GERÇEK DEMOKRASİLERDE KADIN BİREY’DİR

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince düzenlenen ortak basın toplantısı 12 Temmuz 2011 Salı günü saat 10.30’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Toplantının açılışını İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan yaptı. Basın açıklamasını ise İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü ve Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı Av. Nazan Moroğlu sundu.
Nazan Moroğlu, Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının yerine icracı bakanlık olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmasını ve bakanlığın adından KADIN kelimesinin çıkarılmasını eleştirdi.
Moroğlu, kadının, bütün gerçek demokrasilerde olduğu gibi ailenin bir üyesi olmanın ötesinde birey olarak dikkate alınması gerektiğini belirtti ve bugüne kadar elde edilen hukuksal kazanımların korunmasını ve icracı Bakanlığın ilk icraat olarak “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni acilen onaylaması için TBMM’ye sunmasını istedi.
Moroğlu ayrıca, 2023 vizyonunda nüfusun yarısı olan kadınların sorunlarının çözümünün de yer almasını, çalışmalarına başlamadan önce Bakanlığın adının “Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirilmesini beklediklerini bildirdi.
Nazan Moroğlu’nun sunduğu basın açıklaması şöyle:
Bilindiği gibi, bir ülkede çağdaşlığın ve demokrasinin temel kriteri kadın erkek eşitliğidir. Dünyada gerçek demokrasinin yerleştirilmesi için, Birleşmiş Milletler “Kadın Sorunlarının” çözümü için kararlılığını “UN WOMEN” adlı tek birim altında toplayarak gösterdiği; Avrupa Birliği tüm politika alanlarında kadın erkek eşitliğini sağlamak üzere yol haritaları çizdiği, her alanda karar verici konumda kadın sayısının artırılması için en az %30 olmak üzere oranlar belirlediği; Avrupa Konseyinin, Kadına Yönelik Şiddeti Önlemek amacıyla bağlayıcı bir Sözleşmeyi ülkelerin onayına sunduğu bir dönemde, Türkiye’de siyasi ve toplumsal sorunlara çözüm bulunmaya çalışılırken, Kadın sorunları görmezden gelinmeye devam ediyor.
8 Haziran 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile Bakanlıklar yeniden yapılandırılırken Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı yerine icracı Bakanlık olarak “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” kuruldu.
61. Hükümette tek kadın Bakan yer aldı. Ancak, yeni Bakanlığın adında “Kadına” yer verilmedi. Oysa Bakanlık kurulurken, ülkemizin koşulları göz önünde tutulmalı, kadının eğitimde, iş yaşamında, siyasette ve kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri açısından yaşadığı sorunların çözümünde kurumsal yapının önemi dikkate alınmalıydı. Kadın sadece ailenin bir üyesi olarak değil, özel ve kamusal yaşamda bir BİREY olduğu esas alınmalıydı.
Türkiye'de kadının sorunu sadece aile içinde değil yaşamın her alanında devam ediyor:
EĞİTİMDE (her on kadından ikisi "%19"u okuma yazma bilmiyor)
ÇALIŞMA YAŞAMINDA (çalışmak isteyen her kadından sadece ikisi "%22"si istihdam ediliyor)
SİYASETTE (12 Haziran 2011 Genel Seçimleri önce siyasi partiler kampanyalarında vaat etmelerine rağmen listelerde seçilebilecek sırada çok az kadın adaya yer verdiler. 78 kadın milletvekili ile TBMM'de ancak %14 temsil oranında yer alabildiler. Yerel yönetimlerde ise yok denecek kadar az sayıda).
KARAR MEKANİZMALARINDA (kamu kurumlarında yönetici konumda kadın sayısı çok az).
KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ boşandığı kişi, evlenmek istemediği kişi veya sevgili tarafından her geçen gün artarak devam ediyor.
Görüldüğü gibi, Türkiye'de kadınların sorunu sadece aile içinde değil. Bu nedenle, ülkemizin koşulları ve ihtiyacı göz önünde tutulmalı ve kurulan yeni Bakanlığın adı “Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar” Bakanlığı olmalıydı.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği üyeleri olarak, yeni kurulan Bakanlıklarla ilgili şu hususlara önemle dikkat çekmek istiyoruz:
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün kaldırılıp, gençliğin önemi ve gelişmesinin sağlanması açısından Bakanlık olarak kurulduğu açıklanırken, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırılırken yerine kurulan Bakanlığının adının da Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olması gerekirdi.
KHK ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu yürürlükten kaldırılırken, mevcut uzman personelin görevlerine son verilmemesi, bilgi birikiminin değerlendirilmesi gerekirdi.
Yeni kurulan Avrupa Birliği Bakanlığının, müzakere sürecinde, AB politikalarının her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği kriteri esas alındığından Kadın Bakanlığının kaldırılması nedeniyle zorlanacağının öngörülmesi gerekirdi.
Türkiye, % 11’lik büyüme ile dünya çapında ön sırada diye övünülürken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde Türkiye’de kadının konumunun 134 ülke arasında 126. sırada olduğu dikkate alınması, Bakanlık düzeyinde acil çözüm arayışları gerekirdi.
Bakanlık için 134 din görevlisi kadrosu ihdas edilirken KHK’da hangi görevi yapacakları konusunda açıklama olması gerekirdi.
Kadın BİREY olarak dikkate alınmadıkça, sadece aile içindeki konumu ile sınırlandıkça, KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNDEN VE GERÇEK DEMOKRASİDEN söz edilmesinin mümkün olmadığını;
Bakanlığın ilk icraatı olarak “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin acilen onaylanması için TBMM Genel Kuruluna sunmasını istediğimizi,
Türkiye’nin 2023 vizyonunda, nüfusun yarısı olan kadınların sorunlarının çözümünün de yer almasını, çalışmalarına başlamadan önce Bakanlığın adının “Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirilmesini beklediğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi