde, kadınlar vatansız kalmaktadır.

61. Sözleşme’nin 9.maddesinin 2.bendi, Taraf Devletleri vatandaşlık haklarının çocuklara aktarımı konusunda kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasını sağlamalarını öngörür. Taraf Devletlerin bu bağlamdaki yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, çocuklar vatansız kalma riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Yalnızca soy ilkesiyle vatandaşlık

1 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 15.madde; Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, 2, 3, 24 ve 26.maddeler; Çocuk Hakları Sözleşmesi, 7.madde; Kadına Karşı Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi, 5.madde; Engelli Hakları Sözleşmesi, 18.madde; Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına İlişkin Sözleşme, 29.madde.

2 CEDAW/C/KWT/CO/3-4, para. 37.

243

haklarının aktarımına imkân tanıyan vatandaşlık kanunları, bu maddeyi ihlal ederek aşağıdaki hallerde çocukların vatansız kalmasına yol açabilmektedir:

(a) Babanın vatansız kalması;

(b) Babanın tabi olduğu ülke kanunlarının, çocuğun yurtdışında doğmuş olması gibi belirli koşullarda, çocuğun babanın vatandaşlık haklarını iktisap etmesine izin vermemesi;

(c) Babanın bilinmemesi veya çocuğun doğduğu sırada anneyle evli olmaması;

(d) Sözgelimi babanın vefat etmiş olması, ailesinden ayrılmak zorunda kalması veya külfetli evrak işlemlerini veya diğer koşulları yerine getirememesi gibi nedenlerle babanın vatandaşlık haklarının aktarımı için idari koşulları yerine getirememesi veya çocuklarının vatandaşlık statülerini belgelendirememesi;

(e) Babanın aileyi terk etmiş olması gibi durumlarda idari koşulları yerine getirmek veya çocuklarının vatandaşlık statülerini belgelendirmek istememesi.

62. Sözleşme’nin 1 ila 3.maddeleri de kadınların kendileri ve eşleri adına erkeklerle eşit koşullarda vatandaşlığa kabul hakkını destekler. Bu bağlamda kadına karşı ayrımcılık, vatansızlığın azaltılması emelini aksatmaktadır. Kadınların vatandaşlık haklarını vatansız eşlerine aktaramadığı durumlarda da bu aksaklık söz konusudur. Söz konusu durum, bu gibi birliktelikler haricinde dünyaya getirilen çocuklar için de ekstra riskler içerebilmektedir.

C. Özel tavsiyeler

63. Yukarıda yer alan hususlar ışığında Komite, Taraf Devletlere, henüz yapmamışlarsa;

(a) Sözleşme’nin amacına ve gayesine ters düşen ve dolayısıyla 28.maddenin 2.bendi uyarınca kabul edilmesi mümkün olmayan, 9.madde ile ilgili çekincelerini gözden geçirerek kaldırmaları,1

1 4, 20 ve 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararları

244

(b) Sözleşme’nin 1. ila 3. ve 9.maddelerine uygun olarak vatandaşlık statüsünün iktisabı, değiştirilmesi ve muhafazası hususunda kadın erkek eşitliğini sağlamak ve kadınların vatandaşlık haklarını çocuklarına ve yabancı eşlerine aktarımına imkân tanımak ve bu kanunların uygulamaya dökülmesinin önündeki engelleri kaldırmak üzere vatandaşlık kanunlarını gözden geçirerek ıslah etmeleri;

(c) Evlilikle beraber otomatik olarak vatandaşlık statüsü kazanımını veya medeni halinin veya eşinin vatandaşlık statüsünün değişmesi sonucunda, kadının otomatik olarak statü kaybını öngören kanunları yürürlükten kaldırmaları;

(d) Özellikle çifte vatandaşlık olanağı tanıyan rejimlerin vatansızlığa yol açabileceği durumlarda, kadınların yabancı bir eşle evlenmesi halinde ve bu tür evliliklerden doğan çocuklar için çifte vatandaşlık tanımayı düşünmeleri;

(e) Vatandaşlığın kaybını veya vatandaşlık hakkından feragati başka bir vatandaşlık statüsünün kazanılması şartına bağlayan mevzuat hükümleriyle vatansızlığının önüne geçmeleri ve bu tarz güvencelerin yokluğunda vatansız kalan kadınların tekrar vatandaşlığa kabulünü sağlamaları;

(f) Kadınların erkeklerle eşit koşullarda vatandaşlık statüsü iktisabına, değiştirmesine veya muhafazasına imkan tanıyan veya kadınların statülerini çocuklarına ve yabancı eşlerine aktarabilmelerine olanak sağlayan güncel yasal ve siyasi gelişmelerle ilgili farkındalığı artırmaları;

(g) Sözgelimi, uygulamada kadınlar için erkeklere kıyasla daha külfetli olan vatandaşlığa kabul koşulları gibi, vatandaşlık kanunlarındaki dolaylı olarak ayrımcılığa yol açan hususların üzerine eğilmeleri;

(h) Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin 1954 Sözleşmesi ve Vatansızlığın Azaltılmasına Dair 1961 Sözleşmesi’ni onaylamaları ve imzaları;

(i) Kadınları vatandaşlık statüsünden mahrum bırakan ve vatansız kalmalarına yol açan herhangi bir tedbiri benimsemekten ve uygulamaktan kaçınmaları;

245

(j) Vatansızlığın tespiti, azaltılması ve önlenmesi ve de başta vatansız kadınlar olmak üzere vatansız kişilerin korunmasına ilişkin çalışmaları bağlamında BMMYK ile birlikte çalışmaları;

(k) Kendi sınırları içerisindeki vatansız kişilere ilişkin cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistikler çıkarmaları, analiz etmeleri ve kullanıma sunmaları;

(l) Kadınların ve kız çocuklarının vatandaşlık belgesi dahil olmak üzere kimlik belgelerine eşit erişimlerini temin edecek etkin önlemleri uygulamaya koyulmaları;

(m) Tüm doğum kayıtların zamanlı olarak yapılması için tedbir almaları ve bu bağlamda tüm çocuklarının kayıtlara geçirilmesi ve kız çocuklarının erkek çocuklarıyla eşit haklardan faydalanmasının önemine ilişkin olarak özellikle topraklarının kırsal ve ücra kesimlerinde farkındalık artırmaya yönelik önlemler almaları yönünde tavsiyede bulunur.

CEDAW

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

Kadınların Adalete Erişimlerine İlişkin Tavsiye Kararı

I. Giriş ve Kapsam

1. Kadınlar için adalete erişim hakkı, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi altında korunan tüm hakların hayata geçirilmesi bakımından hayati önem taşımaktadır. Kadınların adalete erişimleri, hukukun üstünlüğünün ve iyi yönetişimin, yargı sisteminin bağımsızlığı, tarafsızlığı bütünlüğü ve güvenilirliğinin, cezasız kalmaya ve yolsuzluğa karşı ortaya konulan mücadelenin, yargı sistemine ve diğer yasa uygulama mekanizmalarına kadınların eşit katılımının temel bir elementidir. Adalete erişim, adalet sistemlerinin

246

sorgulanabilirliği, mevcudiyeti, erişilebilirliği, kalitesi ve güvenilirliğini ve mağdurlar için kanun yollarını içinde barındırır. İşbu genel tavsiye kararının amacına ulaşabilmesi için “kadınlara” yönelik yapılan tüm referansların aynı zamanda kadınların yanı sıra kız çocuklarını da içerdiğinin anlaşılması gerekmektedir.

2. Mevcut tavsiye kararında Komite taraf Devletlerin kadınların adalete erişimlerini sağlamaya ilişkin yükümlülüklerini irdeler. Bu yükümlülükler, kadınların birey ve hak sahipleri olarak güçlendirilmesi amacıyla her türlü ayrımcılığa karşı korunmalarını içerir. Adalete etkili erişimin sağlanması, hukukun özgürleştirici ve dönüştürücü potansiyelinin en iyi şekilde kullanılmasını sağlar.

3. Uygulamada Komite, eşitlik temelinde kadınların adalete erişim haklarını ifa etmelerini engelleyen bir takım engel ve kısıtlamaların mevcut bulunduğunu gözlemlemiştir. Bu engeller arasında adalete erişimin tüm boyutlarına ilişkin Taraf Devletlerce sunulacak etkili adli korumanın yetersizliği yer almaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, ayrımcılık içeren kanunlar, birbiriyle kesişen veya birleşen ayrımcılıklar, prosedüre ve kanıta dayalı gereksinim ve uygulamalar ve adli mekanizmaların sistematik olarak fiziksel, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak kadınların erişimine açık olmalarının sağlanmasındaki yetersizlikler gibi bir takım faktörler nedeniyle bu engeller, ayrımcılık ve eşitsizlik yapısal bağlamında meydana gelmektedir.

4. Mevcut genel tavsiye kararının kapsamı, uzmanlaşmış ve yarı-yargısal mekanizmalar da dahil kadınlar için her düzeyde adalet sistemine yönelik prosedürler ve adalet kalitesini de içerir. Yarı-yargısal mekanizmalar yasal etkileri bulunan ve yasal hak, görev ve imtiyazları etkileyebilecek adli sistem tarafından yürütülen eylemlere benzeyen kamu idari kuruluş ve organlarının tüm eylemlerini içerir.

5. Adalete erişim hakkı ayrıca çoklu adalet sistemlerine erişimi de içerir. “Çoklu adalet sistemi” kavramı bir taraftan, bir taraf Devlet bünyesinde yer alan kanunların, yönetmeliklerin, usullerin ve kararların bir arada varoluşu anlamına gelirken diğer taraftan ise dini, geleneksel, yerel hukuk ve toplum hukuku ve uygulamalarının bir arada varoluşu anlamına gelir. Sonuç olarak, ister resmi

247

ister gayrı resmi, ister Devlet ister Devlet dışı veya her ikisini bünyesinde barındırsın çoklu adalet sistemi, kadınların adalete erişimlerine ilişkin haklarını kullanmaya çalışırken karşılaşabileceği çoklu hukuk kaynaklarını içerir. Mevcut tavsiye kararında geleneksel adalet sistemleri olarak adlandırılacak olan dini, geleneksel, yerel hukuk ve toplum hukuku sistemleri Devlet tarafından resmi olarak tanınabilir, Devletin rızasıyla veya hiçbir açık statü olmaksızın çalışabilir veya Devletin düzenleyici çerçevesi dışında faaliyetini sürdürebilir.

6. Uluslararası ve bölgesel insan hakları anlaşmaları ve bildirgeleri, birçok ulusal Anayasa kanun önünde cinsiyet ve/veya toplumsal cinsiyet ilişkin güvenceler ve kanun kapsamında herkesin eşit şekilde korunma imtiyazından faydalanmasını sağlamaya yönelik yükümlülükler içerir1. Sözleşmenin 15.Maddesi kadın ve erkeklerin kanun önünde eşit olduklarını ve eşit korunma haklarından faydalanmaları gerektiğini belirtir. Madde 2, kadınların her tür ayrımcılık eylemlerine karşı etkili bir biçimde korunmasını sağlamak amacıyla devletlerin yetkili ulusal mahkemeler ve diğer kamu kurumlarının da kurulması yoluyla yaşamın tüm alanlarında kadın ve erkeklerin gerçek anlamda eşit olmalarını sağlamaya yönelik her türlü uygun tedbiri almakla yükümlü olduğunu belirtir.

7. Cinsiyetleri veya toplumsal cinsiyetleri temelinde kadınlara ayrımcılık yöneltilebilmektedir. Toplumsal cinsiyet kadınlar ve erkekler için sosyal olarak oluşturulmuş kimlikler, özellikler ve roller; adalet sistemi ve adalet sisteminin içerisinde yer alan kurumlar arasında sürekli yeniden üretilen biyolojik farklılıklara ilişkin toplum tarafından yüklenmiş kültürel anlamlara atıfta bulunmaktadır. Sözleşmenin 5 (a) maddesi gereğince taraf Devletlerin, kadınları haklarını kullanmaktan ve bu hakları talep etmekten alıkoyan ve onların etkili çözümlere ulaşmalarını engelleyen toplumsal cinsiyet kalıp yargıları da dahil olmak üzere altta yatan sosyal ve kültürel engelleri açığa çıkarma ve bu engelleri ortadan kaldırmaya ilişkin yükümlülükleri bulunmaktadır.

1 Bkz. Örneğin; Uluslararası İnsan Hakları Bildirisi’nin 7. ve 8.Maddeleri, Sivil ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 2 ve 14.Maddeleri, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 2 (2) ve 3.Maddeleri. Bölgesel düzeyde ise; İnsan Hakları ve Temel Hakların Korunması Sözleşmesi (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi), Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’nın hepsi ilgili hükümler içermektedir.

248

8. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, damgalama, zararlı uygulamalar ve ataerkil kültürel normlar ve özellikle kadınları etkileyen toplumsal cinsiyete dayalı şiddet kadınların erkeklerle eşit bir biçimde adalete erişme ulaşma becerileri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ek olarak, kadına yönelik ayrımcılık bazı kadınları farklı derecelerde veya erkeklere ve diğer kadınlara kıyasla daha farklı biçimlerde etkileyen birbiriyle kesişen faktörlerle birleşmektedir. Kesişen veya diğer türleriyle birleşen ayrımcılık nedenleri arasında etnik köken, yerel statü veya azınlık statüsü, renk, sosyo-ekonomik statü ve/veya sınıf, dil, din veya inanç, siyasi görüş, uyruk menşei, medeni durum ve/veya annelik statüsü, yaş, kentsel/kırsal yerleşim, sağlık statüsü, engellilik durumu, mülkiyet durumu, lezbiyen, biseksüel, trans birey ve erdişi olma durumu gibi birtakım faktörler yer almaktadır. Bu kesişen faktörler bu gruplar arasında yer alan kadınlar için adalete erişimi daha da zor hale getirmektedir.1

9. Kadınların adalete erişimlerini zorlaştıran diğer faktörler arasında okuma yazma bilmeme, kadın ticareti, silahlı çatışma, sığınma arama, yerinden edilme, devletsizlik, göç, kadın aile reisliği, dulluk, HIV/AIDS hastalıkları, özgürlüğünden alıkonma, fuhşun cezalandırılması, coğrafi uzaklık ve hakları için mücadele gösteren kadınların etiketlenmesi gibi faktörler yer almaktadır. Kadın hakları savunucularının ve örgütlerinin çalışmalarından ötürü hedef haline getirildiğinin altı çizilmeli ve onların adalete erişim hakları korunmalıdır.

10. Komite, belli kadın gruplarına yönelik olarak davanın çözüme ulaştırılmaması gibi, adalete erişime ilişkin kesişen ayrımcılık türlerinin birçok negatif örneği bulunduğunu belgelemiştir. Bu gruplarda yer alan kadınlar aşağılanmaktan, damgalanmaktan, tutuklanmaktan, sınır dışı edilmekten, işkence görmekten ve hatta kanun uygulayıcılar tarafından başka tür şiddetlere maruz bırakılmaktan korktukları için yetkililere haklarının ihlal edildiğine dair çoğunlukla bir bildirimde bulunmamaktadırlar. Komite, bu tür gruplara ait kadınlar tarafından şikâyetler yöneltildiğinde bile, yetkililerin çoğunlukla suçu soruşturma, kovuşturma ve failleri cezalandırma ve/veya çözüm yolları üretme hususunda yeterli özeni göstermediklerinin altını çizmiştir.2

1 Bkz. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 2.Maddesi kapsamında Taraf devletlerin Temel Yükümlülüklerine İlişkin 28 Sayılı Genel Tavsiyenin 18.Paragrafı.

2 Bkz. Örneğin; Bahamalar (CEDAW/C/BHS/CO/1-5, para. 25 (d)), Kosta Rika (CEDAW/C/CRI/CO/5-6, para. 40-41), Fiji (CEDAW/C/FJI/CO/4, para. 24-25), Kırgızistan (A/54/38/Rev. bölüm 1, para. 127-128), Kore Cumhuriyeti

249

11. Sözleşmenin 2 (c), 3, 5 (a) ve 15.Maddelerine ek olarak, Taraf Devletlerin tüm kadınların eğitime erişimlerini, haklarına ve mevcut çözüm yollarına, bu çözümlere nasıl erişebileceklerine ilişkin bilgiye sahip olmalarını ve bunun yanı sıra toplumsal cinsiyete duyarlı ihtilaf çözüm sistemlerine, etkili ve yerinde kanuni çözüm yollarına eşit erişimlerini sağlamaya yönelik anlaşmaya-dayalı yükümlülükleri bulunmaktadır.1

12. Kadınların adalete erişimlerinin sağlanmasında kadınlar tarafından karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilmek amacıyla atılması gereken adımlara ilişkin Komitenin görüş ve önerileri Taraf Devletlerin raporlarına ilişkin değerlendirme deneyimleri, bireysel tebliğlere ilişkin gerçekleştirdiği analizleri, Sözleşmenin İhtiyari Protokolü altında gerçekleştirdiği araştırmalar tarafından bilgilendirilmektedir. Ayrıca, diğer Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmaları, ulusal insan hakları kurumları, toplum tabanlı kadın derneklerini de içeren sivil toplum kuruluşları ve akademik araştırmacılar tarafından adalete erişime ilişkin gerçekleştirilen çalışmalara da atıfta bulunulmaktadır.

II. Kadınların adalete erişimine ilişkin genel konular ve tavsiyeler

A. Adalet sisteminin sorgulanabilirliği, mevcudiyeti, erişilebilirliği, kalitesi, çözüm yolları sunması ve hesap verilebilirliği

13. Komite, mahkemelerin ve yarı-yargısal organların belli başlı kentlerde tekelleşmesi, kırsal alanlarda ve uzak mesafelerdeki bölgelerde mevcut bulunmaması, bu mahkemelere erişmek üzere gereken zaman ve para, prosedüre ilişkin işlemlerin karmaşıklığı, engelli kadınlar için fiziksel engellerin bulunması, hukuki yardımlar da dâhil kaliteli ve toplumsal cinsiyet alanında yetkin hukuki tavsiyelere erişimin yetersiz olması ve adalet sisteminin yeterli kaliteye (eğitim yetersizliği nedeniyle toplumsal cinsiyete duyarlı olmayan kararlar/yargılar, gecikmeli ve çok

(CEDAW/C/KOR/CO/6, para. 19-20, ve CEDAW/C/KOR/CO/7, para. 23 (d)) ve Uganda (CEDAW/C/UGA/CO/7, para. 43-44) ile ilgili sonuç gözlemleri.

1 Bkz. Özellikle 19, 21, 23, 24, 26, 27, 29 ve 30 sayılı genel tavsiye kararları.

250

uzun süren dava süreçleri, yolsuzluk) sahip olmaması gibi birtakım aksaklıkların bulunduğunu gözlemlemiştir.

14. Adalet sisteminin sorgulanabilirliği, mevcudiyeti, erişilebilirliği, kalitesi, mağdurlar için çözüm yolları sunması ve hesap verilebilirliğini içeren altı birbiriyle ilişkili ve gerekli bileşen adalete erişimin sağlanması için gereklidir. Yasal, sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik koşulları yaygınlaştırmaya yönelik farklılıklar bu özelliklerin her bir Taraf Devlette farklı özelliklerin uygulanmasını gerektirirken, yaklaşıma ilişkin temel elementler evrensel olarak geçerli olmakla beraber, derhal uygulanmayı gerektirir. Dolayısıyla;

(a) Sorgulanabilirlik, kadınların adalet sistemine kesintisiz bir biçimde erişebilmelerini, yasal yetkileri olarak Sözleşmeden doğan haklarını talep edebilme yetisi ve gücüne sahip olabilmelerini gerektirir;

(b) Mevcudiyet, mahkemeler ve diğer yarı yargısal organların Taraf Devlet genelinde gerek kentsel, gerek kırsal, gerekse ücra bölgelerde kurulmalarının yanı sıra bu kurumların devamlılığının sağlanması ve finanse edilmelerini gerektirir;

(c) Erişilebilirlik, gerek resmi ve gerekse yarı-yargısal adli sistemler dâhil tüm yargı sistemlerinin güvenli, düşük maliyetli, kadınlara fiziksel olarak erişilebilir olmasını; ayrımcılığın kesişen ve birleşen türleriyle yüz yüze gelen kadınlar da dâhil olmak üzere tüm kadınların ihtiyaçlarına uygun ve bu ihtiyaçlara uyarlanabilir olmasını gerektirir;

(d) Adalet sistemlerinin kaliteli olması, sistemin tüm bileşenlerinin uluslararası yeterlilik, etkinlik, bağımsızlık ve tarafsızlık standartlarına uygun olmalarını1 ve uygulamaya konulan ve tüm kadınlar için sürdürülebilir toplumsal cinsiyete duyarlı ihtilaf çözümlerine yönlendiren güncel, yerinde ve etkili hukuki çözüm yolları sağlamalarını gerektirir. Adalet sistemlerinin kaliteli olması, aynı zamanda, adalet sisteminin belli bir bağlam içerisinde kullanılmasını; dinamik, katılımcı, yenilikçi uygulanabilir tedbirlere açık ve toplumsal

1 Bkz. Genel Kurulun 40/32 sayılı kararında kabul edilen Yargı Bağımsızlığına ilişkin Temel İlkeler

251

cinsiyete duyarlı olmasını ve kadınlar tarafından adalete yönelik artan talepleri de dikkate almasını gerektirir;

(e) Mağdurlara çözüm yollarının sunulması, kadınların adalet sisteminden uygun koruma ve maruz bırakıldıkları her türlü zarar için anlamlı tazminatlar alabilmelerini gerektirir. (Bkz. Sözleşmenin 2.Maddesi)

(f) Adalet sistemlerinin hesap verilebilirliği, sorgulanabilirlik, mevcudiyet, erişilebilirlik, kalite ve çözüm yolları sağlama ilkelerine uygun olarak işlemesini temin etmek üzere sitemin işleyişinin izlenmesi yoluyla sağlanabilir. Adalet sistemlerinin hesap verilebilirliği, adalet sistemi profesyonellerinin eylemlerinin ve yasaları çiğnedikleri davalardaki yasal sorumluluklarının izlenmesi anlamına da gelir.

15. Sorgulanabilirlik ilkesine ilişkin olarak Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Adalet sisteminin toplumsal cinsiyete duyarlılığını arttırarak, hakların ve bağlantılı yasal korumaların tanınmasının ve yasa içerisine dâhil edilmesinin sağlanması;

(b) Kadınların adalet sistemlerine kesintisiz olarak erişimlerinin sağlanması ve “yasal” ve “fiili” eşitliğe ulaşmalarını sağlamak üzere kadınların güçlendirilmesi;

(c) Adalet sistemi içerisinde yer alan profesyonellerin davaları toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımla ele almalarının sağlanması;

(d) Yargı erkinin bağımsızlığının, tarafsızlığının, bütünlüğünün ve güvenilirliğinin sağlanması; cezasız kalma ile mücadele edilmesi;

(e) Kadınların adalete erişimlerine ilişkin ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının önemli bir elementi olarak adalet sistemlerindeki yolsuzluğun ele alınması;

252

(f) Kadınların, profesyonel olarak ve adalet hizmetlerinin sunucuları olarak yargının ve yarı-yargısal sistemlerin tüm organlarına ve tüm düzeylerine katılmaları önünde yer alan engellerle yüzleşilmesi ve bu engellerin ortadan kaldırılması. Kadınların yargı sisteminde, diğer kanun uygulama mekanizmalarında ve diğer profesyonel kapasitelerde idareci, hâkim, savcı, resmi savunma memuru, avukat, yönetici, arabulucu, kanun uygulayıcı, adli ve cezai yetkili ve uzman uygulayıcılar olarak temsil edilmelerinin sağlanması için özel önlemleri de içeren birtakım önlemler yoluyla gerekli adımların atılması;

(g) Kadınları davalarında adil bir adli muamele şansından mahrum bırakan güç ilişkilerinin bulunduğu tüm alanlarda taraflar arasındaki eşitliği sağlamak üzere kanıt yükümlülüğü uygulamasına ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi;

(h) Kadınların adalete erişimlerini desteklemek, kadın haklarına ilişkin hukuk davalarında görev almalarını sağlamak üzere sivil toplum örgütlerini ve birimlerini teşvik etmek amacıyla sürdürülebilir mekanizmaların geliştirilmesini sağlamak için sivil toplum ve toplum tabanlı örgütlerle işbirliğinin gerçekleştirilmesi;

(i) Kadın hakları savunucularının adalete erişimlerinin sağlanması ve taciz, tehdit, misilleme ve şiddete karşı koruma almalarının sağlanması;

16. Adalet sistemlerinin mevcudiyeti ilkesine ilişkin olarak Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Ücra bölgeler, kırsal ve izole bölgeler de dâhil olmak üzere Taraf Devletin tüm sınırları içerisinde ayrımcılığa maruz kalmaksızın kadınların adalete erişim haklarını güvence altına alan mahkemeler, divanlar ve ek birimlerin kurulması, devamlılıklarının sağlanması ve geliştirilmesinin sağlanması. Özellikle bu alanlarda yaşayan kadınlar için mobil mahkemelerin kurulmasının değerlendirilmeye alınması ve uygulanabilir olduğu durumlarda bilgi teknolojilerinin yaratıcı olarak kullanımının sağlanması;

253

(b) Kadına yönelik şiddet vakalarında mali yardım, kriz merkezleri, sığınma evleri, acil yardım hatları, tıbbi hizmetler, psikolojik hizmetler ve danışmanlık hizmetlerine erişimin sağlanması;

(c) Adalet sisteminin doğru şekilde işlemesini sağlamak ve adalet sistemi profesyonelleri tarafından yapılacak her tür ayrımcılığı ele almak üzere bağımsız denetmenlerden oluşan bir gözetim mekanizmasının kurulması;

17. Adalet sistemlerinin erişilebilirliği ilkesine ilişkin olarak Komite Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Hukuki yardım sunulması ve belge ve evrak işlemlerinin yanı sıra mahkeme giderleri için talep edilen ücretlerin düşük gelirli kadınlar için azaltılması ve yoksul kadınlardan alınmaması yoluyla adalete erişim önündeki ekonomik engellerin ortadan kaldırılması;

(b) İhtiyaç duyulan durumlarda bağımsız ve profesyonel sözlü ve yazılı çeviri hizmetlerinin sağlanması yoluyla dilsel engellerin ortadan kaldırılması; yargısal ve yarı-yargısal süreçleri tam olarak anlayabilmeleri için okuma yazma bilmeyen kadınlar için bireyselleştirilmiş yardımların sağlanması;

(c) Hedeflenmiş sosyal destek çalışmalarının geliştirilmesi; farklı formatlarda ve toplum dillerinde belli birimler veya kadın masaları yoluyla adalet mekanizmaları, prosedürler ve çözüm yollarına ilişkin mevcut olan bilginin yaygınlaştırılması. Bu ve benzer çalışmalar ve bilgilendirmeler nüfusta yer alan tüm etnik gruplar ve azınlık grupları için uygun olmalı ve özellikle kadın kuruluşları ve ilgili diğer kuruluşların yanı sıra bu gruplarda yer alan kadınlar ile işbirliği içerisinde tasarlanmalıdır;

(d) Kadınların her düzeyde adalet sistemlerine erişimlerinin geliştirilmesini sağlamak üzere internet ve diğer bilgi ve iletişim teknolojilerine (ICTs) erişimin sağlanması. Duruşmaların düzenlenmesini kolaylaştırmak adına video konferans gibi uygulamaları

254

da içine alan internet altyapısının geliştirilmesi ve paydaşlar arasında veri ve bilgilerin paylaşılması, toplanması ve desteklenmesinin değerlendirilmesi;

(e) Yargısal ve yarı-yargısal kurumlar ve diğer hizmetlerin fiziksel çevresinin ve konumunun iyi, güvenli ve tüm kadınlar için erişilebilir olmasının sağlanması. Adalet kurumlarının bileşenleri olarak toplumsal cinsiyet birimlerinin oluşturulmasının değerlendirilmeye alınması. Yeterli imkânlara sahip olmayan kadınlar için yargı kurumları ve yarı-yargısal kurumların ulaşım maliyetlerinin karşılanması konusu ile ayrıca ilgilenilmelidir;

(f) Kadınların adalete erişim sağlamak için ortaya koymak zorunda kaldığı çabaları azaltmak amacıyla bir dizi yasal ve sosyal hizmetleri de içine alan “ilk adım merkezleri” gibi adalet erişim merkezlerinin oluşturulması. Bu merkezler yasal danışmanlık ve ardım sağlayabilir, yasal işlemleri başlatabilir, kadına yönelik şiddet, aile problemleri, sağlık, sosyal güvenlik, istihdam, mülkiyet ve göç gibi bir dizi alana ilişkin kadınlara yönelik destek hizmetlerini koordine edebilir. Bu merkezler yoksul kadınlar, kırsal bölgelerde ve uzak mesafelerde yaşayan kadınlar da dâhil tüm kadınlar için erişilebilir olmalıdır.

(g) Engelli kadınların adalet sistemlerine erişimleri konusu ayrıca ele alınmalıdır.

18. Adalet sistemlerinin kalitesi ilkesine ilişkin olarak Komite Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Adalet sistemlerinin kaliteli olmalarının ve uluslararası yeterlilik, etkinlik, bağımsızlık, tarafsızlık standartlarına ve hukuk ilmine uygun olmalarının sağlanması;

(b) Kadınların adalete erişimlerini ölçebilecek göstergelerin geliştirilmesi1;

1 Bkz 8-10 Ekim 2007 BM Kadına Yönelik Şiddeti Ölçme Verileri ve 21 Mayıs 2013 tarihinde kabul edilen Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi, Cezalandırılması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Amerika Ülkeleri Sözleşmesinin Uygulanmasına yönelik İlerleme Göstergeleri “Belem do Para Convention”

255

(c) İhtiyaç halinde daha geniş kapsamlı kurumsal reformlara yatırım yapılması da dâhil yenilikçi ve dönüştürücü adalet yaklaşım ve çerçevelerinin sağlanması;

(d) Uygulamaya konulacak ve kadınlar için sürdürülebilir toplumsal cinsiyete duyarlı ihtilaf çözümüne yönlendirecek güncel gelişmelere uygun, yerinde ve etkili çözüm yollarının sağlanması;

(e) Kanıta dayalı hükümlerin, soruşturmaların, yasal ve yarı-yargısal prosedürlerin tarafsızlığını sağlamak ve bu yargıların toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve önyargılardan etkilenmesini engellemek üzere mekanizmaların uygulanmaya konulması;

(f) Kadınların mahremiyetlerinin, güvenliğinin ve diğer insan haklarının korunmasının gerektiği durumlarda yasal işlemler tamamen veya kısmen özel olarak gerçekleştirilebilir, uzaktan veya iletişim araçları yoluyla yalnızca ilgili tarafların içeriğe erişebileceği şekilde esasına ve adil süreçlere uygun olarak ifade alınabilir. Adli sürecin tüm aşamaları boyunca mağdurların takma ad kullanmalarına veya kimliklerini korumak adına diğer tedbirleri almalarına izin verilir. Taraf Devletler, kadınların ve kız çocuklarının onuru, duygusal durumu ve güvenliğine zarar vereceği durumlarda mağdurun mahrumiyetini ve imajını korumak adına resminin çekilmesi ve yayınlanmasının yasaklanması yoluyla bir takım önlemlerin alınması ihtimalini güvence altına almalıdır.

(g) Kadın şikâyet başvurusunda bulunanların, sanıkların ve mahkûmların yasal işlemlerden önce, yasal işlemler süresince ve sonrasında tehdit, istismar ve diğer zararlardan korunmasını ve koruyucu önlemlerin etkin bir şekilde işlemesini sağlamak için gerekli olan bütçenin, kaynağın, rehberliğin, izleme ve yasal çerçevenin sağlanması1.

1 Mağdurların ve ailelerinin aşağılanmaya, intikama, ikinci kez mağdur edilmelerine karşı korunmasına ilişkin uluslararası rehberlik ve iyi uygulamalar takip edilmelidir. Bkz. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi.

256

19. Çözüm yollarının sağlanması ilkesine ilişkin olarak Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınlara yönelik ayrımcılık için uygun ve yerinde çözüm yollarının üretilmesi ve uygulamaya konulması, kadınların mevcut olan adli ve adli olmayan çözüm yollarına erişime sahip olmalarının sağlanması;

(b) Çözüm yollarının yeterli, etkili, acilen uygulanabilir, bütüncül ve uğranan zararın ciddiyetiyle orantılı olmasının sağlanması. Çözüm yolları; uygun şekilde zararı karşılama (hakların yeniden geri verilmesi), tazminat (ister para, ister mal veya hizmet şeklinde olsun), rehabilitasyon (tıbbi ve psikolojik bakım ve diğer sosyal hizmetler)1 unsurlarını kapsamalıdır. Sivil zararlar ve cezai yaptırımlara yönelik olarak sunulan çözüm yolları birbirini dışlamamalıdır.

(c) Tüm sivil, cezai, idari ve diğer işlemlere yönelik zarara uygun tazminatı belirlemek amacıyla zararların değerlendirilmesi sürecinde, kadınların karşılığı ödenmeyen ev içi sorumlulukları ve bakım sorumluluklarının dikkate alınması;

(d) Kadınların insan haklarının ihlal edilmesinde sorumluluğu bulunan kişiler veya birimlerin zararı karşılayamaması veya karşılamaya isteksiz olması durumunda kadınların zararlarının etkili tazminini sağlamak amacıyla kadınlara özgü fonların oluşturulması;

(e) Çatışmada veya çatışma sonrasında cinsel şiddet vakalarında kurumsal reform için gerekli görevlendirmeler yapılmalı, ayrımcılık içeren mevzuatlar uygulamadan kaldırılarak yerine uluslararası standartlarla uyumlu yeterli yaptırıma sahip mevzuatlar uygulamaya konmalıdır; çatışmadan önce de mevcut olan ayrımcılıkların

1 Bkz. Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 2.Maddesinden doğan, Taraf Devletlerin Temel Yükümlülüklerine ilişkin 32 Sayılı Genel Tavsiyenin 32.Paragrafı, “ Bu çözümler; maddi tazminat, zararın giderilmesi, rehabilitasyon ve hakların teslimi gibi farklı türlerde zarar tazminini; kamusal özür, kamusal anma ve tekrarlanmama güvencesi verilmesi gibi tatmin tedbirleri; ilgili kanun ve uygulamaların değiştirilmesi, kadın insan hakkı ihlallerinden sorumlu faillerin adalete teslimini kapsamalıdır.”

257

üstesinden gelmek amacıyla kadın kuruluşları ve sivil toplumun yakın katılımlarıyla tazmin önlemlerinin belirlenmesi.1

(f) İnsan hakları ihlallerinin çatışma süresince veya çatışma sonrası süreçlerde meydana geldiği bağlamlarda özür, toplumsal anma; doğruluk, adalet ve uzlaştırma komisyonları tarafından verilen tekrarlanmama güvencelerinin faillerin soruşturulması ve kovuşturulması için başlatılacak adli süreçlerin yerini almasının engellenmesinin sağlanması; kadınlara yönelik cinsel şiddet gibi toplumsal cinsiyete dayalı insan hakkı ihlallerine yönelik sunulacak afların reddedilmesi, bu insan hakkı ihlallerinin kovuşturulmasına yönelik iskati zamanaşımının reddedilmesi (Bkz. 30 Sayılı Tavsiye Kararı)

(g) Kadınlar tarafından maruz kalınan farklı ihlal türlerine cevap verebilecek etkili ve yerinde hukuki çözüm yollarının yanı sıra zararı karşılamaya yeterli koşulların sunulması; 30 Sayılı Genel Tavsiye Kararında da belirtildiği üzere tüm zarar tazmin programlarına kadın katılımının sağlanması.2

20. Adalet sisteminin hesap verilebilirliği ilkesine ilişkin olarak Komite taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Adalet sistemlerinin sorgulanabilirlik, mevcudiyet, erişilebilirlik, kalite ve çözüm yolları sağlama ilkelerine uygun olarak işlemesini temin etmek üzere kadınların adalete erişimlerinin gözlemlenmesi ve izlenmesi için etkili ve bağımsız mekanizmalar geliştirilmesi. Bu tavsiye; yargısal, yarı-yargısal ve idari birimlerin, kadın haklarını etkileyen kararları da dikkate alarak özerklik, etkililik ve saydamlık yönünden periyodik olarak incelenmesini de kapsar;

(b) Yargı mensuplarının tespit edilen ayrımcı uygulama ve hareketlerinin disiplin önlemleri ve diğer önlemlerle etkili bir şekilde cezalandırılmasının sağlanması;

1 Bkz. Kadınların ve Kız Çocuklarının Hukuki Başvuru ve Tazminat Haklarına İlişkin Nairobi Bildirisi (2007)

2 Ayrıca bkz. A/HRC/14/22.

258

(c) Adalet sisteminin işleyişine destek veren, toplum, refah ve sağlık çalışanları ile teknik uzmanlar dahil olmak üzere tüm personelin şikâyet, başvuru ve önerilerini almak üzere özel bir birim oluşturulması;

(d) Veriler kapsamında aşağıdakilere yer verilmeli; fakat kapsam bununla kısıtlı tutulmamalıdır:

(1) Yargısal ve yarı-yargısal kurumların sayısı ve coğrafi dağılımı;

(2) Her kademeden kanun uygulama birimleri ile yargısal ve yarı-yargısal kurumların sayısı;

(3) Adli yardım hizmeti sunan avukatlar da dâhil olmak üzere kadın ve erkek avukat sayısı ve coğrafi dağılımı;

(4) Yargısal, yarı-yargısal ve idari kurumlara intikal eden dava ve dilekçelerin içeriği ve sayısı; bu veriler başvuranın cinsiyetine göre ayrıştırılmış olmalıdır;

(5) Resmi ve gayri resmi adalet sistemlerinde görülen davaların içeriği ve sayısı; bu veriler başvuru sahiplerinin cinsiyetine göre ayrıştırılmış olmalıdır;

(6) Hukuki yardım ve kamu avukatlarının istendiği, kabul edildiği ve fiilen sağlandığı davaların içeriği ve sayısı; bu veriler başvuru sahiplerinin cinsiyetine göre ayrıştırılmış olmalıdır;

(7) Yargılama işlemlerinin süresi ve sonuçları; bu veriler başvuru sahiplerinin cinsiyetine göre ayrıştırılmış olmalıdır.

(e) Kadınların adalete tam erişimlerini destekleyici veya engelleyici uygulama, işlem ve içtihatlara dikkat çekmek üzere sivil toplum örgütleri ve tüm adalet sistemleri içinde yer

259

alan akademik kurumlarla işbirliği içinde nitel araştırmalar ve eleştirel toplumsal cinsiyet analizlerinin gerçekleştirilmesi ve bu çalışmaların yapılmasına imkân tanınması;

(f) Adalet sisteminin bütün unsurlarının toplumsal cinsiyete duyarlı, kullanıcı dostu ve hesap verebilir hale getirilmesi için öncelik, politika, mevzuat ve usuller geliştirmek üzere analiz bulgularının sistematik olarak uygulanmasının sağlanması.

B. Ayrımcı kanun, usul ve uygulamalar

21. Sıklıkla, Taraf Devletlerin toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve normlarının şekillendirdiği ve bu nedenle ayrımcı ve kadınların Sözleşmeye dayanan haklarından tam olarak faydalanmalarını engelleyici anayasal hükümleri, kanunları, yönetmelikleri, usulleri, örfi hukuk sistemleri ve uygulamaları bulunmaktadır. Bu nedenle Komite sonuç gözlemlerinde, Taraf Devletleri ısrarla, mevzuat çerçevelerini gözden geçirmeye ve kadına karşı ayrımcılık içeren hükümleri değiştirmeye ve/ veya yürürlükten kaldırmaya davet etmektedir. Bu tutum, Taraf Devletlerin kamu yetkilileri ve yanı sıra bireysel, kuruluş ve işletme niteliğindeki devlet dışı aktörleri ile kadına karşı her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere uygun yasal ve diğer tedbirleri almaları yönünde yükümlülüklerinin saklı olduğu Sözleşme’nin 2.Maddesi hükümleriyle de tutarlıdır.

22. Sözleşme’nin 2.Maddesi hükümlerince; Taraf Devletlerin temel sorumluluklarına ilişkin 28 Sayılı Genel Tavsiyenin 16.Paragrafında tanımlandığı üzere, kadınlar doğrudan veya dolaylı yollardan karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık nedeniyle adalete erişmekte, yine de birçok güçlükle karşılaşmaktadır. Bu tür eşitsizlikler, yalnızca kanun, yönetmelik, usul, örfi hukuk ve uygulamaların ayrımcı içeriğinde ve/ veya etkilerinde ortaya çıkmakla kalmayıp; kadının insan hakkı ihlallerinin gereğince çözümlenmesinde yargısal ve yarı-yargısal kurumların kapasite ve bilinç eksikliğiyle de kendini göstermektedir. Komite, bu nedenle, 28 sayılı Genel Tavsiyesinde, yargı kurumlarının maddi ve fiili eşitlik ilkesini Sözleşmede öngörüldüğü şekliyle uygulaması ve ulusal, şerri ve örfi kanunlar dâhil olmak üzere kanun yorumlamasını bu yükümlülük doğrultusunda yapmaları gerektiğini belirtmektedir. Sözleşmenin 15.Maddesinde, Taraf

260

Devletlerin kadınların hukukun bütün alanlarında erkeklerle gerçek anlamda eşitliğini sağlamaları yönünde yükümlülükler yer almaktadır.

23. Ne var ki; Komitenin, İhtiyari Protokol kapsamında yayınladığı çok sayıda sonuç gözlemi ve görüşünde; ayrımcı usul ve kanıt hükümler ve kadın hakkı ihlallerinin önlenmesi, soruşturulması, kovuşturulması, cezalandırılması ve tazmin edilmesi hususlarında özen sorumluluğu eksikliğinin, kadınların adalete eşit erişimini sağlama yükümlüğüne uygun davranılmadığı ortaya koyulmaktadır.

24. Adalete erişimde birtakım özel engellerle karşılaşan kızlara (kız çocukları ve ergen kızlar, gerektiğinde) özel önem gösterilmelidir. Kız çocukları; eğitim, sağlık, cinsel sağlık ve üreme sağlığı gibi alanlarda hayatlarıyla ilgili önemli kararlar alacak sosyal veya hukuki ehliyetten sıklıkla yoksun konumdadırlar. Zorla evlendirilebilmekte; ya da diğer zararlı uygulamalara ve çeşitli şiddet türlerine maruz bırakılabilmektedirler.

25. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınların özellikle adalete erişimde doğrudan veya dolaylı yollardan ayrımcılığa uğramasına neden olan mevcut bütün kanun, usul, yönetmelik, içtihat, örfi hukuk kuralları ve uygulamaları ve adalete erişimin önündeki ayrımcı engelleri kaldırmak üzere aşağıda sıralananlar dâhil adımlar atarak, kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirmeleri:

(i) Kadınların yasal işlem başlatmadan önce aile veya topluluk üyelerinden izin alma yükümlülüğü ve/ya gereği,

(ii) Hak mücadelesi veren kadınların adalet sisteminin aktif katılımcılarınca damgalanması,

(iii) Bir iddia ortaya koymak veya tazminat talep etmek isteyen kadının erkeklere kıyasla daha fazla kanıt sunmasını isteyerek; şahitlik eden, şikâyette bulunan ve kendini savunan kadınların ayrımcılığa uğramasına neden olan teyit kuralları,

261

(iv) Kadının şahitliğini kabul etmeyen veya daha aşağı bir statüde konumlandıran usuller,

(v) Davanın hazırlanması, görülmesi ve sonrasında kadın ve erkeğe eşit şartlar sağlayacak tedbirlerin eksikliği,

(vi) Kadınların açtığı davalarda, soruşturmalarda sistematik hatalara neden olan, dava yönetimi ve kanıt toplama süreçlerindeki eksiklikler ve

(vii) Çevrimiçi veya bilişim ve iletişim teknolojileri ve yeni sosyal medyanın kullanımıyla ortaya çıkan kadın hakkı ihlallerine ilişkin veri toplamada karşılaşılan güçlükler

(b) Kız çocuklarının bağımsız, güvenli, etkili, erişilebilir, çocuğa duyarlı şikâyet ve raporlama mekanizmalarına erişiminin sağlanması. Bu amaçla tesis edilen mekanizmalar, uluslararası normlarla ve bilhassa Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olmalı ve Çocuk Hakları Komitesi’nin 14 Sayılı Genel Yorumuna uygun olarak öncelikle kız çocuklarının çıkarlarının en iyi şekilde korunmasını sağlayacak şekilde uygun eğitim almış personel görevlendirilmeli ve etkili bir şekilde ve toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla çalışmalarını yürütmelidir.

(c) Kız çocuklarının aile içerisinde yaşanan çekişmeler ve güçsüzleştirme nedeniyle toplumun dışına itilmesini ve bu nedenle haklarının desteklenmemesini önleyici tedbirler alınması; eğitim, cinsel sağlık ve üreme sağlığı da dâhil olmak üzere sağlık hizmetleri gibi hizmetlerden faydalanmak için ve hukuki hizmetlere ve adalet sistemlerine erişimde ebeveyn ve eş izni gerektiren kural ve uygulamaların yürürlükten kaldırılması ve

262

(d) Dini metinlerin ve geleneksel normların kadınların ve kız çocuklarının adalete erişimini engelleyecek şekilde yorumlanmasına ve bundan kaynaklanacak ayrımcılığa karşı kadınların ve kız çocuklarının korunması.

C. Adalet sisteminde kalıp yargılar ve cinsiyet yanlılığı ve kapasite geliştirmenin önemi

26. Adalet sisteminde kalıp yargılar ve cinsiyet yanlılığı, kadınların insan haklarından tam olarak faydalanmasını geniş ölçüde etkileyen sonuçlar doğurmuştur. Hukukun bütün alanlarında kadınların adalete erişimlerini engellemekte ve özellikle kadın şiddet mağdur ve kurbanlarını etkileyebilmektedir. Kalıp yargılar, algıları çarpıtarak gerçekler yerine peşin hükümlü inanç ve söylencelere dayalı kararlar alınmasına neden olmaktadır. Hâkimler sıklıkla, kadınlar için hangi davranışın uygun olacağı hakkında katı standartlar benimsemekte ve bu kalıp yargılara uygun davranmayan kadınları cezalandırmaktadır. Bu kalıp yargılar, kadınların taraf veya tanık olarak sözlerinin, iddialarının ve şahitliklerinin güvenilirliğini de etkilemektedir. Kalıp yargılar, hâkimlerin kanunları yanlış yorumlamasına ve yanlış uygulamasına neden olabilmektedir. Bu ise, geniş ölçekli etkiler doğurmaktadır; sözgelimi ceza hukukunda faillerin kadın hakkı ihlalinden yasal olarak sorumlu tutulmayarak bir dokunulmazlık kültürünün desteklenmesi gibi. Hukukun bütün alanlarında kalıp yargılar, tarafsızlıktan ve adalet sisteminin dürüstlüğünden ödünler verdirmekte; dönüşümlü olarak da, şikâyette bulunanın tekrar mağdur edilmesi dâhil olmak üzere, adli hatalara yol açabilmektedir.

27. Adalet sisteminde kalıp yargıları uygulayan, pekiştiren ve sürekli kılan yalnızca hâkimler, sulh yargıçları ve yargıçlar değildir. Savcılar, kolluk yetkilileri ve diğer aktörler de kalıp yargılarının, bilhassa toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakalarında olmak üzere soruşturma ve yargılama süreçlerini etkilemesine, mağdur ve kurbanın iddialarını zayıflatmasına ve aynı anda şüphelilerin ileri sürdüğü savunmayı güçlendirmesine sıklıkla izin vermektedirler. Dolayısıyla kalıp yargılar, hem soruşturma hem de yargılama süreçlerine nüfuz ederek nihayetinde mahkeme kararını şekillendirmektedir.

263

28. Kadınlar, söylence ve kalıp yargılardan bağımsız olarak adalet sistemine ve yargının bu yanlı yargılarla tarafsızlığının zedelenmediğine güvenebilmelidir. Adalet sisteminde yargı düzeyinde toplumsal kalıp yargıların ortadan kaldırılması, mağdur ve kurbanlar için eşitliğin ve adaletin sağlanmasında hayati bir adımdır.

29. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ortadan kaldırmak ve toplumsal cinsiyet bakış açısını adalet sisteminin bütün alanlarına yerleştirmek üzere, adalet sisteminin bütün aktörleri ve hukuk öğrencileri için farkındalık ve kapasite artırıcı tedbirler dâhil olmak üzere tedbir alınması

(b) Kadına yönelik şiddet vakalarında ve ailevi meselelerin çözümünde önemli rol oynayan sağlık çalışanları ve sosyal çalışmacılar başta olmak üzere diğer meslek elemanlarının da bu farkındalık ve kapasite geliştirme programlarına dâhil edilmesi

(c) Kapasite geliştirme programlarında özellikle şu hususların ele alınmasının sağlanması:

(i) Kadınların taraf veya şahit olarak sözlerine, iddialarına ve tanıklıklarına güven duyulması ve önem verilmesi

(ii) Kadınlar için hangi davranışların uygun düşeceği hususunda sıklıkla hâkim ve savcılarca geliştirilen katı standartlar

(d) Adalet sisteminde kalıp yargıların ve cinsiyet yanlılığının olumsuz etkisi ve kadın şiddet mağdurları ve kurbanları için adaletin geliştirilmesi ihtiyacı üzerine diyalog geliştirilmesinin düşünülmesi

(e) Kalıp yargıların ve cinsiyet yanlılığının olumsuz etkisiyle ilgili farkındalık oluşturulması ve özellikle toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakaları olmak üzere, adalet sisteminde kalıp yargılar ve cinsiyet yanlılığına karşı savunuculuk faaliyetlerinin desteklenmesi

264

(f) CEDAW Sözleşmesi ve CEDAW Komitesi içtihadı dâhil olmak üzere insan hakları ile ilgili uluslararası yasa belgelerinin uygulanması ve kadına karşı ayrımcılığı yasaklayan mevzuatın uygulanmasına yönelik olarak hâkim, savcı, avukat ve kolluk yetkililerinin kapasitelerinin geliştirilmesi

D. Kalıp yargıların etkilerine ilişkin eğitimler ve farkındalık oluşturulması

30. Adalete erişimde çeşitli ayrımcılık türlerinin ve kalıp yargıların ortadan kaldırılması ve bütün kadınlar için adaletin etkili ve verimli bir şekilde tesis edilmesi için toplumsal cinsiyet bakış açısıyla eğitimler verilmesi ve sivil toplum, medya ve bilişim ve iletişim teknolojileri aracılığıyla kamuda farkındalık yaratılması gereklidir.

31. Sözleşmenin 5.Maddesinin (a) bendinde öngörüldüğü üzere; Taraf Devletler önyargıların ve herhangi bir cinsiyetin üstün veya aşağı olduğu düşüncesine dayanan gelenekler ve tüm diğer uygulamaların kökünü kazımak için sosyal ve kültürel davranış modellerini değiştirmek için uygun bütün tedbirleri almalıdır. Komite, 28 Sayılı Genel Tavsiye Kararında, cinsiyet temelli her türlü ayrımcılığın kınanması ve sona erdirilmesi için Sözleşmenin bütün hükümlerinin birlikte okunması gerektiğini vurgulamıştır.1

D.1. Toplumsal cinsiyet bakış açısıyla eğitim

32. İnsan haklarının farkında olmayan kadınlar, bu hakların gerçekleştirilmesini de talep edememektedir. Komite, özellikle Taraf Devletlerin dönem raporlarını incelediğinde, Taraf Devletlerin sıklıkla, kadınların eğitim, bilişim ve yasal okuryazarlık programlarına eşit erişimini güvence altına alamadıklarını gözlemlemiştir. Ayrıca, kadınların insan hakları konusunda erkeklerin farkındalığının artırılması da, ayrımcılık yapmama ve eşitlik güvencesi ve bilhassa, kadınların adalete erişiminin güvence altına alınması için kaçınılmaz bir koşuldur.

1 Komite, 7.Paragrafta, Sözleşmenin 2.Maddesinin 3,4,5 ve 24.Maddelerle birlikte ve 1.Paragraftaki ayrımcılık tanımı ışığında okunması gerektiğini belirtmektedir.

265

33. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Toplumsal cinsiyet danışmanlarının sayısını artırmak gibi yollarla ve sivil toplum örgütleri, akademi ve medyanın katılımıyla toplumsal cinsiyet uzmanlık bilgisi geliştirilmesi;

(b) İnsan hakları ve adalete erişim mekanizmalarıyla ilgili olarak kadınları bilgilendirmek üzere çok formatlı materyalin yaygınlaştırılması. Taraf Devletler, kadınları alabilecekleri yardımlar, hukuki yardım ve adalet sisteminin ara yüzü olan sosyal hizmetler konusunda bilgilendirmelidir.

(c) Eğitimin bütün kademelerinde okul müfredatlarına, kadının adalete erişimdeki rolünün ve erkekler ile erkek çocuklarının savunucu ve paydaş olarak rollerinin hayati önemini vurgulayan, yasal okuryazarlık programları dâhil kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konulu eğitim programlarının eklenmesi.

D.2. Sivil toplum, medya ve bilişim ve iletişim teknolojileri yoluyla farkındalık oluşturulması

34. Sivil toplum, medya ve bilişim ve iletişim teknolojileri hem toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının teyit edilmesinde ve yeniden üretilmesinde hem de ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

35. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınların adalete erişimleriyle bağlantılı kültürel kalıp yargıların yıkılmasında medya ve bilişim ve iletişim teknolojilerinin oynayabileceği rolün vurgulanması. Aile içi şiddet, tecavüz ve diğer cinsel şiddet türleri dâhil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddete ilişkin kültürel kalıp yargılardan kaynaklı sıkıntının giderilmesine özellikle dikkat edilmelidir.

266

(b) Kadınların adalete erişim hakkıyla ilgili olarak toplumların ve sivil toplum örgütlerinin yakın işbirliğiyle medyanın ve nüfusun farkındalığının artırılması için tedbirlerin geliştirilmesi ve uygulanması. Bu tedbirler çok taraflı olmalı ve kadınları ve kız çocuklarını hedef almalıdır; erkekler ve erkek çocukları ise, bilişim ve iletişim teknolojilerinin kültürel ve sosyal kalıp yargıların dönüştürülmesindeki önemini ve potansiyel gücünü dikkate almalıdırlar.

(c) Genel anlamda kadının insan haklarıyla ilgili kamu diyalogunun sürdürülmesinde ve özellikle adalete erişim bağlamında, medya kuruluşlarının ve bilişim ve iletişim teknolojileriyle çalışan insanların desteklenmesi ve yapılacak çalışmalara katılımlarının sağlanması.

(d) Kadınların adalet arayışlarının ekstra ayrımcılık ve/veya damgalanma nedeni sayılmak yerine, hem yasal anlamda haklı hem de kabul edilebilir görüldüğü bir kültür ve toplum çevresi yaratmak üzere adım atılması.

E. Hukuki yardım ve kamu savunması

36. Kadınların adalete sistemlerine ekonomik erişiminin güvence altına alınmasında hayati önem taşıyan unsurlardan bir tanesi, hukukun bütün alanlarında yargısal ve yarı yargısal süreçlerde ücretsiz veya düşük maliyetle hukuki yardım, danışmanlık ve temsil imkânının sağlanmasıdır.

37. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Erişilebilir, sürdürülebilir ve kadınların ihtiyaçlarına duyarlı hukuki yardım ve kamu savunma sistemlerinin kurumsallaştırılması ve bu hizmetlerin, alternatif uyuşmazlık çözümü ve onarıcı adalet süreçleri dâhil olmak üzere yargısal ve yarı yargısal işlemlerin bütün aşamalarında zamanlı, sürekli ve etkili bir şekilde temininin sağlanması. Hukuki yardım ve kamu savunma hizmeti sağlayıcılarının, tanık ifadeleri dâhil olmak üzere ilgili tüm belge ve bilgilere engelsiz erişimlerinin sağlanması;

267

(b) Hukuki yardım ve kamu savunma hizmeti sağlayıcılarının ehil, toplumsal cinsiyete duyarlı kişiler olmasının ve bu kişilere müvekkillerinin savunmasın hazırlanmak için yeterli zaman tanınması;

(c) Hukuki yardım ve kamu savunma olanakları ile bu olanaklardan faydalanma koşullarıyla ilgili olarak kadınlar için bilgilendirme ve farkındalık programlarının uygulanması. Bu programlara imkân tanımak üzere bilişim ve iletişim teknolojilerinden etkin olarak faydalanılmalıdır;

(d) Yetkili hükümet dışı hukuki yardım sağlayıcıları ile ortaklık ilişkileri kurulması ve/veya yargısal e yarı yargısal süreçleri ve geleneksel adalet sistemlerinde kadınlara yol göstermek üzere bilgi ve yardım sağlamak üzere hukuk destek elemanlarının eğitilmesi;

(e) Aile içi çatışma hallerinde veya kadınların aile gelirinden eşit pay alamadığı durumlarda hukuki yardım ve kamu avukatı temini için uygunluk değerlendirmesinde kadınların gerçek gelir veya kullanılabilir varlıkları temel alınmalıdır.1

F. Kaynaklar

38. Adalet sistemlerinin mahkeme edilebilir, kullanılabilir, kaliteli ve hesap verilebilir olmasının ve mağdurların uğradığı zararların tazminini sağlamak için yüksek nitelikli insan kaynağının yeterli teknik ve finansal kaynaklarla birlikte temini elzemdir.

39. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Yargısal, yarı yargısal ve idari uzmanlık birimleri, alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları, ulusal insan hakları kuruluşları ve kamu denetim daireleri dâhil olmak

1 Ceza Hukuku Sistemlerinde Hukuki Yardıma Erişime İlişkin BM İlke ve Kılavuz İlkeleri, madde 1, para. (f): “Hukuki yardım başvurusunda bulunanın mali durumu, ailenin hane halkı geliri temelinde hesaplanıyorsa, aile üyelerinin aralarında anlaşmazlıkların bulunduğu veya aile gelirinden eşit pay alımının söz konusu olmadığı durumlarda; yalnızca hukuki yardıma başvuran kişinin geliri bu durum tespitine esas alınır”.

268

üzere adalet sisteminin bütün kısımlarına yeterli bütçe ayrılması, teknik yardım sunulması ve yüksek nitelikli insan kaynağı tahsis etmeleri ve

(b) Sürdürülebilirliği sağlamak üzere adalet sistemlerine orta veya uzun vadede yeterli devlet kaynağı tahsisi sağlamaları ve ulusal kaynakların kısıtlı kaldığı durumlarda BM uzmanlık kuruluşları, uluslararası toplum ve sivil toplum gibi harici dış kaynaklardan destek istemeleri.

III. Hukukun özel alanlarıyla ilgili tavsiyeler

40. Kurumlar ve yargı düzenlemeleri tüm dünyada farklılık göstermektedir; dolayısıyla bir ülkede hukukun belirli bir alanında yer verilen bazı unsurlar, bir başka ülkede farklı bir hukuk kolunda değerlendirebilmektedir. Örneğin; ayrımcılığın tanımı anayasada yer alabilir veya almayabilir; koruma kararları aile hukuku ve/veya ceza hukuku kapsamında değerlendirilebilir; sığınma ve mülteci konularına idare mahkemeleri ve/veya yarı yargısal kurumlar bakabilir. Taraf Devletlerin aşağıdaki kısımları bu doğrultuda değerlendirmesi rica olunur.

A. Anayasa Hukuku

41. Komite, uygulamada kadın erkek eşitliğinin hayata geçirilmesine ilişkin anayasal güvenceler benimseyen ve Sözleşme de dâhil olmak üzere uluslararası insan hakları hukukunu ulusal hukuk düzenlerine derç etmiş olan Taraf Devletlerin, adalete erişimde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama hususunda daha donanımlı olduklarını gözlemlemiştir. Sözleşme’nin 2.Maddesinin (a) bendinde ve 15.Maddesinde, Taraf Devletlerin kadın erkek eşitliği ilkesine yetkili ulusal mahkemeler ve sair kamu kurumları tesis etmek dâhil yollarla, ulusal anayasalarında veya mevzuatlarının uygun kısımlarında yer vermeleri ve bu ilkenin kamu yaşamı ve özel hayatın bütün alanlarında ve ayrıca bütün hukuk dallarında gerçekleştirilmesi için tedbir almaları öngörülmektedir.

269

42. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kamusal ve özel alanlarda maddi ve şekli eşitliğin ve ayrımcılık yapmama ilkesinin; bütün kişisel statü, aile, evlilik ve miras hukuku konularına da içerecek şekilde ve hukukun bütün alanlarında açıkça anayasal güvence altına almaları;

(b) Uluslararası hukuk kurallarının doğrudan uygulanamadığı hallerde kadınların adalete erişimlerini etkili bir şekilde güvence altına almak üzere, uluslararası insan hakları hukukunu anayasalarına ve iç mevzuat çerçevelerine derç etmeleri ve

(c) Maddi cinsiyet eşitliğinin sağlanması ilkesi dâhil olmak üzere tüm temel hakların uygulamasını denetleyecek yargısal inceleme ve izleme mekanizmalarının kullanılabilir ve erişilebilir olmasını sağlamak üzere gerekli yapıları tesis etmeleri.

B. Medeni Hukuk

43. Bazı toplumlarda kadınlar, akrabalarından bir erkeğin yardımı olmadan adalete erişememekte ve sosyal normlar hane dışında özerk hareket etmelerini engellemektedir. Sözleşmenin 15.Maddesinde, kadın ve erkeğin kanun önünde eşit olduğu ve Taraf Devletlerin medeni konularda, kadına erkeklerle aynı kanuni yetkileri ve yetki kullanımında aynı imkânları tanıması öngörülmektedir. Kadınların medeni hukuk işlemlerine ve kanallarına erişimi; sözleşme, özel istihdam, kişi yaralanmaları, tüketici koruma, miras ve mülkiyet haklarını içerir.

44. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınların yasal işlem başlatmak veya kimlik veya mülkiyet hakkı ile ilgili belge almak için yargı kurumlarından veya idari yetkililerden veyahut da aile üyelerinden izin alma koşulu gibi kadınların medeni hukuktan yararlanmalarını engelleyen toplumsal cinsiyete dayalı bütün engelleri kaldırmaları;

270

(b) Sözleşme’nin, kadınların hukuki ehliyetini kısıtlamaya yönelik hukuki etkiler doğuran bütün sözleşme ve tüm diğer özel belgelerin geçersiz ve hükümsüz sayılmasına ilişkin 15.Maddesinin 3.Bendinde yer alan hükümleri uygulamaları ve

(c) Kadınların sözleşme ve diğer özel hukuk anlaşmaları akdetme özgürlüğünü uygulanabilir kılmak üzere pozitif tedbir almaları.

(C) Aile Hukuku

45. Aile içi eşitsizlik, kadına karşı ayrımcılığın tüm boyutlarının altında yatar ve sıklıkla ideolojik, kültürel ve geleneksel nedenlere sığınılarak haklı çıkarılmaya çalışılır. Komite, Sözleşme’nin 2, 15 ve 16.Maddelerinde öngörülen eşitlik ilkesi hükümlerine uyum için, aile hukuku kanunlarına ve bunları uygulayacak mekanizmalara ihtiyaç olduğunu tekrar tekrar vurgulamıştır.1

46. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Sözleşmeye ve Komite genel tavsiyelerine uygun olarak, eşlerin veya partnerlerin dini veya etnik kimliklerine veya mensubu oldukları topluluğa bakılmaksızın adalete eşit erişimlerini sağlayacak yazılı aile kanunları veya kişisel statü kanunlarını kabul etmeleri;2

(b) Mal taksimi, arazi hakları, miras, boşanma ve çocukların velayeti gibi konuların aynı çerçevede ele alındığı, toplumsal cinsiyete duyarlı yargısal ve yarı yargısal aileyle ilgili mekanizmalar oluşturmayı düşünmeleri ve

(c) Bütüncül bir aile kanununun bulunmadığı veya medeni hukuk, yerel hukuk, dini hukuk ve örfi hukuk sistemleri gibi birden çok aile hukuku sisteminin var olduğu

1 Bkz. Özellikle, evlilik akdi, aile ilişkileri ve evlilik akdinin bozulmasının sonuçlarına ilişkin 29 sayılı Genel Tavsiye

2 Daha önce açıklanmıştır.

271

durumlarda kişisel statü kanunlarının aile ilişkilerinin herhangi bir aşamasında geçerli aile hukukuyla ilgili bireysel seçim imkânı tanımasını sağlamaları.

D. Ceza hukuku

47. Kadınların adalete erişim hakkı dâhil insan haklarından eşitlik temelinde faydalanmalarının sağlanmasında ceza kanunları özel önem taşır. Sözleşme’nin 2. ve 15.Maddeleri uyarınca Taraf Devletler, kadınların ceza hukuku kapsamında koruma ve tazminat imkânlarına erişimlerini ve kadınların mağdur ya da fail olarak bu mekanizmalara erişimde ayrımcılığa uğramamalarını sağlamakla yükümlüdür. Bazı ceza kanun ve yasalarında veya usul kanunlarında şu yollarla kadınlara karşı ayrımcılık yapılmaktadır: a) failin erkek olması halinde sert bir şekilde cezalandırmaya tabi tutulmayan davranışların kadın failler için suç muamelesi görmesi, b) yalnızca kadınlara özgü olan, kürtaj gibi bazı davranışların suç olarak değerlendirilmesi, c) kadınları orantısız olarak etkileyen veya sadece kadınları etkileyen suçların cezalandırılmaması ve zararların tazmin edilmemesi; ya da bu hususta özen sorumluluğuna uygun davranılmaması ve d) kadınların küçük suçlar nedeniyle veya bunların kefaletini ödeyememeleri nedeniyle hapse atılması.

48. Komite, kadınların ceza davalarında şu nedenlerden dolayı ayrımcılığına uğradığına dikkat çekmektedir: a) tutuklamaya alternatif toplumsal cinsiyete duyarlı, hapis cezası içermeyen çözümlerin bulunmaması, b) tutuklu kadınların özel ihtiyaçlarının karşılanmaması ve c) toplumsal cinsiyete duyarlı izleme ve bağımsız inceleme mekanizmalarının bulunmaması.1 Kadınların ceza hukuku sisteminde ikincil mağduriyeti; tutuklama, sorgu ve hapis süreçlerinde ruhsal ve fiziksel istismar ve tacizlere karşı savunmasızlıklarının artması nedeniyle adalete erişimlerini olumsuz etkilemektedir.

49. Kadınlar, durumları veya statüleri nedeniyle de eşitsiz olarak suçlu muamelesi görmektedir. Örneğin; fuhuş sektöründeki kadınlar, göçmen kadınlar, zinayla suçlanan kadınlar, lezbiyenler,

1 Bkz. 23/2009 sayılı Abramova vs. Belarus bildirisi, 25 Temmuz 2011’de kabul edilen görüşler ve Genel Asamble’nin 65/229 sayılı kararıyla kabul ettiği Bangkok Kuralları.

272

biseksüeller, trans kadınlar ve erdişi bireyler, kürtaj yaptıran kadınlar veya ayrımcılığa uğrayan diğer kesimlere mensup kadınlar gibi.

50. Komite, birçok ülkenin ceza soruşturmasının gereklerini yerine getirecek, eğitimli emniyet, hukuk ve adli tıp personelinde ciddi eksikliklerin söz konusu olduğunu belirtir.

51. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınlara karşı işlenen tüm suçların devletin aktörleri veya devlet dışı aktörlerce işlenmiş olmasına bakılmaksızın önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması ve tazmini için gereken özeni göstermeleri;

(b) Yasal sınırlamaların mağdurların çıkarlarına uygun olmasını sağlamaları;

(c) Kadınların kolluk ve yargı makamlarıyla etkileşimlerinde ikinci kez mağdur olmaktan korunması için etkili önlemler almaları. Kolluk, ceza ve kovuşturma sistemleri içerisinde özel toplumsal cinsiyet birimlerinin tesisi hususunda değerlendirmede bulunmaları;

(d) Kadınları hak aramaya, kendilerine karşı işlenen suçları yetkili makamlara bildirmeye ve ceza hukuku süreçlerine aktif katılımlarını teşvik edecek destekleyici ortamlar oluşturmak üzere gerekli tedbirleri almaları ve adalete başvuran kadınlara misillemede bulunulmasını önlemek üzere tedbir almaları. Bu alanda mevzuat, politika ve program geliştirirken kadın grupları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini almaları;

(e) Kadınları siber suç ve kabahatlere karşı korumak üzere mevzuat çalışması yapmak dâhil yollarla tedbir almaları;

273

(f) İnsan ticareti ve organize suçlar hususunda yargı makamları ile işbirliği içinde hareket ederek, kadınlara sunulan ikamet izni verilmesi dâhil destek ve yardımları koşullara bağlamaktan kaçınmaları1;

(g) Sorgulama, delil toplama ve soruşturmayla ilgili diğer süreçler dâhil olmak üzere tüm yasal işlemlerde şiddet vakalarında kadının ikincil mağduriyeti dahil olmak üzere damgalamaya maruz kalmasını önleyecek gizliliğin gözetildiği ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımla hareket etmeleri;

(h) Özellikle kadına yönelik şiddet vakalarında kanıtlama kuralları ve bunların uygulamasını gözden geçirmeleri. Mağdurların ve sanıkların ceza takibatında eşit yargılanma hakkını göz önünde tutarak, kanıt sunma gereklerinin aşırı kısıtlayıcı, esnemez veya toplumsal cinsiyet kalıp yargıları etkisinde şekillenmiş olmamasını sağlamak üzere tedbirler alınmalıdır;

(i) Acil çağrıların kaydedilmesiyle yapılabilecekler, şiddet işarete eden şeylerin yanı sıra mala zarar verildiğini kanıtlayan fotoğrafların çekilmesi hususlarında aile içi şiddete ceza hukuku müdahalesini; şahitlerin bulunmadığı durumlarda dahi şiddetin mağdurların beden, ruh ve sosyal sağlığını nasıl etkilediğini gösteren doktor ve sosyal çalışmacı raporlarını geliştirmeleri;

(j)Kadınların koruma kararı başvurularında istenmeyen gecikmelerle karşılaşmamalarını ve şiddet dâhil olmak üzere ceza hukuku kapsamındaki bütün toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık vakalarının gecikmeden ve tarafsız bir şekilde mahkemelerde görülmesini güvence altına almak üzere adımlar atmaları;

(k) Kadına yönelik şiddet vakalarında adli tıp delillerinin toplanması ve muhafaza edilmesine yönelik olarak emniyet ve sağlık hizmet sağlayıcıları için protokoller

1 Bkz. İnsan Hakları ve İnsan Ticaretine ilişkin olarak Tavsiye Edilen İlkeler ve Kılavuz İlkeler

274

geliştirilmesi ve ceza soruşturmalarını ehil bir şekilde yürütecek, yeterli sayıda emniyet, hukuk ve adli tıp personelinin yetiştirilmesi;

(l) Kadınlara karşı doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılığa yol açmamasını sağlamak üzere ayrımcılık içeren cezalandırmalarını sona erdirmeleri ve tüm ceza işlemlerini gözden geçirmeleri ve takip etmeleri; erkeklerce işlendiğinde aynı sertlikte cezalandırılmayan veya ağır suç teşkil etmeyen davranışların suç kapsamından çıkarmaları; kürtaj gibi sadece kadınlara özgü davranışları suç olarak değerlendirmemeleri ve/ veya kadınları orantısız olarak etkileyen veya yalnızca kadınları etkileyen suçların, devlet aktörleri veya devlet dışı aktörlerce işlenmesine bakılmaksızın önlenmesi veya tazmini için gerekli özeni göstermeleri;

(m) Cezaların hükme bağlanması süreçlerini yakından izlemeleri ve belirli suç ve kabahatler için hükmedilen cezalarda ve tutukluluk halinde şartlı tahliye veya erken tahliye olabilme şartlarında kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmaları;

(n) Tutukluların bulunduğu yerleri izleyecek mekanizmalar tesis etmeleri, kadın mahkûmların durumuna özel önem göstermeleri ve tutuklu kadınlara muameleye ilişkin uluslararası kılavuz ilkeleri ve standartları uygulamaları1;

(o) Tutukluların tutulduğu her yerde kadın sayısı, tutukluluk halinin gerekçeleri, ne süreyle buralarda kaldıkları, hamile olup olmadıkları veya yanlarında bebeklerinin ve çocuklarının bulunup bulunmadığı, hukuki, sıhhi ve sosyal hizmetlere erişimleri, davalarının yeniden görülmesi imkânın olup olmadığı veya bu imkân tanınmışsa faydalanma durumları, hapis dışı alternatifler ve eğitim olanaklarına ilişkin doğru veri ve istatistikler tutmaları ve

1 Bkz. Bangkok Kuralları ve ayrıca Ekonomik ve Sosyal Konseyin 2005/20 sayılı kararıyla kabul ettiği Suçun Mağduru ve Tanığı Olarak Çocukların Dâhil Olduğu Konularda Adalete İlişkin Kılavuz İlkeler.

275

(p) Önleme amaçlı tutuklamaya son çare olarak başvurmaları ve tutukluluk süresini mümkün olduğunca kısa tutmaları; hafif suçlarda ve bu suçların kefaletinin ödenememesi halinde önleyici veya duruşma sonrası tutuklamadan kaçınmaları.

E. İdare hukuku, sosyal hukuk ve çalışma hukuku

52. Sözleşme’nin 2. ve 15.Maddeleri uyarınca, idari, sosyal ve çalışma kanunları kapsamında yargısal ve yarı yargısal mekanizmaların ve hukuk yollarının hazır bulunması ve erişilebilirliği, eşitlik temelinde kadınlar için güvence altına alınmalıdır. İdare hukuku, sosyal hukuk ve çalışma hukuku sınırları içerisinde yer alan ve kadınlar için bilhassa önem taşıyan bu konu alanları arasında şunlar yer alır: (a) sağlık hizmetleri, (b) sosyal güvenlik hakları, (c) eşit ücretin de dâhil olduğu çalışma ilişkileri, (d) işe alımlarda ve terfilerde eşit fırsatlar sağlanması, memurlara eşit ücret, (f) konut ve imar, (g) hibeler, ödenekler ve burslar, (h) tazminat fonları, (i) internet kaynakları ve politika yönetişimi ve (j) göç ve iltica.1

53. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) İdare makamlarının alacağı bütün kararlar için uluslararası standartlara uygun bir bağımsız inceleme mekanizması tesis etmeleri;

(b) Bir başvuruyla ilgili verilen ret kararının gerekçelendirilmesini sağlamaları ve başvuru sahibinin yetkili bir kurum nezdinde temyiz yoluna gidebilmesini sağlamaları ve bir yargı mahkemesinin incelemesinin beklendiği esnada, önceden verilmiş idari kararların yürürlüğünün askıya alınmasını sağlamaları. Bu husus, temyiz talebinde bulunan kişilerin davalarının görülmesi şansını yakalayamadan sınır dışı edilebildiği göç ve iltica hukuku alanında bilhassa önemlidir ve

(c) İdari tutuklamaya, dava özelinde gerekli ve makul durumlarda kısıtlı bir süreyle ve başka çıkar yolun olmadığı hallerde istisnai olarak, yasal amacıyla orantılı olarak ve ulusal ve uluslararası hukuk standartlarını gözeterek başvurmaları. Kadınların

1 Bkz. Kadınların mültecilik, iltica, uyrukluk ve uyruksuzluk durumlarının toplumsal cinsiyet boyutlarıyla ilgili 32 Sayılı CEDAW Genel Tavsiyesi.

276

tutukluluk halinin yasallığına itirazını mümkün kılacak etkili hukuki yardım ve usullerle ilgili olanlar dâhil olmak üzere gerekli tüm tedbirlerin alınmış olmasını sağlamaları. Bu tutuklamaların, tutuklular huzurunda düzenli olarak incelenmesini sağlamaları. İdari tutuklama koşullarının, özgürlüğünden mahrum bırakılan kadınların haklarının korunmasına ilişkin uluslararası standartlara uygun olmasının sağlanması.

IV. Özel mekanizmalarla ilgili tavsiyeler

A. Yargısal ve yarı-yargısal ihtisas sistemleri ve uluslararası ve bölgesel adalet sistemleri

54. Çalışma1,2, arazi hakları, seçim mahkemeleri ve askeri mahkemeler, müfettişlikler ve idari kurumlarla3 ilgili olanlar dâhil diğer yargısal ve yarı-yargısal ihtisas mekanizmaları da uluslararası bağımsızlık, tarafsızlık ve etkinlik standartları ile ve Sözleşme’nin 2, 5(a) ve 15.Maddeleri dâhil olmak üzere uluslararası insan hakları kanun hükümlerine uymakla yükümlüdür.

55. Geçiş dönemi ve çatışma sonrası dönem koşulları, adalete erişim haklarını savunan kadınların karşılaştıkları güçlüklerin artmasına neden olabilmektedir. Komite, 30 sayılı genel tavsiyesinde Taraf Devletlerin bu tür durumlarda kadınların adalete erişimlerini sağlamakla bağlantılı özel yükümlülüklerine dikkat çekmektedir.

56. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Yargısal ve yarı-yargısal ihtisas mekanizmalarının tesisi ve kadınların bunlara erişimlerini ve bu mekanizmaların asıl mahkemelerle aynı gerekli tabi olarak görev yapmalarını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almaları;

1 Ülkeye bağlı olarak, bu alanlar genel veya özel adalet sistemleri kapsamındadır.

2 İş Denetimi Sözleşmesi, 1947 (No. 81), İstihdam için Göç Sözleşmesi (Revize), 1949 (No. 97), İş Denetimi (Tarım) Sözleşmesi, 1969 (No. 129), Yerel Topluluklar ve Kabilelerle ilgili Sözleşme, 1989 (No. 169), ve Ev İşçileri Sözleşmesi, 2011 (No. 189) gibi ILO Sözleşmeleri kadınların adalete erişimleriyle ilgilidir.

3 Bkz. Askeri mahkemeler tarafından adaletin yürütülmesini düzenleyen taslak ilkeler (E/CN.4/2006/58) .

277

(b) Yargısal ve yarı-yargısal ihtisas mekanizmalarının bağımsız olarak izlenmesini ve incelemesini sağlamaları;

(c) Kadınların sözü edilen yargısal ve yarı-yargısal ihtisas mekanizmalarına eşit katılımlarını sağlayacak ve güvence altına alacak program, politika ve stratejiler uygulamaları;

(d) Geçiş dönemlerinde ve çatışama sonrası süreçlerde kadınların adalete erişimlerine ilişkin olarak 30 sayılı genel tavsiyenin 81.paragrafında belirtilen tavsiyeleri, geçiş dönemi adalet mekanizmalarına kapsamlı, kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla uygulamaları ve

(e) Kadın haklarıyla ilgili uluslararası ve bölgesel adalet sistemlerinin ürettiği uluslararası karar ve belgelerin uygulanmasını sağlamaları ve uluslararası hukukun uygulamasını izleyecek mekanizmalar oluşturmaları.

B. Alternatif uyuşmazlık çözüm süreçleri

57. Birçok yargı mercii uyuşmazlıklarda arabuluculuk, sulh, hakemlik ve ortak çözüm; çözümü hızlandırma ve çıkarlar temelinde çözümün görüşülmesi için zorunlu veya ihtiyari sistemler benimsemişlerdir. Bu tutum, bilhassa aile hukuku, aile içi şiddet, çocuk adalet sistemi ve çalışma hukukunda geçerlidir. Alternatif uyuşmazlık çözüm süreçleri zaman zaman, formel mahkeme süreçleriyle bağlantılı olmasına karşın bunlar dışında işleyen informel adalet olarak anılırlar. İnformel alternatif uyuşmazlık çözüm süreçleri ayrıca, resmi olmayan yerel mahkemeleri ve yanı sıra kabile reislerinin ve diğer toplum önderlerinin boşanma, çocukların velayeti ve arazi anlaşmazlıkları gibi kişiler arası uyuşmazlıkların çözümünde rol oynadığı şeflik bazlı alternatif uyuşmazlık çözüm modellerini de kapsamaktadır. Bu süreçler, adalet arayan kadınlar için esnekliği artırıp, maliyetleri azaltır ve gecikmeleri azaltırken; söz konusu süreçlerin sıklıkla ataerkil değer yargıları temelinde işlemesi dolayısıyla kadınların yargısal inceleme ve çözüm

278

kanallarına erişimleri üzerinde olumsuz etkilere yol açmaları nedeniyle kadınların daha fazla hak ihlaliyle karşı karşıya kalmalarına ve faillerin cezasız kalmasına da yol açabilmektedir.

58. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) Kadınları arabuluculuk, sulh, hakemlik ve ortak çözüm süreçlerine başvurma haklarıyla ilgili bilgilendirmeleri;

(b) Alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerinin hukukun tüm alanlarında yargısal ve diğer çözümlere erişimde kadınları kısıtlamamasını ve daha fazla hak ihlaline uğramalarını yol açmamasını temin etmeleri ve

(c) Aile içi şiddet dâhil olmak üzere kadına yönelik şiddet vakalarının kati suretle alternatif uyuşmazlık çözüm prosedürlerine sevk edilmemesini sağlamaları.

C. Ulusal insan hakları kurumları ve kamu denetim birimleri

59. Ulusal insan hakları kurumları ve kamu denetim birimlerinin geliştirilmesi, kadınlara adalete erişimde yeni olanaklar tanıyabilecektir.

60. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) (i) insan haklarının korunması ve ilerletilmesine ilişkin ulusal kurumların statülerine ilişkin ilkelere (Paris İlkeleri) uygun olarak bağımsız ulusal insan hakları kurumlarının tesisi ve çalışmalarının sürdürülebilirliği için yeterli kaynak sağlanması ve (ii) bu kurumların yapı ve faaliyetleri itibariyle toplumsal cinsiyete duyarlılığının sağlanması yönünde adımlar atmaları;

(b) Kadınların insan haklarıyla ilgili şikâyetlerini inceleyecek ulusal insan hakları kurumları için geniş bir görev ve yetki tanımı yapmaları;

279

(c) Kadınların denetim ve ulusal insan hakları kurumlarına bireysel başvuru haklarını eşitlik temelinde kullanmalarını kolaylaştırmaları ve kadınların birden çok ve kesişen ayrımcılık türleriyle ilgili olarak hak arayabilmelerine imkân tanımaları ve

(d) Ulusal denetim ve insan hakları kurumlarının araştırma yürütebilmesi için yeterli kaynağa ve desteğe erişimlerini sağlamaları.

D. Çoklu adalet sistemleri

61. Komite, Devlet kanun, yönetmelik, usul kanunu ve karar belgelerinin bazı durumlarda, bir Taraf Devletin dini, örfi, yerel ve topluluk kanun ve uygulamaları ile aynı anda varlık gösterebildiğine dikkat çekmektedir. Bu durum çoklu adalet sistemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, ulusal hukuk düzeninde resmen tanınabilen veya açık bir yasal dayanağı olmaksızın işler durumda olan birden çok hukuk kaynağı bulunabilmektedir. Sözleşmenin 2,5 (a) ve 15.maddeleri ve diğer uluslararası insan hakları belgeleri kapsamında Taraf Devletler, çoklu adalet sistemlerinin bütün unsurlarında kadın haklarına eşit ölçüde saygı gösterilmesi ve kadınların insan hakları ihlallerine karşı korunmasını sağlama yükümlülüğü altındadırlar.1

62. Çoklu adalet sistemlerinin varlığı başlı başına, ayrımcı toplum normlarını süreğen hale getirerek ve pekiştirerek kadınların adalete erişimlerini kısıtlamaya yetebilmektedir. Birçok bağlamda, çoklu adalet sistemlerinde adalete birden çok erişim yolu sunulmasına karşın, kadınlar hangi yoldan adalete erişecekleri seçimini verimli bir şekilde yapamamaktadır. Komite, medeni hukuk sistemlerin yanında örf, din veya toplum kurallarına dayalı aile ve/veya şahıs kanun sistemlerinin de uygulandığı bazı ülkelerde, kadın bireylerin her iki sistemi de eşit ölçüde tanımadığını ve/veya kendilerine uygun rejime karar verme ayrıcalığına sahip olmadıklarını gözlemlemiştir.

63. Hukuki uyuşmazlıkları asgari düzeye indirmek için çoklu adalet sistemlerinde yerleşik uygulamaların Sözleşme ile uyumlaştırılabileceği ve kadınların adalete erişimlerinin güvence

1 Bkz. Özellikle, evlilik akdi, aile ilişkileri ve evlilik akdinin bozulmasının sonuçlarına ilişkin 29 sayılı Genel Tavsiye

280

altına alınabileceği bir dizi model bulunduğunu gözlemlemiştir. Bunlar arasında; mevcut çoklu adalet sistemleri, devletin inceleme mekanizmalarının tesisi ve dini, örfi, yerel, sistemler, topluluk sistemleri ve diğer sistemlerin resmen tanınması ve kanunlaştırılması arasındaki ilişkiyi açıkça tanımlayan bir mevzuatın kabulünü de yer almaktadır. Çoklu adalet sistemlerinin kadın haklarının korunmasını güçlendirecek şekilde bir arada çalışmasının yollarının incelenmesinde Taraf Devletlerin ve devlet dışı aktörlerin ortak çalışmasına ihtiyaç duyulacaktır.1

64. Komite, Taraf Devletlerin devlet dışı aktörler işbirliğinde

(a) Dini, örfi, yerel ve topluluk kanun ve uygulamalarının ilke, usul ve uygulamalarının sözleşmede ve diğer uluslararası insan hakları belgelerinde güvence altına alınan insan hakları standartlarına uyumunu sağlamak üzere adalet sağlayıcılara yönelik olarak Sözleşme ve insan haklarıyla ilgili kapasite geliştirme ve eğitim programları geliştirilmesi dâhil adımlar atmalarını;

(b) Olası çatışmaları azaltmak üzere, çoklu adalet sistemlerinin farklı mekanizmaları arasındaki ilişkileri düzenlemek üzere mevzuat çalışması yapmalarını;

(c) Köy mahkemeleri ve gelenek esasına göre işleyen mahkemelere özel önem göstermek üzere, çoklu adalet sistemlerinin tüm unsurlarının çalışmalarını devlet mahkemelerinin veya idari mahkemelerin incelemesine açarak kadınların insan hakkı ihlallerine karşı koruma sağlamaları;

(d) Kadınların uygulamada olan hukuk kuralları ve iddialarının dinlenmesini istedikleri yargı alanına ilişkin olarak gerçekçi ve bilgiye dayalı seçimler yapmalarını sağlamaları;

(e) Kadınların çeşitli çoklu hukuk sistemlerinde hak arayabilmelerini sağlamak üzere hukuki yardım hizmetlerinin hazır bulunmasını sağlamaları ve bu desteği sağlamak üzere nitelikli yerel destek personeli temin etmeleri;

1 Bkz. Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü, Adalete Erişim: Kadının Güçlendirilmesi Model, Strateji ve Uygulamaları (Roma, 2013).

281

(f) Kadınların çoklu adalet sistemlerinin bütün basamaklarının yürüttüğü işlemlerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve rapor edilmesi için tesis edilmiş kurumlara eşit katılımını sağlamaları ve

(g) Bilgi paylaşımına ilişkin usul kurallarının benimsenmesi dâhil yollarla çoklu adalet sistemleri arasında yapıcı diyalog tesis etmeleri ve aralarındaki bağlantıları resmi temele oturtmalarını tavsiye eder.

V. Sözleşmeye ilişkin çekincelerin kaldırılması

65. Çok sayıda ülke Sözleşmenin belirli maddelerine çekince koymuştur: (a) Taraf Devletlerin kadın haklarına erkeklerle eşit ölçüde yasal koruma sağlamayı ve yetkili ulusal mahkemeler ve sair kamu kurumları aracılığıyla kadınların her türlü ayrımcılıktan etkili bir şekilde korunmasını sağlamayı taahhüt ettiklerinin belirtildiği 2.maddenin c.bendi; (b) Taraf Devletlerin bir cinsiyetin aşağı veya üstün olduğu görüşü veya kadınlara ve erkeklere biçilen toplumsal cinsiyete dayalı kalıp rollere dayanan önyargıların ve gelenekçi ve tüm diğer uygulamaların oradan kaldırılmasını sağlamak amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış biçimlerini değiştirmek üzere gerekli tüm önlemleri almasını öngören 5.madde (a.bendi); (c) Taraf Devletlerin medeni hukukun alanına giren konularda kadınlara erkeklerle aynı yasal yetkileri ve bu yetkileri kullanma hususunda eşit fırsatlar sağlamasını öngören 15.madde. Taraf Devletlerin özellikle, sözleşme akdedilmesi ve malların yönetiminde kadınlara eşit haklar tanımaları ve mahkeme işlemlerinin bütün aşamalarında kadınların eşit muamele görmesini sağlamaları öngörülmüştür.

66. Komite, kadınların adalete erişiminin sağlanmasının hayati önemini dikkate alarak, Sözleşmeye koydukları çekinceleri, özellikle de 2, 15 ve 16.maddelerle ilgili olan çekincelerini kaldırmaları yönünde Taraf Devletlere tavsiyede bulunur.

282

VI. Sözleşmenin İhtiyari Protokolünün Onaylanması

67. Sözleşmenin İhtiyari Protokolü, kadınların Sözleşmede güvence altına alınan haklarının ihlali iddialarına ilişkin olarak şikâyette bulunabilmesini ve Komitenin Sözleşmede saklı hakların ağır ve sistematik ihlali iddialarıyla ilgili olarak incelemelerde bulunabilmesini ve böylelikle kadınların adalete erişim hakkını sağlamlaştırmasını sağlayacak ek bir uluslararası yasa mekanizması oluşturmaktadır. Komite, İhtiyari Protokol kapsamında bireysel başvurular üzerine yayınladığı kararlar ile kadına yönelik şiddet1, tutuklu kadınlar2, sağlık3 ve istihdam4 dâhil konularda kadınların adalete erişimleriyle ilgili kayda değer içtihat oluşturmuştur.

68. Komite, Taraf Devletlere şu tavsiyelerde bulunur:

(a) İhtiyari Protokolü onaylamaları ve

(b) İhtiyari Protokolün kadınların adalete erişimlerini geliştirmek hususunda sağladığı usullerle ilgili olarak kadınları, sivil toplum örgütlerini ve kurum ve kuruluşları bilgilendirmek üzere çeşitli dil ve formatlarda sosyal yardım ve eğitim programları, kaynak ve etkinliklerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlamaları ve teşvik etmeleri.

1 (Cecilia Kell vs. Kanada, Sayı:19/2008, Tarih: 27 Nisan 2012; V.K. vs. Bulgaristan, Sayı:20/2008, Tarih: 25 Temmuz 2011; Karen Vertido vs. Filipinler, Sayı:18/2008 Tarih: 16 Temmuz 2010,; Fatma Yildirim vs. Avusturya, Sayı:6/2005, Tarih: 6 Ağustos 2007; Sahide Goekce vs. Avusturya, Sayı:5/2005, Tarih: 6 Ağustos 2007; ve A.T. vs. Macaristan, Sayı:2/2003, Tarih: 26 Ocak 2005).

2 (Inga Abramova vs. Belarus Sayı:23/2009, Tarih: 25 Temmuz 2011).

3 (Alyne da Silva Pimentel, Sayı: 17/2008, Tarih: 25 Temmuz 2011).

4 (R.K.B. vs. Türkiye, Sayı: 28 /2010, Tarih: 24 Şubat 2012).

283

CEDAW/C/GC/34

Dağıtım: Genel

4 Mart 2016

Orijinal: İngilizce

Asıl metnin Türkçe çevirisidir

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi

Kırsal Kesim Kadınlarının Haklarına İlişkin 34 Sayılı Genel Tavsiye Kararı

CEDAW/C/GC/34

İçindekiler

I. Giriş

II. Arkaplan

III. Taraf Devletlerin kırsal kesim kadınlarının haklarıyla ilgili saygı, koruma ve gerçekleştirme hususundaki kapsayıcı yükümlülükleri

A. 1 ve 2.maddelerin uygulanması

B. 14.Madde, 1.Paragraf

IV. 14.Madde, 1.Paragraf madde 3, 4, 5, 6, 9, 15 ve 16 ile birlikte okuyunuz Taraf Devletlerin Kırsal Kesim Kadın Haklarının Belirli Boyutlarıyla İlgili Yükümlülükleri

A. Kırsal kesim kadınlarının kırsal kalkınmaya katılma ve kırsal kalkınmadan faydalanma hakkı

B. Sağlık hizmetleri [madde 14, para.2(b), madde 12 ile birlikte okuyunuz]

C. Ekonomik ve sosyal yaşam (Madde 14, para.2(c), 11.Maddenin 1(e) ve 2 (b) para. ve 13.Madde ile birlikte okuyunuz)

284

D. Eğitim [Madde 14, para.2(d), Madde 10(a) ile birlikte okuyunuz]

E. İstihdam [madde 14, para.2(e), madde 11 ile birlikte okuyunuz]

F. Siyasi ve kamusal yaşam [madde 14, para.2(a) ve 2(f), madde 7 ile birlikte okuyunuz)

G. Arazi ve doğal kaynaklar [madde 14, para.2(g), madde 13 ile birlikte okuyunuz]

H. Yeterli yaşam koşulları [madde 14, para.2(h)]

İ. Gelişmiş ülkelerde kırsal kesim kadınları

V. Kırsal kesimde yaşayan kadınların durumuna ilişkin veriler

VI. Çekinceler/Beyanlar

VII. Yaygınlaştırma ve Raporlama

I. Giriş

1. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (‘’Komite’’) kırsal kesimde yaşayan kadınların önemli katkıları olduğunu ve onların insan haklarını tanımanın ve korumanın hayati bir ihtiyaç olduğunu tanımıştır. Önceki Nihai Yorumlar ve Genel Tavsiyeler yoluyla, Komite, kırsal kesimde yaşayan kadınların ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaya devam edecekleri çeşitli durumları tespit etmiştir. Bu Genel Tavsiyelerde (GT) , Komite, kırsal kesimde yaşayan kadınların haklarını gerçekleştirmek için, kırsal kesimde yaşayan kadınların özel durumunu tanıyan ve Taraf Devletlerin kadınların haklarını tanıma, destekleme ve korumadaki belirli yükümlülüklerini vurgulayan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin (‘’Sözleşme’’) 14.Maddesi çerçevesinde devlet yükümlülüklerini açıklığa kavuşturmaktadır.

2. 14.Madde, uluslararası bir insan hakları antlaşmasında yer alan, özellikle kırsal kesimde yaşayan kadınlarla ilgili olan tek hükümdür. Sözleşme kapsamındaki tüm haklar kırsal kesimde yaşayan kadınlar için geçerlidir ve 14.Madde, sözleşme bağlamında, bir bütün olarak yorumlanmalıdır. Raporlama sırasında, Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının haklardan yararlanmalarını ilgilendiren tüm maddeleri ele almalıdırlar. Bu nedenle, mevcut Genel Tavsiyeler 14.Madde ve diğer sözleşme hükümleri arasındaki bağlantıyı

285

araştırmaktadır. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH)’nin birçoğu, kırsal kesimde yaşayan kadınların durumunu ele alırken ve hem süreç hem de sonuç göstergelerini geliştirmek için önemli bir fırsat sağlarken, bu Genel Tavsiyeler(GT) Taraf Devletlere, özellikle, yükümlülüklerini kırsal kesimde yaşayan kadınlara karşı saygı ile yerine getirmekte yol göstermeyi amaçlamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde Genel Tavsiyeler(GT) kırsal kesimde yaşayan kadınlara odaklanıyorken, bu tavsiyelerin bazıları da gelişmiş ülkelerde kırsal kesimde yaşayan kadınların durumu ile ilgilidirler. Kabul edilmiştir ki; kırsal kesimde yaşayan kadınlar, gelişmiş ülkelerde bile, ekonomik kalkınma, siyasi katılım ve kamusal yaşam, hizmetlere erişim ve kırsal bölgede yaşayan kadın işçilerin emek sömürüsü dahil çeşitli alanlarda ayrımcılık ve zorluklara maruz kalıyor.

II. Arka Plan

3. Günümüzde, kırsal kesimde yaşayan kadınlar dünya nüfusunun dörtte birini temsil etmektedir. Kırsal hayatta geçimin sağlanması ve kırsal alanda yaşayan toplulukların güçlendirilmesini geliştirmekte ve/veya sürdürmekte önemli rol oynamaktadırlar. Son yıllarda, Komite kırsal kesimde yaşayan kadınların hakları ve yüzleştikleri zorluklar üzerine özellikle Nihai Yorumlar aracılığıyla önemli miktarda içtihat geliştirmiştir. Birkaç Birleşmiş Milletler (BM) Konferansında kırsal kesimde yaşayan kadınların tarımdaki, kırsal kalkınmadaki, gıda ve beslenmedeki ve yoksulluğu azaltmadaki rolü tanınmıştır.1 Bundan dolayı, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde tanındığı gibi kırsal kesimde yaşayan kadınlara daha fazla özel ilgiye ihtiyaç vardır.

4. Komite kırsal kesimde yaşayan kadınların insan haklarından tam olarak yararlanma hususunda sistematik ve kalıcı engellerle yüzleşmeye devam ettiklerini ve koşulların, birçok durumda, daha kötüye gitmekte olduğunu kabul etmektedir. Birçok devlette, kırsal kesimde yaşayan kadınların hakları ve ihtiyaçları yeterince ele alınmamakta ya da kanun, ulusal ve yerel politika, bütçe ve yatırım stratejilerinin tüm düzeylerinde ihmal edilmektedir. Kırsal kesimde yaşayan kadınların durumunun kanun ve politikalarda ele alındığı ve özel önlemlerin öngörüldüğü durumlarda bile, bu önlem ve kaideler çoğu kez uygulanmamaktadır.

1 15 Ekim Kırsal Kesimde Yaşayan Kadınlar Günü tayin edilmiştir. Kadının Statüsü Komisyonu'nun 56.Oturumunda da öncelikli tema ‘’Kırsal kesimde yaşayan kadınların güçlendirilmesi ve yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılması, kalkınma ve mevcut zorluklardaki rolleri’’ olmuştur.

286

5. Küresel olarak, birkaç istisnayla, konuyla verilerin mevcut olduğu her bir toplumsal cinsiyet ve kalkınma göstergesinde, kırsal kesimde yaşayan kadınlar kırsal kesimde yaşayan erkeklerden ve kentlerde yaşayan kadın ve erkeklerden daha çok daha kötü durumda gözlenmekte1 ve kırsal kesimde yaşayan kadınlar yoksulluk ve dışlanmayı orantısız ölçüde yaşamaktadır. Arazi ve doğal kaynaklara erişimde sistemik ayrımcılıkla karşılaşmaktadırlar. Toplumsal cinsiyet kalıp yargılarıyla biçilen roller, hane halkı içinde eşitsizlik, altyapı ve hizmet eksikliği, gıda üretimi ve bakım çalışmaları konusu da dahil nedenlerden dolayı ücretsiz iş külfetinin çoğunu kadınlar yüklenmiştir. Kayıtlı istihdamda bile çoğunlukla emniyetsiz, tehlikeli, düşük ücretli ve sosyal koruma kapsamına girmeyen işlerde çalışmaktadırlar. Eğitimli olmaları daha az olası olmakla birlikte insan ticareti, zorla çalıştırılma, çocuk yaşta ve zorla evlilik ve diğer zararlı uygulamalara maruz kalma riskleri daha yüksektir.2 Hastalık, beslenme bozukluğuna yakalanma ya da önlenebilir hastalıklardan ölme olasılıkları daha yüksektir ve sağlık hizmetlerine erişim açısından özellikle dezavantajlılardır.

6. Kırsal kesimde yaşayan kadınların, her düzeydeki liderlik ve karar verme pozisyonlarına dışlanmaları daha olasıdır. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten orantısız olarak etkilenmekte ve adalete ve etkili hukuki çarelere erişememektedirler. Şüphesiz; kırsal kesim kadınlarının güçlendirilmesinin, kendi kaderini tayin haklarının ve karar alma ve yönetişimde rol almalarının önemi göz ardı edilmemelidir; bu tür bir ihmalle, Devletler kendi ilerlemelerini tehlikeye atmış olurlar.

III. Taraf Devletlerin kırsal kesim kadınlarının haklarıyla ilgili saygı, koruma ve gerçekleştirme hususundaki kapsayıcı yükümlülükleri

A. 1 ve 2.maddelerin uygulanması

7. Sözleşme’nin 1.Maddesinde yer alan ayrımcılığın tanımı bütün kadınlar için geçerlidir ve her türlü ayrımcılıkla ilgilidir, yani kırsal kesimde yaşayan kadınlar için de geçerli olduğu açıkça

1 BM Belge ST/ESA/STAT/SER.K/19.

2 BM Belge CEDAW/C/GC/31/CRC/C/GC/18.

287

ortadadır. 2.Madde Taraf Devletlere kadınlara karşı ayrımcılığın “bütün türlerini” kınama çağrısında bulunmaktadır ve 14.Madde de dahil olmak üzere, Sözleşmenin diğer tüm maddi hükümleri ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Taraf Devletler kırsal kesimde yaşayan kadınlara ilişkin 2.Maddeye uymak için, kadınlara karşı ayrımcılık yapılan yetkilendirme ve dışlamalardan kaçınmalıdırlar.

8. Ayrımcı ve yahut yetersiz yasal çerçeveler, karmaşık hukuk sistemleri, çatışma ve çatışma sonrası ortamlar, bilgi eksikliği ve sosyo-kültürel kısıtlamalar bir araya gelerek kırsal kesimde yaşayan kadınlar için adaleti ulaşılmaz hale getirebilirler. Özellikle kırsal kesimlerde ayrımcı kalıp yargılara ve uygulamalara katkıda bulunan faktörler, çoğunlukla birbiriyle örtüşen ve çelişen yazılı, örfi ve dini hukuk kuralların ve makamlarının aynı anda var olmasını kapsamaktadır. Kırsal kesim kadınlarının ve kız çocuklarının çoğu, anlaşmazlıkların gayri resmi hukuk mekanizmalarında çözümlendiği topluluklarda yaşamaktadırlar. Gayri resmi hukuk kanalları, onlar için daha erişilebilir olsa da; kural ve mekanizmaların Sözleşmeye uygun olmadığı durumlarda, Sözleşmeye ve kadınların adalete erişimine ilişkin 33.Genel Tavsiyelere (2015) uyumları sağlanmalıdır.

9. Taraf Devletler, yasal çerçevelerin ayrımcılık içermemesini ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere 33. Genel Tavsiye doğrultusunda kırsal kesimde yaşayan kadınların adalete erişimini garanti altına almalıdır:

(a) Kırsal kesimde yaşayan kadınların üzerindeki etkilerini değerlendirmek için mevcut yasaların toplumsal cinsiyet etki analizinin yapılması;

(b) Kanuni çelişkileri azaltmak ve kırsal kesimde yaşayan kadınların haklarına sahip çıkabilmesini sağlamak amacıyla, çoğul hukuk sistemleri içerisindeki farklı mekanizmalar arasındaki ilişkiyi düzenlemek üzere mevzuat çalışması yapılması;

(c) Yasal hakları ve çoğul hukuk sistemlerinin varlığı (konu ile ilgili olan yerler) ile bilgilendirme çalışmalarıyla, kırsal kesimde yaşayan kadınların farkındalık ve hukuki okuryazarlık düzeyinin artırılması;

288

(d) Hukuk hizmetleri ve hukuki yardıma ücretsiz ya da uygun fiyatlı erişim sağlanması;

(e) Cinsiyete duyarlı yarı-yargısal ve adli işlemler de dahil olmak üzere kırsal kesimde yaşayan kadınların yasal güçlenmesinin desteklenmesi;

(f) Resmi ve gayrı resmi adalet mekanizmalarının ve anlaşmazlıkları çözüm seçeneklerinin kırsal kesim kadınlarının kullanımına sunarak, adalete erişimlerinin önündeki engellerin kaldırılması;

(g) Kırsal kesimde yaşayan kadınların erişebileceği gezici mahkemelerin kurulması gibi yollarla mahkemelere ve diğer yargı mekanizmalarına fiziksel erişim sağlanması;

(h) Kırsal kesimde yaşayan kadınların hakları ve kadınlara karşı ayrımcılığın negatif etkisi üzerine kırsal bölgelerde yargıçlara, avukatlara, kolluk kuvvetlerine, kâtiplere, geleneksel liderlere ve konuyla alakalı diğer otoritelere ve memurlara eğitim verilmesi.

10. Kırsal kesimde yaşayan kadınlara karşı ayrımcılık, cinsiyet eşitsizliğinin makroekonomik temellerini hesaba katmadan tamamen anlaşılamaz. Devletler, genellikle, kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kızların ücretsiz işlerdeki rolünü, Gayri Safi Milli Hasılaya (GSMH) olan katkılarını ve buna bağlı olarak sürdürülebilir kalkınmaya olan katkılarını kabullenmemektedir. İki taraflı ve çok taraflı ticaret anlaşmaları, vergi ve diğer ekonomi ve maliye politikaları kırsal kesimde yaşayan kadınların hayatları üzerinde önemli bir negatif etkiye sahip olabilir. Çoğu kez doğal kaynakların sürdürülebilirlik kaygısı taşımadan kullanımının ve başarısız atık yönetimi uygulamalarının sebep olduğu; iklim değişikliği ve doğal afetler de dahil çevre sorunları da kırsal kesimde yaşayan kadınların sağlığına zararlı etkilerde bulunmaktadır. Cinsiyet ayrımı gözetmeyen politikalar, reformlar ve kanunlar yukarıda sözü geçen her şey ile ilgili oluşan eşitsizlikleri devam ettirebilir ve güçlendirebilir.

11. Taraf Devletler ticaret, para ve yatırım politikaları dahil makroekonomi politikaları ve ikili ve çok taraflı anlaşmaların kırsal kesimde yaşayan kadınların ihtiyaçlarına duyarlı

289

olmasını sağlamalı ve küçük ölçekli kadın üreticilerin üretim ve yatırım kapasitelerini güçlendirmelidir. Zirai ve genel ticari liberalleşme, özelleştirme, toprak, su ve doğal kaynakların metalaştırılması da dâhil, ekonomi politikalarının kırsal kesimde yaşayan kadınların hayatları ve haklarının yerine getirilmesi üzerindeki olumsuz ve ayrımcı etkilerini ele almalıdırlar. Aynı şekilde, kalkınma ortakları da kalkınma yardımı politikalarında kırsal kesimde yaşayan kadınların özel ihtiyaçlarına odaklanılmasını sağlamalıdırlar.

12. Taraf Devletler; iklim değişikliği, doğal afetler, arazi ve toprak bozulması, su kirliliği, kuraklık, sel, çölleşme, böcek ilaçları ve tarım ilaçları, maden endüstrileri, tek türlü tarım ve biyo-çeşitliliğin ve özellikle tarımsal biyo-çeşitliliğin kaybolmasının kırsal kesimde yaşayan kadınlara yönelttiği belirli tehditlere çözüm bulmalıdır. Bu tehditleri hafifletmeli ve azaltmalı; kırsal kesimde yaşayan kadınların güvenli, temiz ve sağlıklı bir çevreden yararlanmalarını sağlamalıdırlar. Çevre, iklim değişikliği, afet riskinin azaltılması, afet durumuna hazırlık ve afet yönetimine ilişkin tüm politikaların planlanması ve uygulamasında bu gibi risklerin kırsal kesimde yaşayan kadınlar üzerindeki etkisini etkili çözümler getirmeli ve bu politikaların tasarlanması, planlanması ve uygulanması süreçlerine kırsal kesimde yaşayan kadınların tam katılımını sağlamalıdırlar. Taraf Devletler ayrıca, afetlerin ve diğer krizlerin erken uyarıdan kurtarma, rehabilitasyon ve yeniden yapılanmaya kadar her aşamasında kırsal kesim kadınlarının ve kız çocuklarının korunmasını ve güvenliğini de sağlamalıdırlar.

13. Taraf Devletler, kendi yetki alanları içindeki yerli, devlet dışı aktörlerin, ülke sınırları dışında faaliyet gösteriyor olsalar dahi, faaliyetlerini düzenlemelidirler. Taraf Devletlerin 2.Maddeden doğan temel yükümlülükleri hakkındaki 28.Genel Tavsiye (2010), 2(e).Maddede öngörülen kamu aktörleri veya özel aktörler tarafından ayrımcılığın ülke sınırları dışında faaliyet gösteren ulusal şirket faaliyetlerini de kapsayacak şekilde ortadan kaldırılması gereğini teyit eder. Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınlar konusunda ülke sınırları dışında kalan yükümlülüklerini yerine getirmelidirler. Bunun yanı sıra taraf devletler, kadınların dolaylı ya da doğrudan olarak haklarını kullanmalarına

290

müdahale etmeden; bireyler, şirketler ve kamu birimleri dahil olmak üzere yetki alanı içindeki tüm aktörlerin, bölgelerinin dışında bulunan kırsal kesimde yaşayan kadınların haklarını ihmal veya suiistimal etmelerini önleyecek düzenleyici tedbirler almalıdırlar. Ayrıca, ikili veya çok taraflı uluslararası işbirliği ve kalkınma yardımlarının taraf devletlerin bölgelerinin dışındaki kırsal kadınları güçlendirmesini temin etmelidirler. Bir taraf devletin ülke sınırları dışındaki yükümlülüklerini ihlali halinde, ihlalden etkilenen kırsal kesim kadınları için uygun ve etkili yasal çözümler uygulanmalıdır.

14. 28 sayılı Genel Tavsiye doğrultusunda, Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların homojen bir grup olmadıklarını ve sık sık birbiriyle kesişen benzer ayrımcılık türlerine maruz kaldıklarını tanımalıdır. Çoğu yerli ve Afrika kökenli kadın, kırsal kesimde yaşamakta ve etnik kökenlerine, dillerine ve geleneksel yaşayış şekillerine bağlı olarak ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Hane reisi olan kadınların yanı sıra, diğer etnik ve/veya dini kökenli azınlık gruplarına mensup olan kırsal kesim kadınları da yoksulluk ve sosyal dışlanmanın diğer türleriyle yüksek oranda karşılaşabilmektedirler. Köylüler, göçebe çobanlar, göçmenler, balıkçılıkla geçinenler ve topraksız tarım işçileri de dahil olmak üzere, kırsal kesimde yaşayan kadınlar da birbiriyle kesişen ayrımcılık türlerinden orantısız etkilenmektedirler. Engelli kadınlar ile ilgili 18 sayılı Genel Tavsiyede (1991) belirtildiği üzere, engelli kadınlar hayatın her alanında kendi durumlarına özel zorluklarla karşılaşmaktadırlar ve özellikle kırsal kesimde yaşayanlarda bu durum söz konusu olmaktadır. Ayrımcılık, kırsal kesimlerde; su, temizlik hizmetleri, elektrik, sağlık hizmetleri, çocuk/yaşlı bakımı, kapsamlı ve kültürel açıdan uygun eğitim gibi gerekli hizmetlerin yetersizliği ile birlikte şiddetlenmektedir. Yaşlı kadınlar ve onların insan haklarının korunması ile ilgili 27 sayılı Genel Tavsiyede (2010) belirtildiği üzere, yaşlı kadınlar ve/veya dul kadınlar, kırsal kesimde, damgalanarak ve dışlanarak daha ciddi kötü muamele riski altında kalmaktadır. Ayrıca, çatışmadan etkilenen bölgelerde yaşayan kırsal kesim kadınları ve hane reisi olan kadınlar haklarını kullanırken güvenlik kaygısı ve engellerle daha çok karşı karşıya kalmaktadır.

15. Taraf devletler kırsal kesimde yaşayan dezavantajlı ve dışlanmış kadın gruplarına karşı her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmalıdır. Örneğin; Taraf Devletler yerliler, Afrika

291

kökenliler, etnik ve dini azınlık mensupları, hane reisi kadınlar, köylüler, göçebe çobanlar, balıkçılıkla geçinenler, topraksız tarım işçileri, göçmenler ve çatışmadan etkilenen kırsal kesim kadınları dahil dezavantajlı ve dışlanmış kadın gruplarının kesişen ayrımcılık türlerine karşı korunmalarını ve eğitim, istihdam, su ve sıhhi altyapı, sağlık hizmetine vb. erişimlerini sağlamalıdırlar. Taraf Devletler, altyapı ve hizmetlerin erişilebilirliğini sağlamak dâhil olmak üzere, kırsal kesimde yaşayan engelli kadınların haklardan eşit olarak yararlanmalarını sağlayan politikalar ve programlar geliştirmelidirler. Taraf Devletler, benzer şekilde, yaşlı kırsal kesim kadınlarının sosyal hizmetlerden ve yeterli sosyal güvenceden ve ayrıca ekonomik kaynaklardan ve onurlu bir yaşam sürme hakkından faydalanmalarını sağlayacakları mali hizmetler ve sosyal güvencelerle temin etmelidirler.

B. 14.Madde, 1.Paragraf

16. 14.maddenin 1.bendinde Taraf Devletlerin, kırsal kesimde yaşayan kadınların ekonominin gelir getirmeyen sektörlerindeki işleri de dâhil olmak üzere, ailelerin ekonomik yaşamlarındaki rollerini ve sorunlarını göz önünde bulundurmaları öngörülmektedir. Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmada, kırsal kesim kadınlarının kilit aktör olarak rolleri vurgulanarak ve ücretli ve ücretsiz çalışmanın ekonomik değeri tam anlamıyla tanınarak hakları desteklenmelidir.

17. Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların haklarından yararlanmalarına olanak sağlayan kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı teşvik etmeli ve

(a) Kadınların kazancı olmayan yurtiçi faaliyetlerinin ve Gayri Safi Milli Hasıla’daki (GSMH) itibarlarının ölçümü ve sayısallaştırılması ile ilgili olan 17.Genel Tavsiyeler (1991) doğrultusunda, ailelerinin ve toplumlarının refahının yanı sıra, ücretsiz bakım işleri ve aile çiftliklerindeki çalışmaları ile birlikte sağladıkları katkılar da dahil olmak üzere, yerel/ulusal ekonomilere ve yiyecek üretimine olan önemli katkılarını tanımalı;

292

(b) Geçici Özel Önlemler (GÖÖ) ile ilgili olan 25. Genel Tavsiye (2004) doğrultusunda uygun ortamı yaratarak, kırsal kesimde yaşayan kadınların ekonomik koşullarının iyileştirilmesini hedefleyen programlar ve politikalar da dahil olmak üzere güçlenmelerini teşvik etmeli ve ekonomik ve sosyal bağımsızlıklarını güvence altına almalı;

(c) İlgili tüm plan ve stratejilerin; sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik, vb. ile ilgili olanlar gibi, tasarımı ve geliştirilmesinde kadınları da dahil ederek etkin ve doğrudan ekonomik ve sosyal programlardan yararlanabilmelerini sağlamalıdırlar.

C. 14.Madde, 1.Paragraf madde 3, 4, 5, 6, 9, 15 ve 16 ile birlikte okuyunuz

18. 3.Maddede Taraf Devletlerin, yasama dâhil bütün alanlarda kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almaları öngörülmektedir.

19. Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların erkeklerle eşit bir temelde insan haklarından ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını ve bu hakları kullanmalarını teminen, tamamıyla kalkınmalarını ve ilerlemelerini sağlayıcı etkili kanun, politika, düzenleme, program, idari prosedür ve kurumsal yapıları benimsemelidirler.

20. Geçici Özel Önlemler(GÖÖ) ile ilgili 4.maddenin 1.paragrafı Taraf Devletlerin, karar alma sorumluluk ve kaynaklarını yeniden dağıtmak dahil yollarla maddi eşitliğin hayata geçirilmesini hızlandırmalarını öngörür. 25.Genel Tavsiye, bu tür önlemlerin gerektiğinde, kırsal kesimde yaşayan kadınlar da dâhil olmak üzere, kesişen çeşitli ayrımcılık biçimlerine maruz kalan kadınlar için alınması gerektiğini vurgular.

21. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarının yeterince temsil edilmediği ya da dezavantajlı konumda oldukları; siyasal ve kamusal yaşam, eğitim, sağlık ve istihdam da dahil tüm alanlarda maddi eşitliğin gerçekleştirilmesini hızlandırmak üzere Geçici Özel Önlemleri(GÖÖ) geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır.

293

22. 5.maddenin (a) bendinde genellikle kırsal kesimde daha yaygın olan ayrımcı kalıp yargıların ve uygulamaların1 ortadan kaldırılması ele alınmaktadır. Kırsal kesimde yaşayan kadınlar ve kız çocukları genellikle çocuk yaşta ve/veya zorla evlilik, çok eşlilik ve kadın sünneti gibi sağlık ve refahlarını tehlikeye atan ve bu tür uygulamalardan kaçmak için göçe iterek diğer risklerle karşılaşma olasılığını doğuran zararlı uygulamalar nedeniyle dezavantajlı bir konuma düşmektedirler. Ayrıca yoksulluk döngüsünü sürdüren borç mirası gibi uygulamalar ve ayrımcı kalıp yargılar ve toprak, su ve doğal kaynaklar üzerindeki haklarından yararlanmalarına engel olan ana-baba ve aile büyüklerinden kalan mirasın en büyük erkek çocuğa devrolması ve dulların mülkiyeti ele geçirme çabası gibi ilgili uygulamalar sebebiyle de dezavantajlı hale getirilmişlerdir.

23. Zararlı uygulamalar ile ilgili olan 31.Genel Tavsiye (2014) doğrultusunda Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının sağlığını, refahını ve onurunu kötü bir biçimde etkileyen; çocuk yaşta/zorla evlilikler, kadın sünneti ve ana baba ve aile büyüklerinden kalan borç mirası da dahil olmak üzere zararlı uygulamaları ortadan kaldırmalıdırlar. Kırsal kesimde yaşayan kadınların mülk, su ve diğer doğal kaynaklar üzerindeki eşit kullanım hakkını riske atan ayrımcı kalıp yargıları ortadan kaldırmalıdırlar. Bu bağlamda, Taraf Devletler zararlı uygulamaları ve kalıp yargıları ortadan kaldırmak için, geleneksel liderler ve sivil toplum ile işbirliği içerisinde yürütülen sosyal yardım ve destek programları, bilinçlendirme ve medya kampanyaları da dahil olmak üzere bir dizi tedbir almalıdırlar.

24. Kadına karşı şiddet ile ilgili olan 19.Genel Tavsiyede (1992), çok sayıda kırsal toplulukta süregelen kadınların ikincil bir konuma yerleştiren geleneksel tutumlar nedeniyle, kırsal kesim kadınların şiddet riski altında oldukları belirtilmektedir. Kırsal kesimde yaşayan topluluklardaki kız çocukları, şehirlerde iş aramak için topluluktan ayrıldıklarında özellikle şiddet, cinsel istismar ve taciz riski altında kalmaktadırlar. Kırsal kesimde kadının insan hakları savunucuları da genellikle savunuculuk faaliyetleri esnasında, örneğin; mağdurları savunurken, yerel örf ve

1 BM Bel. CEDAW/C/GC/31/CRC/C/GC/18, para.9.

294

adetleri dönüştürmeye veya doğal kaynaklarla ilgili hakları güvence altına almaya çalışırken şiddet tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

25. Taraf Devletler kırsal kesimde yaşayan kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddeti önlemeli ve ortadan kaldırmalıdırlar; kadına yönelik şiddet ile ilgili olan 19.Genel Tavsiye ve adalete erişime ilişkin 33.Genel Tavsiye doğrultusunda:

(a) Özellikle toplumsal cinsiyete dayalı şiddete göz yuman ayrımcı toplumsal tutumlar ve uygulamaların ortadan kaldırılması amacıyla; kırsal kesimde yaşayan kadınların, erkeklerin, kız ve erkek çocuklarının yanı sıra yerel, dini ve topluluk liderlerinin kırsal kesim kadınların ve kız çocuklarının insan hakları konusunda duyarlı hale getirmeli;

(b) Gerek devlet veya devlet dışı aktörler gerekse de özel kişiler tarafından işlenen, göçmen kadınlar ve kızlar da dâhil olmak üzere kırsal kesim kadınları ve kız çocuklarına yönelik şiddet suçlarını önleme, soruşturma, kovuşturma ve cezalandırmaya yönelik olarak etkili tedbirler almalı;

(c) Kırsal kesimde yaşayan mağdurların, adli yardım da dahil olmak üzere adalete etkili bir biçimde erişiminin yanı sıra tazminat ve diğer yollardan telafi sağlamalı ve yargı mensupları, idarecileri ve memurlar dahil olmak üzere kırsalda tüm yetki kademelerinde kırsal kesim kadınlarına ve kız çocuklarına yönelik şiddete müdahale için gerekli kaynakları ve siyasi iradeyi tesis etmeli ve istismar ihbarı nedeniyle misilleme saldırılarına karşı kırsal kesim kadınlarını ve kız çocuklarını korumalı;

(d) Kırsal kesim kadınlarının ve kız çocuklarının acil durum barınakları ve kapsamlı sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere mağdurlara yönelik bütünleşik hizmetlerden faydalanabilmesini sağlamalıdırlar. Hizmet sunulurken, kadınların damgalanmasını önlemeli ve mağdur mahremiyetini ve saygınlığını korumalıdır.

295

(e) Kırsal kesimde kadın hakları savunucularına karşı tehdit ve saldırıları önlemek ve bu sorunu çözmek üzere, özellikle toprak ve doğal kaynaklarla; cinsel ve üreme sağlığı hakları da dahil olmak üzere kadın sağlığı; ayrımcı gelenek ve uygulamaların ortadan kaldırılması ve cinsiyete dayalı şiddet ile ilgili konularda, tedbirler uygulamalıdırlar.

26. İnsan ticareti ve fuhuş istismarının ortadan kaldırılmasına ilişkin 6.Madde, ücra bölgelerde yaşadıkları için özel risklerle karşı karşıya kalan, yerli kadınlar ve kız çocukları dâhil kırsal kesim yaşayan kadınları ve kız çocuklarını özellikle ilgilendirmektedir. İnsan ticareti ve bunun işleyişi ile ilgili bilgi eksikliğinin yanında kırsal kesimdeki yaşamın ekonomik zorlukları özellikle çatışmadan etkilenen bölgelerde kadınları savunmasız kılabilmektedir.

27. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınları ve kız çocuklarının ekonomik olarak güçlendirilmesi ve insan tacirleri tarafından kandırılma riskleri ve tacirlerin ne gibi yollara başvurduğu hususunda kırsal kesimlerde farkındalık oluşturarak insan ticaretinin sorununa kökten çözüm getirmelidirler. Taraf Devletler, insan ticaretiyle mücadele mevzuatında, kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kızların karşılaştığı sosyal ve ekonomik zorlukları ele almalı ve özellikle kırsal bölgelerde ve yerli topluluklarda yargı mensupları, emniyet çalışanları, sınır güvenliği personeli, diğer kolluk görevlileri ve sosyal çalışmacılara; önleme tedbirleri, mağdur koruma ve yardım konularında toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla eğitimler düzenlemelidir.

28. 9.Madde Taraf Devletlerin, vatandaşlık statüsünün kazanılması, değiştirilmesi veya korunmasında kadınlara erkekler ile eşit haklar tanınmasını öngörmektedir. Kırsal kesim kadınları ve/veya bu kadınların çocukları kendi ülkelerinde vatandaş olarak tanınmamaları, onları haklarından mahrum bırakabilmektedir. Bu uyruksuzluk durumu sıklıkla, kadının uyruğunu çocuklarına ve yabancı eşine aktarmasını imkânsız kılan veya bir yabancı ile evlenmesi sonucu ya da evliliğinin sona ermesiyle kendi uyruğunu kaybetme riski yaratan ayrımcı mevzuatın sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunlara ek olarak, özellikle doğum kütüğü tutulmaması ve/veya evlilik, boşanma ve ölüm belgelerinin eksikliği nedeniyle kırsal kesimlerde kimlik belgelerinin elde edilmesi daha da zorlaşmaktadır.

296

29. Kadınların mülteci statüsü, iltica, vatandaşlık ve uyruksuzluk durumlarının toplumsal cinsiyet boyutlarına ilişkin 32 sayılı Genel Tavsiye (2014) doğrultusunda Taraf Devletler, kırsal kesimde yaşayan kadınların erkeklerle aynı koşullar altında vatandaşlık statüsü kazanması, değiştirebilmesi, koruması, feragat etmesi veya çocuklarına ve yabancı eşlerine aktarabilmesini sağlamalı ve bu konudaki hakları konusunda kırsal kesim kadınlarını bilinçlendirmelidirler. Taraf Devletler, ayrıca kırsal kesimde yaşayan kadınların kişisel kimlik belgelerine (kimlik kartları, pasaport, sosyal güvenlik numaraları, vb.) ve kırsal kesimde doğum, evlilik, ayrılık, ölüm, vb. için nüfus kayıt işlemlerine erişimlerini sağlamalıdır.

30. 15. Maddede kanunlar nezdinde kadın erkek eşitliği ve sözgelimi kırsal kesim kadınlarının eşlerinden veya erkek bir vasiden bağımsız olarak sözleşme akdetme ve mülk idaresinde erkeklerle aynı hukuki ehliyete sahip kabul edilmesini sağlayacak şekilde medeni hukuk alanına giren konularda özdeş hukuki ehliyet koşullarının tesisi öngörülmektedir.

31. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınları için kanun önünde eşitlik ve eşinden veya herhangi bir erkek vasiden bağımsız olarak sözleşme akdetme ve mal idaresi de dâhil olmak üzere, erkeklerle özdeş koşullarda hukuki ehliyet tesis etmelidir.

32. 16.Madde, kırsal kesimde yaşayan çoğu kadının ayrımcı sosyal normlar, uygulamalar ve çoğul adalet sistemlerinde yer alan yasalar ya da ilgili yasaların uygulanmaması nedeniyle kadınların aile ve evlilik ilişkilerinde faydalanamadığı eşitlik haklarını güvence altına almaktadır. Kırsal toplumlarda yaşayan genç kızlar çocuk yaşta ve/veya zorla evlilik ve erken gebelik tehlikesi altındadırlar. Kırsal kesimde yaşayan kadınlar da aile ilişkilerinde ve evlilik içinde eşitliği ciddi bir şekilde baltalayan çokeşlilikten orantısız bir biçimde etkilenmektedirler.

33. Taraf Devletler, kişisel statü ve aile hukuklarını, evlilik ve aile ilişkilerine ilişkin 21. Genel Tavsiye (1994) ve evlilik, aile ilişkileri ve boşanmaların sonuçlarına ilişkin 29.Genel Tavsiye (2013) doğrultusundaki 16.Madde ile uyumlu hale getirmelidirler. Ayrıca kırsal

297

kesimde yaşayan kadınların boşanma ya da eşin ölümü durumunda bakım ya da nafakanın yanı sıra mal rejimi de dahil olmak üzere, evlilik konusunda sahip oldukları eşitlik haklarını güvence altına almalı ve kırsal kesimlerde, kadınları evlilikle ilgili hakları konusunda bilinçlendirmelidirler.

34. Taraf Devletler kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının çocuk yaşta ve/veya zorla evlendirilmelerini önlemek ve yasaklamak üzere; kırsal kesimlerde bu tür uygulamaları yasaklayan düzenleme ve kanunlarda reforma gidilmesi ve uygulanması yoluyla, özellikle erkeklere duyarlılık kazandırmayı amaçlayan medya kampanyalarıyla, kapsamlı olarak yaş gruplarına göre düzenlenmiş cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimi de dahil olmak üzere okul temelli önleme programlarıyla ve yanı sıra kırsal kesimde evlendirilmiş kız çocuklarına ve çocuk yaşta ve/veya zorla evlendirilme riski altında olan kız çocuklarına yönelik sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetlerin sağlanması yoluyla tedbir almalıdır. Ayrıca, Taraf Devletler kırsal kesimlerde daha yaygın görülen çokeşli evliliklere yönelik caydırıcı ve yasaklayıcı çalışmalar yapmalıdır.

IV. Taraf Devletlerin Kırsal Kesim Kadın Haklarının Belirli Boyutlarıyla İlgili Yükümlülükleri

A. Kırsal Kesim Kadınlarının Kırsal Kalkınmaya Katılma ve Kırsal Kalkınmadan Faydalanma Hakkı

35. Kırsal kesim kadınları, sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü olarak görülmelidir. Kırsal kesim kadınlarının tarım ve kırsal kalkınmada oynadığı hayati role karşın, yapılan açılımlar ve uygulanan politikalar genellikle toplumsal cinsiyet duyarlılığı taşımamakta ve kırsal kesim kadınları, kolaylaştırıcı çerçevelerden fayda sağlayamamaktadır. Kırsal kesim kadınlarının hakları da sıklıkla, çatışma ortamlarında ve çatışma sonrası bağlamda yürütülen DDR (silahsızlandırma, terhis ve reentegrasyon) çalışmalarında dikkate alınmamaktadır.

298

36. Taraf Devletler ormancılık, hayvancılık, balıkçılık ve kültür balıkçılığı dahil kırsal kalkınma, tarım ve su politikalarının toplumsal cinsiyete duyarlı olmasını ve yeterli bütçeyle desteklenmesini sağlayacak kurumsal, yasal ve politika çerçeveleri oluşturmalıdır. Taraf Devletler şunları sağlamalıdır:

(a) Ulusal Gıda Güvenliği Bağlamında Arazi Kullanım Hakkı, Balıkçılık ve Ormancılıkla ilgili Sorumlu Yönetişime ilişkin İhtiyari Kılavuz İlkeler, Gıda Güvenliği ve Yoksulluğun Sonlandırılması Bağlamında Sürdürülebilir Küçük Ölçekli Balıkçılığın Güvence Altına Alınmasına ilişkin İhtiyari Kılavuz İlkeler, siyaset ve kamu hayatında kadın konulu 23 sayılı Genel Tavsiye ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda, tüm tarım ve kırsal kalkınma politika, strateji, plan (operasyon planları dahil) ve programlarına toplumsal cinsiyet bakış açısı entegre edilerek ve yansıtılarak kırsal kesim kadınlarının paydaş, karar alıcı ve faydalanıcı olarak rol oynaması ve görünür kılınması. Taraf Devletler, söz konusu politika, strateji, plan ve programların yazılı kayıt altına alınarak izlenmesini ve açıkça belirlenmiş bir çerçeve dâhilinde değerlendirilmesini sağlamalıdırlar.

(b) Kırsal kalkınma konularından sorumlu bakanlıklarda üst düzey personelin görev yapacağı, yeterli bütçe ile finanse edilen; kurumsal usullere göre, hesap verebilirlik çerçevesinde ve etkili koordinasyon mekanizmalarıyla işleyen toplumsal cinsiyet birimlerinin oluşturulması,

(c) Özellikle, çatışma ortamlarında ve çatışma sonrası bağlamda yürütülen DDR (silahsızlandırma, terhis ve reentegrasyon) çalışmalarıyla ilgili kırsal kalkınma programlarının planlanması aşamasında; çatışma önleme, çatışma ve çatışma sonrası bağlamında kadına ilişkin 30 sayılı Genel Tavsiye doğrultusunda kırsal kesim kadınlarının haklarının korunması.

299

B. Sağlık Hizmetler, [madde 14, para.2(b), madde 12 ile birlikte okuyunuz]

37. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı dâhil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişim; yaygın toplum normları ve ataerkil tutumlar, kırsal kesimde sağlık hizmetleri bütçesinin yetersizliği, altyapı ve eğitimli personel eksikliği, modern doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilgi yetersizliği, yerleşimlerin ücra kalması ve ulaşım imkânının olmaması nedeniyle kırsal kesim kadınları ile yaşlı ve engelli kadınlar için son derece kısıtlıdır. Güvenli içme suyu, sıhhi altyapı ve atık yönetim tesislerinin yanı sıra gıdaya yeterli erişimin olmayışı ve yeterli beslenememe nedeniyle sağlık riskleri daha da artmaktadır. Obstetrik fistül gibi belirli rahatsızlıklar da kırsal kesim kadınları arasında daha yaygın olup doğrudan, sezaryen doğum için uzmanlaşmış acil sağlık hizmetlerinden faydalanma imkânının olmaması ve dolaylı olarak da erken yaşta gebelikler ve yetersiz beslenmeden kaynaklanmaktadır.

38. Anne hastalık ve ölüm oranı, birçok kırsal bölgede orantısız ölçüde yüksek seyretmektedir. Çocuk yaşta evlilikler, kız çocuklarını çocuk yaşta hamilelik riskiyle karşı karşıya bırakmakta ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde anne ölümlerinin artışına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Tüm dünyada, uzman doğum hizmeti ve sağlık ekibi kırsal kesimlerde şehirlere oranla daha az bulunmakta ve bu durum doğum öncesi, esnası ve sonrası bakım olanaklarının yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Yoksulluk, bilgi eksikliği ve hizmetlerin kullanım ve erişim imkânlarının kısıtlılığı nedeniyle aile planlamasına ve doğum kontrol hizmetlerine ihtiyaç artmıştır. Kırsal kesim kadınları, şehirli akranlarına göre daha yüksek olasılıkla güvensiz gebelik sonlandırma yollarına başvurmakta; bu durum hayati tehlike yaratmakta ve sağlıklarına zarar vermektedir. Kürtajın yasal olduğu ülkelerde dahi, makul olmaktan uzak bekleme süreleri de dâhil kısıtlayıcı koşullar genellikle kırsal kesim kadınlarının bu imkândan faydalanmasını engellemektedir. Kürtajın kanunen yasaklandığı hallerde ise; sağlık üzerindeki olumsuz etkiler daha da büyük boyutlara ulaşmaktadır.

39. Taraf devletler kırsal kesim kadınları ve kız çocuklarının uygun sağlık hizmeti hakkını korumalı ve aşağıda yer alan hususları temin etmelidir:

300

(a) Yaşlı kadınlar, kadın hane başları ve engelli kadınlar dâhil olmak üzere kırsal kesim kadınları için kaliteli sağlık hizmetlerinin fiziksel olarak erişilebilir ve uygun maliyetli olması (gerektiğinde ücretsiz olması); kültürel olarak kabul edilebilir olması; eğitimli sağlık personelinin istihdam edilmesi. Hizmetler şunları sağlamalıdır: aile planlaması dahil olmak üzere temel sağlık hizmeti; acil kontrasepsiyon dahil olmak üzere kontrasepsiyona erişim, Yasal olup olmadığını gözetmeksizin güvenli gebelik sonlandırma ve kaliteli gebelik sonlandırma sonrası hizmetlere erişim; doğum öncesi, perinatal ve doğum sonrası ve obstetrik hizmetler; tecavüz sonrası acil müdahale dahil olmak üzere HIV önleme ve tedavi hizmetleri; akıl sağlığı hizmetleri; gıda, bebekler ve çocukların beslenmesi konusunda rehberlik; mamografi ve diğer jinekolojik muayene hizmetleri; kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi ve tedavisi; ağrı giderme dahil olmak üzere temel ilaçlara erişim; ve palyatif bakım;

(b) Cinsel ve üreme sağlığı ve hakları başta olmak üzere; kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine yeterli finansmanın sağlanması;

(c) Özellikle gebeliğin sonlandırılmasını suç olarak niteleyen, gebeliğin sonlandırılması için bekleme süresi ve üçüncü kişilerin onayını gerektiren kanunlar başta olmak üzere; kırsal kesim kadınlarının cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimini engelleyebilecek yasa ve düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması;

(d) Hamile kadınların ve yeni annelerin, özellikle adölesan annelerin ve bebeklerinin, sağlık ve beslenme durumlarının sistematik ve düzenli takibi. Kötü beslenme veya temiz suya erişim olmadığı durumlarda, ekstra gıda istihkakı ve içme suyunun hamilelik ve emzirme döneminde sistematik olarak sağlanması;

(e) Kırsal sağlık tesislerinde yeterli su ve sanitasyon hizmetlerinin olması;

(f) Yazılı, sözel ve görsel yollar aracılığıyla sağlık hizmetleri bilgisinin yerel dil ve lehçelerde geniş olarak yayılması; bu bilgilerin hijyeni, önlenebilir bulaşıcı olan ve olmayan

301

ve cinsel yolla aktarılan hastalıkları, sağlıklı hayat tarzları ve beslenmeyi, aile planlamasını ve geciktirilmiş doğumun faydalarını, hamilelikte sağlığı, emzirme ve emzirmenin çocuk ve anne sağlığına etkisini, cinsel ve aile içi dahil olmak üzere kadına yönelik şiddetin ve zararlı uygulamaların yok edilmesi ihtiyacını içermesi.

(g) Anne sütü ikamelerinin pazarlanmasının etkin regülasyonu ve Anne Sütü İkamelerinin Pazarlanmasına İlişkin Uluslararası Kanununun izlenmesi.

(h) Halk sağlığı çalışanları ve geleneksel doğum hizmetlilerinin toplumsal cinsiyete ve kültüre duyarlı eğitimlerinin sağlanması, sapa kırsal bölgelerde uygun maliyetli sağlık hizmetleri sunan mobil kliniklerin karşılanması, hem kadınlar hem de erkekler için cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimi dahil olmak üzere kırsal topluluklar için geliştirilmiş sağlık eğitimlerinin verilmesi;

(i) Hasta bakımı yapanlar dahil olmak üzere kırsal kesim kadınlarının sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında desteklenmeleri için, topluluk ve/veya mikro-sağlık sigorta şemalarına yatırım yapılması.

C. Ekonomik ve sosyal yaşam (Madde 14, para.2(c), 11.Maddenin 1(e) ve 2 (b) para. ve 13.Madde ile birlikte okuyunuz)

40. 14.Maddenin 2(c) paragrafı, Taraf Devletlerin kırsal kesim kadınlarının sosyal güvenlikten doğrudan faydalanmasını sağlamalarını öngörür. Ancak, kırsal kesim kadınlarının çoğunluğunun kayıtlı işgücü piyasasında fırsatlara erişimleri kısıtlıdır ve kayıtlı istihdamla ilgili iş kanunları ve sosyal güvenlik mevzuatıyla düzenlenen faaliyetlerde bulunmaları olasılığı daha yüksektir. Dolayısıyla, daha fazla risk altında kalmakta ve durumlarını dikkate alan sosyal koruma tedbirlerine ihtiyaç duymaktadırlar.

41. Ekonomik ve sosyal yaşamda kırsal kesim kadınlarına karşı ayrımcılığın sona erdirilmesi için Taraf Devletler

302

(a) gelir getirmeyen işlerde ve/veya kayıt dışı çalışan kırsal kesim kadınlarının, kırsalda ve şehirde aile işletmelerinde ücretsiz çalışan kadın işçilere ilişkin 16 sayılı Genel Tavsiyeye uygun olarak, işveren ödemeli sosyal güvenlikten faydalanmalarını ve kayıtlı istihdam içinde yer alan kadınların işveren ve çalışan ödemeli sosyal sigorta yardımlarından, medeni hallerine bakılmaksızın, kendi hesaplarına faydalanmalarını sağlamalı ve

(b) 14.Maddenin 2(b) ve 2(h) paragrafları ve Sosyal Koruma Tabanlarına ilişkin 202 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesine uygun olarak, kırsal kesimlerde tüm kadınların temel sağlık, çocuk bakım imkânları ve gelir güvencesine erişimlerini sağlayacak toplumsal cinsiyete duyarlı sosyal koruma tabanları benimsemelidirler.

D. Eğitim [Madde 14, para.2(d), Madde 10(a) ile birlikte okuyunuz]

42. Dünya genelinde, kırsal kesim kadınları ve kız çocuklarının okuryazarlık düzeyleri düşük olup; eğitim ve öğretim imkânlarına erişim söz konusu olduğunda dezavantajlı durumdadırlar. Kırsal kesimde yaşayan kız çocukları çocuk yaşta ve/ veya zorla evliliklerin mağduriyetini yaşamakta ve eğitim ortamlarında cinsel taciz ve şiddete uğrayarak okulu bırakmak zorunda kalabilmektedir. Kırsal kesim kız çocuklarının okula devam süreleri yemek pişirme, çocuk bakımı, tarım işleri, su taşıma ve yakacak odun toplama gibi ev ve bakım sorumlulukları ve okulun uzak olması ve okullarda yeterli su, tuvalet ve hijyenin olmaması nedeniyle regl döneminde kızların hijyen ihtiyaçlarının karşılanmaması nedenleriyle sıklıkla daha da kısalmaktadır.

43. Taraf Devletler, kadınların ve kız çocuklarının eğitim hakkını koruyarak aşağıdaki teminatları sağlamalıdır:

(a) Kırsal kesimlerde eğitim altyapısını geliştirmek, nitelikli öğretmen ve kadın öğretmen sayısını artırmak, ilköğretimi zorunlu ve ücretsiz hale getirmek, yerel

303

dillerde ve kültüre uygun eğitim imkanı sağlamak suretiyle tüm kırsal kesim kız çocuklarının, engelli kız çocukları da dahil olmak üzere, kaliteli eğitime maddi ve fiziki erişimlerinin sağlanması;

(b) Eğitim sisteminin tüm basamaklarında çalışan öğretim personeline kırsal kesim kadınlarının ve kız çocuklarının hakları ve kırsal kesim kadınlarının ve kız çocuklarının eğitim olanaklarını kısıtlayan ayrımcı cinsiyet ve /veya toplumsal cinsiyet temelli, etnik ve diğer kalıp yargılarlar mücadele etme gereği hususunda sistematik eğitimler verilmesi. Kadınların ve erkeklerin aile ve toplum içindeki rol ve sorumluluklarına ilişkin ayrımcı kalıp yargıları ortadan kaldırmak üzere okul müfredatı yeniden gözden geçirilmelidir.

(c) Kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitimine yönelik olumsuz tutumları değiştirmek üzere farkındalık çalışmaları yürütülmesi ve burs ve mali yardım, kredi ve nakit transferleri ve ulaşım yardımı gibi yollarla doğrudan ve dolaylı eğitim maliyetlerinin karşılanması için kırsal kesim kız çocuklarını ve ebeveynlerini destekleyen teşviklerin sağlanması;

(d) Kırsal kesim kız çocuklarının okul devamlılığını engelleyen ücretsiz bakım sorumluluklarının azaltılmasına ve emek sömürüsü, çocuk yaşta ve/veya zorla evliliklere ve cinsel şiddet ve istismar dahil olmak üzere okul sistemi içinde ve dışında toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı korunmasına yönelik olarak programlar uygulanması;

(e) Kız çocuklarının ve öğretmenlerin kızların eğitimine karşı çıkanların saldırısına uğraması durumlarında, eğitim kurumlarının korunması güvenlik güçlerinin öncelikli görevi olmalıdır.

(f) Ev temelli veya toplum tabanlı mikro girişimcilik faaliyetlerine de uygulanabilecek olan kariyer danışmanlığı ve akademik danışma programları aracılığıyla kırsal kesim

304

kız çocukları ve kadınlarının matematik, bilişim, doğa ve tarım bilimleri ve teknolojileri vb. gibi geleneksel olmayan çalışma ve kariyer alanları seçmelerinin teşvik edilmesi;

(g) Kırsal bölge okullarındaki gebe kız çocuklarının hamilelik süresince alıkonulması ve doğum sonrası okula geri dönmesine izin verilmesinin sağlanması ve çocuk bakım imkânlarının, emzirme odalarının ve yanı sıra emzirme ve çocuk bakımı ile ilgili rehberlik hizmetinin kullanıma sunulması;

(h) Kırsal bölge okullarının yeterli su tesisatının ve kızlar için ayrı, güvenli ve korunaklı tuvaletlerinin bulunması ve okullarda engelli çocukların da ihtiyaçlarını dikkate alarak regl döneminde hijyen eğitimi ve kaynakları sunulması;

(i) Kırsal bölgelerde kadınlar için yetişkin okuryazarlık programlarının yürütülmesi;

(j) İşbaşında eğitim çalışmalarının kırsal kesim kadınlarının mesleki ihtiyaçlarına göre ve yönelik olarak yürütülmesi ve kadınların sürdürülebilir tarım uygulamaları, hayvan sağlığı ve gelişmiş hayvancılık uygulamaları gibi konularda teknik ve mesleki eğitim ve beceri eğitimlerine eşit erişime sahip olmaları.

44. Eğitim ve öğretime ek olarak; 14.Maddenin 2(d) bendinde kırsal kesim kadınlarının, çiftçi eğitimi, tarımsal verim ve kadınların ekonomik yönden güçlendirilmesinde önemli bir rol oynayan toplum ve yayım hizmetlerinden faydalanabilmesi öngörülmektedir. Bu hizmetler sıklıkla, kırsal kesim kadınlarının önceliklerine, kapasite ve gereksinimlerine etkili bir şekilde yanıt verememekte ve teknik bilgiye erişimlerini yeterince desteklememektedir.

45. Taraf Devletler, çiftçi ve müşteri olarak kadınların farkına vararak kaliteli tarımsal yayım ve kırsal danışma hizmetlerinin geliştirilmesi ve yürütülmesi hususunda iyileştirmeler yapmalıdır. Bu hizmetlerin yürütülmesinde görevlendirilecek kadın ve erkek yayım ve kırsal danışma çalışanlarının toplumsal cinsiyete duyarlı program tasarımı ve

305

uygulaması hususunda uzmanlık bilgisine sahip olması ve kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyet analizi ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme alanlarında düzenli olarak eğitim almalarını temin etmelidir. Taraf Devletler toplumsal cinsiyete duyarlı tarımsal yayım ve kırsal danışma politika ve programlarını benimsemeli, uygulamalı, düzenli aralıklarla izlemeli ve değerlendirmelidir.

46. Taraf Devletler, yayım ve danışma personeli olarak daha fazla kadın istihdam ederek kırsal kesim kadınlarının tarımsal yayım hizmetlerinde temsilini teşvik etmeli ve kuruluş politikalarının kadınların hak, ihtiyaç ve emellerini destekler nitelikte olmasını sağlamalıdır. Taraf Devletler, yürütülecek zirai araştırmalarda ekstra bilim kadını istihdamı sağlayarak kırsal kesim kadınlarıyla ilgili yayım hizmetleri içeriğini de genişletmelidir.

47. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarının hasat teknikleri, muhafaza, depolama, işleme, ambalaj, pazarlama ve girişimcilik konularında teknik bilgiye erişimlerini özel olarak teşvik etmelidir.

E. İstihdam [madde 14, para. 2(e), madde 11 ile birlikte okuyunuz]

48. Kırsal kesim kadınlarının ücretli çalışma olanakları kısıtlı kalmakta ve bu kadınlar beceri gerektirmeyen, kısmi zamanlı, mevsimlik, düşük ücret karşılığı veya maddi kazanç sağlamayan işlerde, ev bazlı faaliyetlerde ve geçimlik tarım işlerinde çok uzun saatler çalışmaktadırlar. Kayıt dışı istihdamda orantısız olarak temsil edilmekte ve sosyal güvenceden uzak çalıştırılmaktadırlar. Kırsal kesim kadınlarının gelir çeşitlendirme olanaklarına eşitsiz erişimleri sıklıkla kırsal kesim erkeklerinden daha yoksul olmalarına neden olmaktadır.

49. Kırsal kesim kadınları çok sayıda bölgede tarım işçileri arasında fazla temsil edilmekte; bu durum kadınları gübre ve böcek ilaçlarının çeşitli aktörler tarafından yanlış ve yaygın kullanımıyla daha fazla sağlık riskiyle karşı karşıya bırakarak hastalıklara, genç ölümlere, hamilelik komplikasyonlarına, ceninde rahatsızlıklara ve bebeklerde ve çocuklarda fiziksel ve

306

gelişimsel hastalıklara neden olmaktadır. Söz konusu riskler, kadınların tarım kooperatiflerinde, çiftçi ve üretici örgütlerinde, arazi idaresinde ve kırsal işçi örgütlerinde yeterli düzeyde temsil edilmemesi ve yayım hizmetlerine erişimlerinin kısıtlılığıyla daha da şiddetli bir hal almaktadır.

50. Taraf Devletler, 23 Sayılı Tavsiye ve eşit işe eşit ücrete ilişkin 13 Sayılı Genel Tavsiyeye uygun olarak, kırsal kesim kadınlarının durumlarına ve işgücünde temsillerine özel önem göstererek insan onuruna yaraşır iş ve eşit işe eşit ücret ilkesini yasa ve politika çerçevelerine tam olarak yerleştirmelidir.

51. Taraf Devletler toplum ve dayanışma ekonomilerinin teşvik edilmesi dahil yollarla yerel kırsal ekonomileri güçlendirmeli ve sürdürülebilir kalkınma bağlamında kırsal kesim kadınları için yerel istihdam ve geçim olanakları yaratmalıdır. Kırsal kesim kadınlarının insan onuruna yaraşır istihdam imkanlarına erişimlerini kısıtlayan ilgili kanun, yönetmelik ve politikaları gözden geçirmeli ve kırsal emek piyasalarında belirli işlere kadınlarının alınmaması vb. şekillerde kadınlara yönelik ayrımcı uygulamalara son vermelidir. Taraf Devletler ayrıca aşağıdaki yollarla kırsal kesim kadınlarının istihdam hakkını güvence altına almalıdır:

(a) Kayıt dışından kayıtlı ekonomiye geçişe ilişkin 204 Sayılı (2015) ILO Tavsiyesini uygulayarak kırsal kesim kadınlarının kayıt dışı ekonomiden kayıtlı ekonomiye geçişinin kolaylaştırılması, gelir güvencesi ve geçim kaynaklarının geliştirilmesi için fırsat yaratılması;1

(b) Mikro kredi kolaylıkları sağlanması dahil olmak üzere, kırsal kesim kadınlarının iş ve diğer girişimler kurmasına yönelik fırsatların genişletilmesi;

(c) Ücretli analık izninden faydalanmalarının sağlanması dahil yollarla, kırsal kesim kadınlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi; kayıt dışı sektörle acilen ilgilenilerek geçindirebilecek ücret tesis edilmesi ve işyerinde cinsel taciz, sömürü ve diğer istismar türlerini engelleyici adımlar atılması;

1 Bkz. ILO 204 sayılı Tavsiye

307

(d) Kırsal kesim kadın işçilerinin insan onuruna yaraşır çalışma koşullarına ulaşması için toplu pazarlık haklarının korunması;

(e) Kırsal kesim kadınlarını zararlı kimyasallara karşı korumak üzere yasal ve sair önlemler alarak kadınların mesleki sağlık ve güvenliklerinin koruma altına alınması. Başta tehlikeli kimyasallar olmak üzere kimyasal maddelere, böcek ilaçlarına ve tarım, maden arama ve diğer sanayilerde kullanılan diğer ürünlere maruz kalma ve bunların kullanımının sağlık ve çevre üzerindeki etkileri hakkında bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. Taraf Devletler, söz konusu etkiler ve alternatiflere ilişkin kamu farkındalık programları tasarlayarak uygulamalı ve kırsal kesim kadınlarının ve mensubu oldukları toplulukların açık rızası olmaksızın bu tehlikeli madde ve kimyasalların kullanım, depolama veya bertaraf işlemlerinin gerçekleştirilememesinin sağlanmalıdır.

(f) Kırsal kesim kadınlarına hastalık ve iş göremezlik durumlarını da kapsayacak şekilde sosyal güvence sağlanması;

(g) Kırsal kesim kadınlarının üretici, girişimci, tedarikçi, işçi ve tüketici kimliğiyle yerel ve küresel Pazar ve değer zincirlerinde aktif ve etkili şekilde yer almasının, kalite güvence ve standartları anlamında kapasite gelişimi ve devlet alımlarının teşviki dahil yollarla desteklenmesi;

(h) Kadınların ücretsiz bakım yükünü hafifletmek üzere dayanışma ve toplum temelli bakım hizmetleri gibi yollarla kırsal bölgelerde çocuk bakımı ve diğer bakım hizmetlerinin sunulması, kadınların gelir getiren işlerde istihdamına olanak sağlanması ve mesai saatleri içinde emzirme izni kullanmalarının sağlanması;

(i) Gelir getirici faaliyetlerin oluşturulması gibi yollarla kırsal kesim kadınlarının yaşadıkları bölgede istihdam edilmesini teşvik etmek üzere, hedefe yönelik tedbirler tasarlanması ve uygulanması.

308

F. Siyasi ve kamusal yaşam [madde 14, para.2(a) ve 2(f), madde 7 ile birlikte okuyunuz)

52. Kırsal kesim kadınları, tüm kademelerde karar alma mekanizmalarına ve üst düzey yetkililerle toplum düzeyi tartışmalara katılma hakkını haizdir; ancak seçilmiş yetkililer, memur olarak kırsal yaygınlaştırma ve su, ormancılık veya balıkçılık hususlarında, kooperatiflerde ve mahalle kurullarında ya da ihtiyar heyetlerinde temsilleri yeterli düzeyde değildir. Kısıtlı katılımları; eğitimsizlik, dil ve okuryazarlıkla ilgili sıkıntılar, ulaşımın ve hareket imkânlarının kısıtlılığı, çatışma ve güvenlik kaygıları, ayrımcı toplumsal cinsiyet normları ve kalıp yargıları ve çocuk bakımı, su temini ve diğer sorumluluklar nedeniyle zaman yetersizliği sonucunda ortaya çıkabilmektedir. İlgili yasal, siyasi ve kurumsal süreçler hakkında yeterli bilgi sahibi olmamaları da karar alma süreçlerinde verimli katılımlarını kısıtlayıcı rol oynayabilmektedir.

53. Kırsal kesim kadınlarının siyasi ve kamusal yaşama ve karar alma süreçlerinin tüm basamaklarına aktif, özgür, verimli, anlamlı ve bilinçli katılımlarını sağlamak üzere, Taraf Devletler, 23 ve 25 sayılı Genel Tavsiyeleri aşağıdaki hususlara özellikle odaklanarak uygulamaya geçirmelidir:

(a) Kırsal kesim kadınlarının başta Meclisler ve arazi, ormancılık, balıkçılık ve su yönetişim birimleri dâhil tüm kademelerde yönetişim birimleri ve yanı sıra doğal kaynaklar yönetimi olmak üzere karar alıcı pozisyonlarda temsil edilmeleri için kota ve hedefler konulması. Bu bağlamda, kadın erkek eşitliğinin gerçek anlamda hayata geçirilmesi için açık hedefler koyulmalı ve takvim belirlenmelidir.

(b) Kırsal kesim kadınlarının ve onların örgütlerinin, kendilerini etkileyen tüm alanlarla ve düzeylerde politika geliştirme, uygulama ve izleme süreçlerine nüfuzlarının; siyasi partilere ve ihtiyar ve köy meclisleri gibi yerel ve özerk kurumlara katılım dâhil yollardan sağlanması. Taraf Devletler, ayrımcılığı sona erdirmek üzere, kırsal kesim kadınlarının tüm kamu kurumlarına katılımlarını izleyecek araçlar geliştirmeli ve uygulamalıdır.

309

(c) Taban düzeyindeki karar alma ve politika süreçleri dâhil alanlarda gözlenen kadın erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerinin çözümlenmesi ve etkili ve toplumsal cinsiyete duyarlı kırsal karar alma yapılarının kurulması yoluyla, kırsal kesim kadınının toplum hayatına katılımının önündeki engellerin kaldırılması. Taraf Devletler, kadınların toplum hayatına katılımını pratikte engelleyen unsurları ortadan kaldırmak üzere eylem planları geliştirmeli ve toplumsal karar alma süreçlerinde kadın katılımının sağlanmasının önemine ilişkin farkındalık kampanyaları yürütmelidir.

(d) Tüm kırsal ve zirai kalkınma stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında kırsal kesim kadınlarının katılımının sağlanması ve su, sıhhi tesisat, ulaşım ve enerji dahil kırsal altyapı ve yanı sıra tarım kooperatifleri, tarımsal üretici birlikleri, yardımlaşma grupları ve tarımsal işleme sanayi kuruluşlarının planlama ve karar alma süreçlerine etkin katılımlarının sağlanması. Kırsal kesim kadınları ve temsilcileri tüm kırsal ve zirai kalkınma stratejilerinin keşif, analiz, planlama, tasarım, bütçeleme, finansman, uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerine doğrudan katılabilmelidir.

(e) Kırsal kalkınma projelerinin ancak ve ancak kırsal kesim kadınlarının tam katılımıyla katılımcı toplumsal cinsiyet ve çevre etki değerlendirmeleri yapıldıktan ve özgür iradeyle ve bilinçli bir şekilde öncesinden rızaları alındıktan sonra uygulanması. Katılımcı değerlendirme sonuçları bu tür projelerin uygulamasıyla ilgili herhangi bir karar alınırken temel kriter olarak değerlendirilir. Olası istenmeyen çevresel ve toplumsal cinsiyet sonuçlarının etkisini azaltmak üzere etkili önlemler alınmalıdır.

(f) Taraf Devletler 30 Sayılı Genel Tavsiyeyi gözeterek çatışma durumları ve çatışma sonrası bağlamlarda kırsal kesim kadınlarının karar alıcılar olarak barış inşa çalışmalarına ve süreçlerine katılımlarını sağlamalıdır.

310

G. Arazi ve doğal kaynaklar [madde 14, para.2(g), madde 13 ile birlikte okuyunuz]

54. Kırsal kesim kadınlarının toprak ve doğal kaynaklar üzerinde ancak kısıtlı haklarından söz edilebilmektedir. Çok sayıda bölgede, kadınlar geniş ölçüde erkeklerin kontrolünde olan arazi hakları bağlamında, ortak araziler bakımından da, ayrımcılığa uğramaktadır.

G.1 Arazi ve doğal kaynaklar

55. Komite, kırsal kesim kadınlarının arazi ve su, tohum, ormancılık ve balıkçılık dahil doğal kaynaklarla ilgili haklarını temel insan hakları olarak değerlendirmektedir. Bu hakların kullanımı önündeki engeller ise sıklıkla ayrımcılık içeren kanunları, kanunların yeterli ölçüde uyumlaştırılamamasını ve ulusal ve yerel düzeylerde etkisiz kanun uygulamaları ve yanı sıra ayrımcı kültürel tutum ve uygulamaları kapsamaktadır.

56. Taraf Devletler, arazi ve doğal kaynaklarla ilgili konularda kırsal kesim kadınlarının maddi anlamda eşitliğini hayata geçirmek üzere geçici özel önlemler dahil gerekli tüm tedbirleri almalı ve kadınların arazi ve doğal kaynaklarla ilgili haklarına ket vuran ayrımcı kalıp yargılar, tutum ve uygulamalarla ilgili çözüm geliştirmek üzere kapsamlı bir strateji tasarlayarak hayata geçirmelidir.

57. Taraf Devletler, kırsal kesimlerde sıklıkla arazi sevk, idare ve devir işlerini yöneten örfi sistemlere özellikle dikkat etmeli ve bu sistemlerde kadınlara ayrımcılık yapılmamasını sağlamalıdır. Kırsal kesim kadınlarının geleneksel, dini ve örfi liderler; kanun koyucular, yargı mensupları, avukatlar, kolluk yetkilileri ve idareciler, medya ve ilgili diğer aktörler karşısında toprak, su ve diğer kaynaklarla ilgili hakları hakkında farkındalık oluşturmalıdırlar.

58. Taraf Devletler, mevzuatlarında kırsal kesim kadınlarının toprak, su ve diğer kaynaklarla ilgili haklarının erkeklerle eşit temelde, şahsi ve/veya medeni hallerine veya erkek bir vasi ya da garantörlerinin olup olmamasına bakılmaksızın güvence altına alınmasını ve hukuki ehliyetlerini tam olarak kullanabilmelerini sağlamalıdırlar. Kırsal

311

kesimde yaşayan yerli kadınların geleneğe dayalı olarak sahip oldukları, ellerinde bulundurdukları, kullandıkları veya elde ettikleri toprak, su, ormancılık, balıkçılık, su ürünleri ve diğer kaynaklara yerli erkeklerle eşit erişimlerini, ayrımcılık ve el koyma uygulamalarına karşı korumak dahil yollara başvurarak sağlamalıdırlar.

Ayrıca, Taraf Devletler

(a) Kırsal kesim kadınlarının, kadınların da üyesi olabileceği veya tüm üyeleri kadın olan tarım kooperatiflerinden faydalanabilmesini ve bunlara katılabilmesini teşvik etmeli;

(b) Balıkçılık ve su ürünlerinde kırsal kesim kadınlarının rolünün ve balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına ilişkin bilgi düzeylerini artırmalı ve yakacak odun ve odun dışı orman ürünlerine güvenli erişimleri dahil olmak üzere ormanlara ve sürdürülebilir ormancılık kaynaklarına erişimlerini desteklemeli;

(c) Kadınların toprak, su ve diğer kaynaklarla ilgili haklarının savunulması ve korunmasına yönelik örfi ve kanuni kurum ve mekanizmaların sözgelimi toplum hukuki destek hizmetleri dahil yollarla güçlendirmelidirler.

G.2 Tarım ve Toprak Politikaları, Organik Tarım

59. Tarımda sanayileşmenin sonuçları sıklıkla kırsal kesim kadın çiftçilerinin zararına olmuş ve toprak bozunumu ve erozyonu, su kaynaklarının tükenmesi ve yerel besin ürünlerine zarar vermek pahasına endüstri ürünlerinin yetiştirilmesi gibi durumları içermiştir. Genetiğiyle oynanmış mekanizmaların tartışmalı kullanımı ve genetiği değiştirilmiş besinlerin patent alması da tarımda sanayileşmenin artışıyla ilişkilidir. Ancak kırsal kesim kadınları daha sıklıkla organik ve sürdürülebilir tarım faaliyetleri ile uğraşmaktadırlar.

60. Küresel gıda, enerji, finans ve çevre krizleri devlet arazilerinin ve diğer arazilerin yerel, ulusal ve yabancı yatırımcılara satışını ve kiralanmasını artırmıştır. Sıklıkla kamulaştırma

312

uygulamalarıyla birlikte görülen bu tür anlaşmalar kırsal kesim kadınlarını zorunlu tahliye ve yoksulluğun artması riskleri altında bırakmış ve toprak, arazi ve su, yakacak odun ve tıbbi bitkiler gibi doğal kaynaklara erişimlerini ve bunları kontrol olanaklarını da giderek azaltmıştır. Yer değiştirme durumları, kırsal kesim kadınlarını çeşitli yönlerden olumsuz etkilemekte ve kadınlar bu bağlamda toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle sıklıkla karşı karşıya kalmaktadır.

61. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarını destekleyen, doğal çevreyi tanıyan ve koruyan, organik tarımı özendiren ve kırsal kesim kadınlarını zararlı pestisit ve gübrelemeye karşı koruyan tarım politikalarını uygulamaya koymalıdır. Kırsal kesim kadınlarının kaliteli tohum, araç gereç, bilgi ve ilmin yanı sıra organik tarım ekipman ve donanımına etkili erişimlerini sağlamalıdırlar.

Ayrıca, Taraf Devletler

(a) kırsal kesim kadınlarının geleneksel ve çevre dostu tarım bilgilerine ve bilhassa kadınların geleneksel ve yerli tohumları koruma, kullanma ve paylaşma haklarına saygı göstermeli ve güvence sağlamalı;

(b) gıda kaynakları ve tıbbi kaynakların yerli ve endemik bitki ve türlerini korumalı ve muhafaza etmeli, ulusal ve uluslararası şirketlerin kırsal kesim kadınlarının ilgili haklarını tehdit edecek boyutlara ulaşan patent çalışmalarını önlemeli;

(c) Taraf Devletler, sözleşmelere kırsal kesim kadınlarının tohum biriktirmesine engel olan, zorunlu kısır tohum (terminatör tohum gibi) satın alım şartının konulmasını yasaklamalı;

(d) Arazi kira sözleşmeleri dahil olmak üzere arazi edinimlerinde kırsal kesim kadınlarının haklarının ihlalinin ya da zorunlu tahliye sonuçlarının doğmasının önlenmesini sağlamalı ve arazinin ulusal ve uluslararası şirketlerce alınması ve kalkınma projeleri, madencilik sanayi ve mega-projelerden kaynaklanan olumsuz etkilere karşı onları korumaları;

313

(e) Arazi satışı ve kiralanması, kamulaştırılması ve yeniden yerleşime açılması konuları dahil olmak üzere, kırsal arazi, bölge ve kaynakları etkileyen alım işlemleri veya projelerini onaylamadan önce kırsal kesim kadınlarına gerekli bilgilendirmeleri yaparak ve onları hiçbir baskı altında bırakmadan rızalarını almaları. Bu tür arazi edinimleri gerçekleştirilirken uluslararası standartlara uygun davranmalı ve kırsal kesim kadınlarına gerekli tazminatları sağlamalı ve

(f) Üçüncü taraf olarak devletlere veya şirketlere satılan veya kiralanan kırsal araziyi nitel ve nicel yönden kısıtlayacak kanun ve politikaların benimsemeli ve etkili bir şekilde uygulamalıdırlar.

G.3 Gıda ve Beslenme

63. Gıda güvenliğinin sağlanması, yoksulluğun, yetersiz beslenme ve açlığın azaltılması ve kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesinde kırsal kesim kadınlarının hayati bir rol oynamasına karşın; bu yolda sundukları katkıları sıklıkla bir ücretle ödüllendirilmemekte, görünmez kalmakta ve yeterli desteği görmemektedir. Kırsal kesim kadınları, gıda güvensizliğinden en fazla etkilenen, yiyecek fiyatlarındaki değişkenliklere, yetersiz beslenme ve açlığa maruz kalan ve gıda fiyatlarının yükselişi halinde en fazla güçlük yaşaması muhtemel kesimler arasındadır.1

64. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarının gıda güvenliği ve beslenme haklarının gıda egemenliği çerçevesinde gerçekleştirilmesini ve kadınların doğal kaynaklarını sevk ve idare yetkisine sahip olmalarını sağlamalıdır.

65. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarının, bilhassa hamilelik ve emzirme durumlarında, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına özel önem göstermeli, Ulusal Gıda Güvenliği Bağlamında Yeterli Gıdaya Erişim Hakkının Aşamalı Olarak Gerçekleştirilmesini Desteklemek Üzere Gönüllülük Esasına Dayalı Kılavuz İlkeleri dikkate

1 UN Bel. /HRC/22/50.

314

alarak kırsal kesim kadınlarının yeterli gıda ve beslenme imkânlarına erişimlerini teminen etkili politikalar uygulamalıdır.

66. Taraf Devletler kırsal kesim kadınlarının çeşitli yerel tarım yöntemlerini ve ürünlerini ve pazarlara erişimini destekleyici ve koruyucu kanun, politika ve tedbirler benimsemelidir. Kırsal kesim kadınlarının gıda güvenliği ve sağlığının yanı sıra besi hayvancılığına erişimlerini iyileştirmek üzere ekin ve tıbbi kaynak çeşitliliğini sağlamalıdırlar.

G.4 Zirai krediler, krediler ve sigortaları da kapsayan finansal hizmetler

67. Finansal hizmetlere eşit koşullarda erişim, kırsalda yaşayan kadınların işletmelerinin gelişimi ve üretici ve girişimci olarak uyguladıkları gelir getirici ve geçimlerini sağlamaya yönelik stratejiler bakımından hayati önem taşımaktadır. Kadınların finansal hizmetlere erişimini kısıtlayan faktörler arasında, kadınların kendi hesabına kredi başvurusunda bulunmasına imkân tanımayan kanun ve politika engelleri, erkek bir akrabanın rızasını almadan banka hesabı açmalarını veya sözleşme imzalamalarını engelleyen ayrımcı tutumlar; ya da kırsalda yaşayan kadınların karşılayamadığı teminat talepleri yer almaktadır.

68. Taraf Devletler, kayıtlı finansal hizmetlere geçilmesini teşvik etmeli ve kırsalda yaşayan kadınların kredi, evlilik tasarruf hesapları, sigorta ve ülke içi ödemeler hizmetlerinden kırsal kesimde yaşayan erkeklerle eşit koşullarda faydalanmalarını sağlamalı ve kadınların iktisadi, finansal ve ticari becerilerini desteklemelidir. Taraf Devletler, kırsalda yaşayan kadınların aşağıdaki hususlarda eşit erişimlerini sağlamalıdır:

(a) Toplum yönetimli ve/veya mobil finansal hizmetler. Bu hizmetler, sözgelimi ihtiyaç duyan kadınlara çek ve senet verilmesi gibi yollarla kırsal kesim kadınlarının ihtiyaçlarına yanıt vermeli ve basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bankacılık uygulamaları kullanılarak düzenlenmelidir. Ayrıca resmi finansal hizmet tedarikçilerine erişimlerini kolaylaştırıcı nitelikte olmalıdır.

315

(b) Mali hizmet ve imkânlarla ilgili bilgi ve

(c) Okumaz-yazmazlık endişelerini de dikkate alan yeni yöntemlerin benimsendiği mali beceri geliştirme programları

69. Taraf Devletler, krediler dahil olmak üzere mali hizmetlerin toplumsal cinsiyete duyarlı mekanizmaları kapsamasını ve erkek bir garantörleri olmadığı için kırsal kesim kadınlarından esirgenmemesini sağlamalıdır. Kayıt prosedürleri, çok sayıda kırsal kesim kadınının karşılaştığı, zaman ve hareket kısıtlılığı sorunlarına uyarlanarak düzenlenmelidir. Çok sayıda kadın çiftçinin sahip olduğu küçük çiftliklerin kadrosuz çalışma yapılarının da tarım kredilerinden faydalanmasına imkânı tanınarak, resmi kadro hakları olmayan kırsal kesim kadınlarının da bu kredilere erişimi sağlanmalıdır.

G.5 Piyasalar ve pazarlama imkânları

70. Kırsalda yaşayan kadın çiftçi ve üreticilerin ürünlerinin satışında ve üretiminde başarılı olabilmeleri için pazarlara, pazarlama imkânlarına erişimlerinin olması ve etkili pazarlama becerileri geliştirmeleri gerekmektedir. Ne var ki; kamusal ve özel alanlarda ayrımcılık ve yanı sıra hareket ve zaman kısıtlamaları; pazarlama imkânlarından ve tedarik zincirlerinden faydalanma hususunda kırsal kesim kadınlarının dışlanmasına neden olabilmektedir. Kırsalda yaşayan kadınlar ayrıca, pazarlama komitelerinde yeterli ölçüde temsil edilememekte ve yerel pazarlama imkânlarının tasarım, uygulama, kullanım ve geliştirme süreçlerine sıklıkla çok az girdi sağlayabilmektedir.

71. Taraf Devletler kırsalda yaşayan kadınların pazarlara ve pazarlama imkânlarına erişebilmelerini ve pazarlama imkânlarının ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesini sağlamak üzere çiftçi ve üretici olarak pazarlara erişim ve pazarların etkin kullanımı hususunda karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin açık bir şekilde alınmasını sağlamalıdırlar. Taraf Devletler özel amaçlı yardım faaliyetleri gibi araçlardan

316

faydalanarak, bu kadınların pazarlama becerilerini ve ürünlerine katma değer sağlayacak başka becerilerini geliştirmeye çalışmalıdır.

72. Devletler ayrıca, kırsalda yaşayan kadınların ekonomi ve girişimcilik becerilerini destekleyici ve pazarlara ve değer zincirlerine erişim kapasitelerini geliştirici özel destek/tarımsal yaygınlaştırma programları ve danışmanlık hizmetleri geliştirmelidir.

G.6 Teknoloji

73. Altyapı ve teknoloji çözümlerinden faydalanarak kırsalda yaşayan kadınların iş yükünü hafifleterek zaman tasarrufu sağlamak özellikle hayati önem arz eder ve bu bakımdan, kadınların tarım, sulama ve su toplama-depolama teknolojilerine ve iş yükünü hafifletecek ekipmana ihtiyaçları vardır. Ayrıca kırsalda yaşayan kadınların bilgi ve iletişim teknolojilerine ve mobil ağlara erişimlerinin sağlanması, diğer unsurların yanı sıra pazarlama becerilerinin geliştirilmesi kadar önemlidir.

74. Taraf Devletler, tarım, sulama ve su toplama-depolama teknolojileri ve ücretsiz ev ve üretim işlerinin yükünü azaltacak teknolojiler dahil, işten tasarruf sağlayan ve çevreye uyumlu teknoloji çözümlerinin kırsalda yaşayan kadınların kullanımına ve erişimine sunulmasını sağlamalı ve kırsal alanlarda bilgi ve iletişim teknolojileri dahil teknolojik imkanlara erişimlerini iyileştirecek uygun ortamlar yaratmalıdır. Bu teknoloji çözümlerinin tasarlanması aşamasında kırsalda yaşayan kadınların görüşleri alınmalı ve yenilikçi teknoloji çözümlerinden faydalanmaları teşvik edilmelidir.

G.7 Bilgi ve İletişim Teknolojileri

75. Bilgi ve iletişim teknolojileri (radyo, tv, cep telefonu ve internet dahil) kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının dış dünyayla bağlantısını ve bilgiye ve eğitime kolay erişimlerini sağlayarak, onların güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Çeşitli teknolojilerle, çevrimiçi topluluklara katılımdan uzaktan eğitimden faydalanmaya varan

317

çeşitli ihtiyaçlara yanıt verilebilmektedir. Ne var ki; kırsal kesim kadınları ve kız çocukları bu teknolojilere erişimde cinsiyet uçurumundan orantısız olarak etkilenmekte olup bu durum ‘sayısal uçurum’un önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Yoksulluk, coğrafi izolasyon, dil engelleri, bilgisayar okur yazarlığının yetersiz olması ve ayrımcı toplumsal cinsiyet klişeleri faktörlerinin tamamı, kırsal kesimde yaşayan kadınlar ve kız çocuklarının bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimlerini engelleyebilmektedir.

76. Taraf Devletler, bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe toplumsal cinsiyet eşitliğini yerleştirmek ve kırsal kesimde kadınların ve kız çocuklarının bu teknolojilere erişimlerini artırmak ve yanı sıra köy veya topluluk tabanlı bilgi merkezleri geliştirmek gibi yollarla bu teknolojilerde becerilerini artırmak üzere açılımlar yapmak ve bunların geniş çevrelere ulaşmasını sağlamak üzere tedbirler almalıdır. Taraf Devletler ayrıca, kırsal kesimde kadınlara ve kız çocuklarına erişme potansiyeli olan bir teknoloji olarak mobil telefonlar üzerinden kamuoyu farkındalığını ve eğitim durumlarını araştırmalıdır.

G.8 Toprak ve tarım reformu, arazi istimlaki ve yeniden yerleştirme

77. Kırsal kesim kadınları sıklıkla tarım ve toprak reformlarının kapsamı dışında kalmakta ve bu reformlar toplumsal cinsiyete duyarlı uygulamalara dönüşmemektedir. Toprak reformu politikaları zaman zaman erkek yanlısı olabilmekte; araziler yalnızca erkekler adına tescil edilmekte, tazminat ödemeleri çoğunlukla erkekler hesabına yapılmakta ya da (mülkün kendisinin, kullanım hakkının ya da değer kaybına neden olan) arazi kullanım kısıtlamaları, yalnızca erkeklerin faaliyetleri temelinde tazmin edilmektedir.

78. Taraf Devletler toprak ve tarım reformlarını gerçekleştirirken, kırsalda yaşayan kadınların mülkiyet haklarının eşitliğine öncelik vermeli ve bu hususu, toprak reformunun özel ve merkezi hedefi olarak değerlenmelidirler. Taraf Devletler

(a) Toprak ve tarım reformu programlarında, sözgelimi ortak tescil, eşlerin ortak mülkiyetinde olan arazilerle ilgili satış veya ipotek işlemleri veya ticari anlaşmalar için

318

kadının rızasının şart koşulması gibi yollarla, toplumsal cinsiyete dayalı amaç, hedef ve tedbirlerin yer almasını sağlayarak şekli ve maddi eşitliği ilerletmeli;

(b) Arazi paylaşım, kayıt, tescil veya tapu işlemlerinde kırsal kesim kadınlarının eşit mülkiyet haklarını tanıyarak kapsayıcı bir tutum sergilemeli;

(c) Ayrımcı hükümlerin ortadan kaldırılması amacına yönelik olarak, yerli kadınların kanun, gelenek, görenek ve arazi kullanım sistemlerini resmen tanımalı ve gözden geçirmeli;

(d) Kırsal kesim kadınlarının arazi, su kaynakları, balıkçılık, ormanların devlet eliyle dağıtımı, kiralanması veya kullanımından; tarımsal reform politikalarından, kırsal yatırımlardan ve kırsal bölgelerde doğal kaynakların yönetiminden faydalanmalarını teminen geçici özel önlemler dahil tedbirler geliştirmeli ve uygulamalıdır. Kamu arazilerinin, balıkçılık ve ormancılık faaliyetlerinin dağıtımında, toprağı olmayan kırsal kesim kadınlarına öncelik tanınmalıdır.

H. Yeterli yaşam koşulları [madde 14, para.2(h)]

H.1 Barınma

79. Yeterli koşullarda barınma hakkı, temel altyapının ve hizmetlerin sıklıkla erişilmez veya düşük kalitede olduğu kırsal alanlarda özellikle endişe kaynağıdır. Kırsal kesimde kadınların mülkiyet haklarını koruyan (kadınların hukuki ehliyetinin tanınması, teminat sağlanması ve tapu tescil işlemlerinde kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması gibi) tedbirlerin çoğu, yeterli koşullarda barınma hakkının korunması hususunda uygulanabilir.1 Ancak, kırsaldaki konut

1 UN Bel. A/HRC/19/53.

319

imkânlarının toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısıyla iyileştirilmesi için ek tedbirler de alınabilir. Bu bağlamda;

80. Taraf Devletler, konut meselesini genel bir kırsal kalkınma sorunu olarak ele almalı ve tedbirlerin kırsalda yaşayan kadınların görüşleri alınarak geliştirilmesini sağlamalıdır. Taraf Devletler kırsal kesim kadınlarının özel ihtiyaçlarını dikkate alan özel amaçlı politika ve programlar geliştirmek ve uygulamak suretiyle kırsaldaki konut kalitesini artırmalıdır. Bu yönde yapılacak çalışmalar, Kalkınmaya Bağlı Tahliye ve Yer Değiştirme Temel İlke ve Kılavuz İlkeleri dâhil olmak üzere uluslararası barınma hakkı standartları doğrultusunda yürütülmeli ve devlet eliyle ve devlet dışı aktörlerce kadınların yaşam alanlarını terke zorlanmasına karşı etkili koruma sağlayacak güçlü tedbirler alınmalıdır.

H.2 Su, sanitasyon ve enerji

81. Kırsal kesimde yaşayan kadınların ve kız çocuklarının su ve sanitasyon hakları yalnızca başlı başına elzem haklar olmayıp aynı zamanda sağlık, beslenme, eğitim ve katılım dahil geniş bir dizi diğer hakkın gerçekleştirilmesinde kilit rol oynamaktadır.

82. Kırsal kesimde yaşayan kadınlar ve kız çocukları, doğal kaynaklara eşitsiz erişim ve altyapı ve hizmet eksikliği ile daha da kötü bir hal alan su kıtlığının en kötü etkilediği gruplar arasında yer alırlar. Suya erişebilmek için, kırsal kesim kadınları ve kız çocukları sıklıkla uzun mesafeler boyunca yürümek zorunda kalmakta; bu ise bazı durumlarda, cinsel şiddete ve saldırılara uğrama risklerini artırmaktadır. Çok sayıda bölgede kırsal altyapı ve hizmetlerin yetersizliği nedeniyle, kırsal kesim kadınları sıklıkla, kimi zaman kalitesiz su kaynaklarından su alabilmek için günde 4-5 saat zaman harcamakta, ağır kaplarda su taşımakta, akut fiziksel rahatsızlar yaşamakta ve yanı sıra güvensiz kaynaklardan gelen su ile hastalıklara yakalanmaktadırlar. Bu yükü azaltabilmek için; kuyu-sondaj teknolojisi, su çıkarma sistemleri, atık su dönüşüm teknolojisi, işgücü tasarrufu sağlayan sulama teknolojileri, yağmur suyu toplama ve ev suyu arıtma ve temizleme sistemleri dâhil bir dizi maliyet etkin ve etkili teknoloji çözümleri mevcuttur.

320

83. Tuvaletlerin bulunmadığı koşullarda, kırsalda yaşayan kadınlar ve kız çocukları mahrem alanlar aramak için uzun mesafeler kat etmek zorunda kalmaktadır. Yeterli sıhhi tesisatın sağlanamaması da hastalık riskini artırmaktadır. Bu sorunu çözmek için, kırsal kesim kadınları ve kız çocukları, toplumsal ve kültürel olarak kabul edilebilir olmanın yanı sıra güvenilir, hijyenik ve güvenli sanitasyon imkanlarına fiziksel ve ekonomik olarak erişebilmelidir.

84. Kırsal kesim kadınlarının elektriğe ve yanı sıra diğer enerji türlerine erişimleri sıklıkla kısıtlı kalmaktadır. Biokütle enerjisinin toplanması ve kullanım sorumluluğu ve bundan kaynaklı sağlık ve güvenlik riskleri asli olarak kadınların ve kız çocuklarının payına düşmektedir. Hane halkı enerji gereksiniminin karşılanmasından geleneksel olarak sorumlu olmakla beraber, hane halkı düzeyinde ana enerji tüketicileri olarak maliyet artışlarından veya kaynak kıtlığından doğrudan daha fazla etkilenmeleri olasıdır. (h) bendinde elektriğe özel atıfta bulunulurken; kırsal kesim kadınlarının sözgelimi pişirme, ısıtma/soğutma ve ulaşım gibi diğer enerji gereksinimlerinin de olabileceğinin ayırdına varılması önem taşımaktadır.

85. Taraf Devletler kırsal kesim kadınlarının aşağıda sıralı temel hizmetlere ve kamu mallarına erişimlerini sağlamalıdır:

(a) Kişisel ve evsel kullanım ve tarım/sulama amacıyla yeterli, güvenli, kabul edilebilir ve fiziksel olarak erişilebilir ve makul fiyatlı su temini

(b) Kadınların ve kız çocuklarının adet döneminde hijyenlerinin sağlanması ve hijyenik pedlere erişebilmeleri için yeterli sıhhi tesisat ve hijyen

(c) Şebeke hizmetlerinin kırsal bölgelere ulaşması ve düşük maliyetli teknolojilerden faydalanarak güneş enerjisinin ve diğer sürdürülebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi yoluyla sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynakları.

321

H.3 Ulaşım

86. Ulaşım imkânlarına erişim, kırsalda yaşayan kadınlar için önemli bir sorun olup eğitime, geçim kaynaklarına ve sağlık hizmetlerine erişim dâhil çeşitli haklardan faydalanmalarını etkilemektedir. Coğrafi konumun uzaklığı, zor bölge koşulları, altyapı eksikliği ve toplu taşıma olanaklarına yetersiz erişim nedeniyle günlük hareket imkânını kısıtlayabilmektedir. Kırsal alanlarda ulaşım imkânlarının mevcut olduğu durumlarda bile; seyahatin maliyeti ve bu esnada cinsel taciz ve şiddetle karşılaşma riski, kırsal kesim kadınlarının bu imkânlardan faydalanmaları hususunda güçlü caydırıcılar halini alabilmektedir. Sonuç itibariyle, sıklıkla uzun saatler gerektirecek şekilde yürüyerek seyahat etmekte; bu durum ise, sağlık ve emniyet risklerinin yanı sıra zaman kısıtlılığını körüklemesi anlamında başka yeni sorunlara yol açmaktadır.

87. Taraf Devletler kırsal kesimlerde cinsiyet farklandırmalı ulaşım hizmeti taleplerini analiz etmeli; ulaşım sektörü politika ve programlarının kırsal kesim kadınlarının hareketliliği ile ilgili ihtiyaçları yansıtacak şekilde geliştirilmesini sağlamalı ve onlara güvenli, ekonomik ve erişilebilir ulaşım imkânları sunmalıdırlar.

I. Gelişmiş ülkelerde kırsal kesim kadınları

88. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kırsal kesim kadınları sıklıkla benzer yoksulluk ve dışlanma sorunlarıyla karşı karşıya kalmakta ve erişilebilir hizmetler, sosyal koruma ve ekonomik güçlendirme bakımından benzer ihtiyaçlar sergileyebilmektedir. Gelişen birçok ülkede olduğu gibi, gelişmiş ülkelerde kırsal ekonomiler erkekleri destekleme eğilimi göstermekte ve gelişmiş ülkelerin kırsal kalkınma politikaları da zaman zaman kadınların ihtiyaçları ve haklarına yeterince ilgi göstermeyebilmektedir. Gelişmiş ülkelerde (ve yanı sıra gelişen ülkelerde) kırsal kesim kadınları, haklarının kullanımını destekleyen ve garanti altına alan özel amaçlı politika ve programlara ihtiyaç duymaya devam etmektedir. Önceki kısımlarda yer verilen tavsiyelerin birçoğu, gelişmiş ülkelerde yaşayan kırsal kesim kadınlarını ilgilendirmeyecektir; fakat bu kadınlara özgü, özel ilgi gerektiren konular da söz konusudur.

322

89. Sözgelimi, çok sayıda göçmen kadın işçi gelişmiş ülkelerde tarım sektöründe istihdam edilmekte ve şiddet ve söm